Anasayfa / Kamu Haberleri / 2010 MAYIS AYI DÖNEMİ İSTİHDAM RAPORU 18/08/2010

2010 MAYIS AYI DÖNEMİ İSTİHDAM RAPORU 18/08/2010

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için işsizlik oranlarını açıkladı. Buna göre işsizlik oranı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre 2,6 puanlık düşüşle yüzde 11 olarak gerçekleşti. İşsiz sayısı ise 536 bin kişilik azalma ile 2 milyon 846 bin oldu. 2008 yılının ikinci altı ayında başlayan ve 2009 yılını etkisi altına alan ve şirketlerin işten çıkartmalara, üretimdeki düşüşlere rağmen karlarında yüksek artışlar sağladığı kriz, zaten astronomik rakamlarda seyreden işsizlik rakamlarını, iyice yükseltti. Yapısal işsizlik adı altında yaklaşık 2,5 milyon işsizi kabul edilebilir gören hükümet, işsizlikle mücadeleyi işsiz sayısını bu rakama çekmek olarak algılıyor. Mevsimsel nedenlerle artan istihdam, işsizlik verilerine yansırken, işsizlik oranı hala kriz öncesinin 1,8 puan, işsiz sayısı ise 643 bin üzerinde.

Bununla birlikte bu dönemde kayıtdışı çalışanların sayısı 2005 yılından bu yana ilk defa 10 milyonu geçti, geçici işlerde çalışanların sayısı 256 bin kişi artış gösterdi. Tarımda istihdam ise 423 bin artışla 5 yıl öncesine dönüş yaptı. Böylelikle işsizlik rakamlarındaki düşüşe, köye dönüş, geçici çalışma ve kayıtdışındaki artış eşlik etti.

İşe başlamaya hazır olup iş aramayanların dahil edildiği geniş tanımlı işsizlik rakamı yüzde 17 olurken, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerle birlikte bu oran yüzde 23’e ulaştı.

İşsizlik rakamları içerisinde geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanlar yüzde 28,3 oran ve 805 bin kişi ile işsizlikten en çok etkilenen kesimi oluşturmaya devam etti. Bu dönemdeki işsizlerin 524 binini ise işten çıkartılanlar oluşturdu.

Bu vahim tabloya karşın, işsizlik rakamlarında ki düşüş, kamuoyuna büyük bir başarı olarak sunulmakta.

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, işsizlik verileri açıklandıktan hemen sonra verdiği demeç ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık 4 ay önce Türkiye’de işsizliğin yüzde 10’lara düşeceğini söylediğini hatırlatarak, “şükürler olsun bugün işsizlik yüzde 11’lere geldi. İnşallah bir sonraki ayda açıklandığı zaman bunu hepimiz göreceğiz ki işsizlik rakamları yüzde 10’lara düşecek..” demekte ve işsizlik verilerini yorumlamaktadır.

Yaklaşık 3 milyon işsizi şükredilecek bir durum olarak değerlendirmek, hükümetin aczini göstermektedir. İş bekleyen milyonların talepleri yapısal işsizlik “mazereti” ile görmezden gelinmektedir. Bu hükümetin yürüttüğü ekonomi politikalarının iflası anlamına geldiği gibi krizin teğet geçtiği söyleminin de gerçeklerden ne kadar uzak olduğunun bir göstergesidir.

Diğer yandan geçtiğimiz ay açıklanan işsizlik rakamlarındaki düşüş 2,9 puanken, bu ay bu miktarın 2,6 puana düştüğü ayrıca hatırlanmalıdır.

İŞSİZ SAYISI 2 YIL ÖNCESİNE GÖRE YÜZDE 29 FAZLA

Mayıs, Haziran, Temmuz 2010 dönemini (Haziran dönemi) kapsayan Hanehalkı İşgücü Anketi (HİA) sonuçlarına göre işsizlik oranı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 2,6 puanlık düşüşle yüzde 11 olmuştur. İşsiz sayısı ise 536 bin kişi azalmıştır. Hükümetin çok büyük bir başarı olarak sunduğu durum budur. Hâlbuki 2009 yılında emekçilere yaşatılan işten atılma ve işsiz kalma kabusu sürmektedir.

2008 yılında ilgili dönemde yaklaşık 2 milyon 203 bin olan işsiz sayısı, son açıklanan resmi verilere göre 2 milyon 846 bindir. İşsiz sayımız 2 yılda yüzde 29 artış göstermiştir.

NİSAN DÖNEMİ İÇİN KARŞILAŞTIRMA TABLOSU (Nisan, Mayıs, Haziran 2010)

TÜRKİYE

2008
2009
2010

Kurumsal olmayan nüfus (000)
69 617
70 435
71 239

15 ve daha yukarı yaştaki nüfus (000)
50 700
51 575
52 431

İşgücü (000)
24 045
24 837
25 901

İstihdam (000)
21 842
21 455
23 055

İşsiz (000)
2 203
3 382
2 846

İşgücüne katılma oranı (%)
47,4
48,2
49,4

İstihdam oranı (%)
43,1
41,6
44

İşsizlik oranı (%)
9,2
13,6
11

Tarım dışı işsizlik oranı (%)
11,5
17
13,8

Genç nüfusta işsizlik oranı(1)(%)
16,6
24,9
19,8

İşgücüne dahil olmayanlar (000)
26 655
26 738
26 529

Kaynak: TÜİK HHİA sonuçları

KAYITDIŞI İSTİHDAM 10 MİLYONU GEÇTİ

Hükümetin kayıtdışı ile mücadele konusunda karnesi oldukça zayıf durumdadır. Kayıtdışı ile mücadele, cezai yaptırımlarda, sendikal örgütlenmenin önünün açılmasında değil, özel sektörü teşvikte aranmaktadır. “Ne kadar az vergi alırsak, istihdam “maliyetlerini” ne kadar aşağı çekersek, patronlar da o oranda kayıtdışı işçi çalıştırmaktan vazgeçer” anlayışı ile kayıtdışı ile mücadele daha en başından sakatlanmaktadır. Oysa ki kayıtdışı ile mücadele aktif bir biçimde, sendikaların örgütlenmelerinin yaygınlaşması, sıkı denetimler ve cezai yaptırımların etkinleştirilmesi ile verilebilir. Türkiye’nin kanayan yarası haline gelen, taşeronlaşmanın yaygınlaştırılması gibi kayıtdışını teşvik eden uygulamalar kaygı vericidir. 2010 mayıs ayı dönemi için açıklanan istihdam verilerine göre, kayıtdışı istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre 490 bin kişi artarak, 9 milyon 565 binden, 10 milyon 55 bine ulaştı. En son 2005 yılı mayıs ayı döneminde kayıtdışı istihdam edilenlerin sayısı 10 milyonun üzerindeydi.

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA YAYGINLAŞIYOR

“İşçinin iş ilişkisine süreklilik sağlanarak geleceğine güven duyması, işini kaybetme, dolayısıyla kendisinin ve ailesinin geçim kaynağını oluşturan gelirinden yoksun kalma endişesinin dışında tutulması temel bir haktır.” Bu çerçevede geçici iş ilişkisi, işçinin geleceği olan inancını zedeleyen, yeni bir iş bulamama korkusunu tetikleyen, işçinin temel haklarından birinin ihlali anlamını taşımaktadır. Taşeronlaşma olgusu yine geçici iş ilişkisinin bir biçimi olarak yürümektedir. İşsizlik rakamlarındaki düşüşe güvencesiz çalışanların ve eksik istihdam edilenlerin sayısındaki artış eşlik etmektedir. Yani istihdamdaki artış işin nitelik ve süre açısından yetersizliğine işaret etmektedir.

Herkese insan onuruna yaraşır bir iş talebi dikkate alındığında, krizden güvencesiz ve geçici işlerle çıkmanın çözüm olmadığı görülecektir.

Geçici bir işte çalışanların sayısı aynı dönem için 2009 yılında 1 milyon 466 bin iken, 2010 yılında 1 milyon 722 bin düzeyine ulaşmıştır. Güvencesiz ve geleceğinden endişeli olan bu kesimin sayısındaki artış ise 256 bindir.

İŞİ GEÇİCİ OLDUĞU İÇİN İŞSİZ KALANLAR BAŞI ÇEKİYOR

Resmi rakamlara göre işsiz kalanların, işsiz kalma nedenlerine göre en ön sırasında yine güvencesiz çalışan, geçici işçiler bulunmaktadır. Geçici bir işte çalışan her bir işçiye karşın, geçici bir işte çalıştığı ve iş sona erdiği için işsiz kalan bir işçinin olması, güvencesizliğin işsizliğe nasıl bir boyut kattığının somut bir ifadesidir. Bu dönemde ücretliden yüzde 12’si geçici bir işte çalıştığı halde, işsizlerin yüzde 28,3’ü geçici işlerde çalıştığı için işsiz kalanlar oluşturmaktadır. Bu halde olanların sayısı 805 bindir. Diğer yandan ağırlığını kriz döneminde işten atılanların oluşturduğu 524 bin kişiye ise hala iş bulunamamıştır.

2010 MAYIS

Durumlarına göre işsizler
Kişi sayısı (bin)
Oran (Yüzde)

Çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler
805
28,3

İşten çıkarılanlar
524
18,4

Kendi isteğiyle işten ayrılanlar
478
16,8

İşyerini kapatan/iflas edenler,
239
8,4

Ev işleriyle meşgul olanlar
248
8,7

Öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar
239
8,4

Diğer nedenler
313
11

Kaynak: TÜİK

ÇALIŞIYORMUŞ GİBİ GÖRÜNENLERİN SAYISI DA ARTTI

TÜİK HİA Mayıs dönemi verilerine göre eksik istihdam rakamlarında da artış görünmektedir. Buna göre esas işinde ve diğer işinde/işlerinde toplam olarak 40 saatten daha az süre çalışmış olan ve 1 saat çalışmış olsa bile istihdam da sayılanlarla, aynı nedenlerle istihdamda görünen ancak iş bakanların yani gizli işsizlerinde sayısında 118 bin kişilik artış gerçekleşmiştir. Dolayısı ile istihdamdaki artış nitelikli ve insan onuruna yaraşır bir çalışma yaşamına işaret etmemektedir.

TARIM ÇALIŞANLARIN SAYISI 5 YIL ÖNCESİNE DÖNDÜ

İşsizlik verilerinin düşük görünmesinin nedenlerinden biri de, çaresizlik nedeniyle kentten kırsal alana işgücündeki kaymadır. Mayıs 2010 döneminde de bu durum kendini göstermektedir. Bu dönem için tarımdaki istihdam geçen yılın aynı dönemine göre 423 bin kişi artış göstererek 5 milyon 831 bine ulaşmıştır. Kırsal kesimde gelir kaybı yaşadığı için kentlere yönelen yüzbinlerce emekçi, işsizlik girdabından kaçarak, yine çaresizliklerine yani tarım alanına, kırsal kesime dönüş yapmıştır.

GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 18

Türkiye açısından işsizlik verileri ile ilgili olarak giderek önemini artıran kesim, işe başlamaya hazır olup, iş bulmaktan umudunu kestiği için iş aramayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanlar ile diğer nedenlerle işe başlamaya hazır olup, iş aramayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanlardır. Bu durumda olan kişi sayısı 10 yıl önce son derece azken, bugün neredeyse toplam işsiz sayısına yakın bir düzeye ulaştı. 2004 yılında sayısı 1 milyon 100 bin olan işe başlamaya hazır olup son 3 aydır, başta umutsuzluk olmak üzere, çeşitli nedenlerle iş arama kanallarından birini kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanların sayısı, 2010 yılının Mayıs dönemi için 1 milyon 836 bin düzeyindedir.

Tanımlama nedeniyle işsiz sayılmayan, söz konusu 1 milyon 836 bin işsizi dahil ettiğimizde, daha gerçekçi bir rakama işaret eden geniş tanımlı (GT) işsizlik oranlarına ulaşıyoruz. Bu hesaplamaya göre işsiz sayısı 2 milyon 846 binden 5 milyon 47 bine yükselmekte, işsizlik oranı ise yüzde 11’den yüzde 16,88’e çıkmaktadır.

GT işsizlik verilerine çeşitli nedenlerle tam zamanlı çalışamayanlardan oluşan, eksik istihdam sayılarını ilave ettiğimizde, işsiz ve yetersiz istihdam edilenlerin, toplam istihdama oranı yüzde 23’ü bulmaktadır.

HERKESE İŞ BULMA HÜKÜMETİN SORUMLULUĞUDUR

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’nın şükrettiği işsizlik rakamları, hükümetin aczinin ifadesidir. Halbuki, çözüm üretmek de, çözüm için kaynak yaratmak da hükümetin sorumluluğundadır.

İş güvencesinin olmadığı, kuralsız çalışmanın bir kural haline getirildiği, sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin devam ettiği, kamu harcamalarında toplumsal yararın değil, piyasa dinamiklerinin esas alındığı, iş yaratmanın piyasanın insafına bırakıldığı bir çeşit piyasa diktatörlüğünde elbette ki işsizliğe karşı kalıcı çözümler üretmek mümkün değildir.

Okullarda öğretmen, üniversitelerde öğretim elemanı, hastanelerde doktor, hemşire eksiği varken, kamu kurumlarında, KİT’lerde ayyuka çıkan personel açığı bulunurken, “her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok” demek bunun sorumluluğunu kabul etmek anlamına gelmiyor mu?

Kamunun toplumsal ihtiyaçlar çerçevesinde, kar amacı gütmeden, bölgesel eşitsizlikleri gidermek, kalkınmaya yardımcı olmak amacıyla yatırım yapmasına karşı çıkmak, işsizlik konusunda sorumluluğu kabul etmek anlamına gelmiyor mu?

Kayıtdışı ekonomiye göz yumarak, kamuyu ciddi oranlarda gelir kaybına uğratmak, emekçilerin güvencesiz çalışmasına zemin hazırlamak, yoğun çalışma süreleri altında, yasal sürelerin çok üzerinde işçi çalıştırılmasına göz yummak işsizlik konusunda sorumluluğu kabul etmek anlamına gelmiyor mu?

Avrupa Sosyal Şartında yer alan her çalışan için 4 hafta ücretli izin hakkını kabul etmemek, Avrupa Birliği genelinde haftalık çalışma süreleri, 35-40 saati bulurken, çalışma sürelerinin 45 saat olarak uygulanmasına, fazla mesailerle bu sürenin 50 saate, fiili olarak 53 saate ulaşmasına göz yummak, işsizlik konusunda sorumluluğu kabul etmek anlamına gelmiyor mu?

Anayasa teklifinde sendikal hak ve özgürlüklere 1961 Anayasası kadar bile yer vermemek, göstermelik düzenlemeleri topluma radikal değişikliklermiş gibi sunmak, işsizlik konusunda sorumluluğu kabul etmek anlamına gelmiyor mu?

Bu veriler ışığında işsizlikle mücadele için atılacak pek çok adım, yapılacak pek çok düzenleme var. İşsizlik mücadele için acil alınması gereken tedbirler şunlardır:

Haftalık çalışma süresi gelir kaybı yaşanmaksızın 40 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı tanınmalıdır.
Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir biçimde uygulanmalıdır.
Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı, sendikal barajlar, noter şartı kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır
Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalıdır
Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
Taşeronlaşma ve kayıtdışı istihdam engellenmelidir.

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

Yeni atanan öğretmenlerden istenecek belgeler

1) Lisans Diploması veya Mezuniyet Belgesinin aslı veya kurumunca onaylı 2) Orta Öğretim Alan Öğretmenliği …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir