2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAŞLADI (TEM-SEN)
2009-2010 eğitim-öğretim yılı başladı. Yaklaşık 15 milyon öğrenci sınıfları dolduracak ve öğretmenlerine kavuşacak. Eğitimin çözüm bekleyen birçok sorununa rağmen, bir öğretim yılı daha başlıyor ve öğrenci, veli, öğretmen, yönetim, müfettiş, kısaca her cephe tatlı bir okula hazırlık telaşı içinde. Yarınımız olan çocuklarımızın, tam donanımlı okullarda sağlıklı ve mutlu olarak öğrenim görmesi ülkemizin de yarının güçlü olması anlamına gelir. Asgari düzeyde sorunları çözülmüş öğretmenlerimiz ise, yeni neslin sağlıklı yetişmesinin teminatıdır.Ülke için eğitim sisteminin başarısı çok önemlidir. Eğitim sistemi ne denli önemliyse, eğitimi geliştirme işlevi olan teftiş sistemi de o denli önemlidir. Dolayısıyla eğitime verilen önemle, eğitimin teftişine verilen önem doğru orantılıdır. Teftişin işlevi zayıflatılarak, eğitimin önemsendiğini ortaya koymak aslında bir çelişki olduğu gibi inandırıcı da değildir. Eğitimin önemi, eğitimin bütün boyutlarıyla ele alınmasını ve geliştirilmesini gerekli kılar. Teftiş sistemini zayıflatmaya çalışan bir anlayışın, ülke severlik ve eğitimi önemsemek gibi bir çabasının olduğuna inanmak zor olsa gerek.
Milli Eğitim Bakanlığının en cefakar, en çok hizmet üreten çalışanları olan İlköğretim Müfettişleri yeni bir öğretim yılına yine çözüm bekleyen sorunlarıyla birlikte giriyor. Etkili ve verimli bir rehberlik, teftiş hizmetinin sürdürülebilir olması güçlü, mutlu, iş doyumu yüksek teftiş elemanları ile gerçekleştirilebilir olduğu bilinen bir gerçektir. Mevcut teftiş ve rehberlik sistemi, etkin, verimli ve ekonomik olmaktan çıkmış, eğitim ve ülke adına yarar sağlamayacak biçimde işler hale gelmiştir. Şurası bir gerçek ki, sistem işlemiyor, çark boşa dönüyor. Verim düşmüş, çalışanlar mutsuzlaşmıştır. Böyle bir gidişin sonucundan hayır beklemek nafiledir. Çalışanına işkence haline dönen bir sistemin yaşatılmaya devam edilmesi, ülkemize eğitim sistemine zarardır. Sayın Milli Eğitim Bakanımızın olaya acilen el atması ve bu zarara dur demesi kaçınılmaz hale gelmiştir.
MEB Teftiş sisteminin birçok sorunu vardır. Örneğin, ortaöğretim kurumlarımızın uzun yıllar denetim ve rehberlik hizmeti alamıyor olması sonucu, olumsuz gelişmelere maruz kalması ve sıfır puan alarak moral bozucu konumların ortaya çıkmasına neden olmakta, böylece sorunun ciddiyetini gözler önüne sermektedir. Müfettişlerin yer değiştirme sistemi tamamen bir kaosa dönüşmüştür. Eş durumu, sağlık ve öğrenim durumu nedeniyle yer değiştirmeler yapılamadığından sıkıntılar had safhada yaşanmaktadır. Az sayıda da olsa lisans tamamlamak isteyen müfettişlerin talepleri ortada bırakılmıştır. Soruşturma ve incelemeler idari yargıya taşınarak onca yapılan işlemler etkisiz ve sonuçsuz kalmıştır. Öğretmen değerlendirme puanlarının ne işe yaradığı ortada bırakıldığından, denetleyen ve denetlenen arasındaki ilişki, verimsiz, anlamsız ve etkisiz bir hale gelmiştir.
MEB merkez ve il milli eğitim teşkilatında yurt dışı gezilere gitmeyen yönetici kalmadığı hale bir tek ilköğretim müfettişi yurt dışına gönderilmemiştir. Ne yazık ki, kendi bakanlığına derdini anlatıp sorununa çözüm bulamayan müfettişlerin, idari yargı ikinci adresi olmaya başlamıştır. Özlük hakları bakımından ise, sakat bir yapılanmanın dayatması olarak mağdur edildiğinden geçim sıkıntısı derdine düşürülmüştür. v.s,v.s. Kısaca müfettiş, yanlış kurgulanmış MEB teftiş sisteminin işkencesi altında inlemektedir. Buna rağmen, Ülkesini seven, eğitime gönül vermiş milli eğitimin kaliteli ve en vefakâr kurmayları, her zorluğa göğüs gererek görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyor.
Bakanlığımız teftiş sisteminin sorunları acilen çözülmesi gerekiyor ki eğitim sistemine yararlı hale gelebilsin. 17.Milli Eğitim Şura kararı esas alınarak, şu anda TBMM’ de bulunan Eğitim Müfettişliği Yasa Tasarısının içinin doldurulup bir an önce çıkartılarak kangren hal almış sorunun çözülmesi ülkemiz ve eğitimimiz için aciliyet ifade etmektedir.
Son günlerde, ülke bütünlüğü, üniter yapı, tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek dil hassasiyetlerimiz konusunda sıkıntılar yaşanmakta, endişeler ortaya çıkmaktadır. Atalarımızdan bize kalan ve çocuklarımıza emanet edeceğimiz bu vatanı koruma yolunda, toplumsal uyanma, Milli Birlik ve Beraberlik, Toplumsal Bilinç kazanma konusunun okullarımızda öğretilmesi her zamankinden daha çok önem kazanmış görülüyor. Bu eğitim-öğretim yılında okullarımızın, eğitimcilerimizin yanında her vatandaşın üzerine düşen yurttaşlık görevini yapması ve bu konularda hassas olunması gerekiyor. Vatan bizim için sadece bir toprak parçası değildir. Uğruna bedel ödediğimiz, canımızı seve seve verdiğimiz çok kıymetli vazgeçilemez varlığımızdır. Yapılması gereken en önemli iş, çocuk, genç, orta yaş ve yaşlı tüm vatandaşlarımızın milli birlik ve bütünlük bilincini geliştirerek yerli ve yabancı hain unsurların emellerini bozmaktır. Eğitimciler olarak en önemli görevimiz budur.
Ülkemizin bir bölgesinin mağruz kaldığı doğal afet sonucu, hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza, başsağlığı diliyor ve bir daha böyle bir afet durumunda zarar görülmemesi için yöneticilerce gerekli önlemin alınacağına inanıyoruz.
Ülke savunması esnasında Şehit olan askerlerimize Allahtan rahmet, ailesine ve ülkemize başsağlığı diliyoruz. Şehitlerimiz nedeniyle ateş düştüğü yeri değil bütün ülkeyi yaktı. Umut etmek istiyoruz, bundan sonra analar, babalar, çocuklar ağlamasın artık.
2009-2010 Eğitim öğretim yılının ülkemize, eğitim müfettişlerine ve bütün eğitim çalışanlarımıza hayırlı olması, başarılı ve sorunsuz geçmesi dileklerimizle saygılar sunarım.
Mehmet PINARDAĞ
Genel Başkan
