01 Mayıs 2012 – 04:36 |

Memur-Sen’den Meclis’te görüşmeleri devam eden Toplu Sözleşme Yasası’yla ilgili açıklama geldi…
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Teşkilatlanma Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ”Kamu görevlileri için toplu sözleşme hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girmesi ve ülkemizde …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Sendikal Haberler

Sendikalarla ilgili güncel haberler…

Anasayfa » Basın Açıklamaları, Sendikal Haberler

EĞİTİM SENDİKALARI ADANA’DA BİRLEŞTİ

Ekleyen / 07 Eylül 2009 – 22:46

4 SENDİKANIN BAŞKANINDAN ORTAK BASIN AÇIKLAMASI EĞİTİMDE YAŞANAN SORUNLARA DİKKAT ÇEKMEK İÇİN BİRARADAYIZ Eğitim Sen Adana Şubesinin Yaptığı Çağrı Sonucu (Türk Eğitim Sen / Eğitim Bir Sen / Eğitim Sen / Eğitim İş) 2 Eylül 2009 Tarihinde Adana Öğretmenevinde Bir Araya Gelerek Aşağıda Belirtilen Gündemler Doğrultusunda Basın Açıklaması Yapılması Kararı Almışlardır.
Fakat Eğitim Bir Sen Bugün Saat:10.15’de Basın Açıklamasına Katılamayacağını ve İmzasını Geri Çektiğini Belirtmiştir. Eğitim Emekçilerinin Sorunlarının Çözümü İçin Gösterdiğimiz Çaba Eğitim Bir Sen’in Çekilmesiyle Kısmen Sekteye Uğratılmıştır. Umarız Bu Karar Bir Yerlerin Baskısı Sonucu Alınan Bir Karar Değildir.
Basın Açıklamasının Dışında Hazırlanan Rapor Adana Valiliğine ve İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yapılacak Görüşmeler Sırasında Sunulacaktır.
Ele Alınan Sorunlar;
1- Okul devreleri
2- Kayıt Parası
3- Su-Elektrik Borçları
4- Ek ders ücreti (Ücretli Öğretmen)
5- Hizmetli Sorunu ve Okullarda Temizlik
6- Okul Bahçelerinin Düzenlenmesi Sorunu
7- E kayıt sistemi
8- Öğretmenevi
9- Üniversite Öğrencilerinin Barınma ve Yurt Sorunu

Sendikalarımızın Eğitimde Yaşanan Sorunlarla İlgili Ortak Raporu:
Okul Devreleri Sorunu: Milli Eğitim Müdürlüğüne ulaşan yazılı ve sözlü başvurular temel alınarak İlköğretim okullarında 1-5’nci sınıf öğrencilerinin okula gidiş-dönüşlerinde, teneffüslerinde ortak kullanım alanlarında, kendilerinden yaş ve fiziki olarak büyük olan 6-8’nci sınıf öğrencileri tarafından baskıya maruz kaldıkları düşüncesinden yola çıkılarak uygulamaya konulmak istenen 1–4. Sınıfların öğlenci, 5–8 sınıfların sabahçı devrede ders görmeleri ile ilgili Adana Valiliğinin 11.06.2009 tarih ve 24/27054 sayılı yazısı ilköğretim okullarında öğretmenlerin tepkilerine neden olmaktadır.

Okullarda eğitim ortamının bu uygulama için yeterli fiziki donanıma sahip olmaması, öğretmenlerin bir kısmının meslek yaşamlarının büyük bir bölümünü bir devrede geçirme zorunluluğu, derslik ve sıraların öğrenci gelişmişliği ile uyumlu olmaması v.b durumlar uygulamanın yeni sıkıntılara neden olabileceği endişesini doğurmuştur. Eğitim sendikaları olarak yıllarca ikili eğitimden vazgeçilmesini, normal eğitime geçilmesini savunduk. Ne yazık ki okul ve derslik sayısını arttırmak yerine okul devrelerinde kalıcılık sağlayarak öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz daha çok sıkıntıya sokulmak istenmektedir.

Önerilerimiz:
A) 1,2,3 ve 4 sınıfların 1.dönem öğlenci, 2.dönem sabahçı olmasına alternatif olarak bu uygulamanın dönüşümlü olması sağlanabilir. Buna göre dönüşümlü olarak 1,2,3 ve 4. sınıfların 1.dönem soğuktan olumsuz etkilenmemeleri için sabahçı, 2. dönem sıcaktan olumsuz etkilenmemeleri için öğlenci olması sağlanabilir.
B) Devrelerin nasıl olması gerektiğiyle ilgili kararların öğretmenler kurullarında ele alınması ve kararın kurul kararı aracılığıyla gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.
C) Normal eğitim öğretim yapılan okullarda öğlen yemek arasının (60–90 dakika) yönetmelik çerçevesinde düzenlenmesi sağlanmalıdır.

Kayıt Parası: Okullara kayıtların başlamasıyla birlikte binlerce öğrenci ve veli, yapacakları eğitim harcamalarını şimdiden kara kara düşünmeye başladı. Eğitime ilk kez adım atacak olan pek çok öğrenci hangi şartlarda eğitime başlayacaklarının farkında olmasalar da, öğrenci velilerini şimdiden “acı bir telaş”ın sardığını söylemek mümkündür. Her geçen yıl bir önceki yıla göre daha da artan eğitim harcamaları, bu yıl velilerin ekonomik gücünü oldukça zorlayacak gibi görünüyor. Eğitim hakkının bir hak olmaktan çıkıp, parası olanın yararlanabildiği bir “fırsat” haline dönüştüğünün en açık göstergesi, öğrenci velilerinin her yıl çocukları için yapmak zorunda oldukları eğitim harcamalarıdır.

Yoksulluğun, işsizliğin ve gelir adaletsizliğinin son derece yoğun olduğu ülkemizde, Anayasada ve pek çok uluslararası sözleşmede “eğitim öğretim devlet okullarında parasızdır” ifadesi yer almasına karşın, binlerce okulda, bizzat Anayasa suçu işlenerek, öğrencilerimizden “katkı parası” adı altında para toplanmaktadır. Danıştay’ın Anayasa’nın 42. maddesine gönderme yaparak verdiği iptal kararına rağmen, 2009–2010 eğitim öğretim yılında da toplanmaya devam edeceğini düşündüğümüz uygulama ile velilerimiz soyulup sömürülmeye devam edilecektir. Devletin sorumluluğunda olması gereken eğitimin yükü, siyasi iktidarların bilinçli politikalarıyla birlikte büyük oranda velilerin omuzlarına yıkarak kamusal, parasız eğitim hakkı büyük bir erozyona uğratılmıştır. Eğitim sistemi, her geçen yıl daha fazla oranda piyasacı ve ticari bir anlayış ile kuşatılırken, veliler çocuklarını okutabilmek için bütçelerine göre çok yüksek rakamlarla harcama yapmak zorunda bırakılmaktadır. Her geçen yıl eğitimin daha da paralı hale getirilmesiyle birlikte milyonlarca çocuk ve gencimiz eğitim hakkından mahrum bırakılmaktadır. Her yıl sayıları yüz binleri bulan çocuk ve gencimiz ekonomik nedenlerden dolayı okulu bırakmakta, eğitimine devam edememektedir.

Uluslararası İnsan Hakları belgelerinde ve Anayasada belirtildiği gibi, “hiç kimse eğitim hakkından mahrum bırakılamaz”. Eğitimi tamamen paralı hale getirmek isteyenler, eğitim harcamalarını çocuklarımızın ve velilerimizin üstüne yıkmak isteyenler suç işlemektedir. Binlerce okulda yaşanan katkı payı soygununa son verilmeli, herkes için eşit-parasız eğitim hakkı hayata geçirilmelidir.

Ek ders ücreti: İlköğretimlerdeki öğretmenlerin öğrencilerin okula gelmediği ve öğretmenlerin okula gelerek çalışmalar yaptığı dönem olarak ifade edilen “Seminer Dönemi” karşılığında öğretmenlere ek ders ücreti ödenmektedir. 2009-2010 eğitim öğretim döneminin öğrenciler için 24 Eylül 2009’da başlatılması, öğretmenlerin ise 1 Eylül 2009 tarihinden itibaren okula seminer çalışması yapmak üzere gitmesi ek derslerle ilgili bir sıkıntının doğmasına neden olmuştur. Buna göre 1-14 Eylül tarihlerini kapsayan ek ders ödemesi yapılacakken, 15 Eylül’den sonraki dönem için ek ders ödenmemesi gündemdedir. 15-24 Eylül tarihlerini kapsayan dönemde ek ders ücreti ödenmeyecek ise öğretmenlerin izinli sayılması, izinli sayılmadığı durumda öğretmenlerin belirtilen tarihlerde okula gelmelerinin talep edilmesi angarya sayılacağından eğitim sendikaları olarak tüm öğretmenlere çağrı yaparak hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanacağız.

Ücretli Öğretmen: Okullarda öğretmen yetersizliğinden dolayı boş geçen derslere okul bünyesinde görev yapan ve derslere girebilme koşulları olan öğretmenlere görev verilmesi, bu koşullar okul bünyesinde var iken ücretli öğretmen atamasının yapılmaması sağlanmalıdır.

Su-Elektrik Borçları: Su ve Elektrik faturalarını ödeme sorumluluğu tek tek okulların değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğundadır. Çünkü devlet, bu giderler için vatandaşlardan yüklü miktarda vergi almaktadır. Ancak “ödediğiniz vergiler size okul, yol, su, elektrik olarak geri dönecek” diyenler, bu vergileri borç faizlerine aktarırken, devlet okullarının su ve elektriklerinin kesilmesine izin vermektedir. Okulların susuz ve elektriksiz bırakılmasının, binlerce öğrenci ve öğretmenin mağdur edilmesinin sorumluları ne okul yöneticileri, ne öğretmenlerimiz ne de öğrencilerdir. Bu durumun esas sorumlusu, yıllardır “okullarımıza ödenek istiyoruz” talebimizi görmezden gelen Milli Eğitim Bakanlığıdır. Okulların var olan su ve elektrik borçları silinmeli ve il özel idaresi tarafından bu harcamalar karşılanmalıdır.

Hizmetli Sorunu ve Okullarda Temizlik: Hizmetli ve memurlar çok ağır çalışma koşulları altında ve özveriyle görev yapmaktadır. Uzunca bir süredir eğitim kurumlarına yardımcı hizmetler ve genel idare hizmetleri sınıfında memur alınmamaktadır. Özelleştirilen kurumlardan Milli Eğitim Bakanlığına aktarılan geçici ve okul aile birliklerince (öğrencilerden toplanan paralarla) istihdam edilen sosyal güvencesiz personel de sorunu çözmemektedir. Bu uygulama aynı zamanda, kadrolu istihdamdan vazgeçilmesi anlamına gelmektedir. Bu alandaki kadro eksikliği doğal olarak okullarda temizlik işlerinin de aksamasına neden olmaktadır. Okul idareleri taşeron firmalar aracılığıyla öğrencilerden toplanan paralarla bu ihtiyacı karşılamaya çalışmaktadırlar. Bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmeli ve okullara hizmetli sınıfında kadrolu personel ataması gerçekleştirilmelidir.

Okul Bahçelerinin Düzenlenmesi Sorunu: Yerel yönetimler aracılığıyla okulların çevre düzenlemesi, bina bakım ve onarımı gerçekleştirilmelidir. Halktan toplanan vergiler , halkın ortak kullanım alanı olan okullara kullanılabilir.Belediyeler okul bahçelerinin bakımını yapmalı eksiklikler gidermeli.

E kayıt sistemi: Eğitim çalışanlarının çocuklarına kayıt yönünden mutlaka bir iyileştirme yapılması gerekir. Çünkü her öğretmen ve eğitimci kendi mahallesindeki okulda çalışmıyor. Bu durumda eğitimciler mağdur olmaktadır. Eğitimcilerin mağdur olmaması için çocukların anne ya da babasının okulunda eğitim görmesinin koşulları sağlanmalıdır.

Öğretmenevi: Adana’da kamuoyunu uzun bir süre meşgul eden öğretmenevi ile ilgili acil yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz;
a) Maddi destek sağlanmalı
b) Belediye ve diğer kurumların çevre düzenlemesi desteği sağlanması,
c) Bürokratik engellerin ortadan kaldırılarak bir an önce inşaatının tamamlanması sağlanmalıdır.
d) Yetkililerce konu sıkı takip edilmeli bürokrasi asgariye indirgenerek hızlandırılmalıdır.

Üniversite Öğrencilerinin Barınma ve Yurt Sorunu: Üniversiteye kayıtlar sürerken, yurtlara kayıtlar da başladı. Ancak yurtlarla ilgili bir takım sıkıntılar yıllardan beri süregeliyor. Özellikle özel yurtlar öğrencinin cebinde büyük bir yangına neden oluyor. Şehir dışında çocuğunu okutan velilerin sırtına yurt kamburu da yüklenince fatura hayli büyük oluyor. Büyük şehirlerde üniversite okuyan ve kesenin ağzını açamayan öğrenciler ciddi bir barınma sorunu ile karşı karşıya kalıyor. Zira Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı olan yurtların sayısı ihtiyacı karşılamıyor, dolayısıyla kimi öğrenciler açıkta kalabiliyor. Ailesinden uzakta zorluk çeken gençler, yurtlarda yer olmaması ile birlikte büyük hüsran yaşıyor. Ayrıca devlet yurtları fiziksel açıdan öğrencilerin beklentilerini karşılamıyor. Öğrenciler ders çalışırken bile sıkıntı yaşayabiliyor. Bu nedenle devlet yurtları gerek kapasite açısından genişletilmeli (bina kiralama v.b), gerekse fiziki açıdan gençlerin beklentilerini karşılayabilmelidir.

İbrahim SEZER
Türk Eğitim Sen Adana 1 Nolu Şube Başkanı

Güven BOĞA

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı

Kamil KÖSE

Başkanı Eğitim İş Adana Şube Başkanı

İsa KAYADAN
Türk Eğitim Sen Adana 2 Nolu Şube

Rıfat ÇELİK
Türk Eğitim Sen Adana 3 Nolu Şube Başkanı

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .