Anasayfa / Kamu Sendikaları / Değerler Düşmanlığı ve Sendika

Değerler Düşmanlığı ve Sendika

Cami, namaz, ezan, başörtüsü, İslam, Hz. Muhammed sevgisi gibi anahtar kelime ve kavramları duyunca bu kelime ve kavramların remzi olduğu dünyaya olan düşmanlıklarından kırmızı görmüş boğalar gibi burnundan ateşler saçarak saldırıya geçen bir dünya var. Bu dünyaya ait olanlar siyasetçisi, sanatçısı, gazetecisi, sendikacısıyla değerlerin neşv ü nema bulmasına mani olmak için ellerindeki tüm imkânları seferber ederek değerler düşmanlığını tam bir motivasyonla, her fırsatta sürdürüyorlar.

Bu dünyaya öncülük eden bir kısım medya organının yüz elli yıldır kuruluş gayesine uygun olarak milli ve manevi değerlerine bağlı, inancının gereğini yerine getirmede azim ve gayret sahibi kesimleri düşman bellediği ve her fırsatta aşağıladığı, alay ettiği de gün gibi ortadadır. Bunların sahipleri ve adları zamanla değişse de mecraları değişmemektedir. Değerlerine bağlı siyasetçiye, bürokrata, sanatkâra, gazeteciye hayat hakkı tanımayan, bunların içerisinden küçücük bir hata yapanı sansasyonel biçimde manşetlere taşıyarak asıl hedefine giden yolda bir imkan, yani değerlere saldırı fırsatı olarak kullanan bir kısım medyanın maksadı ve neye, kime hizmet ettiği milletimiz tarafından bilinmektedir.

Ne yazık ki değerlere karşı tutum ve çalışmalarıyla kendini gösterme gayreti içerisinde olan sendikalar da var. Bu sendikaların kimi mensupları ellerinde görüntü kaydedici cihazlarla namaz kılan öğrenci-öğretmen, başörtülü öğrenci-öğretmen görüntüsü ve İslam dinini çağrıştıracak her türlü etkinlik görüntüsü peşindeler. Yine aynı minval üzere bu ülkede yayın yapan ve yayıncılık ilkesini milletimizin değerlerini tahrip etme biçiminde tespit etmiş medya organlarıyla işbirliği halinde milletimizin gözünün içine baka baka değerlerimize saldırmaya devam ediyorlar.

Örgütlülüğünü değerlerine düşman bir nesil meydana getirmek için dayanak olarak kullanan sendikaların mensupları aracılığıyla elde ettiği görüntü ve haberleri bir kısım medyayla olan amaç birlikteliği vasıtasıyla bolca gürültülü biçimde ülke gündemine taşıma gayretleri içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu tür faaliyetlerden elde edilmek istenen sonuç; “Camiye, cumaya, namaza, ezana, başörtüsüne, İslam’a, Hz. Muhammed’e el uzatmak riskli bir iştir, başınıza iş alırsınız, uzak durunuz.” algısını yaymaktır.

28 Şubat sürecinde namaz kılanları, başörtüsü takanları, eşi tesettürlü olanları, gümüş yüzük takanları kimin gammazladığı herkesçe bilinmektedir. Demokrasiden, özgürlükten dem vurarak özgürlük abidesi kesilenlerin inanan insanların inandığı gibi yaşama hakkı söz konusu olduğunda maskelerinin nasıl düştüğünün ispatı binlerce örneği bulunan gammazlamalardır.

Konuyu örneklerle görelim:

1- Devlet lisesinde gizli mescit müdür eşliğinde toplu namaz. İstanbul’un Bağcılar Lisesi’nde okuyan kızlarının örtünmek istemesi üzerine harekete geçen aile, okulun bodrumunda gizli mescit bulunduğunu ortaya çıkardı. Müdür yardımcısının kıldırdığı namaz görüntülendi. ‘Haber Özel’de yayımlanan görüntülere göre gizli mescide önce erkek öğrenciler giriyor. Daha sonra müdür yardımcısı da onlara katılıyor. Erkeklerin işi bittikten sonra odaya giren kız öğrenciler de başlarını örtüp namaz kılıyor. (Radikal, 31 Mayıs 2007)

‘Namaz odasız okul yok gibi’

Bağcılar Lisesi’nde, öğrencilerin toplu namaz kılmaları, okullardaki ‘gizli mescitleri’ gündeme getirdi. Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaattin Dinçer, hemen hemen her okulda namaz odası bulunduğunu söylerken, bir iddiada daha bulunuyor: ‘Anaokullarında öğrencilere yemek duası yaptırılıyor’ (Tempo24.com.tr, 7 Haziran 2007)

2- Damda Namaz. Adana’da Fatih Terim Lisesi öğrencileri ders saatinde ibadet ediyor. Fatih Terim Lisesi’nde bugün öğlenci öğrenim görenler saat 12.30’da ders zilinin çalması ile sınıflara girdi. Bir grup öğrenci, derste olmaları gerekirken okulun çatı bulunmayan damında muhafaza ettikleri sanılan seccadeleri yan yana dizerek öğle namazı için saf tuttu. Ders zili çalıp arkadaşları teneffüse çıkınca da namaz kılmaya devam eden öğrenciler, namaz sonrası damdan inip, diğer derslere girdi.

Eğitim- Sen Adana Şube Başkanı Güven Boğa, birçok okulun ‘gerici kuşatma’ altına girdiğini, bunun en büyük kanıtının birçok okulda namaz kılınması olduğunu söyledi.

AKP iktidarı ile okullarda namaz kılmanın arttığını söyleyen Boğa, “Okullar biran önce gerici kuşatma altından kurtarılmalıdır. Öğrencilerimiz bilimsel düşünmeye yönlendirilmelidir. 1923 Türkiyesi’nden beri okullarda yasak olan ibadet, AKP iktidarı döneminde hızlı bir şekilde artmıştır. Okul idarecileri bu tutum ve davranışları ile sırtlarını AKP iktidarına dayadıklarını kanıtlamıştır. Tüm toplumu, çocuklarımızı sahiplenmeye çağırıyoruz. Gericiliği, çağdışı düşünceyi uzak tutmak istiyorsak, tüm veli ve eğitimcilerin okulları denetlemelerini istiyoruz” dedi. (Milliyet, 3 Haziran 2008)

Damda namaz iddiasına yalanlama. Adana Fatih Terim Lisesi Müdürü Nacar, öğrencilerin ders saatinde namaz kıldıkları iddialarını yalanladı. Olayı basına bir öğretmen ile bir eğitim sendikasının sızdırdığı belirtildi. (haber7.com, 4 Haziran 2008)

3- Öğrencilere cuma namazı servisi. AKP’nin eğitimdeki dinci yapılaşmasına örnekler birbiri ardına ortaya çıkıyor. Geçen günlerde bir okulda kız öğrencilerin servise alınmaması ve yemek verilmemesi olayıyla sarsılan Adana’da bir başka olay Çukurova Elektrik Anonim Şirketi (ÇEAŞ) Anadolu Lisesi’nde yaşandı. Cuma namazı saati dikkate alınarak erken saatte okuldan çıkarılan öğrenciler servisle cuma namazına götürülüp getirildi.

Adana’nın Seyhan ilçesinde bulunan ve genellikle maddi durumu iyi olan öğrencilerin eğitim-öğretim gördüğü ÇEAŞ Anadolu Lisesi’nde öğrenciler okul yöneticilerinin gözetiminde cuma namazı kıldı. Okuldan, müdür yardımcıları ve bazı öğretmenlerle birlikte çıkan öğrenciler, Volkan Turizm’e ait 01 S 2031 plakalı eski model bir otobüse bindirildi. DSİ İşletme ve Bakım Şube Müdürlüğü Su Ürünleri Başmühendisliği’ndeki mescide götürülen öğrenciler burada vaaz dinledi, cuma namazı kıldı.

Mescidin bulunduğu kamu kurumundaki güvenlik görevlilerinin, “Müdürlerin talimatı” diyerek gerekçe göstermeden içeri girmemize izin vermediği yere rahatça giren öğretmen ve öğrenciler, namazın ardından toplu halde dışarıya çıktı. (Cumhuriyet 29 Aralık 2007)

Cumhuriyet’in ‘namaz’ haberi yalanlandı. Adana’da son bir haftada biri özel iki okula adeta baskın yapan Cumhuriyet Gazetesi muhabirlerinin “namaz kılan öğrencilerle” ilgili çarpıtma çıktı. Cuma namazına giden öğrenciler için okul yönetiminin servis kaldırdığını iddia eden gazetenin haberi yalanlandı. Okul yönetimi, öğrenciler ve veliler haberi yalanlayarak, gazeteye tepki gösterdi. (Samanyoluhaber.com 13 Ocak 2008)

4- Haydi çocuklar cuma namazına. Kars’ın Digor İlçesi’ne bağlı Dağpınar Beldesi’ndeki Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) ile Çağdaş Yaşam İsmet Güresen İlköğretim Okulu’nda öğrenim gören öğrenciler her hafta gruplar halinde camiye cuma namazı kılmaya gidiyor. Nüfusu 3 bin 700 olan Dağpınar Beldesi’nde iki okulun öğrencilerinin gruplar halinde cuma namazı kılmaları dikkati çekerken, bunun öğretmenlerin yönlendirmesiyle olduğu iddiaları ortaya atıldı. Okul müdürleri ise bu iddiaları yalanlarken, böyle bir yönlendirmenin sözkonusu olamayacağını söyledi. (Hurriyet.com.tr 31 Mayıs 2008)

Hürriyet bu kez Digor´dan yalanlandı. Hürriyet’in internet sitesinde Kars Digor’daki bir ilköğretim okulu ile ilgili ‘Haydi çocuklar cuma namazına’ şeklinde yeralan haberi düzmece çıktı. Kars’ın Digor ilçesine bağlı Dağpınar Beldesinde Dağpınar YİBO ve Çağdaş Yaşam İsmet Güresen İlköğretim okullarında öğretmenlerin öğrencileri zorla cuma namazına götürdüğü haberleri asılsız çıktı. Hürriyet’in internet sitesinde ‘Haydi çocuklar cuma namazına’ şeklinde yeralan cuma namazı haberinin yapılan inceleme sonucunda asılsız olduğu anlaşıldı. (haber7.com 2 Haziran 2008)

5- Korku Filmi Gibi Din Dersi. Gaziantep’teki Hasan Ali Yücel Lisesi’nde öğrencilere, namaz kılmayan bir gencin başına geleceklerin anlatıldığı, Azrail ve ölüm konulu şiddet içeren VCD izletildi. Arapça seslendirmeli Türkçe alt yazılı `Rabbim geri döndür’ adlı VCD’yi izleyen öğrencilerden bazılarında davranış bozukluğu görülürken velilerin şikâyeti üzerine soruşturma başlatıldı. Hasan Ali Yücel Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Fatma Yakar, iki hafta önce 11’inci sınıf öğrencilerine, okulun biyoloji laboratuarında sinevizyon aracılığıyla 35 dakikalık `Rabbim geri döndür’ VCD’sini izletti.

Eğitim-Sen’den yapılan açıklamada, bu filmin öğrenciler üzerinde psikolojik travmaya yol açabileceği belirtilerek, “Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde inceleme başlatılması için girişimde bulunacağız. Filmin eğitim içerikli bir yanı yok. Tamamen dini propaganda yapmaya yönelik, üstelik de bunu verirken büyük bir korku oluşturarak vermeye dönük film” denildi. (Hurriyet.com.tr, 19 Nisan 2008)

6- Hastanede ve lisede türbanlı görüntüler. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çok sayıda çalışan, türbanlı. Hizmet veren türbanlı sağlık görevlileri ve doktorlar var. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başhekim, türbanlı olarak görev yapan kadın doktorların bulunduğunu kabul ediyor. Hizmet alımı yoluyla görevlendirilen kadın personelin birçoğu da başörtüsü ya da türban takıyor.

Hastanede sağlık görevlileri ve doktorlar da türbanla hizmet veriyor. Göğüs Hastalıkları’nın 4 numaralı polikliniğindeki bir uzman doktor, kamu kurum ve kuruluşlarındaki personel için yayımlanan Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne aykırı olmasına rağmen, türbanlı olarak hasta muayene ediyor. Koridorlarda da hemşire veya sağlık görevlisi kıyafetinin üzerine türban takan görevliler dikkat çekiyor. Yaklaşık 1.5 yıl önce hizmete açılan Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde de benzer bir durum göze çarpıyor. Bazı hemşire ve laboratuvar görevlileri koridorlarda türbanlı dolaşıyor. Çalışanlara göre, göz önünde olmayan personelin türban takmasına müdahale edilmiyor. Danışmada veya veznelerde görev yapan kadın personel arasında da türbanlı bulunmuyor.

Türbanlı öğrenciler lise bahçesinde. Güngören’deki İzzet Ünver Lisesi’nde öğrenciler türbanlarıyla okula girip çıkıyor. Sabahçı öğrencilerin çıkış saatinde okulun bahçesinde çok sayıda türbanlı öğrenci bulunuyor. Öğretmenler, sınıflara girmek üzere bekleyen öğrencileri sıraya sokmak için çaba harcarken, türbanlı halde arkadaşlarıyla birlikte okula girmeye hazırlanan öğrencilere hiçbir müdahalede bulunulmuyor. Okul zilinin çalmasıyla da Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne aykırı halde türban takan birçok kız öğrenci okul binasından dışarı çıkıyor. (Milliyet, 25 Şubat 2008)

7- ‘Türban baskısı’ yüzünden köyüne döndü. Kars’ta, maddi durumu iyi olmadığı için Milli Eğitim Bakanlığı’nın talimatıyla özel bir yurda yerleştirilen açık lise birinci sınıf öğrencisi M.U. (17), “İsmimi değiştirmeyi teklif ettiler. Türban takma ve namaz kılma şartı getirdiler. Ben de yurttan ayrıldım ” diye iddiada bulundu.

Bir cemaate ait olduğu öne sürülen kız öğrenci yurdu yöneticisi, “Başını kapatmadığına göre böyle bir şeyin olmadığı apaçık ortadadır. Bazı müesseselerde içeride uyulması gereken bazı kurallar vardır. Ama bu zorlama şeklinde değildir” derken İl Milli Eğitim Müdürü Ekrem Ekici, “Türban takılması, namaz kılınması diye bir şey olmaz. Demokratik bir ülke burası. Konuyla ilgili inceleme yapacağım” diye konuştu. (Radikal, 1 Nisan 2008)

8- Türbanla ödül aldılar. Sivas’ta en çok kitap okuyan iki kız kardeş ödül törenine forma üstü türbanla katıldı. Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından Kütüphane Haftası dolayısıyla düzenlenen programda okuma alışkanlığının özendirmek için en çok kitap okuyanlar ödüllendirildi. Betül Dağlar, 123 kitap okuyarak “ilköğretim” dalında birinci olurken, ablası Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Hacer Dağlar da 129 kitap okuyarak “yetişkinler” bölümünde birinci oldu. İki kız kardeşin programa okul kıyafetlerinin üzerinde türbanla katılması dikkati çekti. 14 yaşındaki Betül ve 17 yaşındaki Hacer Dağlar’ın ödüllerini, Sivas Vali yardımcıları Mete Buhara ve Kemal Şahin verdi. İki kız kardeşin de türbanlı olduğunu görünce kısa süreli tedirginlik yaşayan Buhara ve Şahin, daha sonra sahneye gelerek ödülleri verdi. (Milliyet, 1 Nisan 2008)

9- Çıldırmış Bunlar. Ergenekon Terör Örgütü’ne ilişkin ikinci iddianamede korkunç iddialar yer alıyor. İddianameye göre; emekli Org. Şener Eruygur’un talimatı ile, vakit namazı kılanlar ve Cuma namazına gidenler fişlenmiş, İHL’lere gizli kameralar yerleştirilerek başörtülü öğrenci ve öğretmenler tespit edilmiş ve bu görüntü ve fotoğraflar medyaya servis yapılmış…

İHL’lilere ve namaz kılanlara kameralı takip: Ergenekon Terör Örgütü’nün namaz kılanları adım adım takip ettiği ortaya çıktı. Emekli Orgeneral Şener Eruygur’un talimatı üzerine Ergenekon üyelerinin, İHL’lerde gizli kamera ile çekim yaptığı ve başörtülü öğrencileri fotoğrafladığı ortaya çıktı. Ergenekon üyeleri, Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı’nda çalışan kişilerin Cuma namazına gitmesini takibe almış ve Cuma namazının ardından camiden dağılırken görüntülemişler. (Vakit, 28 Mart 2009)

Bu konudaki son örnekler Tokat-Zile ve Diyarbakır’daki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine ilişkin çirkin yaklaşım:

10. Zile’de zorunlu ‘Kutlu Doğum’. Son yıllarda, Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlar da geniş çapta yer alırken, Tokat Zile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara gönderdiği yazıda, Kutlu Doğum Haftası yarışmasına her okuldan üç öğrencinin katılmasını zorunlu tuttu.

“2009 Kutlu Doğum Haftası” başlıklı resmi yazıda, “Hz. Peygamberin Hayatı” konulu bilgi yarışmasının 16 Nisan’da ilçe kapalı spor salonunda yapılacağı belirtilerek “Her okul, üç öğrenci ile mutlaka katılacaktır” denildi. Yazıda ayrıca, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin konuyla ilgili olarak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde yapılacak toplantıya katılmaları istendi.
‘Dindarlaştırma süreci’
Yarışmaya katılımın zorunlu tutulmasının baskıcı ve dayatmacı bir tutum olduğunu söyleyen Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, şunları söyledi: “Türkiye’nin içinden geçtiği dönemi ‘dindarlaşma’ olarak tanımlayan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in yaklaşımının da gözler önüne serdiği gibi, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar dinselleştirme projesinin dışında tutulmamış, aksine merkezi hale getirilmek istenmiştir.
Bu sürecin son yıllarda önemli uzantılarından biri de, Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinde, yaygın-örgün eğitim öğretim kurumlarının da yer alması ve okullarda bu etkinliklerin gerçekleştirilmesinin merkezi olarak teşvik edilmesidir.” (Milliyet, 3 Nisan 2009)

Laik Eğitimden Bunu mu Anlıyorsunuz? Bilindiği üzere AKP iktidarıyla birlikte Türkiye’de her alanda dinselleştirme faaliyetleri gözle görünür hale gelmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı bu faaliyetlerde merkezi bir üsse dönüştürülmeye çalışılmıştır. Türkiye’nin içinden geçtiği dönemi “dindarlaşma” olarak tanımlayan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in yaklaşımının da gözler önüne serdiği gibi, eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar da bu dinselleştirme projesinin dışında tutulmamış, aksine merkezi hale getirilmek istenmiştir.

Bu sürecin son yıllarda önemli uzantılarından birisi de, Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı yaygın-örgün eğitim öğretim kurumlarının da yer alması ve okullarda bu etkinliklerin gerçekleştirilmesinin merkezi olarak teşvik edilmesidir.
Bu durumun son örneği, Tokat’ın Zile ilçesinde Zile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen “2009 Yılı Kutlu Doğum Haftası” başlıklı resmi yazıdır. Yazıda “Hz. Peygamberin Hayatı” konulu bilgi yarışmasının 16.04.2009 tarihinde ilçe kapalı spor salonunda yapılacağı belirtilmektedir. Ancak temel sorunun yazının bu bilgiyi takip eden kısmında olduğu gözlerden kaçmamaktadır. İfade şöyledir: “Her okul üç öğrenci ile mutlaka katılacaktır.”

(…) Her okulu en az üç öğrencinin katılımını sağlayacak şekilde bu yarışmaya katılmaya zorlamak, eğitim sisteminde gelinen noktayı bir kere daha gözler önüne seren baskıcı ve dayatmacı bir yaklaşımdır. Öte yandan ilgili yazının devamında, yarışmaya katılacak okulların Din Kültürü dersi öğretmenlerinin müdürlüğün toplantısına katılacakları ifade edilmektedir. Din Kültürü dersi öğretmenlerinin hangi nedenlere dayanarak bu toplantıya katılmalarının istendiği konusunda hiçbir açıklamanın olmamasının ise gerekçesi yoktur. (…) Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç’ın “Laik Eğitimden Bunu mu Anlıyorsunuz?” başlıklı basın açıklaması metni. (egitimsen.org.tr, 02.04.2009)

11- Diyarbakır Valiliği’nden ilginç yarışmaya onay Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi Örgütlenme Sekreteri Yılmaz Güneş, Eğitim-Bir-Sen’in kendi ideolojisini öğrencilere benimsetmek için ‘2. Geleneksel Kitap Okuma Yarışması’ düzenlediğini belirterek, bu yarışmanın okullarda düzenlenmesi için Diyarbakır Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de izin verdiğini söyledi. Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi, Eğitim-Bir-Sen Şubesi’nin ‘Kutlu Doğum Haftası’ nedeniyle 19 ve 20 Mart arasında okullarda ‘2. Geleneksel Kitap Okuma Yarışması’ düzenlemesine tepki gösterdi. ‘Kutlu Doğum Haftası’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nın kutlanmak için belirlediği gün ve haftalar içerisinde olmadığını belirten Diyarbakır Eğitim Sen Şubesi Örgütlenme Sekreteri Yılmaz Güneş, bu yarışmanın Eğitim-Bir-Sen’in kendi ideolojisini öğrencilere benimsetmek için böyle bir yarışma düzenlediğini kaydetti. (Günlük Gazete, 05.04.2009)

Örnekler, yüzlerce örnek arasından ilk ele gelenler. İslam dinini çağrıştıran her türlü sembolü öcü olarak göstermeye dönük bir çaba ve bu çabanın medya ve sendika ayağı. Hıristiyanların dini ritüellerinin yaşaması alabildiğine teşvik edilirken, Müslümanların peygamberleriyle buluşması rahatsız etmiş anlaşılan.

Eğitim-Bir-Sen’in sendikacılığı değerlerle kucaklaşan, değerlerden güç alan bir sendikacılıktır. Eğitim-Bir-Sen, inananların inançlarını yaşamasının önündeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere herkese yaşam hakkı tanınmasını isteyen, demokratik teneffüs alanlarının alabildiğine genişletilmesini savunan bir sendikadır. Bu manada değerleri hedef alan, demokrasiyi sadece kendisi için nimetlenme olarak algılayan, bu algısı doğrultusunda gammazlamalarla yol almaya çalışan örgütlenmelerin tavırlarını doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyoruz.
Kaynak:Eğitim Bir-Sen

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

Ambulans Çalışanlarına ve Hastalara Sigorta Yapılsın.

Türk Sağlık-Sen ambulans çalışanlarına ve ambulansta bulunan hastalara devlet tarafından ferdi kaza sigortası yapılması için …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir