Kategori Haberleri: Sendikal Makaleler
Herkesin malumu olduğu üzere sendikalarla Milli Eğitim Bakanlığı arasında daimî bir çekişme mevcuttur. Bakanlık bozmaya gayret eder; sendikalar, düzeltmeye!… Aralarında müdhiş bir didişme mevcuttur.
Dünyada en çok değişikliğe uğrayan düzenlemelerden birisi de ücret rejimleridir. Özellikle gelişmesini tamamlayamamış ülkelerin ekonomileri istikrar bulmadığı için
Beslendikleri ideolojik kaynak sayesinde üyesi oldukları sınıfa yabancılaşma tehlikesini aşarak emeğin sorunlarını çözmeye çalışan dürüst sınıf sendikacılarına rağmen, sendikacılık
Sınıf Sendikacısı kendini tanımak zorundadır. Kendimizi tanıdığımızda, zaaflarımız, geriliklerimiz ya da yapamadıklarımız bizi korkutamaz. Orada korku değil, kendine güven vardır.
Sermayenin son yüz yıl içinde elde ettiği başarılardan biri, belki de en büyüğü, sınıf kimliği muğlâklaştırılmış bir demokrasinin, “vazgeçilemez” bir toplumsal ve siyasal değer mertebesine çıkarılmış olmasıdır.
Türk Eğitim- Sen Nevşehir Şubesi’nin “Türkiye’de Eğitim Sendikaları” başlığı altında yaptığı çalışmalar ve uzun süren araştırmaları sonucu büyük şehirlerde sendikacılığın Anadolu illerine göre çok geride olduğu gün yüzüne çıktı.
Bir devletin yönetiminde kararlılığı sağlayan esaslardan biri de özellikle yüksek mevki sahiplerine görevlerinde uzun süre kalma imkânının tanınmasıdır.
Ülkemizde yetersiz üretim modeli ve bunun yarattığı işsizlik nedeniyle çok sayıda genç üniversiteyi bir iş kapısı olarak görerek üniversiteye girmeye çalışmaktadır.
“En büyük eşitsizlik, eşit olmayanlara eşit muamelesi yapmaktır. En büyük ayrımcılık da tipleri aynı olmayanlara tek tip muamelesi yapmaktır.
4688 Sayılı yasa gereği grevsiz toplu sözleşmesiz “toplu görüşme” cenderesine sıkıştırılmış Kamu emekçileri sendikacılığı 2010 yetki sürecini tamamlamak üzere.
Yaz Dönemi Yaklaşırken Kamu Emekçileri Sendikaları Önündeki İki Yol (Rehavete mi? Mücadeleye mi?)
Yaklaşık 5–6 aydır tüm emekçiler kıpır kıpır.
Nasıl yapmalı? toplantısında sunduğu değerlendirmenin ikinci bölümünde mücadeleci sendikacılık anlayışı ele alınıyor.
Bugün gazetelerin 3.sayfalarına yansıyan haberler, eğitimde ve toplumda yaşanan şiddet olaylarının hangi boyutlara ulaştığının görülmesi açısından dikkat çekicidir.
Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken
aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.
B.Russel
Kamu çalışanlarına güven kapısı olarak kurulan sendikalar kurulduğu günde bu güne kadar sayılarına sayı eklerken bu gün sendikaların sayılarının azaldığını görüyoruz.
Cesaret ister. Kalabalıklar güvenlidir ve insanoğlu ait olma duygusunu önemser. Aile yaşantımız, sosyal çevremiz bu ihtiyaçla şekillenir. Siyasi duruş ve sivil toplum örgütlülüğü de aynı şekilde ait olma ve birlikte güçlü olma kaygısının ürünüdür.
Tekel direniş çadırları ve Tekel İşçisinin onurlu direnişi mücadelenin yönünü gösterdi. Artık ne tekel işçisi eski tekel işçisidir, ne de emekçiler Ocak Şubat direnişin eylemliliğinin gerisine düşe bilirler. Çadırlarla tam gün tam zamanlı örülen direniş …
Hangi padişah zamanında yaşandığını tam bilmesek de, anlatacağım olay ayniyle vakidir. Büyük bir ihtimal hikâyeyi okuduğunuz zaman da göreceğiz ki, bu olay gevşeme dönemlerimize aittir. Emin oğlu Mehmet Efendi diye bilinen hayırsever, idealist bir Türk, …
Konya Selçuk Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma sendikalı işçilerin sendikasız işçilerden daha mutlu ve iş veriminin daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmada ayrıca yabancı sermayeli şirketlerde çalışan işçilerin yerli sermayeli işletmelerde çalışanlara göre iş doyumlarının …
“Cesaretin azı korkaklık fakat çoğu çılgınlıktır” denir. Hakikaten de öyle…Önceden bir postacıyı birde her ay mutemedi beklerdi memurlar. İkisi de sevinçli haber getirirlerdi. Artık ikisi de işlevini yitirdi. Postacılar eskisi gibi sevinçli haberler değil, telefon …
Sanma ciddiyet ile sarf ederim sanatımı
Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir
Bezm i meyde sufehanın saza meftun oluşu
Nazarımda su içen eşşeğe ıslık gibidir…
İstanbul şüphesiz; Türkiye’nin en büyük kentidir. Milli gelir içindeki en önemli katkı nasıl İstanbul’a aitse; değişimin gözü de hep İstanbul üzerindedir. 39 İlçesi bulunan İstanbul’un birçok ilçesinin nüfusu, Anadolu’daki birkaç ilin toplam nüfusundan az değildir. …
