07 Şubat 2012 – 23:29 |

Madde 7- (1) Görevi başında iken şehit edilen üyelerin kanuni varislerine yapılacak şehit yardımı miktarı, her yıl Yönetim Kurulu’nca tespit edilir.
(2) (Değişik ikinci fıkra: Şubat 2010/2629) Şehit yardımının yapılabilmesi için;
a) Veraset ilâmı aslı veya Mahkemece …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Seçime Doğru

Seçim arefesinde Antalya ve Türkiye…

Anasayfa » Sendikal Makaleler

Hazine Yardımı, Sendika Ödeneği ve CHP

Ekleyen senDİKalı / 08 Temmuz 2009 – 18:52

Kamu çalışanlarının örgütlülük ödeneği olarak bildiği, 5473 Sayılı kanunla sendika üyelerine, 15 Ocak 2006 tarihinden itibaren ödenen sendika ödeneği gerek sendikalar gerekse sendikalılar arasında polemik konusu yapılmaya çalışılırken CHP polemikleri kıskanarak tartışmaların tarafı olmayı seçmiştir. Bilindiği gibi sendikalı memurların sendikalı işçilere benzemeyen özlük farklılıkları bulunmaktadır. Sendikalara üye olmayan işçilerin; toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için yetkili işçi sendikasına ödedikleri üyelik aidatının üçte ikisine tekabül eden dayanışma aidatı sendikalı memurlarla sendikasız memurlarda söz konusu değildir.

2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev Ve Lokavt Kanunu; “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır” demektedir. Özetle, yetkili sendikanın toplu sözleşmede sağladığı katkılardan yararlanmak için yetkili olmayan sendikanın üyesi, sendika aidatının üçte ikisini yetkili sendikaya geri kalan üçte birini kendi sendikasına vermektedir. Bu durum üye olmayanlar ve üye olup ayrılanlar içinde geçerlidir. İşçiler arasında sendikalı olmayı ve örgütlenmeyi zaruri kılan bu uygulama ne yazık ki toplu sözleşme hakkı olmayan memur sendikaları arasında örgütlenmeyi olumsuz etkilemektedir. 4688 Sayılı Sendika Yasası ile kamuda çalışan memurların örgütlenmelerinde yasal zemin yakalanmış fakat toplu sözleşme ve grev hakkı ötelenmiştir. Memur sendikaları her yıl toplu görüşmelerde sorunlarına çözüm arayışını sürdürürken toplu sözleşme ve grev hakkı için ısrarlarını korumaktadırlar. Toplu Görüşme masasında özlük ve sosyal haklar konusundaki kısmi iyileştirmeler sendikalar marifetiyle yakalanırken sendikasız personelin ayrım yapılmaksızın dahil edilmesi sendikalı ve sendikasız ayırımını belirginleştirmemektedir. Atalarımız “tarlada izi olmayanın harmanda gözü olmaz” demişlerdir. Fakat tarlada izi olmayan, örgütsüz çalışanların alınterine ortak olmaları örgütlü çalışanlarda tepkiselliğe neden olmaktadır ki bundan daha doğal bir şey olamaz. “Yapanın”, “bakanın” ve “yatanın” hak sahibi olduğu paylaşımlar adalet duygusunu zedeleyen yaklaşımlardır. Sofrada tuzu olmayanın sofrada sözü de olmamalıdır.

Memur sendikaları tarafından toplu görüşmelerde sendikalı personel lehine bordoya yansıyacak şekilde “sendika ödeneği” adı altında sağladığı kazanım, bordroda bir kalem açarak sendikalı personelle sendikasız arasında bir makas oluşturma girişimi olarak başladı. Memur Sen ve Türkiye Kamu Sen tarafından hararetle desteklenen bu kazanım Kesk tarafından şiddetle eleştirildi. Sendikalı personelin sendika aidatının devlet tarafından karşılanmasının sivil refleksleri yok edeceği tezi ile kamuoyuna sunulan tepkiselliğin bilinçaltı tabiî ki farklı idi. Sol kesimin örgütlülük konusunda oluşturduğu bilinç örgütlülüğe yansımış ve örgütlenme konusunda sol sendikalarda doyuma ulaşılmıştır. Muhafazakar ve sağ kesimin sendikacılığı köhne zihniyetin sopası olarak kullandığı için uzak durduğu, çoğu zaman korsan gemilerin limanı olan sol sendikalar, sendika ödeneğinin sağ sendikaları üye sayısında artışa sebep olacağı endişesi içerisinde manipülasyon yolunu denediler ve kısmen de başarılı oldular. Sendika ödeneğinin 5 TL’den 10 TL’ye yükseltilmesini sendikalar kendilerine %100 zam isterken memura % 3–4 istedi gibi kamuoyuna yansıtmış ve bilgi kirliliği ile birlikte suyu bulandırmıştır. Bu tartışmalar ile ilgili sürece CHP’de dahil edilmiştir. İstanbul’da yerel seçimlerde “Sakin Güç” olarak pazarlanıp “kazanması için her türlü puş…luğun yapılacağı” gizli kamera kayıtları ile topluma yansıyan Kılıçdaroğlu ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol öncülüğünde 115 milletvekili, 21.3.2006 günlü, 5473 sayılı Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 1. maddesiyle 27.6.1989 günlü, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen ek madde 4’ün birinci fıkrasının iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi nezdinde 2006/94 esas numarasıyla dava açtı. Bu tartışmada hazine yardımı adı altında devlet desteği alarak siyaset yapan bir mekanizmanın memurların bordrolarında örgütlü olanlar lehine farklılık oluşturmaya yönelik girişimi yargıya götürmesi “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” kabilinden yaklaşım olarak hafızalarda yerini aldı.

Belediyelerin imkânı olmayan öğrencilere yönelik verdiği öğrenci burslarını ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne dava açan ve haklarını elinden alan CHP’nin tutarsızlıkları karikatürlere konu olacak şekildedir. Bursları iptal ettiren CHP’nin en son yerel seçimlerde Tuzla’da CHP Belediye Başkan Adayı Cemil Ekşi, ‘İşte taahhütlerim’ başlığı altındaki bildiride, belediye olarak tüm üniversite öğrencilerine burs vereceklerini vaat etmesi bu kadarına da pes dedirtmiştir. Ne yaptığını ya da yapmaya çalıştığını kimsenin anlayamadığı Ergenekon Avukatlığı payeli (!) Sosyalist Enternasyonel üyesi bir siyasi parti, aymazlıklarına bir yenisini daha eklemiş ve sendikalı personelin kazanımlarını baltalama yolunu seçmiştir.

Peki, Partilere Hazine Yardımı Etik Mi?

44 yıllık geçmişe sahip olan Siyasi Partilere Hazine Yardımı, ilk olarak 1965 yılında Siyasi partiler Yasasına “parti ihtiyaçları ve parti çalışmalarında kullanılmak üzere” ibaresi ile hayatımıza girdi. 1971’de % 5 oy alan ve TBMM’de gurubu bulunan partilere verilen yardıma 12 Eylül sonrası ara verilirken 1984’te tekrar gündeme alınmıştır. 1995’te “ siyasi partilere, devlet yeterli düzeyde hakça mali yardım yapar” düzenlemesi “10’dan az 3’ten çok milletvekili bulunan partilerin yasada öngörülen, devletten en az yardımı alan partinin 4’te biri oranında yardım alması” hükmü 2005 yılında CHP ve Ak Parti birlikteliği ile “% 7 barajına bağlanmış” ve 3 siyasi parti alacak şekilde düzenlenmiştir. Peki, hazine yardımının gerekçesi nedir?

Siyasi partilerin özgür ve bağımsız olmalarını sağlamak ve “muhannete muhtaç etmemek” amacıyla kamu kaynaklarından destek anlamına gelen hazine yardımında esas maksat siyasi partileri parasal açıdan güç odaklarına bağlı olmaktan kurtarmaktır. Diğer bir gerekçe ise bağımlı hale gelmesi engellenen siyasi partilerin lider sultasına ve güç odaklarına teslim olmasının önüne geçip temsilde adaleti sağlamalarına olanak tanımaktır. Hazine yardımı alamayan siyasi partilerin “seçimde yarışa eşit şartlarda başlayamıyoruz” diye sesini yükselmesi yada hazine yardımı almayanlar güç odaklarına teslim olmuyor mu çıkışlarının cevabı henüz verilebilmiş değil. %7 barajı ile hazinenin paralarının korunduğunu söyleyen CHP ile CHP’den ayrılıp SHP’ye katılmış olan Eski Milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’nin yapılmak istenenin “örgütlü demokrasiye giden yolları kesen bir teklif” olduğu tartışmalarını bir kenara bırakıyor ve hazine yardımı ne kadar etik ise sendika ödeneği o kadar etik diyoruz.

Sendika Ödeneği’nin Özü Nedir?

Sendikalı işçi ve sendikalı memur arası fark tartışmalarına girmeden işçi sendikaları ve memur sendikalarının sağladığı caziplikler konusu ve nedenleri sorgulanmadan bu sorunun cevabı net olarak verilemez. 4688 Sayılı Sendika Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev Ve Lokavt Kanunu arasındaki farklar kaldırılmadan ve İLO normlarına göre düzenlenmeden sendika ödeneğine karşı çıkmak iyi niyet çerçevesinde yorumlanamaz. Memurların maaş bordrolarında “aile yardımı” “çocuk yardımı” gibi ek ödentilerin özü ile sendika ödeneğinin taşıdığı anlam arasında hiçbir fark yoktur. “Devlet parası ile sendikacılık mı olur?” sorusu tamamen çarpıtmadan ibarettir. Devletin parası ile (hazine yardımı) siyasi parti oluyor, devletin parası ile memurluk oluyor, devletin parası ile aile, çocuk, konut, vs. yardımlar oluyor ama sendika örgütlülük ödentisi ya da yeni adıyla “toplu görüşme primi” olmuyor öyle mi?

Örgütlü olmayı önemseyenlere pozitif ayrımcılık içeren ve bu gün itibariyle kişi bordrosuna 10 TL ek ödeme yansıtılan bir sendika üyesinin aylık olarak 7 TL sendika kesintisi ödüyorsa geri kalan 3 TL’si kendi cebine yansımaktadır. Verilen ödenti direk sendikalara gitmemektedir. Sendika aidatları miktarına gelince aylık, taban aylığı, kıdem aylığı, her türlü zam ve tazminatlar ile ödenekler toplamının brüt tutarının binde beşi (% 05)’i nispetinde üyelik ödentisi ödenir şeklinde düzenlenmiştir ve rakam sabittir. Sendikaların aldığı aidat üç aşağı beş yukarı aynı rakama tekabül etmektedir. Toplu Görüşme Primi olarak verilen ve sendika ödeneği olarak bilinen miktar artıkça sendikalı personel lehine bordroda fark artacaktır. Memur Sen 2008 toplu görüşmelerinde bu rakamın sendikalı memur lehine 25 TL’ye çekilmesini önermiş ve örgütlü personel ile örgütsüz personel arasındaki makası açmayı istemişti. 2009 yılı Toplu Görüşmelerinde bu miktarın artırılmasına yönelik taleplerde ısrarcı olunmalıdır.

Sendika Ödeneği Devam Ediyor

25.6.2009 tarihli düzenleme ile 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “5 YTL tutarında sendika ödeneği verilir.” ibaresi “10 TL tutarında toplu görüşme primi verilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Toplu Görüşme Primi devam etmektedir.

Özellikle Memur Sen üzerine yoğunlaşıp, bu yolla üye artışı durdurulabilir mi sorusundan hareketle bazı sendikaların suflörlüğü ile atılan adımlar sonuç vermeyecektir. Ne yapılırsa yapılsın doyuma ulaşmış ve erime sürecine girmiş duruş sorunu olan sendikalar lehine pozitif ayrımcılık yapılsa bile korkunun ecele faydası yoktur. İçi (ruhu) göçmüş yapıyı aynanın karşısında dik tutmaya çalışmak içi boş çuvalın dik durmayacağını bilmemekten geçer. Halkın kabul görmüş değerleri ve inançları ile uğraşmayı esas amaç edinip sendikayı kalkan olarak kullananlar ile sendikacılığı devletin ileri karakolu olarak algılayan ya da demokrasi karşıtı mihraklara kucak açanların vicdan muhasebesinden kaçmaması gerekir. Temmuz 2009 verilerine göre 376 bin 355 üyeyle “Türkiye’nin En Büyük Konfederasyonu Memur Sen’in” üyeleri sendika ödentisi devlet tarafından veriliyor diye üye olmuş değildirler. Memur Sen “toplu görüşme primi” ödenmesi konusundaki kararlığını kendi üye sayısını artırmak için değil, örgütsüz olanların hazıra konmalarının önüne geçmek ve örgütlü olanlara pozitif ayrımcılık uygulanmasına zemin oluşturmak için savunmaktadır.

LDP Genel Başkanının ifadesine bakılırsa “CHP’nin devlet kasasından günlük tahmini 167 000 TL hazine yardımı aldığı”(*) ifade edilmektedir. Aldığı hazine yardımları konusundaki usulsüzlük iddiaları ile gündemden düşmeyen CHP memurlara ödenen örgütlülüğü özendiren ödentinin etik olup olmadığından hareketle üyeler cebinden ödesin kabilinden karşı çıkmış. Çünkü mevcut uygulamayı mubah bulmamış.

CHP’ye günlük 167.000 TL mubah, memura aylık 10 TL günah öyle mi?

Hadi gidin işinize be…

Ali YALÇIN

EĞİTİM-BİR-SEN İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .