BİR BARDAK SUDA FIRTINA!
Seçim sathı mahalline girilmiş, milletvekili aday listeleri Yüksek Seçim Kuruluna (YSK’ ya) telim edilmiş seçim, demokrasi oyunu 1. perdesi sahne almıştı. Geniş emekçi kitleler 12 Haziran seçimlerime “yeni bir umut, yeni bir şans” söylemiyle maniple edilmeye başlanmışken son iki gündür deyim yerindeyse YSK bir bardak suda fırtınalar estirdi. Demokrasimizin cilası, boyası dökülüverdi. “Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu” adıyla seçimlere giren BDP merkezli hareketinin milletvekili adaylarından bazıları “veto” yedi. Baştan belirtmekte yarar var, bu karar tümüyle “hukuka” uygun olsa bile siyasi bir karar olduğu her kesimin ortak ön kabulüdür. Karar, Kürt insanının siyasi mücadelesini bastırmak ve onu nefesiz bırakabilmek amacına hizmet ettiği gün gibi aşikârdır. Ayrıca siyasi iktidarın seçimlerde doğu ve güney doğu Anadolu illerinde tutunma hesabının ürünü olarak ta algılanmıştır. Öyle ki bölgede gösterilemeyen “bağımsız adayların” yerleri, AKP’nin vekil adaylarına seçilmeleri için zemin oluşturacaktır. Bu son gelişmeler, zaten bir oyundan ibaret olan seçimlerin gerçek bir demokrasi olmadığımızın tescilidir. Seçimler zenginler ve yandaşlarının, sistemin efendilerinin kendine göre tezgâhladığı, kurallarını koyduğu, sonra da işine gelmezse bu kuralları değiştirdiği bir oyun olmaktan öteye geçememektedir. Bu, bugüne kadar sayısız örnekte olduğu gibi Kürt insanına, halkına yönelik seçim ve meclis süreçlerinde alınan sayısız tutumla da kanıtlanmıştır. Kürt insanının iradesinin “meclise” taşınmaması için türlü, türlü engeller koymaktan, meclisten polis zoruyla çıkarıp zindanlara atmaya kadar sayısız uygulama gözlerimizin önünde yaşanmıştır. Biz emekçilerin ve ezilenlerin gerçek özgürlüğünü seçim sandığından geçtiğini zannetmek safdilliliktir. Bu her tarafından yoksulluk akan düzenin efendilerine karşı kora kor mücadele verilmeden ve alaşağı etmeden sandıkla özgürlüğe ulaşmak, aç tavuğun kendini darı ambarında görmesiyle eş anlamlıdır. SSK’nın bu kararı bu gerçeğin en dolaysız, en net ve kesin bir doğrulaması olmuştur sadece. Bu karar en küçük hak talebinin dahi ancak kararlı bir sokak mücadelesinin ürünü olabileceği gerçeğini doğrulamıştır. Çözüm ne seçimde, ne meclistedir. Çözüm Kürt-Türk emekçi insanların ortak örgütlü mücadelesindedir. Kürt insanı da bugüne kadar ne aldıysa büyük bedeller pahasına yürüttüğü mücadeleci pratiğiyle almıştır. Parlamento bu mücadelenin sadece bir basamağı, mevzisi olmuştur. Mecliste Kürt kökenli vekillerin maruz kaldıkları baskı ve linç kampanyaları ise her defasında, meclisin ve seçimlerin bir demokrasi oyun olduğu gerçeğini göstermiştir. Yine göstermiştir ki hiçbir baskı ve yasak Kürt insanının insan olma mücadelesini engellemeye yetmeyecektir. Varsın zenginler ve sefil yandaşları seçim oyunlarını oynasınlar, göstermelik meclisler kursunlar. Biz emekçiler mücadeleyi birleşik ve güçlü tuttukça sergiledikleri oyunun bitmesi yakındır. Bu bilinçle sistemin baskı ve zulmüne uğrayan “Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu”nun haksız yere veto edilen milletvekili adaylarının, yanında olduğumu bir Türk eğitim emekçisi olarak belirtir, hep birlikte kardeşçe yaşanılacak demokratik bir ülke mücadelesini verenlerin el ele, kol kola engelleri aşarak yürüyüşlerine devam etmelerini dilerim.
Göksel Rıza ÖZKAN Eğitim Emekçisi
