Yok edilen sosyal güvenlik kutlandı
AKP Hükümeti`nin `Sosyal Güvenlik Reformu` kapsamında 16 Mayıs 2006 tarihinde Emekli Sandığı, SSK ve BAĞ-KUR bünyesinde sürdürülen sosyal güvenlik hizmetleri, Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ile `tek çatı` altında birleştirilmişti.`Tek Çatı` Yasası ile aynı dönemde gündeme getirilen, ancak işçi ve emekçilerin tepkileri nedeniyle yasalaşması 1 Ekim 2008`e kadar uzatılan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası(SSGSS) ile emeklilik yaşı 65`e, prim gün sayısı 7 bin 200`e çıkarılarak, maaş bağlama oranları da düşürülmüştü. SGK, iki yıldır kuruluşunu 11-17 Mayıs tarihleri arasında `Sosyal Güvenlik Haftası` adıyla kutluyor. BES, dün yaptığı yazılı açıklamayla hafta nedeniyle yapılan etkinliklerde `yok edilen sosyal güvenliğin` kutlandığını ifade etti.
HALK GÜVENCESİZLİĞE TERK EDİLDİ
`Sosyal Güvenlik Reformu`yla halkın `sosyal güvencesizliğe` ve `sağlıksızlığa` terk edildiği belirtilen açıklamada, AKP`nin IMF, Dünya Bankası ve DTÖ`nün talebi doğrultusunda sağlık ve sosyal güvenlik alanını `daha fazla kâr` anlayışına uygun hale getirdiği vurgulandı. Açıklamada, kayıt dışı istihdamın yaygın ve yaşam süresinin düşük olduğu Türkiye`de, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi`ne aykırı bir şekilde emeklilik yaşının 65`e, prim gün sayısının ise 7 bin 200`e çıkarıldığı dile getirildi. Emeklilik maaş bağlama oranlarının düşürüldüğü hatırlatılan açıklamada, sosyal sigorta haklarının `Sosyal Güvenlik Reformu` ile geriye götürüldüğü kaydedildi. Genel Sağlık Sigortası ile `paran kadar sağlık` anlayışının getirildiği belirtilen açıklamada, Sağlıkta Dönüşüm Projesi`yle de, halkın vergileri ile oluşan Hazine olanaklarının özel hastane ve şirketlere transfer edildiği ifade edildi. Kayıt dışı istihdamı önlemek için gerekli tedbirlerin alınmadığı kaydedilen açıklamada, binlerce kişinin sigortasız, sendikasız olarak kölece koşullarda çalıştırıldığı vurgulandı.
Açıklamada şunlar ifade edildi: `Sosyal Güvenlik Kurumu, bu koşulları ortadan kaldırmaya yönelik ne denetim hizmetlerini artırmakta, ne sosyal güvenlik emekçilerinin insanca yaşam, sağlıklı çalışma koşullarına yönelik çözümler üretmekte, ne de işçi ve kamu emekçilerinin sendikal örgütlenme, grev ve toplusözleşme haklarını güvenceye alacak girişimlerde bulunmaktadır. Bu konulara dair, bir hafta süren kutlama etkinliklerinin en ufak bir açıklaması dahi yoktur. Kutlanan Halkın Sosyal Güvenlik ve Sağlık Hakkının Gasp Edilmesi`dir. Kutlanan, İşçi ve Emekçilerin Sosyal Haklarının Yok Edilmesi`dir.`
Sigorta prim borcunu ödeyen patronlara plaket verilmesinin de eleştirildiği açıklamada, `Yasa gereği sigorta prim borcunu ödediği için patronlara `ödül ya da plaket vermek` sosyal güvenliğe verilen önemi değil, sermayeye verilen tavizleri, teşvikleri göstermeye yetiyor. Sigortasız işçi çalıştırdığı için sendikalaştıkları için işçilerini işten atan patronlara plaket değil ağır, caydırıcı cezalar verilirse kayıt dışı istihdam engelleneceği gibi, Hazine kayıpları da önlenebilecektir` denildi. (Ankara/EVRENSEL)
`HALKIN TALEPLERİNE KULAK VERİN`
BES`in açıklamasında, çalışma ve sosyal güvenlik bakanı şu sözlerle göreve davet edildi:
`Ekonomik krizin giderek derinleştiği, hasta çocuğunun tedavisini yaptıramayan anne ve babaların TV kanallarında yalvar yakar gözyaşı döktüğü, hayırseverlerin insafına terk edildiği, bir parça ekmek için çocuğunu satılığa çıkaran annelerin basına düştüğü, esnafın siftah yapamadan kepenk kapattığı, işçilerin işsiz kaldığı, açlığın ve yoksulluğun giderek arttığı koşullarda; `hamasi sosyal güvenlik` nutuklarından vazgeçin, gerçeklere gözünüzü açın. Artık bir avuç sermaye çevresinin değil emekçilerin, halkın taleplerine kulak verin!`
SOSYAL GÜVENLİK ALARM VERİYOR
`Sosyal Güvenlik Reformu` sonrası sosyal güvenlikle ilgili ortaya çıkan rakamlar, krizin etkilerinin arttığı koşullarda sistemin nasıl sürdürüleceği sorusunu akla getiriyor. Sağlık harcamaları artarken, artan işsizlikle birlikte prim ödemeleri düşüyor.
Eylül 2008`de 9 milyon 163 bin 639 olan zorunlu sigortalı sayısı, Şubat 2009`da 8 milyon 362 bin 639`a düştü. Mart 2009 tarihinde geçen yılın aynı ayına göre sosyal güvenlik kapsamındaki aktif sigortalı sayısı, 15 milyon 258 bin 608`den 14 milyon 686 bin 122`ye geriledi. 2008 yılında 26 milyar TL açık veren SGK`ya 35 milyar TL bütçe transferi gerçekleştirildi.
SAĞLIK GİDERLERİ HIZLA ARTACAK
Aralık 2008`de 6 milyon 987 bin 694 TL olan kurum gelirleri, Ocak 2009`da 6 milyon 14 bin 396 TL`ye; şubat ayında ise 5 milyon 988 bin 857`ye geriledi.
Buna karşılık giderlerin aylık ortalaması 8.5 milyar TL`ye yükseldi. SGK`nın en önemli gelir kaynağı olan prim gelirleri, Ağustos 2008`de 6 milyon 22 bin 735 TL iken, Şubat 2009`da 3 milyon 849 bin 658 TL`ye düştü.
Bu rakamlar, sigortalı sayısındaki düşüş nedeniyle prim gelirinin geçen yılın gerisinde kalacağını, buna karşın sağlık giderlerinin hızla artacağını gösteriyor.
SIRA KIDEM TAZMİNATINDA MI
Prim gelirlerinin aylık bağlama ve sağlık giderlerini karşılama oranı 2008 yılı ortalaması olan yüzde 64.6`dan, yüzde 51.4`lere kadar düştü. Bu da kıdem tazminatları ve emekli aylıkları üzerindeki sermaye tehdidinin artacağına işaret ediyor.
Sağlık harcamalarında devlet hastanelerine giden pay, aylık 800 milyon TL`lerden 450 milyon TL`lere kadar düşerken, özel hastanelere giden pay ise 280 milyon TL`lerden 350 milyon TL`lere kadar yükselmiş durumdadır. İlaç ödemeleri ise aylık 1 milyar TL`ye yaklaşıyor ve giderek yükseliyor. Sosyal güvenlik şemsiyesi, işten atmalar ve katılım payları ile resmen ve fiilen giderek daralırken, sadece Şubat 2009`da yapılan 4 bin 529 milyar TL`lik sağlık harcaması, AKP`nin iktidarı devraldığı 2001 yılında kurumun toplam sağlık harcama tutarına eşit.
SGK`nın rakamlarına göre sosyal güvenlik kapsamı dışında kalan nüfus ise 2008 Aralık sonunda 4 milyon 74 bin 214 iken, şu an 5 milyon 795 bine yükselmiş bulunuyor. Üstelik sosyal güvenlik kapsamında bakmakla yükümlü tutulanların sayısı 32 milyonu aşıyor.
Evrensel http://www.evrensel.net
