TUS Ve 11 Sınav Ertelendi
08 Eylül 2010 – 20:00 |

ÖSYM tarafından 18-19 eylül’de yapılacak TUS sınavı ertelendi. ÖSYM, Yükseköğretime Geçiş Sınavı(YGS) öncesi sızmaya yönelik bulgu bulunmadığını ancak, yapılacak 12 sınavın gizliliği kalmadığı belirtilerek, yeni soru hazırlanacağı açıklandı.
Soruların önceden dağıtıldığı iddiaları üzerine ÖSYM’den yapılan açıklamada, …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Sendika Lokali

sendika, magazin, güncel bilgi, sanat, spor, müzik, eğlence

Anasayfa » Kamu Haberleri

Türkiye Kamu Sen’e bağlı Sendikalara üye Olanların Vereceği Savunma Metni

Ekleyen senDİKalı / 06 Aralık 2009 – 17:16
Türkiye Kamu Sen’e bağlı Sendikalara üye Olanların Vereceği Savunma Metni

 

………………. ‘NE

SAVUNMA VEREN :
ADRES :

TEBLİĞ TARİHİ :

KONU : ………nün ………..sayılı ve ……….. Tarihli savunma istem yazısına süresi içerisinde savunmalarımın sunulmasından ibarettir.

KONUYA İLİŞKİN SAVUNMALARIM
25 Kasım 2009 tarihinde izinsiz olarak kurumdaki görevime gelmediğim gerekçesi ile savunmam istenmektedir.
Üyesi bulunduğum………….’in ve üst kuruluş niteliğindeki Türkiye Kamu-Sen’in almış olduğu karar neticesinde; kamu görevlisi sıfatıyla içinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntıları, 2010 yılı maaşının çok düşük olarak belirlenmesini kamuoyuna anlatmak, konuya dikkat çekmek üzere, mesleki sosyal ve ekonomik haklarımız adına iş bırakma eylemine katıldım. Çeşitli mahkeme kararlarında ve uluslarası yüksek mahkemelerin vermiş olduğu kararlarda savunma istem yazısına konu olan eylemler demokratik bir tepki olarak ifade edilmiş bu tür fiillere disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır;

I-Diyarbakır İdare Mahkemesinin 28.12.2001 günlü, E:2001/771, K:2001/1313 sayılı kararında yer alan;“657 sayılı Yasanın 125/C-b maddesinde sayılan eylemin cezalandırılmasındaki amacın, memurun görevini nedensiz ve keyfi olarak aksatma gibi kurum düzenini bozucu davranışların önlenmesi olduğu, ülkemizde memurların içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sıkıntıların bir ölçüde kamuoyuna duyurulması ve desteğin sağlanması amacıyla sendikalarının kararı doğrultusunda etkinlik göstermelerinin doğal ve hoşgörü ile karşılanması gerekeceği, olayda davacının bu eyleminin, göreve gelmeme yolunda kasıtlı bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği, özürden ve toplum psikolojisinden kaynaklanan davranışının disiplin suçu kabul edilerek tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, davaya konu disiplin cezası nedeniyle oluşan davacının parasal kayıplarının da idarece karşılanması gerektiğinin doğal ve hukuken zorunlu olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle parasal kayıplarının davalı idare tarafından, dava tarihinden itibaren (5.7.2001) hesaplanacak yasal faiziyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.” Gerekçesi, Danıştay 12. Dairesinin 2002/3743E-2005/861K ve 16.12.2002 sayılı kararı ile; onanarak kamu görevlilerinin bu tür fiillerinin cezalandırılmayacağı karar altına alınmıştır.

Yine;Danıştay 12. Dairesinin E.2001/3307, K.2001/4415 sayılı karanın gerekçesinde;
“Olayda, davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak, kamu görevlilerinin içinde bulunduğu mali sıkıntının kısmen düzeltilmesi ve kamuoyunca bilinen bu sıkıntıları yine kamuoyuna anlatarak desteğinin sağlanması amacıyla 01. 12.2000 tarihinde bir gün göreve gelmemek eylemini gerçekleştirdiği anlaşılmış olup, davacının sendikal faaliyet kapsamında bir gün süreyle göreve gelmemesi fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği, dolayısıyla 657 sayılı yasanın 125/C-b maddesinde öngörülen “özürsüz ” olarak bir gün göreve gelmemek fiilinin sübuta ermediği görülmüştür. “açıklamasına yer verilmiştir.

Danıştay 12. Dairesinin E.2005/5767, K.2008/225 sayılı kararının gerekçesinde ise;
“Olayda, davacının üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan, üretimden gelen güçlerini kullanma çağırışına uyarak 11.12.2003 tarihinde göreve gelmediği anlaşılmış olup, davacının sendikal faaliyet kapsamında göreve gelmemesi fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği, dolayısıyla 657 sayılı Yasanın 125/C-b maddesi anlamında özürsüz olarak göreve gelmemek fiilinin sübuta ermediği görülmüştür.
Bu durumda, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacı hakkında tesis olunan işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. İfadesi aynen yer almaktadır.

II-Anayasamızın 90. maddesinin son fıkrasına, 07.05.2004 günü kabul edilip 22.05.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 sayılı yasayla eklenen son cümlesinde; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri” esas alınacaktır. Hükmü yer almaktadır.
Ülkemizin de imza altına aldığı 87 Nolu ILO Sözleşmesi’nin 3/1 maddesi uyarınca “Çalışanların ve işverenlerin örgütleri, tüzük ve yönetmeliklerim düzenlemek temsilcilerim serbestçe seçmek yönetim ve etkinlerim düzenlemek ve iş programlarım belirlemek hakkına sahiptir”. 151 sayılı İLO Sözleşmesi’nin 3.maddesinde “Bu sözleşmenin uygulanması bakımından kamu görevlileri örgütü deyimi oluşumu ne olursa olsun amacı kamu görevlilerin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olan herhangi bir örgüt anlamına gelir” hükmüne yer verilerek kamu çalışanların çıkarlarını savunmak amacıyla etkinliklerde bulunabilecekleri açıkça kabul edilmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında, “Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdır” hükmüne yer verilmiş, bu hakkın kullanılmasının kamu makamlarınca engellenmeyeceği belirtilmiştir
. 87 sayılı Sözleşmenin 8/2 maddesinde de, “”Yasalar, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte olamaz veya zarar verecek şekilde uygulanamaz” hükmüne yer verilerek kamu çalışanlarının örgütünün kendi amaçları doğrultusunda düzenlemiş olduğu etkinlere katılması nedeniyle cezalandırılamayacağı açıkça ifade edilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de (AİHM), sendikal eylem ve etkinlikler nedeniyle verilen cezaları, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi’ne aykırı bulan bir çok kararı bulunmaktadır.
12 Kasım 2008 günü karara bağlanan başvuruda (Demir ve Baykara — Türkiye) Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi;
Öncelikle, kamu görevlilerinin toplu pazarlık yapabilme hakları, hem evrensel hem de bölgesel uluslararası hukuk belgelerinde tanınmıştır. Ayrıca Avrupa ‘daki uygulamalar incelendiğinde bu hakkin üye Devletlerin çoğunda tanınmış olduğu görülecektir.
Bu gerekçelere Dayalı Olarak AİHM Oybirliğiyle,
1. Hükümet’in ön itirazlarım davanın esasına bağlayarak, bunların reddine,
2. Kamu görevlisi olarak başvuranların, sendika kurma haklarına müdahale edilmesinden ötürü Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine,
3….. sendikasının işveren makamla yaptığı toplu pazarlığı takiben imzalanan toplu sözleşmenin geriye işleyecek şekilde iptalinden ötürü Sözleşme ‘nin 11. maddesinin ihlal edildiğine, …” karar vermiştir.

17 Temmuz 2007 günü karara bağlanan başvuruda (Satılmış ve Diğerleri – Türkiye) Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi şu kararı vermiştir.
Bu durumda AİHS’nîn 11. maddesinin hangi koşullarda grev hakkı tanıdığı ve bu madde çerçevesinde bu hakkın tanımının ne olacağı hususlarına değinmeden, AİHM, başvuranların işlerini üç saat süreyle yavaşlatmalarının, sendikal hakların kullanımı bağlamında toplu eylem olarak değerlendirilebileceğine kanaat getirmektedir. Başvuranlara sivil sorumluluk bu eylem nedeniyle verilmiş olup, AİHM, alınan tedbirin dernek kurma özgürlüklerine müdahale oluşturduğunu tespit etmektedir.
AİHS’nin 11, maddesinde yer alan “çıkarlarını korumak için” ifadeleri gereksiz ifadeler değildir ve AİHS, sendikanın yapacağı toplu eylem yoluyla, sendika üyelerinin mesleki çıkarlarını savunma özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Sendika üyeleri tarafından gerçekleştirilecek olan bu eyleme Sözleşmeci Devletler tarafından izin verilmeli, eylemin gelişimi ve devamı sağlanmalıdır. O halde sendikanın, üyelerinin meslekî çıkarlarının korunması amacıyla müdahale etmesi yasal olmalı ve üyeler, çıkarlarının korunması yolunda sendikalarının seslerini duyurması hakkına sahiptirler
Grev yapma hakkı ile ilgili olarak AİHM, her ne kadar 11, maddede bu hak açık bir şekilde ifade edilmemişse de bu hakkın tanınması, hiç kuşkusuz en önemli sendikal haklardan bir tanesini teşkil etmektedir. Bu hakkın yanı sıra sendika özgürlüğü ile ilgili pek çok hak da mevcuttur. Üstelik Sözleşmeci Devletlerin sendikal özgürlüğü sağlamak amacıyla izleyebilecekleri pek çok yol bulunmakladır.
Sonuç olarak; Sendikamın bağlı bulunduğu Türkiye Kamu-Sen’in mesleki sosyal ve ekonomik haklarımızın korunmasına yönelik almış olduğu kararı benimseyerek, sendikalı üyesi bir kamu çalışanı olarak, 2010 yılı düşük maaş artışına ve kamu çalışanlarının diğer sorunlarına dikkati çekmek, bu yönde dilek ve isteklerimizi kamuoyuna duyurmak amacıyla demokratik tepkimi dile getirdim. Yukarıda kısaca özetlenen ve hukuka uygunluk ifade eden açıklamalarda, göz önüne alınarak hakkımda herhangi bir disiplin cezası verilmemesi hususunda gereğini arz ederim…./…/…

İfade.sahibi:

Popülerite: 3% [?]

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .