Anasayfa / Davalar ve Sonuçları / MEB Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin İptali İçin Dava Açtık

MEB Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin İptali İçin Dava Açtık

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 06.05.2010 gün ve 27573 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte büyük ümitlerle bu yönetmeliği bekleyen binlerce öğretmen hüsrana uğramıştır. Bu nedenle Türk Eğitim Sen olarak üyelerimizden gelen tepkileri göz önünde bulundurarak yönetmeliğinin bazı maddelerinin iptali için Danıştay’a dava açtık. Bu yönetmeliğe dava açma gerekçelerimizden bazıları şunlardır:

Zorunlu hizmet affı getirilmesine rağmen, zorunlu hizmet bölgelerinde çalışan öğretmenler bu aftan fiili olarak yararlandırılamamaktadır. 3 yıl çalışma süresini doldurmayan öğretmenlere tayin isteyebilme hakkı bile çok görülmüştür.

Birçok bölgede MEB’in tespitine göre, 141 bin norm kadro açığı bulunmasına rağmen, son derece az kadro boş olarak gösterilmiştir. Bu durumda birçok öğretmenin tayin isteği gerçekleştirilemeyecektir.

Yönetmelikte Bakanlık, hiçbir hak vermediği sözleşmelilere, kılavuzlarla herhangi bir kurala bağlı kalmaksızın sadece özür grubu yer değişikliği hakkı vermektedir. Sözleşmeli öğretmen olarak görev yapanların bu görevlerinin atama olarak değerlendirilmediği görevlendirme olarak değerlendirildiği net bir biçimde görülmektedir.

Yönetmelikte, atamaya esas alınacak hizmet sürelerinin hesabında, askerlik dâhil aylıksız izinli olarak geçen hizmet süreleri dikkate alınmaz” hükmü uyarınca askerlikte geçen süreler hizmet süresinden sayılmamaktadır.

Yönetmelikte öğretmenlik kadrolarına sadece yılda bir defaya mahsus atama yapılacaktır. Ancak, binlerce atanmayı bekleyen kişi varken yılda sadece bir defa atama yapılması atanmayı bekleyen yaklaşık 300 bin’in üzerinde gence yapılmış büyük bir haksızlıktır. Açık kadrolara sadece bir defa atama yapmak bu kadroların dolmaması durumunda açığı ücretli olarak görevlendirilenlere kapatmak anlamına gelmektedir. Bu durumda, emekli olan, ölen, kurum değiştiren binlerce öğretmenin yerine atama yapılamayacaktır. Eğitim, öğretimde aksamalar meydana gelecektir.

Yönetmelikte, idare tarafından görevlendirilmesi yapılan kişilerin bulundukları eğitim kurumunda ya da ilde çalışılması gereken sürenin hesabında, öğretmenlerin kadrolarının bulunduğu eğitim kurumunda veya ilde fiilen öğretmen olarak geçirdikleri süreler dikkate alınarak görevlendirme ile çalıştıkları kurumlardaki hizmet süreleri görmezden gelinmektedir.

Yönetmelikte, lisansüstü öğrenim görenlerin zorunlu çalışma yükümlülüklerinin ertelenmesi yasaklanmaktadır. Bu düzenleme açıkça öğretmenlerin alanlarında ya da alanları dışında kendilerini geliştirmelerinin engellenmesidir. Eğitim ve Öğretimin kalitesinin artırılması için lisansüstü öğrenim görmeye teşvik edilmesi gerekli iken bu şekilde bir işlemin yapılması hele ki eğitim ve öğretim için var olan bir bakanlığa hiç yakışmamaktadır.

Türk Eğitim-Sen,

1) “Tanımlar” başlıklı 4/n maddesinde yer alan “atanan kişiler” ibaresinin sözleşmeli öğretmeleri kapsamadığı gerekçesi ile eksik düzenlemenin, 2) 9/2 maddesinin, 3)14/4. maddesinde yer alan “…askerlik dâhil…” ibarelerinin, 4) 15/3. maddesinde yer alan “…askerlik dâhil…” ibarelerinin, 5) 19/1. maddesinde yer alan “…bir defa…” ibaresinin, 6) 26/1. maddesinde yer alan “…en az üç yıl…”ibarelerinin, 7) 26/2. maddesinin, 8) 26/4. maddesinin, 9) 28/3. maddesinin “…toplam 3 yıl süreyle…” İbaresinin, 10) 32/ç maddesinin, 11) 33/3. maddesinin, 12) 34/1. Maddesinin İl içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirmeler ile zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirmelerin sadece Haziran ayında gerçekleştirilmesine ilişkin eksik düzenlemenin, 13)35/3. maddesinin, 14)35/4. maddesinin, 15)38/1. maddesinin “…zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlayan öğretmenler…” ibaresinin, 16)38/2. maddesinin “…norm kadro açığı…” İbaresinin, 17)40/2 maddesinde yer alan “…yerleşim yeri dışındaki…” ibaresinin 18) 40/3 maddesinde yer alan “..özür durumu da dâhil olmak üzere…” ibaresinin, 19)45/2 maddesinin, 20)45/3. maddesinin yürütmesinin durdurulması ve devamında iptalini istemiştir.

Sendikalardan görüş istemesine rağmen, sendikaların görüşlerini hiçe sayarak bu yönetmeliği hazırlayan Bakanlığa, en güzel cevabı Danıştay verecektir. MEB Yönetmelik öncesinde sendikalarla toplantılar yapmış, birçok konuda mutabakat sağlanmış, ancak mutabakata varılan konular yönetmeliğe yansıtılmamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, sendikalarla göstermelik toplantılar yapmış, ancak yönetmeliği tamamen kendi görüşleri doğrultusunda hazırlamıştır. Problem çözmesi gereken MEB, problemin ta kendisi olmuştur. MEB bu yaklaşımı ile hem sendikaları hem de öğretmenleri yok saymıştır. Türk Eğitim-Sen, haksız uygulamalara karşı dün ve bugün olduğu gibi, yarın da mücadele edecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Türk Eğitim-Sen

İstanbul Bölge Başkanı

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA

“Yürütmeyi Durdurma Taleplidir”

DAVACI :Türk Eğitim-Sen

VEKİLİ :Av. Hatice AYTEKİN-Av. Emrah AYTEKİN

Av. Hilal Kezban DÜZGÜN KILIÇ-Av. Dilek ZENGİN ATAK

Bayındır 2 Sok. No:46 Kızılay/ANKARA

DAVALI :Milli Eğitim Bakanlığı

T.KONUSU : 06/05/2010 tarih ve 27573 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin

1) “Tanımlar” başlıklı 4/n maddesinde yer alan “atanan kişiler” ibaresinin sözleşmeli öğretmeleri kapsamadığı gerekçesi ile eksik düzenlemenin, 2) 9/2 maddesinin, 3)14/4. maddesinde yer alan “…askerlik dahil…” ibarelerinin,4) 15/3. maddesinde yer alan “…askerlik dahil…” ibarelerinin, 5) 19/1. maddesinde yer alan “…bir defa…” ibaresinin, 6) 26/1. maddesinde yer alan “…en az üç yıl…”ibarelerinin, 7) 26/2. maddesinin, 8) 26/4. maddesinin, 9) 28/3. maddesinin “..toplam 3 yıl süreyle….” İbaresinin, 10) 32/ç maddesinin,

11) 33/3. maddesinin, 12) 34/1. Maddesinin İl içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirmeler ile zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirmelerin sadece Haziran ayında gerçekleştirilmesine ilişkin eksik düzenlemenin, 13)35/3. maddesinin, 14)35/4. maddesinin, 15)38/1. maddesinin “….zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlayan öğretmenler…” ibaresinin, 16)38/2. maddesinin “…norm kadro açığı….” İbaresinin, 17)40/2 maddesinde yer alan “…yerleşim yeri dışındaki…” ibaresinin 18) 40/3 maddesinde yer alan “..özür durumu da dahil olmak üzere…” ibaresinin, 19)45/2 maddesinin, 20)45/3. maddesinin yürütmesinin durdurulması ve devamında iptali talebinden ibarettir.

Ö.TARİHİ : 06/05/2010

AÇIKLAMALAR :Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 06/05/2010 ve 27573 sayılı Resmi Gazete’de Milli Eğitim Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği yayımlanmıştır.

1)Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4/n maddesi “Öğretmen: Yükseköğretim kurumlarında genel kültür, özel alan ve pedagojik formasyon eğitimi alarak yetişmiş olan ve her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumları ile kurs ve seminerlerde eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmek üzere atanan kişileri” hükmü uyarınca öğretmen olarak eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmek üzere atanan kişiler tanımlanmıştır. Ancak; öğretmen olarak görevlendirilen 657 sayılı D.M.K. kanunu 4/B maddesi uyarınca istihdam edilen kişiler bu yönetmelikte tanınan haklardan yararlanamamaktadır.

657 sayılı kanunun 4/B maddesi “Sözleşmeli personel: (1) Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.” Hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere bu statüde görev yapan personel kamu hizmeti görevlileridir.

Bakanlık tarafından yönetmelikte hiçbir hak vermediği sözleşmelilere kılavuzlarla herhangi bir kurala bağlı kalmaksızın sadece özür grubu yer değişikliği hakkı verilmektedir. Bakanlık tarafından 2010 yılı için Sözleşmeli Öğretmenlerin Özür Durumuna Bağlı Yer Değiştirme ve İlk Defa Sözleşmeli Öğretmen Görevlendirme Takvimi yayımlanmıştır. Bu takvimde ilk defa 4/B statüsünde görev yapacak olanlara İlk Defa Sözleşmeli Öğretmen Görevlendirme Takvimi adı altında belirli tarihler verilerek duyuru yapılmıştır. Görüleceği üzere 4/B statüsünde görev yapanların göreve başlamalarına atama olarak değil görevlendirme olarak bakılmaktadır. Buradan net bir biçimde tanımlar başlıklı 4/n maddesinde atananlardan kastın 4/A kapsamında kadrolu olarak görev yapanlar olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca anılan yönetmeliğin 13/d maddesinde yer alan “Kamu kurum ve kuruluşlarında kanun veya kanun hükmünde kararnameler kapsamında sözleşmeli memur statüsünde çalışanlardan ilk defa öğretmenliğe atanacaklar, ilk atama kapsamında başvuruda bulunabilirler.”, Atama Şartları başlıklı 11/g maddesinde yer alan “Öğretmenliğe ilk defa atanacaklar bakımından başvuruların ilk günü itibarıyla 40 yaşından gün almamış olmak. Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi kapsamında sözleşmeli öğretmen pozisyonunda hâlen görev yapanlar……” ibaresinden yine sözleşmeli öğretmen olarak görev yapanların bu görevlerinin atama olarak değerlendirilmediği görevlendirme olarak değerlendirildiği net bir biçimde görülmektedir.

Sözleşmeli öğretmenleri bu tanıma göre öğretmen olarak değerlendirmeyen davalı idare bu statüde geçen süreleri dahi hizmetten saymamaktadır. 4/B maddesinde çalışanlar sadece özürleri olduğu durumlarda yer değişikli talep edebilmektedirler. Ancak bu da yukarıda izah ettiğimiz üzere sadece kılavuzlarla düzenlenen bir uygulama ile yapılmaktadır.

2)Yönetmeliğin 9/2. maddesinde “İl genelinde öğretmen ihtiyacı veya fazlalığı bulunan eğitim kurumlarını tespit eder. Öğretmen dağılımında alanlar itibarıyla denge kurulabilmesi amacıyla atama ve yer değiştirmelere açılacak eğitim kurumlarını belirleyerek Bakanlığa bildirilmesini sağlar.” Hükmü uyarınca il değerlendirme komisyonuna alanlar itibari ile denge kurulabilmesi için atama ve yer değiştirmelere açılacak olan eğitim kurumlarını belirleme yetkisi tanınmıştır. Bu yetki ile birlikte il değerlendirme komisyonu ilk atamalarda ve yer değiştirme dönemlerinde takdir yetkisine bağlı olarak istedikleri okulları münhal gösterme yetkisine haizdirler. Açık olan okullar bu kurulca istenildiği takdirde kapalı gösterilebilecektir. Bu takdir yetkisinin hiçbir sınırlamasının olmaması, herhangi bir denetime tabi olmadan karar verme yetisinin olması ileride münhal kadroların tümünün ilan edilmemesi sebebi ile birçok davanın açılacağının net bir göstergesidir. Çünkü bakanlığın bu konuda daha önce yapmış olduğu genel ve bireysel işlemler defalarca yargıdan dönmüştür. Danıştay makamınca mevcut bulunan tüm münhalların duyuruya çıkarılması gerektiği ile ilgili verilen karar mevcuttur. Tüm Danıştay ve yerel mahkeme kararlarını görmezden gelerek yapılmış bakanlık işlemi hukuka aykırıdır.

3)Açıktan ve Kurumlar arası Yeniden Atama başlıklı 14/4. madde de “Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına dâhil öğretmen unvanlı kadrolarda adaylıklarının kaldırılmış olması kaydıyla;”denilerek “Yurt dışında geçirilen süreler ile askerlik dâhil aylıksız izinli olarak geçirilen süreler, atamaya esas hizmet süresinin hesabında dikkate alınmaz.” Hükmü uyarınca askerlikte geçen süreler hizmet süresinden sayılmamaktadır. Yine aynı şekilde Açıktan ilk atama, kurum içi ve kurumlar arası ilk atama başlıklı 15/3. madde de “Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı dışındaki diğer hizmet sınıflarında hâlen asıl memur olarak görev yapanlar ile Devlet memuru olarak çalışmakta iken görevlerinden ayrılanlar, bu kapsamda başvuruda bulunabilirler.” Denilerek 15/2 madde de yer alan “Bu madde kapsamında atamaya esas alınacak hizmet sürelerinin hesabında, askerlik dâhil aylıksız izinli olarak geçen hizmet süreleri dikkate alınmaz.” Hükmü uyarınca askerlikte geçen süreler hizmet süresinden sayılmamaktadır.

9/4/1990-KHK-418/4md; iptal: Ana.Mah.’nin 5/2/1992 tarih ve E.1990/22, K.1992/6 Sayılı Kararı ile ; yeniden düzenleme: 18/51994-KHK-527/4md.)……………………………….Yıllık izinde geçirilen süreler fiilen çalışılmış sayılır……………..’’ denilerek Devlet memurlarının yıllık izinde geçirdikleri süreleri de kademe ilerlemesinden sayılmaktadır.

657 Sayılı DMK.Madde-84-(Değişik:31/7/1970-1327/37 md.)’’Muvazzaf askerlik görevini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna atananlar adaylık esaslarına tabi olurlar ve muvazzaf askerlikte geçen süreleri asaletlerinin tasdikinden sonra kademe ilerlemesi yapılmak ve sınav veya seçmeye tabi tutulmak suretiyle derece yükseltilmesinde de değerlendirilir…………………..’’ denilmektedir.

Diğer taraftan eğitim çalışanlarından askerlik yapanların askerlik hizmet süreleri memuriyet hizmeti gibi derece ve kademesinden sayılması asıldır. (Danıştay 5.Dairesinin 20.01.1993 günlü, E:1992/684, K:1993/247 Sayılı kararı da bu doğrultudadır.)

Anayasa Mahkemesi ve Danıştay Kararları ile sabit olan bir konu davalı idarece görmezden gelinmiş ve yönetmeliğe bu konuda kısıtlayıcı düzenlemeler getirilmiştir. Her Türk Vatandaşı erkeğin askerlik görevini ifa etmesi zorunludur. Bu nedenle bu görevini zorunlu olarak ifa eden erkeklerin askerlikte geçen sürelerinin hizmette sayılamaması bu kişileri bayan adaylar karşısında dezavantajlı konuma getirmektedir. Bu nedenle 14/4 ve 15/3. maddelerde yer alan “askerlik dahil” ibareleri hukuka aykırılık arz etmektedir.

4) Yönetmelikte Atama dönemi başlıklı 19/1. madde “Öğretmenlik kadrolarına atamalar her yıl ağustos ayında bir defada yapılır. Öğretmenlik için duyuru, başvuru ve atamalar, ağustos ayı sonu itibarıyla tamamlanır. Bu atamalar sonucunda, yasal süre içinde göreve başlamayanların yerine ağustos ayında başvurusu alınanlardan puan yetersizliği nedeniyle ataması yapılamayan adaylardan puan üstünlüğüne göre aynı alanda, aynı eğitim kurumlarına aynı yıl kasım ayında atama yapılır.” Hükmü uyarınca öğretmenlik kadrolarına sadece yılda bir defaya mahsus atama yapılacaktır. Ancak, binlerce atanmayı bekleyen kişi varken yılda sadece bir defa atama yapılması atanmayı bekleyen yaklaşık 310 bin gence yapılmış büyük bir haksızlıktır. Açık kadrolara sadece bir defa atama yapmak bu kadroların dolmaması durumunda açığı ücretli olarak görevlendirilenlere kapatmak anlamına gelmektedir. Bu durumda, emekli olan, ölen, kurum değiştiren binlerce öğretmenin yerine atama yapılamayacaktır. Eğitim, öğretimde aksamalar meydana gelecektir.

5) Yönetmeliğin İl içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirmeler başlıklı 26/1. maddesinde “ Zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunmayanlar, bu yükümlülüğünü tamamlayanlar ya da muaf tutulanlar ile sağlık ve eş durumu özrü nedeniyle zorunlu çalışma yükümlülüğü ertelenmiş olanlardan bulundukları eğitim kurumunda en az 3 yıl süreyle çalışan öğretmenler il içinde yer değiştirme isteğinde bulunabilirler” hükmü yer almaktadır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere bulundukları eğitim kurumunda en az 3 yıl süreyle çalışmayan öğretmenler il içinde yer değiştirme isteğinde bulunamayacaklardır. 04/03/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan mülga yönetmeliğin İsteğe bağlı yer değiştirmeler başlıklı 21/a maddesinde “Bulundukları eğitim kurumunda en az iki yıl süreyle çalışan öğretmenler il içinde” yer değişikliği yapabileceği şeklinde bir düzenleme mevcuttur. Yine 04/03/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliğin yürürlükten kaldırdığı 11/06/2000 tarih ve 24076 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin15/2 maddesinde “ Bulundukları hizmet alanında iki yılını tamamlayanlar il içinde bir başka hizmet alanına, yer değiştirme sureti ile yer değişikliğinde bulunabilirler.” Denilmektedir. Görüleceği üzere yaklaşık olarak 10 yıldır uygulanan bir düzenleme davada konusu edilen madde ile bertaraf edilmiştir. Ayrıca yine 06/05/2010 ve 27573 sayılı Resmi Gazete’de Milli Eğitim Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin Geçici 2. Maddesinde “Bu Yönetmelik hükümlerine göre 2010 ve 2011 yıllarında yapılacak isteğe bağlı il içi yer değiştirmeye esas alınan bulunduğu eğitim kurumunda çalışma süresi “2” yıl olarak uygulanır.” Hükmü yer almaktadır. Bu geçici madde ile 2 yıl şartının sadece 2010-2011 yılları ile sınırlandırılması diğer yıllarda il içinde yer değişikliği isteyecek olan kişilere yapılmış mantığı anlaşılamayan bir haksızlıktır.

6) Yönetmeliğin 26/2. maddesinde “Zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunmayanlar, bu yükümlülüğünü tamamlayanlar ya da muaf olan öğretmenlerden bulundukları ilde en az üç yıllık çalışma süresini tamamlayanlar iller arasında yer değiştirme isteğinde bulunabilirler.” Hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm iki farklı husus için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Şöyle;

A) Birinci husus: Anılan yönetmeliğin Zorunlu çalışma yükümlülüğü süreleri başlıklı 27. maddesinde “(1) Türkiye üç hizmet bölgesine ve altı hizmet alanına ayrılmıştır. Bunlardan 4, 5 ve 6 ncı hizmet alanları öğretmenlerin zorunlu çalışma yükümlülüklerini yerine getirecekleri hizmet alanlarıdır.

(2) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden sonra Bakanlık öğretmen kadrolarında göreve başlayanlar;

a) Üçüncü hizmet bölgesi içindeki illerin 4 üncü hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 5 yıl, 5 inci hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 4 yıl, 6 ncı hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 3 yıl,

b) İkinci hizmet bölgesi içindeki illerin 4 üncü hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 6 yıl, 5 inci hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 5 yıl, 6 ncı hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 4 yıl,

c) Birinci hizmet bölgesi içindeki illerin 4 üncü hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 7 yıl, 5 inci hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 6 yıl, 6 ncı hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 5 yıl çalışmakla yükümlüdürler.” Denilmektedir. Bakanlık tarafından yayımlanan yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 06/05/2010 tarihinden sonra göreve başlayanlar zorunlu çalışma yükümlüsü olmakta, 06/05/2010 tarihinden önce göreve başlayanlar ise zorunlu çalışma yükümlülüğünden muaf olmaktadır. Bu durumda anılan yönetmelik yürürlüğe girmeden önce yani 06/05/2010 tarihinden önce 4/3/2006 tarihli ve 26098 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga yönetmelik hükümleri uyarınca göreve başlayarak zorunlu hizmete tabi tutulan öğretmenler yeni yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibari ile bu zorunlulukları ortadan kalkmıştır

Bu nedenle zorunlu hizmet affından yararlananlar ilk atanmalarında zorunlu hizmet bölgesi dışına atanan öğretmenlerdir. Sadece zorunlu hizmet bölgesine ataması henüz yapılmamış bu öğretmenler zorunlu hizmet affından yararlanmışlardır.

Fakat ilk atanmalarında zorunlu hizmet bölgesine atanan öğretmenlerinde Zorunlu hizmetten muaf olmalarına rağmen anılan yönetmeliğin “İl içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirmeler başlıklı” 26. maddesi 1. fıkrası ile yeniden bulunduğu yerde 3 yıl çalışma şartının getirilmesi muafiyetin getirilmesi amacı ile ters düşmektedir. Bu durum zorunlu hizmet yükümlüsü olduğu halde henüz zorunlu hizmetini ifa etmeyenler için büyük bir önem taşırken zorunlu hizmet bölgesi kapsamında görevlerini ifa edenleri cezalandırmak anlamına gelmektedir. Zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapan ve bu bölgeler dışındaki yerlere yer değişikliği yapamayan kişilere bir kez daha atanma hakkı verilmemektedir.

Ayrıca; 04/03/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan mülga yönetmeliğin Zorunlu Çalışma Yükümlülüğü başlıklı 24/2 maddesi “Zorunlu çalışma yükümlüsü öğretmenler bu yükümlülüklerini, zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet bölgelerine dâhil illerden birinde yerine getirebilecekleri gibi, birden fazla ilde veya ilçede de yerine getirebilirler. Ancak, bu bölünme sonucu her hizmet bölgesinde veya içindeki illerde ya da ilçelerde geçirilmesi gereken çalışma süresi iki yıldan az olamaz” hükmü uyarınca zorunlu hizmet yükümlüsü olup da iller arası yer değiştirme sureti ile yine zorunlu hizmet alanlarındaki eğitim kurumlarına atanan kişiler bulundukları ilde 3 yıl çalışma şartına bağlı olarak yer değişikliğinde bulunamayacaklardır. . Örneğin zorunlu çalışma yükümlülüğü öngören bir ilde 2 yıl çalışan zorunlu hizmet yükümlüsü bir öğretmen, mülga yönetmeliğin “Zorunlu Çalışma Yükümlülüğü” başlıklı 24/2 maddesince zorunlu çalışma yükümlülüğü öngören eşdeğer bir il’e yer değiştirmiş olsun, bu ilde 2 yıl daha çalışarak zorunlu çalışma yükümlülüğü olmayan bir il’e yer değiştirme hakkı bulunmasına ve Zorunlu hizmetten muaf olmalarına rağmen anılan yönetmeliğin “İl içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirmeler başlıklı” 26. maddesi 1. fıkrası ile yeniden bulunduğu yerde 3 yıl çalışma şartının getirilmesi ile bu tip yer değişikliği yapan kişilere bırakın muafiyet vermeyi ikinci kez zorunlu hizmete tabi tutma anlamına gelmektedir.

Devlette devamlılık esastır bakanlığın çıkarmış olduğu yönetmelik uyarınca yer değişikliği yapan bir çalışanın daha sonra çıkan bir yönetmelik hükmü uyarınca mağdur edilmesi devlete güveni zedelemekte ve idarenin tesis ettiği işlemler sebebi ile mağdur etmektedir.

B) İkinci Husus : Anılan yönetmeliğin 26/(3) “Zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlayan öğretmenler, bu yükümlülüklerini tamamladıkları tarihten sonraki ilk yer değiştirme döneminde yer değiştirme başvurusunda bulunabilirler.” Hükmü dava konusu edilen 26/2 maddesi ile çelişmektedir. 26/3. maddede zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlayanlara ilk yer değiştirme döneminde yer değişikliği hakkı veren davalı idare zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunmayanlar, bu yükümlülüğünü tamamlayanlar ya da muaf tutulanlar ile sağlık ve eş durumu özrü nedeniyle zorunlu çalışma yükümlülüğü ertelenmiş olanlara bulundukları eğitim kurumunda en az 3 yıl süreyle çalışma şartı getirmektedir. Bu iki hüküm çelişkili olup bir madde ile verilen hak diğer bir madde ile bertaraf edilmektedir. Örneğin; Yönetmeliğin madde 37/c “Her ikisinin de zorunlu çalışma yükümlüsü olması ve her ikisinin de zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarında görev yapıyor olması durumunda eşlerden biri diğer eşin görev yaptığı yere,” hükmü uyarınca zorunlu çalışma yükümlüsü olan bir öğretmen yine zorunlu çalışma yükümlüsü olan eşin yanına özür durumundan yer değişikliğinde bulunduğunda, eski görev yeri ve eşinin görev yaptığı yerdeki toplam hizmet süresi ile zorunlu hizmetini tamamladığı bir durumda dahi 3 yılını doldurmadan yer değişikliği talebinde bulunamamaktadır. Bu durum açıkça zorunlu hizmetini tamamlayanları bu bölgede daha fazla çalışmaya zorlamaktır. Asıl olan zorunlu hizmet bölgelerinde gereken süreyi tamamlamaktır. Bu süreyi tamamlayanlardan her ne sebeple olursa olsun yer değişikliğinde bulunmuş olanları dava konusu edilen düzenleme sebebi ile yer değişikliğini hak ettikleri halde bu haktan mahrum bırakmanın hiçbir şekilde makul gerekçesi olmaz.

Davalı idarenin siyasal amaçlar güderek getirmiş olduğu bu muafiyet, görünürde muafiyet olup fiilen hiçbir anlam ifade etmemektedir. Yapılması gereken bu hakkın tanınmasından sonra süre şartı aranmaksızın yer değişikliği yapma hakkının tanınmasıdır. Bu yönü ile eksik olarak tesis edilmiş bir düzenlemedir. Makamınızca bu maddenin bu yönü ile de değerlendirilmesi atanmayı bekleyen binlerce kişi için hayati önem arz etmektedir. Bakanlık tesis ettiği işlem de açık ve net olarak ifadeler kullanmamış ve bu sebeple hakkaniyetsiz işlemi yargı denetimi dışına itmeye çalışmıştır.

7) Yönetmeliğin İl içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirmeler başlıklı 26/4. maddesinde “İl içinde ya da il dışına yer değiştirme isteğinde bulunacak öğretmenlerin, yer değiştirmeleri için gerekli olan bulundukları eğitim kurumunda ya da ilde çalışılması gereken sürenin hesabında, öğretmenlerin kadrolarının bulunduğu eğitim kurumunda veya ilde fiilen öğretmen olarak geçirdikleri süreler dikkate alınır. Kadrosunun bulunduğu eğitim kurumu ya da il dışında görevlendirilen öğretmenlerin yer değişikliği isteğinde bulunabilmeleri için görevlendirildikleri tarihten önce bulundukları eğitim kurumunda ya da ilde çalışılması gereken süreyi tamamlamış olmaları gerekir.” Hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca idare tarafından görevlendirilmesi yapılan kişilerin bulundukları eğitim kurumunda ya da ilde çalışılması gereken sürenin hesabında, öğretmenlerin kadrolarının bulunduğu eğitim kurumunda veya ilde fiilen öğretmen olarak geçirdikleri süreler dikkate alınarak görevlendirme ile çalıştıkları kurumlardaki hizmet süreleri görmezden gelinmektedir.

Eğitimci yönlerinin dışında, pek çok konuda bilgi donanımına sahip oldukları gerekçesi ile bu öğretmenlerin mesleki bilgilerinden ve becerilerinden faydalanmak üzere görevlendirmelerinin sağlanmasına rağmen görevlendirme olarak çalıştıkları sürelerin yer değiştirebilme için gerekli olan çalışma süresinden sayılmaması haksızlıktır. Bu durum bilgi ve becerilerinden dolayı görevlendirilen öğretmenlere bu görevlendirmelerinden dolayı ceza vermek anlamına gelmektedir. Geçici süreli olarak görevlendirilen memurun asıl kadrosu ile ilişkisi devam eder. Geçici görevde geçirdiği süre asıl kadrosunda dikkate alınır. Bu nedenle asıl kadrosu ile ilişkisi devam eden personelin bu kadro ile bağı yokmuş gibi değerlendirilip görevlendirildiği süreleri de yok sayıp işlem tesis etmek hakkaniyete aykırıdır.

8) Yönetmeliğin Zorunlu Çalışma Yükümlülüğüne Bağlı Yer Değiştirmeler başlıklı 28/3. maddesinde “Zorunlu çalışma yükümlüsü öğretmenler, bulundukları eğitim kurumunda ya da ildeki zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen 4, 5 ve 6 ncı hizmet alanlarında toplam 3 yıl süreyle görev yapmaları kaydıyla il içindeki ya da diğer illerdeki zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarına yer değiştirme isteğinde bulunabilirler………” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca zorunlu hizmet yükümlüsü olan kişiler görev yaptıkları kurumda yada ilde toplam 3 yıl süre ile görev yaptıkları takdirde diğer illerdeki zorunlu hizmet alanlarına yer değişikliğinde bulunabilmektedirler. 04/03/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan mülga yönetmeliğin Zorunlu Çalışma Yükümlülüğü başlıklı 24/2 maddesi “Zorunlu çalışma yükümlüsü öğretmenler bu yükümlülüklerini, zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet bölgelerine dâhil illerden birinde yerine getirebilecekleri gibi, birden fazla ilde veya ilçede de yerine getirebilirler. Ancak, bu bölünme sonucu her hizmet bölgesinde veya içindeki illerde ya da ilçelerde geçirilmesi gereken çalışma süresi iki yıldan az olamaz” hükmü yer almaktaydı. Devlette devamlılık esastır bakanlığın çıkarmış olduğu yönetmelik uyarınca yer değişikliği yapan bir çalışanın daha sonra çıkan bir yönetmelik hükmü uyarınca mağdur edilmesi devlete güveni zedelemekte ve idarenin tesis ettiği işlemler sebebi ile mağdur etmektedir.

9) Yönetmeliğin Zorunlu Çalışma Süresinden Sayılmayacak Süreler başlıklı 32/ç maddesinde “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi kapsamında kısmi zamanlı geçici öğreticilikte geçirdikleri süreler, Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar kapsamında ek ders ücreti karşılığı görevlendirme suretiyle geçirilen süreler ile vekil öğretmenlikte ve usta öğreticilikte geçirilen süreler,” hükmü uyarınca 657 sayılı D.M.K. 4/C maddesi uyarınca istihdam edilerek bakanlık bünyesinde görev yapan kişilerin zorunlu hizmet bölgelerinde yaptıkları görev süreleri zorunlu çalışma süresinden sayılmamaktadır. Ancak yine anılan yönetmeliğin 48. maddesinde “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi kapsamında sözleşmeli öğretmen olarak geçen süreler, 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi kapsamında kısmi zamanlı geçici öğreticilikte geçirdikleri süreler, Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine ilişkin Kararı kapsamında ek ders ücreti karşılığı görevlendirme suretiyle geçirilen süreler ile vekil öğretmenlikte ve usta öğreticilikte geçirilen süreler, görevin geçirildiği hizmet alanındaki eğitim kurumları için öngörülen hizmet puanından değerlendirilir.” Denilmektedir. Bu statüde bakanlığın bünyesinde yaptıkları görevler hizmet puanı olarak değerlendirilirken zorunlu hizmet bölgelerinde yaptıkları görev süreleri zorunlu çalışma süresinden sayılmamaktadır. Atama bekleyen 310 binden fazla öğretmenin adayının yıllarca KPSS sebebiyle atanamadığı bu süreçte ücretli, vekil öğretmenlik yapmak zorunda bırakıldığı düşünüldüğünde bu sürelerin zorunlu hizmetten sayılmaması hakkaniyetli değildir.

10) Yönetmeliğin Zorunlu Çalışma Yükümlülüğünün Ertelenmesi başlıklı 33/3. maddesinde “Hizmet bölgelerinin 1, 2 ve 3 üncü hizmet alanlarında görevli zorunlu çalışma yükümlüsü öğretmenlerden lisansüstü öğrenim görmekte olanların zorunlu çalışma yükümlülükleri ertelenmez.” Hükmü yer almaktadır. Bu madde ile lisansüstü öğrenim görenlerin zorunlu çalışma yükümlülüklerinin ertelenmesi yasaklanmaktadır. Bu düzenleme açıkça öğretmenlerin alanlarında ya da alanları dışında kendilerini geliştirmelerinin engellenmesidir. Eğitim ve Öğretimin kalitesinin artırılması için lisansüstü öğrenim görmeye teşvik edilmesi gerekli iken bu şekilde bir işlemin yapılması hele ki eğitim ve öğretim için var olan bir bakanlığa hiç yakışmamaktadır. Anayasanın 42. maddesinin 1. fıkrasında, “kimsenin eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamayacağı” belirtilmektedir. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, Yurt içi ve yurt dışı yetişme imkanları başlıklı 49. Madde de “ Yurt içinde ve dışında daha üst öğrenim yapmak veya bilgi, görgü ve ihtisaslarını arttırmak isteyen öğretmenlerin belli şartlarla, aylıklı veya aylıksız izinli sayılmaları sağlanır; bu şartlar, milli eğitimin ihtiyaçları göz önünde tutularak, hazırlanacak yönetmelikle belirtilir. “ hükmü bulunmaktadır. Anayasa ve kanun hükmüne aykırı olarak tesis edilen yönetmelik maddesi açıkça hukuka aykırıdır..

11) İsteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme suretiyle atamalar başlıklı 34/1. Maddesinde “İl içi ve iller arası isteğe bağlı yer değiştirmeler ile zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme başvuruları birlikte alınır. Gerekli şartları taşıyanların yer değiştirme suretiyle atamaları, alanlar itibarıyla belirlenen kontenjan ölçüsünde tercih edilen eğitim kurumlarına hizmet puanı üstünlüğüne göre ilgili yılın haziran ayı içinde yapılır.” Denilmektedir. Burada isteğe bağlı yer değiştirmeler ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirmeler bir arada yapılacak ve yılın sadece haziran ayı içinde olacaktır. Bu durumda haziran ayı içerisinde isteğe bağlı il içi ve iller arası yer değiştirmeler ile zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirmelere başvuruda bulunan kişiler atanamadıkları takdir de bir dahaki senenin haziran ayına kadar beklemek zorundalar dır. Ayrıca; bu atama döneminde boş kalan normlara ve yıl içerisinde ölüm, emeklilik, istifa, müstafi sayılma gibi sebepler ile boş kalan normlara herhangi bir atama yapılamayacaktır. Bu durumda boş kadroların doldurulması için ücretli öğretmenlerin görevlendirilmesi yapılacaktır. Mülga yönetmelikte yıl içinde boşalan kadrolara sıralar oluşturularak atamalar yapılmakta ve bu şekilde ihtiyacın karşılanması için sıralar oluşturulmaktaydı. Anılan yönetmelikle bu uygulama kaldırıldığı için il içinde sıraların çalıştırılması gibi bir durum söz konusu olamayacaktır. Doğal olarak da sadece haziran ayında zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirmeler ve isteğe bağlı yer değiştirmeler yapılacağı için bu kadrolar ya bir daha ki atama dönemine kadar görevlendirmeler ya da ücretli öğretmenler tarafından doldurulacaktır. Dolayısıyla oluşacak söz konusu sıraların bir sonraki atama dönemine kadar devam etmesi doğrultusunda düzenleme yapılması oluşacak öğretmen ihtiyacının karşılanmasına vesile olacaktır

12)Yönetmeliğin Özür Durumuna Bağlı Yer Değiştirmeler başlıklı 35/3 maddesinde “Özür durumuna bağlı yer değiştirme isteğinde bulunanlardan öğretmenlikte ve Devlet memurluğunda adaylıklarının kaldırılmış olması şartı aranır. Aday öğretmenlerin yer değiştirme istekleri değerlendirmeye alınmaz.” Hükmü uyarınca özür durumlarına bağlı olarak yer değiştirme talebinde ancak adaylığı kaldırılmış olan memurlar bulunabilmektedir. Anılan yönetmeliğin 35. maddesinde “Öğretmenler, sağlık, eş ve öğrenim durumu özürleri nedeniyle özür gereklerinin karşılanabileceği yerlere yer değiştirme isteğinde bulunabilirler. Ancak bu özürler nedeniyle yer değişikliği istekleri, hizmet gerekleri ile özür durumlarının birlikte karşılanması temelinde değerlendirilir.” Denilmektedir. Anayasa tarafından koruma altına alınmış olan hakların kullanılabilmesi için yönetmelik hükmü ile devlet memurluğunda adaylığı kaldırılmış olma şartı aranmamalıdır. Bu madde doğrultusunda bir çok öğretmen 1,5-2 yıl ailesinden çocuklarından ayrı illerde görev yapmak zorunda kalmaktadır.

Anayasanın Ailenin Korunması başlıklı 41. maddesinde “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar” hükmü, yine Anayasanın Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi başlıklı 42. maddesinde yer alan “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” hükmü ve Anayasanın Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması başlıklı 56. maddesinde “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” Denilmektedir. Anayasa ile güvence altına alınan bu hakların yönetmelikle yok sayılması ve adaylığı kaldırılmış olmak şartı ile sınırlandırılması hukuka uygun değildir. Kurumlar arasında geçişin olduğu durumlarda memurun adaylığının kaldırılmış olması gerektiği yönündeki düzenleme 657 sayılı yasaya uygundur ancak kurum içinde yer değişikliğinin adaylığın kaldırılması şartına bağlanması mevzuata aykırılık arz etmektedir.

13) Yönetmeliğin Özür Grubuna Bağlı Yer Değiştirmeler başlıklı 35/4 maddesinde “Bu Yönetmeliğin 14 ve 15 inci maddeleri kapsamında öğretmenliğe atananların, özür durumundan yer değiştirme isteğinde bulunabilmesi için son olarak atandıkları görev yerlerinde en az bir yıl süreyle görev yapmış olmaları gerekir.” Hükmü yer almaktadır. Bakanlık tarafından daha önce de bu şekilde bir düzenleme yapılmış olup bu düzenleme bir sendikaca yargıya intikal ettirilmiş ve aynı bu konu hakkında Danıştay 2. Dairesinde 2009/249E sayılı dosyada yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Ancak bakanlık Danıştay kararını yok sayarak yeniden aynı şekilde işlem tesis etmiştir. Bu açıkça yargı kararlarına meydan okumak anlamına gelmektedir. Bu yönü ile açıkça ve net olarak iptali gerekmektedir.

14) Yönetmeliğin Öğrenim Durumu Özrü başlıklı 38/1. maddesinde “Bu Yönetmelikle öngörülen zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlayan öğretmenlerden; yurt içindeki yüksek öğretim kurumlarında bilimsel hazırlık, yabancı dil hazırlık ve tez dönemi dâhil tezli/tezsiz yüksek lisans veya doktora eğitimine kayıtlı olan öğretmenler, lisansüstü öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumlarının bulunduğu yere görev yerlerinin değiştirilmesini isteyebilirler.” Hükmü bulunmaktadır. Dava dilekçemizde yer alan 33/3. maddenin iptali için yazmış olduğumuz tüm gerekçeler bu madde içinde geçerlidir. Bu maddenin açıklaması kendini geliştirmek isteyen öğretmenlerin net bir biçimde eğitim almasını engellenmektir. Hiçbir gerekçe Anayasanın 42. maddesinin 1. fıkrasında koruma altına alınan bir hakkı geçici bir süre için dahi gasp edilmesini makul hale getiremez. Kaldı ki; öğretmenlerin kendini geliştirmesi kaliteli eğitim, öğretim için vazgeçilmez öneme sahiptir.

15) Yönetmeliğin Öğrenim Durumu Özrü başlıklı 38/2. maddesinde “Zorunlu çalışma yükümlüsü öğretmenlerden lisansüstü öğrenim hakkı kazananların lisansüstü öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunun bulunduğu ildeki zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarına atanmayı kabul etmeleri durumunda bunlardan zorunlu çalışma yükümlülüklerini tamamlamış olma şartı aranmaz. Bunların yer değiştirme istekleri atanmak istedikleri yerlerdeki alanlarındaki norm kadro açığı ölçüsünde ağustos ayı içinde değerlendirilir.” Hükmün de eğitim durumu özrüne göre yer değişikliği isteyenlerin özürlerinin bulunduğu ile yer değişikliği yapabilmesi için o ilde norm açığının bulunması gerektiği belirtilmektedir. Eş ve Sağlık durumu özürlerinde norm kadro açığı olması gerektiği yönünde bir düzenleme mevcut değilken sadece eğitim özründe bu şartın aranması bakanlığın eğitime verdiği önemi göstermektedir. Bu işlemi tesis eden bakanlığın Milli Eğitim Bakanlığı olması düşündürücü bir durumdur.

16)Yönetmeliğin 40/2 “Bu kapsamda il içinde görev yerleri değiştirilmesi gerekenler, o il içinde görevli oldukları yerleşim yeri dışındaki diğer eğitim kurumlarına, o il içinde alanlarında ihtiyaç bulunmaması hâlinde diğer illerde alanlarında ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına, zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlamamış olanlar zorunlu çalışma yükümlülüklerini tamamlayabilecekleri hizmet alanlarına atanırlar.” Hükmü bulunmaktadır. 5442 sayılı İl Yönetim yasanın 8/C maddesinde “………..lüzumu halinde il içinde nakil ve tahvilleri mensup olduğu il idare şube başkanlarının inhası üzerine valiler tarafından icra edilmekle beraber mensup oldukları Bakanlıklar veya genel müdürlüklere sebepleriyle bildirilir.” Hükmüne aykırılık arz etmektedir. Soruşturma sebebi ile yer değişiklinin teklif edilerek tedbir amacı ile cezai mahiyette olmayan bu yer değişiklikleri malumunuz üzere idareler tarafından çok sık başvurulan ve kötü niyetli kullanılan bir uygulama haline gelmiştir. Bu yer değişiklikleri adeta disiplin cezasından daha ağır cezalar haline gelmiştir. İstisnai durumlarda uygulanması gereken bir idari işlem son zamanlarda genel bir işlem haline dönüşmüş tüm disiplin cezalarının akabinde hemen hemen hepsinde uygulanan bir işlem haline dönüşmüştür. Birde bu uygulamayı yerleşim yeri dışındaki eğitim kurumları olarak değerlendirilirse bu durum tedbirden çok öte aşikâr bir ceza haline dönüşecektir. Bir öğretmenin bulunduğu ilde branşının olmadığı durumlarda ise başka bir ile yer değişikliğinin yapılması durumda yaşanılacak mağduriyet ise izahına gerek duyulmayacak derecede ağırdır. Sadece maaş kesim cezası ile tecziye edilen bir öğretmenin bu cezası sebebi ile yerleşim yeri veyahut il dışı yer değişikliğine tabi tutulması kamu yararı ile bağdaşmamaktadır.

17) Yönetmeliğin Hizmetin Gereği Olarak Yapılacak Yer Değiştirmeler başlıklı 40/3 maddesi “Görev yerleri bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre; a) İl dışına değiştirilenler, daha önce görev yaptıkları ile,

b) İl içinde ilçe dışına görev yeri değiştirilenler daha önce görev yaptıkları ilçeye;

c) İlçe içinde görev yeri değiştirilenler daha önce görev yaptıkları eğitim kurumuna aradan üç yıl geçmedikçe özür durumu da dâhil olmak üzere yer değiştirme isteğinde bulunamazlar.”hükmü yer almaktadır. Görev yerleri hizmetin gereği olarak değiştirilenlere özür grubundan yer değişikliği hakkının tanınmaması bu yer değişikliğini tedbir olmaktan çıkarıp ceza haline dönüştürmektedir. Bu durum Anayasamızın Ailenin Korunması ilkesi ve 3797 sayılı yasanın 61. maddesine ters düşmektedir. Sadece hizmet gereği yer değişikliğine tabi tutulan bir kişinin özürlerini görmezden gelerek işlem tesis etmek hakkaniyete aykırıdır. Özür gerekleri ve hizmet gerekleri bir arada düşünülerek işlem tesis edilmesi idarenin sorumluluğundadır. Bu yönü ile bu madde hukuka uygun değildir.

18)Yönetmeliğin Atama Yapılacak Eğitim Kurumlarının Duyurulması başlıklı 45/2 maddesi “ İsteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı olarak il içinde ve iller arasında yapılacak yer değiştirme suretiyle atamalarda öğretmenlerin tercihlerine yansıtılacak eğitim kurumları; mevcut öğretmenlerle ya da yükseköğrenimlilerce ihtiyacın karşılanabilirliği dikkate alınarak öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumları arasından il millî eğitim müdürlüklerince belirlenir. İller arasında yer değiştirecek öğretmenlerin alanlar bazındaki kontenjanları ülke genelinde dengeli dağılımı sağlayacak şekilde hizmet bölgeleri ve illerin doluluk oranları dikkate alınarak belirlenir. Yer değiştirme suretiyle atamalar sonucu norm kadro açığı oluşan eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı, bu Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde belirtilen öğretmen atama döneminde yapılacak atamalarla karşılanır.”

Bu hükümde iki önemli husus yer almaktadır. Birincisi; ilk cümlesinde yer alan tercihlere yansıtılacak eğitim kurumlarının; mevcut öğretmenlerle ya da yükseköğrenimlilerce ihtiyacın karşılanabilirliği dikkate alınacak olmasıdır. 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43. maddesinde öğretmenlik mesleğinin tanımı yapılmıştır. Madde hükmü uyarınca, öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleği olup, bu mesleğe hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanmaktadır. Bu niteliklerin kazanılması için ise öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması şart koşulmuştur. Adaylık döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılan öğretmenlik mesleğinde; adaylık dönemini başarıyla tamamlayanlar mesleğe öğretmen olarak atanabilmektedirler.

“Ücretli öğretmenlik” ise Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararın “Ders ücreti karşılığında görevlendirme” başlıklı 9. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir.

“ Öğretmen sayısının yetersiz olması hâlinde;

a) Yüksek öğrenimli olmak koşuluyla;

1) Bu Karar kapsamındaki yönetici ve öğretmenler dışındaki resmî görevliler ile sınıf öğretmenlerine ilköğretim okulu 6, 7 ve 8 inci sınıflarında, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında haftada 8 saate,

2) Resmî görevi bulunmayanlar ile emeklilere, okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim, özel eğitim ve yaygın eğitim kurumlarında haftada 30 saate,

kadar ek ders görevi verilebilir.

b) İlgili mevzuatında belirtilen esaslara göre uzman ve usta öğretici olarak nitelendirilenlerden;

1) Resmî görevi bulunanlara haftada 10 saate,

2) Resmî görevi bulunmayanlara haftada 40 saate,

kadar okul öncesi, meslekî ve teknik orta öğretim, özel eğitim ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders görevi verilebilir.” Denilmektedir.

Bu bağlamda, “öğretmenlik mesleği” yasa ve yönetmeliklerle düzenlenen, eğitim-öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleği olup, eğitim-öğretim faaliyetlerinin öncelikle öğretmenler eliyle yürütülmesi temel kuraldır. Nitekim Danıştay’ın muhtelif kararlarında da “beceri öğretimi ve uygulama gerektiren alanlar” gibi konularda geçici olarak uzman ve usta öğretici görevlendirilebileceği..”, “özel bir ihtisas mesleği, asli ve sürekli bir kamu hizmeti olan öğretmenliğin geçici personel görevlendirme suretiyle yürütülmesine imkan bulunmadığı..” gibi gerekçelere yer verilerek dava konusu düzenlemelerin iptaline karar vermiştir. Ancak dava konusu edilen madde açıkça yükseköğrenim görmüş olanları ücret karşılığı çalıştırmaya teşvik anlamına gelmektedir. Bakanlık çok daha az maliyetle ücretli olarak öğretmen görevlendirmesi yapacak ve devlete kendince kar sağlayacaktır. Ancak, binlerce atanmayı bekleyen kişi varken bu şekilde istihdam yaratmak hem atanmayı bekleyenlere hem de ücretli olarak görevlendirilenlere büyük haksızlıktır. Bugün ülkemizde atama bekleyen 310 bin civarında öğretmen adayı bulunmaktadır.

Bu hükümde önemli olan ikinci husus; “öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumları arasından il millî eğitim müdürlüklerince belirlenir” ibaresidir. Bu kadar açığın olmasına rağmen tercihe açılacak olan kurumların İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından belirlenmesi takdir yetkisine bağlı olarak istedikleri okulları münhal göstermeme yetkisine haiz olduklarını gösterir. Bu uygulama da haksızlığı peşinden getirecek bir uygulama olup atanmak isteyenlere yapılmış bir haksızlıktır.

19) Yönetmeliğin Atama Yapılacak Eğitim Kurumlarının Duyurulması başlıklı 45/3. maddesi “Öğretmenlik görevine atamalarda adayların tercihlerine yansıtılacak eğitim kurumları, illerin alanlar itibarıyla doluluk oranları esas alınarak ülke genelinde dengeli dağılımı sağlayacak şekilde belirlenir. Bu şekilde belirlenen eğitim kurumları, öğretmen atama döneminde başvuruda bulunan adayların tercihine imkân sağlayacak şekilde Bakanlıkça açılan elektronik başvuru sayfasına yansıtılır.” Şeklindedir. Bu hüküm ile öğretmenler tercihlerini illerin doluluk oranları ile Bakanlığın kendi inisiyatifi ile açacağı elektronik başvuru sayfasından yapacaklardır. Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin yürürlüğü girmesi ile birlikte bu yönetmeliğin uygulanması amacı ile çıkarılan il içi ve iller arası yer değiştirme kılavuzunun yayınlanması ile birlikte görüldüğü üzere idareye tanınan takdir yetkisi öğretmenleri tercih sürecinde mağdur etmiştir. Örneğin; bakanlığın internet sitesinde yayınlanan kontenjan listesinde A ili için 6 olarak belirlenen kontenjan sayısına rağmen 100 adet tercih imkânı tanınmaktadır. Aslında A ilinde 100 adet norm varken idarenin inisiyatifi ile sadece 6 kuruma öğretmen ataması yapılabilmektedir. Bu da iptali istenen maddenin ne denli keyfi kullanıldığının göstergesi olup atamalarda mağduriyetlerin yaşanacağının da habercisidir.

2577 sayılı Yasanın 27. maddesinin 2 numaralı bendi gereğince “idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.” denilmektedir. Ayrıca 27. maddesinin 4 numaralı bendi, “Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16. maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir.” hükmüne amirdir.

06/05/2010 tarih ve 27573 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin yürürlüğü girmesi ile birlikte bu yönetmeliğin uygulanması amacı ile çıkarılan il içi ve iller arası yer değiştirme kılavuzuna göre 24 Mayıs- 04 Haziran 2010 tarihi itibari ile başvurula sona erecektir. Yukarıda izah edilen hususlar göz önünde bulundurularak bu atama süreci sona ermeden makamınızca yürütmeyi durdurma kararının verilmesi atama bekleyen binlerce kişinin umudu olmuştur. Tüm haksız uygulamalara makamınızca dur denileceğinden şüphemiz yoktur. Dava konusu edilen maddelerin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğacağı aşikâr bulunduğundan; 27. maddede aranılan şartların da oluştuğu dikkate alınarak, davalı idarenin savunması alınmaksızın yürütmenin durdurulması kararın verilmesi hususunda gereğini bilvekale saygılarımla arz ile talep ederim.

SONUÇ VE TALEP :Yukarıda arz ile izahına çalıştığımız ve yüksek mahkemenin re’sen gözeteceği sair hususlar nedeni ile;

1) 1) “Tanımlar” başlıklı 4/n maddesinde yer alan “atanan kişiler” ibaresinin sözleşmeli öğretmeleri kapsamadığı gerekçesi ile eksik düzenlemenin, 2) 9/2 maddesinin, 3)14/4. maddesinde yer alan “…askerlik dahil…” ibarelerinin,4) 15/3. maddesinde yer alan “…askerlik dahil…” ibarelerinin, 5) 19/1. maddesinde yer alan “…bir defa…” ibaresinin, 6) 26/1. maddesinde yer alan “…en az üç yıl…”ibarelerinin, 7) 26/2. maddesinin, 8) 26/4. maddesinin, 9) 28/3. maddesinin “..toplam 3 yıl süreyle….” İbaresinin, 10) 32/ç maddesinin,

11) 33/3. maddesinin, 12)35/3. maddesinin, 13)35/4. maddesinin, 14)38/1. maddesinin “….zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlayan öğretmenler…” ibaresinin, 15)38/2. maddesinin “…norm kadro açığı….” İbaresinin, 16)40/2 maddesinde yer alan “…yerleşim yeri dışındaki…” ibaresinin 17) 40/3 maddesinde yer alan “..özür durumu da dahil olmak üzere…” ibaresinin, 18)45/2 maddesinin, 19)45/3. maddesinin yürütmesinin durdurulması ve devamında iptaline;

2)Tüm yargılama harç, masraf ve ücreti vekaletin karşı yan üzerinde bırakılmasını saygılarımızla bilvekale arz ile talep ederiz.

Av. Hatice AYTEKİN-Av. Emrah AYTEKİN

Av. Hilal Kezban DÜZGÜN KILIÇ-Av. Dilek ATAK ZENGİN

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

SİVAS BÖLGE İDAREDEN ROTASYON KARARI

Sivas ilinde zorunlu yer değişikliği kapsamında görev yeri değiştirilen okul müdürü üyemizin açmış olduğu davada …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir