Anasayfa / Sendikal Makaleler / HIRSIZI DA SEVENLER VAR

HIRSIZI DA SEVENLER VAR

Eski devirlerin birinde hırsızlık yapan birini Kadı Efendi’nin huzuruna çıkarmışlar. Kadı çatmış kaşlarını adeta gürlemiş; Ne çaldın efendi? Adam, eğmiş başını, bükmüş boynunu sessizce; Bir koyun demiş…İyi duyamadım yüksek sesle konuş!

Bir koyun çaldım Kadı Efendi…
Kadı hemen talimat vermiş;
Atın şunu içeri…
Bir süre sonra Kadı efendinin huzuruna bir hırsız daha getirmişler.
Kadı efendi âdeti veçhile ona da gök gürültüsü gibi bağırarak seslenmiş;
Sen ne çaldın efendi?
Hırsız bir iki yutkunmuş sonra;
Bilmem ki demiş nasıl anlatsam biraz uzunca olacak…
Kadı daha da hiddetlenmiş;
Anlat bre hepsini demiş, burası densizlik yapacak yer mi?
Hırsız başlamış anlatmaya;
Kadı Hazretleri demiş, gözüme bir sürü kestirdim. Baktım çoban uyuyor, sürü sahipsiz…
Kadı meraklanmış;
Bak hele demiş, anlat şu hikâyenin devamını…
Hırsız yaptığı hırsızlığı başlamış tatlandırmaya;
Önce demiş eşeği, köpeği, kepeneği çaldım…
Kadı hayretler içerisinde;
Ya sonra demiş sonra ne oldu?
Hırsız;
Sonrası kolay oldu demiş, çoban davul çalsan duyacak gibi değil demişlerdi doğruymuş,
çobanı da çaldım götürdüm, ardından sürüyü tabi….
Kadı;
Başka demiş, geriye ne kaldıydı?
Hırsız umursamaz gibi davranarak;
Valla demiş ne kaldı diye geriye doğru bir baktım. Ne göreyim. Çobanın azık torbası ağacın dalına asılı değil mi? Almasam yazık olacak. Aldım azık torbasını açtım söğüdün gölgesine, bir acıkmışım sorma Kadı Hazretleri. Halis koyun peyniri az bulunur cinsten. Tandır ekmeği misler gibi. Hele o tereyağı neydi öyle. Isıttım tandır ekmeğini içine doldurdum tereyağını. Böyle anlattım diye kusuruma bakma Kadı hazretleri. Üç-beş de sac böreği ağzınıza layık. Helva falan da vardı. Üstüne de ayranı içtim. Karnımı doyurunca azıcık bir uyku bastırdı.
Tam uyuyakalmışım ki, adamlarınız geldi beni yakaladı.
Kadı efendinin o hiddetli yüzü değişmiş;
Aferin sana demiş, temiz iş yapmışsın…
Hırsız duygulanmış;
Sen büyük adamsın Kadı Hazretleri demiş, beni şimdiye kadar takdir edene hiç rastlamadım.
Kadı efendi sözlerini pekiştirircesine;
Aferin demiş, ben temiz iş yapanı severim…
***
Şimdi gündemde KPSS de hırsızlık skandalı var.
Galiba birilerine vahiy yoluyla ilim verildi ve daha önce 40 puan alamadıkları sınavlarda, onlarca karı-koca ve nişanlı çiftimiz bütün soruları cevaplayıp, sınavlardan tam puan alamaya kafası basamayanlara(!) başarı öykülerini perçinlettiler. Zekâlarıyla(!) işe girip, atanıp aldıkları şerefli(!) maaşla sofralarına ekmek götürecekler.
Bu çiftlerimizin nedense sesleri çıkmıyor ve kayıplar, üzerlerine bir yerlerden perde örtülüyor. Sanki yer yarıldı içine girdiler. Ortaya çıkıp “Savulun ülen, alnımızın teri, bileğimizin hakkıyla soruları cevapladık işte” diyemiyorlar. Araştırmacı basınımız da, adı, sanı ve yeri belirli bu arkadaşlara bir türlü ulaşamıyor nedense.
Bunlar çift. Bir de, yüzlerce “teklerimiz” ve uyanıklık yapıp, durum çakılmasın diye bir iki soruyu boş bırakanlarımız var.
Kadı Efendi temiz iş yapanı seviyor…
Ya gündemde olmayan ya da fark etmediklerimiz? Ya gündemden düşürdükleri(miz), unuttuklarımız?
Mesela 2009 yılı Polis Okulu sınavlarında sorular çalındığı ortaya çıktı ve sınavı iptal etmek zorunda kaldılar. Hırsızlar o kadar pervasızdı ki, daha önce evlerde, dershanelerde el altından verildiği bilinen çıkacak soruları, bu sefer kitap olarak basıp dağıttılar ve suçüstü oldular.
Yayın evi malum bir cemaatimizin taifesiydi. Bu sene soruları kitaba basmak gibi bir hata yapmadılar.
Temiz iş yani…
Duydunuz mu hiç, bu hırsızlığı kimin, nasıl yaptığını ve adaletin yakasına yapıştığı kimseyi?
Soruldu mu hiç kimseye, bu soruları nasıl, kimden aldın diye? Herhalde hırsıza sorular “vahiy” yoluyla gelmiyordu.
Anlaşılan o ki, Kadı Efendi temiz iş yapanı seviyor…
Ben bu “temiz iş” yapanları hiç sevmiyorum. Tecrübelerim, bildiklerim ve gördüklerim beni öyle bir noktaya getirdi ki “Allah bir” dediklerinde bile, acaba aynı Allah’tan mı bahsediyoruz diye, tereddütteyim hep…
TUS sınavında aynı pis koku.
LYS sınavında aynı pis koku.
Şu an Türkiye’nin en gözde Tıp fakültesinde okuyan oğlumu ve aynı fakültede beraber okuduğu bazı öğrencileri görünce bu pis koku, lağım kokusuna dönüşüyor. Yıllarca kafasını kaldırmadan çalışan, akranları kız arkadaşlarıyla gezerken, kendisi kitaplarının başında dirsek çürüten, sonucunda da Türkiye derecesi yapan oğlumu ve çarpım tablosunu bilmeyen, matematikte dört işlemi yapmaktan, Türkçe konuşmaktan aciz birilerini aynı sıralarda gördüğümde, önce bir baba, sonra bir vatandaş olarak ne düşünülürse bende onu düşünüyorum.
Son sekiz yıldır bu ülkede yapılan sınavlara hiç güvenemiyorum. Çünkü peynir dolabının bekçisi fareler olmuş durumda.
Prof. Dr. İlber Ortaylı, ”Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki üniversiteye giriş sınavlarında açık şekilde kopya çekildiğini” öne sürerek, ”Böylelikle iyi okullara ehil olmayan öğrenciler geliyor. Bunun açtığı gediği Galatasaray Üniversitesinde ben hissediyorum. İmtihanların asayişini iyi kontrol etmeliyiz” dediğinde adamcağızı bir dövmedikleri kaldı. Hocaya verilemesi üzerinde anlaşılan TBMM Onur Ödülünün verilmesinden vazgeçildi. Kabahat hırsızda değil ev sahibinde bulundu.
Sadece sınav hırsızlığı mı?
Ya makam hırsızlığı? Ya tayin ve atama hırsızlığı? Ya ihalelerde avanta hırsızlığı? Vatandaşın kurbanı, fitreleri, zekâtları, yardımları ve “fenerli” inanç hırsızlığı? Onur hırsızlığı, şeref hırsızlığı? Gemicikler, villalar, şirketler, pırlanta dükkânları vs. vs.
Evet, Kadı Efendi temiz iş yapanı çok seviyor…
İnsan başkasının hakkına el uzatarak vicdanını, şerefini kaybedince; koca bir kara delik oluşur ruhunda, kirli-temiz, iyi-kötü, hak-hukuk demeden her şeyi yutan…
O, artık bir şey üretemeyen, silik, beş para etmez, başkalarının sırtından geçinen bir asalaktır.
Bu iş örgütlü ve organize yapılıyorsa, aşağılık, leş çalan bir sırtlan sürüsünden farkları kalmaz.
Hele hele elinde adaletin terazisini tutanlar ve yetkili makamdakiler buna göz yumuyor, perdeliyor, hatta önayak oluyorlarsa, onlar için sarf edecek kelime bulamıyorum…
Bütün semavi olan ve olmayan dinlerde hırsızlık ve başkasının hakkını çalmak yasaklanmıştır, en büyük günahlardan biridir. Ateistlerde ise bu iş en ağır ahlaksızlık olarak nitelendirilir.
Her günahın affedilebileceğini, yalnız kul hakkıyla karşısına gelinmemesini emreden Rabbimden, aşağılık bir hırsız olma yükünü hiçbir kuluna yüklememesini diliyorum.

Mustafa KIZIKLI

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

SONBAHAR VE SINIF SENDİKAL MÜCDELENİN GEREKLERİ!

İçinden geçtiğimiz sonbahar, mücadelenin farklı yönlerden ısınmakta olduğu bir döneme işaret ediyor. Isınma, toplumsal gerilimlerin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir