AVRASYA EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ
Derneğimiz yönetim kurulunun almış olduğu karar doğrultusunda ülke genelinde temsilcilikler verilmektedir. Halen 26 ilde temsilcilik oluşturan Derneğimiz, 30–31 Ocak 2010 tarihlerinde İstanbul’da 1. Temsilciler Kurulu İstişare Toplantısını yapmıştır.Genel Başkan Şuayip ÖZCAN toplantıda yaptığı açış konuşmasında; derneğimizle ve üst kuruluşumuz olan Avrasya Eğitimcileri Federasyonu ile ilgili bilgiler verdikten ve yapılan çalışmaları açıkladıktan sonra, “Amacımızın Türk Dünyası ile ilgili ilişkileri geliştirerek bağlarımızı güçlendirmek, Türkçe eğitiminin yaygınlaştırılmasını sağlamak, derneğimizin hedeflerini tespit etmektir.” dedi.
“Ayrıca, toplantımızın bir amacının da, eğitim çalışanlarının ekonomik, kültürel ve sosyal hakları konusunda yapılacak çalışmalar ve nesillerimizin milli ve manevi değerlerimiz doğrultusunda -gelişen teknolojiye göre- yetiştirilmeleri için istişarelerde bulunmak olduğunu, bu nedenle temsilcilerimizin toplantıda tüm görüşlerini açıkça belirtmeleri gerektiğini…” ifade etmişlerdir.
Daha sonra sözü temsilcilere bırakmıştır. İl temsilcileri teke tek söz alarak görüş ve önerilerini belirtmişlerdir. Toplantıda açıklanan görüşler doğrultusunda “sonuç bildirisi” hazırlanmıştır.
30–31 OCAK 2010 TARİHLERİNDE İSTANBUL’DA YAPTIĞI TEMSİLCİLER KURULU İSTİŞARE TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRİSİDİR.
Avrasya Eğitimcileri Derneği Temsilciler Kurulu İstişare Toplantısı, 30–31 Ocak 2010 tarihlerinde İstanbul’da gündemli olarak toplanmıştır. Toplantıda derneğimizin kuruluş amacı, kurulduğu 26.11.2002 tarihinden bu yana yaptığı çalışmalar değerlendirilmiş ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefler görüşülmüştür.
Diğer yandan; merkez yönetim kurulu üyeleri ile il temsilcileri, son dönemlerde Ülkemizde, Türk Dünyasında ve diğer coğrafyalarda yaşananlarla ilgili düşüncelerini açıklamışlardır. Bu değerlendirmeler sonucu aşağıda açıklanan görüşler ortaya çıkmış ve bazı tavsiye kararları alınmıştır.
1- Derneğimiz eğitime ve eğitim çalışanlarının ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki haklarına çok önem vermektedir.
a) Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok tartışılan konulardan birisinin, eğitimin niteliği olduğunun bilincindedir. Ancak, bu tartışmalar arasında mevcut eğitim sistemimizde ABD ve AB’nin yapılmasını istediği veya dayattığı değişikliklere de itibar edilmemelidir.
* Örgün ve yaygın eğitimin her aşamasında kendimize özgü, millî bir eğitim sistemi geliştirilmeli ve uygulamaya konulmalıdır.
* Kamunun yaptığı eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kalitesinin artırılması için politik, sosyal ve ekonomik şartlar geliştirilmelidir.
* Herkes ilgi, istek, yetenek ve yeterlilikleri ölçüsünde ve eşit şekilde eğitim haklarından yararlanmalıdır.
b) Eğitimin niteliğini belirleyen unsurların başında öğretmen gelmektedir. Bu sebeple, eğitim çalışanlarının;
* Çalışma ve istihdam şartları iyileştirilmeli, meslekî yeterliliklerini artırmak, sosyal ve kültürel haklarını geliştirmek için çalışmalar yapılmalıdır.
* Ekonomik ve sosyal güvenlik hakları en üst seviyeye getirilmeli, örgütlenme hakları korunmalı ve geliştirilmelidir.
2- 25 ilde oluşturulan il temsilciliklerinin, tüm Türkiye’ye yayılması için diğer illerde de temsilcilikler oluşturulmalıdır.
İl temsilcileri; kendi il ve ilçelerinde bulunan diğer sivil toplum kuruluşlarına ziyaretlerde bulunarak derneğimizi tanıtmalı, derneğimizin amaçlarına aykırı olmamak kaydıyla eylem ve etkinliklerde ortak hareket etmeli ve dayanışma içinde olunmalı, bu konuda yapılan çalışmalar yerel basın aracılığı ile kamuoyuna duyurulmalıdır.
Diğer taraftan da eğitim çalışanlarına yönelik haksız uygulamalar karşısında ortak hukuki mücadele yürütülmelidir.
3- Üst kuruluşumuz olan Uluslararası Avrasya Eğitimcileri Federasyonu’na üye Azerbaycan, Bulgaristan, Irak (Türkmen Bölgesi) Kazakistan, Kosova, Makedonya, Romanya ve Ukrayna (Kırım Bölgesi)’dan derneklerle dayanışma içerisinde eğitim konularında projeler hazırlanmalı, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunulmalı, gezi, gözlem ve tanışma amaçlı karşılıklı geziler düzenlenmeli, kardeş okullar oluşturulmalı ve yardımlaşma sağlanmalıdır.
4- Dünyada; Birleşmiş Milletler verilerine göre 165 milyon, Türk Dil Kurumu’na göre 220 milyon, bazı kaynaklara göre de 300–350 milyon insan anadil olarak Türkçe konuşmaktadır. Türkçe; Hintçe, Çince, İngilizce ve İspanyolcanın arkasından en büyük ve yaygın dil özelliğine sahiptir.
Türkçenin korunması ve geliştirilmesi, hatta uluslararası bir konuma getirilmesi için çaba sarf edilmelidir. Öncelikle ülkemizde Türkçeye önem verilmeli, küçümseyici ve yozlaştırıcı uygulamalardan kaçınılmalıdır. Yabancı dil öğretmekle yabancı dille eğitim yapmak birbirine karıştırılmamalıdır. Çocuklarımıza yabancı dil öğretilmeli, ancak yabancı dille eğitim yapılmamalıdır.
Diğer yandan; Türk dünyasında ortak alfabeye geçilmesi ve Türkçenin ortak dil olarak kullanılması için gerekli çabalar gösterilmelidir.
5- 350 milyon tahmin edilen Türk Dünyasının birlikteliği konusu, özellikle ve öncelikli olarak devlet politikası haline getirilmelidir. İsmail GASPIRALI Beyin ifadesiyle “Dilde, fikirde ve işte birlik..” için Türk devlet ve toplulukları arasında -akraba topluluklar da dahil edilmek suretiyle- her konuda birliktelik sağlanmalı, uluslararası platformlarda ortak hareket edilmelidir.
Türkler arasında kaynaşma, yardımlaşma ve dayanışma sağlanması için karşılıklı sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlenmelidir. Bunun için kurum ve kuruluşlar oluşturulmalıdır.
Ayrıca, yazılı ve görsel basınımız, insanlarımıza Türk Dünyasını tanıtacak, kültürel değerlerimizi benimsetecek ölçüde yer vermelidir.
6- Milli hassasiyetleri olan ve ülkesine bağlı sivil toplum kuruluşlarının, önlerindeki bürokratik engeller kaldırılmalı, -yurtdışı ile bağlantılı kuruluşlar yerine- bu kuruluşlara destek ve önem verilmelidir.
Çağımızda devletler; diğer devletlerde yürütecekleri birçok faaliyetleri, ya o devlette kuruluş oluşturarak ya da kurulmuş derneklere destek vererek yapmaktadırlar. Benzer uygulamayı bizim devletimiz de yapmalıdır.
7- Çeşitli çevrelerce ortaya atılan “iddialar” ve “açılım” söylemleri nedeniyle ülkemiz insanlarının gerildiği, karşılıklı ötekileştirmelerin arttığı, karamsar ve güvensiz bir ortam oluştuğu gözlenmektedir.
Maalesef ülkemiz; vatandaşlarımızın birbirine şüpheyle baktığı, en basit değerlendirmelerin veya en küçük olayların bile kavga sebebi olduğu, kapkaç ve madde bağımlılığının arttığı, cinayet, çocuk kaçırma, taciz etme ve tecavüz gibi ahlaksızlıkların çoğaldığı bir ülke görünümündedir. Açlığın, yoksulluğun, sefaletin ve işsizliğin had safhaya çıktığı ülkemizde; insanlarımız bir torba kömür, bir çuval odun, bir tane ekmek için birbirini yiyecek hale gelmiştir.
Hükümet; daha büyük sosyal sorunlara meydan vermemek ve toplum psikolojisini daha fazla bozmamak için, bu konularla ilgili tedbirlerini almalıdır.
Ancak, Anayasamızdaki sosyal devlet ilkesinin, sosyal yardım ve dayanışma adı altında yapılan yardımlar ve dağıtımlar sırasında suiistimal edilmemesine dikkat edilmelidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Uğur Kemal ÖNDER
Avrasya Eğitimciler Derneği Kayseri Temsilcisi
