07 Şubat 2012 – 23:29 |

Madde 7- (1) Görevi başında iken şehit edilen üyelerin kanuni varislerine yapılacak şehit yardımı miktarı, her yıl Yönetim Kurulu’nca tespit edilir.
(2) (Değişik ikinci fıkra: Şubat 2010/2629) Şehit yardımının yapılabilmesi için;
a) Veraset ilâmı aslı veya Mahkemece …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Seçime Doğru

Seçim arefesinde Antalya ve Türkiye…

Anasayfa » Sendikal Haberler

2. DÖNEM 2. BAŞKANLAR KURULU SONUÇ RAPORU

Ekleyen senDİKalı / 20 Ağustos 2009 – 00:25

Emperyalizmin oluşturduğu yeni dünya düzeni her geçen gün kendini daha güçlü olarak hissettirmektedir. Dünya tek kutuplu hale getirilerek ulus ve sosyal devlet anlayışı ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Emperyalist politikalar uygulanırken halkın yararı gözetiliyormuş izlenimi verilmektedir. Oysa çalışanlar ve geniş halk kesimleri işsizliğe, yoksulluğa, açlığa, eğitimsizliğe ve çaresizliğe mahkum edilmektedir. Halk çaresizlikten bunalıma sürüklenirken mutlu azınlık hak etmediği bir yaşam sürmektedir.
Uluslar arası sistemin yeniden yapılandırılması sürecinde, emperyalist güçler, kendi planlarına ters düşen yönetimleri, ülkeleri istikrarsızlaştırarak ödün vermeye zorlamaktadır. Gelişmekte olan ülkelerdeki siyasal, ekonomik sorunların ağırlığı, bu ülkeleri dışarıdan gelebilecek kışkırtmalara karşı güçsüz kılmaktadır. Kışkırtmalar sonucu sorunların çözümü için yapılabilecek çalışmalar ertelenmekte, ülke kaynakları etnik ya da dinsel vb. yeni sorunların çözümüne yöneltilmektedir. Bu da radikalleşmenin temelinde yatan en önemli sorun olan yoksulluğu artırarak bir kısır döngü yaratmakta ve emperyalizmin işini kolaylaştırmaktadır. Sözde demokratikleşme ve açılım söylemleri ile BOP’un ülkemizi ayrıştırma politikaları yaşama geçirilmektedir. Bu politikalar sonucunda ülkemiz ve bölge ülkeleri istikrarsızlaşacak bu da daha fazla kan ve gözyaşını beraberinde getirecektir.

Ülkemizde de AB ve ABD emperyalizminin politikalarının uygulayıcısı AKP iktidarı; belirli aralıklarla gündemi baş döndürücü bir şekilde değiştirmekte, ve toplumsal muhalefet değişen bu gündem maddelerinin peşinden koşturularak gerçek gündem unutturulmaya çalışılmaktadır. 2002 yılından bu yana ülkeyi yöneten AKP iktidarının kendi medyasını yaratarak; laik, demokratik cumhuriyetin kurumlarına ve onu savunan kişilere amansızca saldırmaktadır. Dini siyasete alet eden grupların ve yandaş medyanın desteği ile küresel sermaye ve yerli işbirlikçileri, emek – sermaye çelişkisini yok sayıp emekçileri köle ile eşdeğer görerek kendisine muhalif güçlere karşı faşizan bir tutum sergilemektedir.

İktidar özellikle hukuk sistemini yıkma ve Cumhuriyet ile hesaplaşma çalışmalarını yoğunlaştırmaktadır. Bu tehlikeli gidişi fark eden gazetecileri, bilim insanlarını, yurtseverleri hukuka aykırı biçimde etkisiz hale getirmekte, toplumun dinamik kesimlerini susturmaya çalışmakta ve halka gözdağı vermektedir.

Eğitim-İş Başkanlar Kurulu’nda şu saptamalar yapılmıştır:

• Toplu görüşme sürecinde görüşmeye katılan konfederasyonların içine düştüğü durum gösterdi ki esas yetki; ilgili bakanlığın koridorlarında değil, somut haklar doğrultusunda emekçilerin doldurduğu alanlardadır.
• AKP iktidarı ile beraber devletin asli görevi olan eğitim ve öğretim, tarikat ve cemaatlerin kontrolüne bırakılmıştır.
• Yönetici atamalarında 76. Madde’ye dayanan keyfi atamalar terk edilmeli, liyakat ve kariyer ve objektif olarak görevde yükselme kriterlerine göre adil atamalar yapılmalıdır.
• Ülkemizdeki olumsuz gidişi durdurabilmek için; demokratik kitle örgütlerinin güç birliği yapmaları yaşamsal önem taşımaktadır.
• Türkiye çok ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Gelecekte yaşanacak krizlerden en çok etkilenecek kesim emekçiler olacaktır. Sendikalar, bu konuda etkili çalışmalarda bulunmalıdır. Bu doğrultuda bir planlama yapılmalı ve baskı grupları oluşturulmalıdır.
• Uygulanan politikalar, taşeronlaştırma ve özelleştirmeler yoluyla çalışma hayatı parçalı ve esnek hale getirilmiştir. Aynı işyerinde birden çok statüde çalışan (sözleşmeli 4B,4C) bir arada bulunmaktadır. Bu çalışanların ekonomik özlük hakları farklı farklıdır. Çalışma hayatındaki bu farklılaşma, parçalanmayı getirmekte aynı zamanda iş verimliliğini düşürüp iş barışını engellemektedir. Bu da örgütsüz toplumu örgütsüz olmaya zorlamaktadır.
• KEY ödemeleri konusunda hükümet bilinçli olarak çalışanları mağdur etmiştir. İlgili kesinti tüm kamu çalışanlarından yapıldığı halde isim farklılığı, vatandaşlık numarası görünmüyor gibi mantıksız bahanelerle çalışanların bir kısmına ödeme yapılmamıştır. Hükümet, en kısa zamanda hiçbir bahaneye sığınmadan kesintinin yapıldığı dönemde çalışan tüm kamu görevlilerinin -neması ile birlikte- kesintilerini ödemelidir.
• Devlet hazinesinden Milli Eğitime ayrılan kaynak artırılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatlarının ve okullarının tüm harcamaları internet sayfasında yayınlanmalıdır. Her okula öğrenci sayısına göre bütçe verilmeli, denetimi için şeffaf ve sendika temsilcilerinin de içinde bulunduğu gerçekçi kurullar oluşturulmalı ve yürütülmeli, ne ad altında olursa olsun (temizlik, güvenlik, kırtasiye vs.) para talep edilmemeli, idareci ve öğretmenler tahsildarlık yapmamalı; veli, öğretmen, öğrenci ilişkisi yalnızca eğitim ekseninde olmalıdır.
• Yeni eğitim programında Atatürk ve ulusal değerler yok sayılmakta ya da sulandırılmaktadır. Örneğin eski programdaki Türk Dili kitaplarının kapağında Atatürk’ün Dil Devrimi’nin amacını özetleyen “Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” Sözlerine yer verilirken bu dersin yerine gelen “Dil ve Anlatım” dersi kitaplarının kapağında bu görüşler yer almamakta tam tersine bakanlığın bastığı ve ücretsiz olarak dağıtmakla övündüğü kitapların genelinde önceki bakanın görüşlerine ve göreve geldiği günlerde yayınladığı “ Yaşayan Türkçe Genelgesi” ne uygun bir dil ve anlatım kullanılmıştır. Ödev yerine geçen uygulamaların “performans, proje” gibi sözcüklerle karşılanması dil konusundaki sakat tutumun göstergesidir.
• Eğitim – öğretim kurumlarındaki öğretmen açığı kapatılması için atama bekleyen 200 bin öğretmenin ataması yapılmalıdır.
• “Yeni ÖSS Sistemi”, “Eğitim Sisteminin” “anlayış”, “yapı” ve “süreç” boyutları ile uyumlu bulunmamaktadır. Yeni Sistemin katsayı eşitliği uygulaması, Ortaöğretim kurumlarının yönlendirme temelli, alan/dal uygulamalarını etkisizleştirmektedir.“Yeni ÖSS Sisteminin” ; “ Yükseköğretime Geçiş Sınavı” ve “ Lisans Yerleştirme Sınavı” odaklı temel niteliği; İlköğretim ve ortaöğretim kademeleri öğretim programlarının fikri ve felsefi arka planını oluşturan öğrenci, öğrenim, yeterlik ve süreç merkezli anlayış ile çelişmektedir. Yükseköğretim Kurulunun, Ortaöğretim kurumları “Ders Dağıtım Çizelgelerine” ilişkin tam, doğru ve açık bilgiye sahip olmadığı ortaya çıkmaktadır. Yeni ÖSS Sistemi, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarını desteklemediği gibi, bu kurum öğrencilerinin alanları dışındaki yükseköğretim kurumlarına da yönlendirilmesini getirmektedir. Böylesi bir yönlendirme sonucunda, öğrencilerin zaman ve çabalarını iyi yönetememeleri ve gerçekleştirilmesi mümkün olmayan amaçlar içinde enerjilerini tüketmeleri beklenecektir. Dershanelerin, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları öğrencileri için yeni programlar hazırlama; velilerin de dershane giderleri için kaynak sağlama görevleri çoğalacaktır. Bütün bunların sonucunda iş gücü kalitesizleştirilerek, emperyalizmin isteği doğrultusunda nicelik niteliğe tercih edilecektir. Bu da üretmeyi bilmeyen, tüketen işsizler ordusu yaratacaktır. Atatürk’ün Çağdaşlaşma anlayışı baltalanarak, devletine, Cumhuriyete, ulusal değerlerine küskün; yozlaşmış ve gerici anlayışa sahip, emperyalizme hizmet eden toplum yaratmak amaçlanmaktadır.
Bu yanlış gidişe dur demek, cumhuriyetimize ve onun kazanımlarına sahip çıkmak, emek mücadelemizin bayrağını biraz daha yükseltmek, çocuklarımıza ve gençlerimize daha güzel bir gelecek sağlamak için tüm kamu emekçilerini Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu çatısı altında Eğitim-İş’te buluşmaya davet ediyoruz.

EĞİTİM-İŞ GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .