01 Mayıs 2012 – 04:36 |

Memur-Sen’den Meclis’te görüşmeleri devam eden Toplu Sözleşme Yasası’yla ilgili açıklama geldi…
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Teşkilatlanma Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ”Kamu görevlileri için toplu sözleşme hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girmesi ve ülkemizde …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Sendikal Haberler

Sendikalarla ilgili güncel haberler…

Anasayfa » Kamu Sendikaları

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL BAŞKANI BİRCAN AKYILDIZ 4. ALEVİ ÇALIŞTAYI’NA KATILDI.

Ekleyen / 30 Eylül 2009 – 18:44
TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL BAŞKANI BİRCAN AKYILDIZ 4. ALEVİ ÇALIŞTAYI’NA KATILDI.

Devlet Bakanı Faruk Çelik’in açılış konuşmasını yaptığı 4. Alevi Çalıştay’a Ankara’da düzenlendi. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı çalıştaya, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız da iştirak etti. Akyıldız konuşmasında şunları söyledi: “Alevilik meselesi bütün yönleriyle birlikte ülkemizin en önemli konularından biridir; mutlak surette ve bir an önce çözüme kavuşturulmak zorundadır.

Unutulmaması gereken en önemli konu, Aleviliğin Türk kültürünün içinde doğmuş, 1300-1925 yıllarında resmen yaşamış, Türklerle özdeşleşmiş bir hayat ve inanış biçimi olduğudur.

Ancak ne yazık ki Cumhuriyet tarihimiz boyunca yeteri kadar dikkate alınmamış, Alevi vatandaşlarımızın sorunlarının çözümü ve taleplerinin karşılanması mümkün olmamıştır. Ülkemizin hemen her yerinde; Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan, Romanya ve Bosna gibi ülkelerde Avrupa bölgesinde; Azerbaycan’da Kafkaslar’da; Erbil, Musul ve Kerkük’ten Medine, Halep ve Şam da dahil olmak üzere Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika’ya kadar çok geniş bir coğrafyada izleri, dergahları, tekkeleri bulunan Alevilik, uzun yıllardır uygulama, eğitim ve temsil anlamında yok sayılmakta, yaşam biçimini Alevilik üzerine inşa etmiş olan vatandaşlarımız ihmal edilmektedir. Alevilik konusunun bu ihmal süreci içinde çok yönlü bir mesele haline geldiğini de biliyoruz. Buna göre Alevilik:

1- Dini-tasavvufi bir konudur,

2- Sosyal, sosyo-kültürel bir konudur,

3- Siyasi bir meseledir,

4- Yasadışı örgütlerin Aleviler üzerindeki stratejik çalışmaları ve Alevi vatandaşlarımızı öne sürmeleri nedeniyle bir güvenlik sorunudur,

5- AB, ABD ve diğer ülkelerde desteği ve diasporası bulunan, uluslar arası alana yayılmış bir meseledir.

Bu nedenledir ki, ülkemiz üzerinde tahakküm oluşturmak isteyenler tarafından da siyasi bir koz olarak kullanılmaktadır. Alevilik üzerinde yapılacak çalışmaların saydığım bu beş açıdan ele alınarak incelenmesi, bu açıdan son derece önemlidir.

Bu noktada AB tarafından Aleviliğin bir din olarak sunulması, Alevi vatandaşlarımızın azınlık statüsünde değerlendirilmesi ve ülkemizde yeni bir ayrışma yaratılması tehlikesi söz konusudur. Bazı batı ülkelerinin 19. yüzyılın sonlarından beri uygulamaya koydukları Ermeni terör örgütleri, 1980′li yıllarda ortaya çıkan Asala ve daha sonra PKK terör örgütlerini destekledikleri bilinen bir gerçektir. Şimdi ise bunlara Alevilik- Bektaşilik konusunu da eklemeye çalışmaktadırlar. Alevilik-Bektaşilik inanç temelli olmasından dolayı, diğerlerinden daha büyük tehlike potansiyeli bulunmaktadır.

Alevi vatandaşlarımızın inanç ve kültür değerleri üzerinden siyaset yapmak, sorunun dini ve tasavvufi boyutlarını gözardı ederek konuya salt siyasi açıdan yaklaşmak; Alevi vatandaşlarımızın sorunlarını çözmekten çok, konunun çözülemeyen bir sorunlar yumağı haline gelerek siyasallaşması anlamı taşıyacaktır. Bu nedenle Alevilik öncelikle dini-tasavvufi bir konu olarak ele alınmalı, Alevi İslam inancı konusunda doğru bilgilendirme yapılarak, toplumumuzdaki önyargılar giderilmelidir.

Devletimizin din hizmetleri konusundaki ana hizmet birimi olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bugüne kadar bu konuya sahip çıkmamış olmasını da büyük bir eksiklik olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyorum.

Alevi İslam inancına sahip kardeşlerimizin taleplerinin devletimiz nezdinde yeterince karşılık bulamamış olmasını da diyalog mekanizmasının tam anlamıyla uygulanmamış olmasına bağlıyorum.

Temel dini inanç esaslarımızdan, kültürel değerlerimize; örf, adet, anane, gelenek ve göreneklerimizden menkıbelerimize kadar Sünni ve Alevi değerlerimiz arasındaki tutarlılık, Alevi İslam inancını benimsemiş kardeşlerimizin toplumumuzdan ayrı olmadığını, Türk toplumu içinde temelde aynı esaslarla yoğrularak geldiğini ortaya koymaktadır. Dolayısı ile Alevi vatandaşlarımız kültürel bir azınlık değil; aksine öz be öz Türk ve Müslümandır ve Türk milletinin ayrılmaz bir parçası, bizzat kendisidir.

Türkiye’deki Alevi ve Sünni Türkler arasındaki ortak noktaların %95 civarında olduğu, ayrışılan noktaların yalnızca %5′lerde kaldığı bilimsel gerçeğinden yola çıkılarak, uzun yıllardır görmezden gelinen sorunların çözülmesin; azınlık yaratılmasına yönelik tahrikleri de önleyerek, toplumumuzu kucaklayan bir anlayışla ülkemizin siyasi, sosyal ve kültürel temellerini güçlendireceğine inanıyoruz. Bu nedenle yapılacak çalışmalarda %5 gibi önemsiz farklılıklardan çok; %95′lik benzerliklerimiz üzerinde durulması, öncelikli olarak inanç felsefesinin ortak temel değerlerinin ortaya konulması, Aleviliğin İslam inancının bir parçası olduğu gerçeğini gün yüzüne çıkaracaktır.

Alevisi, Bektaşisi ve Sünnisi ile Türkiye’deki Türkler; Kuran’ı, Hz. Muhammed’i temel alan İslam dinini, amelde Hanifilik ve İtikatta Maturidilik Mezhebini, Hoca Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaş Veli Yolu’nu benimsemiştir. Türkiye’de Alevi İslam inancını benimseyen kardeşlerimizin inanç ve kültür temelli sorunları, sıkıntıları ve beklentilerinin bu anlayışla ele alınması gerekliliği, bugün için hayati bir konu olarak önümüzde durmaktadır.

Bu nedenle Alevilik konusunun, İslam inancı içinde gelişmiş bir değer olarak görülmesi; Alevi vatandaşlarımızın kültürel değerlerini ve inanç esaslarını yaşayıp sürdürebilecekleri uygun ortamın sağlanması gerekmektedir.

Bilindiği gibi uzun zamandan beri bazı batılı ülkeler tarafından, ülkemizde gayri Müslim azınlıklar dışında bir azınlık toplumu oluşturulmaya çalışılmaktadır. Konunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi olan Lozan Anlaşması çerçevesinde değerlendirilmesi durumunda kültürel ve etnik farklılıkları olan vatandaşlarımızın azınlık olarak kabul edilemeyecekleri açıktır. Bu nedenle ülkemizde azınlık oluşturmak için son çare dini bir farklılık yaratarak, ayrışmaya gitmek olarak görülmektedir.

Vatandaşlarımızın bu konudaki ağırlıklı taleplerinin Cemevlerinin statüsü ve konumu, Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilişkileri ve bağlantısı, Alevi İslam inancı ve kültürünün eğitim müfredatlarında yer almasına yönelik olduğu, asla yeni bir din ve azınlık yaratmak olmadığı bilinmelidir.

Alevi vatandaşlarımızla Alevi olmayan vatandaşlarımız arasındaki bağları güçlendirecek, yanlış anlamaları önleyecek bir aydınlatma ve bilgilendirme faaliyetinin yürütülmesi, Alevi İslam inancı içindeki vatandaşlarımızın taleplerinin karşılanması için atılacak en önemli adımlardan bir tanesidir.

Bu kapsamda, Alevi toplumunun temsilcileriyle envanter çalışması yapılması, Alevi İslam inancının yazılı ve sözlü kaynakları ve Alevi öğretisine ilişkin eserlerin güncelleştirilerek Türkçe’ye çevirilmesi önemlidir. Alevilik, Bektaşilikte referans alınan yazılı kaynaklar aynen yayınlanmalı, sözlü gelenek ve yaşayan Alevilik, ideolojik yaklaşımdan uzak bir şekilde derlenmeli, değerlendirmeli ve yorumlanmalıdır.

Özellikle tarihte, Alevi İslam inancını taşıyan vatandaşlarla devletin ilişkilerini düzenleyen belgelerin gün ışığına çıkarılması, yapılan yanlış ve doğru uygulamaların belirlenmesi sorunun çözümü için ışık tutucu olacaktır.

Buna paralel olarak, Alevi-Sünni her iki kesim, öncelikle birbirini iyi ve doğru tanımalı ve önyargılardan kurtulmalıdır. Bunun için Aleviliği toplumumuzun her kesimine tanıtacak faaliyetler düzenlenmeli, TRT’de Alevi İslam inanç felsefesi ve bu felsefenin öncülerinin tanıtılması için programlar yayınlanmalıdır. Karşılıklı tanıma yoluyla birbirimiz dışlamaktan ve incitmekten vazgeçmeli, birbirimizi kardeş görmemizi sağlayacak her türlü tedbiri almalıyız.

Dedelik/Babalık kurumunun önde gelenleri ile İmamlar; Kuran, sünnet, mezhepler, anlayışlar, dini yorumlar, Hanefilik, Sünnilik, Alevilik, cemevleri, camiler gibi konularda mutlak surette bilgilendirmeli; tarafların birbirini tanımaları ve anlamaları sağlanmalıdır.

Alevilerin inanç değerleri kapsamında yapılacak çalışmalarda Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Vakfı’nın desteğinin alınması, Alevilik konusundaki çalışmaların akademik bir çerçeveye oturtulması zorunludur.

Bu çerçevede, devletin maddi katkı ve destek sağlaması ve Alevi inanç önderlerinin yetiştirilmesi için İlahiyat Fakültelerinde tasavvuf ilimleri bölümü kurulması için gerekli çalışmaların başlatılması, Alevi toplumunun taleplerinin büyük kısmının karşılanmasını sağlayacaktır.

Bu itibarla okullarda Aleviliğin bir ders olarak okutulması ve Alevilik inancı ve kültürünün doğru, objektif ve bilimsel ölçülere uygun olarak öğretilmesi sağlanmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir anlayışı benimsediği, resmi dini ve mezhebinin olmadığı gerçeğinde yola çıkılarak, her inanç ve kültüre açık olması, milli birlik ve beraberliğimizi sağlayıcı hizmetleri vermesi zorunluluğu bulunmaktadır. Bu noktada din hizmetlerini yürütmekle yükümlü olan Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Alevi inancını benimsemiş vatandaşlarımızın görevlendirilmesi, uygulanacak programlarla Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevi vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenmesi ve kendilerine hizmet sunabilecek yetkinliğe erişmesi gerekmektedir.

Bu noktada Cemevlerinin dini ve kültürel işlevi, toplumsal statüsü de gözönünde bulundurularak, devlet Cemevleri konusunda maddi açılımlar yapmalı, fiili duruma hukuki özellik de kazandırmalıdır.

Alevilik toplumumuzun bir gerçeği olarak yüzyıllardır inanç ve kültür değerlerimiz içinde besleyip, büyüttüğümüz ve geliştirdiğimiz bir değer olarak görülmelidir. Bu nedenle Alevilik konusunda yapılacak açılımın sosyal, kültürel ve inancın hayata geçirilmesi gibi alanların dışında bir mecraya taşınmasına izin verilmemelidir.

Mescitler ve camiler, mezhepler ortaya çıkmadan önce de var olan ibadet yerleridir. Bu ibadet yerleri yalnızca Sünnilere ya da Alevilere has bir ibadethane olmayıp mezhepler üstü genel ibadethanelerdir. Hz. Ali başta olmak üzere bir çok sahabenin camilerde şehit edildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle Alevi düşüncesini İslam inancının; Cemevlerini Camilerin karşısına birer alternatif olarak koymak, doğru bir yaklaşım değildir.

Bugüne kadar İslam öğretisi ve kültürü içinde çözemediğimiz Alevilik konusu, siyasi bir sorun haline getirilmek istenmektedir. Sorun siyasi olmaktan çok İslam tasavvufu içinde ele alınması gereken bir konu olmakla birlikte, çözülmediği müddetçe daha fazla siyasileşecek, farklı boyutlara taşınacaktır. Türk ve İslam tarihinde Türkler arasında Alevi-Sünni ayrışmasının Çaldıran Savaşı ile yoğunlaştığı; Yeniçeri ve Bektaşi Ocaklarının kapatılmasının ise durumu körüklediği bilinmektedir. Dolayısı ile yüzyıllar boyunca Osmanlı’nın fetihlerini gerçekleştiren ve bu yolla İslam inancını dünyanın dört bir yanına taşıyan Yeniçerilerin Bektaşi Ocağı’na bağlı olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Bu nedenle Alevi vatandaşlarımızı anlamak ve Aleviliği öğrenmekle başlayacağımız hoşgörü yolculuğunda; konuyu siyasi mecraya çekmeden, İslami, kültürel ve sosyal boyutları içinde bir an önce çözme zorunluluğumuz vardır. Aksi taktirde Aleviliğin AB tarafından bir azınlık dini olarak kabul edilmesi, ülkemiz için bugüne değin yaşamadığı büyüklükte bir tehlike arz edecektir.

Türkiye Kamu-Sen olarak, Alevi İslam inancını taşıyan vatandaşlarımızın sorunlarının milletimizin birliğini pekiştirecek, kardeşlik bağlarımızı güçlendirecek, aradaki duvarları kaldıracak, bizleri birlik ve beraberlik içinde yarınlara taşıyacak şekilde çözülmesi için her türlü adımı atmaya hazır olduğumuzu bildiriyor, tüm katılımcılara saygılar sunuyorum.”
Türkiye Kamu-Sen

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .