01 Mayıs 2012 – 04:36 |

Memur-Sen’den Meclis’te görüşmeleri devam eden Toplu Sözleşme Yasası’yla ilgili açıklama geldi…
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Teşkilatlanma Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ”Kamu görevlileri için toplu sözleşme hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girmesi ve ülkemizde …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Sendikal Haberler

Sendikalarla ilgili güncel haberler…

Anasayfa » Sendikal Makaleler

Nasıl Bir Üniversite İstiyoruz? / Hanefi BOSTAN – Yrd.Doç.Dr.

Ekleyen / 10 Eylül 2009 – 23:381 Yorum

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK)’nun işleyişini ve mevcut yapısının Türk Eğitim Sen olarak tasvip etmemiz mümkün değildir. YÖK tepeden aşağıya doğru yapılandırılmış bir kurum haline gelmiştir. Bu kurum içinde Öğretim Üyesinin söz hakkı yoktur. Kendi dekanını ve rektörünü seçememektedir. Kendi Fakültesinde yapılacak önemli ve köklü değişikliklerle ilgili bile görüşü alınmamaktadır. Ülkemizde üniversiteler mali ve idari açıdan özerk değildir. Batı ülkeleriyle mukayese edilemeyecek durumdadır. Batı ülkelerinde üniversiteler hem malı ve hem de idari açıdan özerktir. Bir örnek verecek olursak mesela; Almanya′da merkezi hükümet üniversite sistemiyle ilgili genel yasaları çıkartır ve yeni üniversitelerin kurulması ve bilimsel araştırmalar için mali destek sağlar. Üniversiteler genel kanunlar çerçevesinde kendi yönetmeliklerini kendileri hazırlarlar. Üniversiteler uzun süreler için seçilmiş rektör veya başkanlar tarafından yönetilir. Üniversite yönetiminde işlevlerine göre her kademenin (Profesöründen araştırma görevlisine, öğrenciler ve memurlara kadar) katkısı ve etkisi bulunmaktadır. Almanya′da üniversiteler parasızdır. Öğrenciler veya aileleri istediği takdirde devlet kredi ya da burs vermektedir. Burs miktarı genelde öğrencinin asgari masraflarını karşılayacak düzeydedir. Öğrencilerin sosyal ihtiyaçlarını gidermek amacıyla yurtlar, yemekhaneler, oteller v. s. yapılmış olup hepsi devlet desteğiyle çalışmaktadır.

 

Ülkemizde sorunsuz bir üniversite, sorunsuz bir yüksek öğretim için profesöründen araştırma görevlisine kadar bütün öğretim elemanlarının katılıp seçtiği dekan ve rektörlerle işe başlamak gerekir. YÖK′ün artık git gide bilimsel araştırma ve çalışmalarla ilgisini keserek üniversiteler üzerinde artan biçimde bir baskı aracına dönüşmesi önlenmelidir. Hükümetin daha demokratik, daha özgür ve daha gerçek şekilde akademik çalışmaların yapılmasını sağlayacak istikamette köklü değişiklikleri acilen gerçekleştirmelidir. Asıl mesele üniversitenin öncelikle bilim, teknoloji ve fikir üreten en üst düzeyde kurum olduğunu bugüne kadar iktidarların anlamaya yanaşmamaları, özgür ve demokratik üniversiteden çekinmeleri ve hatta korkmaları yönündeki psikolojik sakatlık sorunudur. Bu psikolojiden hükümetler kendilerini kurtarmalıdır.

· Akademik personelin her türlü fikir ve düşüncelerinden dolayı bağımsız yargı organları dışında hiçbir kişi, kurum veya mercie hesap verme yükümlülüğünde olmaması gerekmektedir.

· Akademisyenlerin bilimsel görüş bildirme, makale ve kitap yayınlama haklarını ve özgürlüklerini aşırı derecede sınırlandırarak onları kımıldayamaz bir hale getiren bütün uygulamalara son verilmelidir.

· Akademisyenlerin ve üniversite idari personelinin maaşları mutlaka ve behemehal statülerine yaraşır bir seviyeye çıkarılması gerekmektedir.

· Üniversiteler mali özerklik verilmeli ve bütçeden eğitim ve öğretime ayrılan pay %1′den en az %10′na çıkarılmalıdır. Türkiye dünya ülkeleri arasında eğitim ve öğretime milli gelirden en az pay ayıran ülkeler arasında yer almaktadır. Öyle ki gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkeler arasında bile isimi en alt sıralarda geçmektedir. Bu utanç verici durum düzeltilmeden üniversitelerin mali, idari ve akademik sorunlarını çözemezsininiz. Maddi kaynak olmadan nasıl bilimsel araştırma yapılacak? Bu durumda bilimsel özgürlüğün, mali ve idari özgürlüğün ne anlamı olabilir ki…

YÖK′un tamamen kaldırılması değil, üniversiteler arasında koordinasyonu sağlamak üzere yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Dekanları atama yetkisi YÖK′ten mutlaka alınmalı, bu yetik rektörlere bırakılmalıdır. Rektörler de en fazla oyu alan öğretim üyesini dekan olarak atamalıdır. Üniversite Rektörleri de o üniversitede en fazla oy alan öğretim üyesi, Cumhurbaşkanı tarafından atanmalıdır. Üniversitelerarası Kurul rektörlerden değil üniversitelerde ayrıca seçilen öğretim üyelerinden oluşmalıdır. Rektörler hem yönetici ve hem de denetleyici rolünde olmamalıdır. YÖK başkanı ise; seçimle iş başına gelen üniversitelerarası kurulun seçtiği bir öğretim üyesi Cumhurbaşkanınca atanmalıdır.

Dünyanın neresinde seçim olmadan veya en az oy alan kişi dekan ve rektör atanmaktadır. Yine hangi ülkede Yüksek Öğrenimle ilgili öğretim üyelerinin görüşünü almadan istediği kararı alan bir kurum bulunmaktadır.? Avrupa ülkelerinde Üniversitelerin fiziki yapısı, öğretim elemanı sayısının durumu ve öğretim üyelerine ödenen maaş ne kadardır? Diye sormak gerekir. Avrupa′nın hangi üniversitesinde keyfi olarak öğretim elemanların kadrosu rektörler veya dekanlar tarafından verilmemektedir? Ülkemizde üniversitelerin fiziki yapısını, araştırma imkânları ve ortamlarını hangi Avrupa ülkesiyle kıyaslayabilirsiniz? Ülkemizde bina ve fiziki yapılar laboratuar ve kütüphane gibi araştırma imkânları ve ortamları; kitap, dergi, laboratuar malzemesi, bilgisayar ve ilişkin sarf kalemleri, sağlık, spor ve benzeri tesisler şeklinde sıralayabileceğimiz bu alt yapı yetersizliğindeki vaziyet artık öyle kritik bir noktaya gelmiş bulunmaktadır ki, eğitim, öğretim ve hele akademik çalışma ortamı dibe vuracak hadde dayanmıştır.

Üniversiteler milli gelirden yeterli ölçüde pay ayrılmadığı, YÖK′e üniversiteler arasında koordinasyona sağlama görevi, akademisyenlerin kendi idarecisini seçme özgürlüğü verilmediği sürece üniversitelerimizin sorunları katlanarak büyüyecek ve içinden çıkılmaz bir noktaya gelecektir.

Dünya standartlarında bir eğitimin ilk şartı, mutlak ve behemehal, bütün kademelerinde eğitim ve öğretimde dünya standartlarında kaynak tahsis etmekten geçmektedir.

Kendisine çok özel bir önem atfedildiği iddia edilen üniversite çalışanlarına: sabun köpüğü gibi uçucu, ne söyleyenin ne de dinleyenin inandığı “laflar” ile değil, bu mesleğin mensuplarına ne kadar ücret ödemekte olduğu ile gösterilir. Üniversitelerden azami randıman alınabilmesi için mutlaka akademisyenlerin ve idari personelin ücretlerinin ciddi bir seviyeye yükseltilmesi şarttır.

100.000′ne yakın öğrencimizin yurt dışında yüksek öğrenim gördüğü gerçeğini göz önüne alarak devlet üniversitelerine %30 ilave kontenjan verilerek ve bu öğrencilerden de vakıf üniversiteleri düzeyinde para alınması suretiyle üniversitelere mali kaynak sağlanmalı ve milli servetimizin yurt dışına çıkışı önlenmelidir.

TALEPLERİMİZ:

Türk Eğitim-Sen olarak;

· Üniversitelere bilimsel, mali özerlik verilmesini,

· Öğrenci başına düşen kalifiye öğretim üyesi sayınsının arttırılmasına yönelik politikalar geliştirilmesini,

· Öğretim elamanlarının ve idari personelin ekonomik düzeylerinin acilen gerçek manada iyileştirilmesini ve belli bir standarda bağlanmasını,

· Kız ve erkek öğrencilerin sağlıklı ve hijyenik barınma ve yurt ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik ciddi çalışmaların başlatılmasını,

· Öğrencilerin beslenme, ulaşım ve kredi sorunlarının çözülmesini,

· Alınan harçların öğrenciye hizmet olarak geri dönmesinin sağlanmasını,

· Rektörlere verilen geniş yetkilerin azaltılmasını,

· Üniversite idaresinin demokratik kurullara devredilmesini,

· Yurt içi ve yurt dışı ilmi kongrelere katılan öğretim elamanlarının masraflarını karşılanmasını,

· Üniversitelerin günlük politikaya alet edilip, aklın ve bilimin rehberliği dışındaki şekli unsurlarla uğraştırılmamasını,

· YÖK′un her şeyi kontrol eden ve yönlendiren “ Yüksek Öğretim Bakanlığı” olarak değil “Üniversitelerarası Koordinasyon Kurulu” olarak çalışmasını ve üniversitelerle ilgili her sorunun çözümünde ve öğretim elamanlarının ve idari personelin görüşlerine başvurulmasını sağlayacak bir yapıya kavuşturulmasını,

· Bölüm başkanı ve ana bilim dalı başkanlarının bütün öğretim elamanlarının katılacağı bir seçimle belirlenmesini,

· Bir Devlet işçisinin çok altında komik ve ayıplı ücretlerle akademisyen ve idari personel istihdam edilmesinin önüne geçilmesini,

· Üniversitenin isimsiz kahramanları olan idari personelin de kendilerini ilgilendiren konularda söz hakkına sahip kılınması ve fakülte sekreteri ile genel sekreterin atama ile değil memurların katılacağı demokratik seçim mekanizması ile belirlenmesini, ayrıca rektörlük ve dekanlık seçimlerinde oy kullanmalarının önünün açılmasını,

· İdari Personelin terfilerine yönelik engellerini kaldırılmasını, hak ettikleri kadrolara atanmalarının sağlanmasını,

· Belirli bir akademik unvanı kazanan bir akademisyenin veya idari bir unvanı hak eden bir memurun maaş kadrosunun ayrıca kadro ihdasına bağlı olmaktan çıkarılmasını,

· Yardımcı doçentlerin daimi kadroya alınmasını ve ¼′ne kadar yükselmelerine imkan verilmesini,

· Üniversitelerin akademik ve idari personel kadro ihtiyaçlarının acilen çözülmesini,

· İdari ve akademik personelin ulaşım, kreş ve hastane ile ilgili sorunlarının giderilmesini,

· Üniversite ihalelerinin serbest, rekabete açık, şeffaf olması, her kurulun kendi ihalesini serbest piyasa ve rekabet imkanları dahilinde gerçekleştirebilmesi ve merkeziyetçilikten kaçınılmasını,

· Akademik yükselmelerle ilgili

Yabancı dil sınavlarının filoloji sınavı olmadığı dikkate alınarak alan konularına yönelinmesi suretiyle gerçek anlam ve değerine kavuşturulmasını,

· Döner sermaye işletiminin merkeziyetçilikten kurtarılması, rektörlük ve üniversite yönetim kurulundan ziyade bu gelirlerin oluştuğu kurum ve birimin yönetim kurulu kararlarının esas alınması ve ayrıca hak ve azaltıcı döner sermaye pay oranlarının keyfi olmaması için kurum ve yönetim kurulunun gerekçeli raporlarına dayanmasını,

· Döner Sermaye payından idari personelin en yüksek düzeyde yararlandırılmasını,

· Sadece belirli fakülte veya bölümlere döner sermaye imkanı verilerek buraların üniversite imkanları ile donatılmış bir tür özel işletmelere dönüştürülmemesini,

· Üniversitelerdeki vakıf imkânlarından bütün (akademik ve idari) personelin yararlandırılmasını,

· Meslek lisesi mezunlarının üniversiteye girmelerinin önündeki engellerin kaldırılarak toplumsal adaletin sağlanmasını talep etmekteyiz.

Hanefi BOSTAN – Yrd.Doç.Dr.

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

1 Yorum »

  • ridvan diyor ki:

    Bir kaç Fikir

    Bir:
    Tarih ve Edebiyat Bölümü Öğrencilerimiz mezun olduktan sonra dahi kendi alanında çok önemli olan ana metinleri okumakta sıkıntı çekiyor. Bunun en temel sebebi ise pratik yapmamak. Bu eksiğin önüne geçmek için bir çok üniversitemizde uygulanan hazırlık sistemini bu bölümlerde az değişiklikle uygulamak eskilerin deyimiyle alet ilimlerini hazırlık sınıfına vermek ilk adım olacaktır. Bu da Osmanlıca (Eski Türkiye Türkçesi) , bir doğu ve bir batı dilinin -ki farklı üniversiteler farklı dil seçmesi faydalı olabilir- hazırlık sınıfında öğretilmesi ile mümkün olacaktır. İlk adımın tek başına yeterli olmayacağı varsayımından hareketle ikinci adım olarak ders materyallallerinin mesela Osmanlı Tarihi ders materyallerinin Osmanlıca olarak basılması ve derslerde kaynak olarak bu tip araçların kullanılması bilim dünyamız için çok faydalı olabilir.
    Yüksek Lisans /Doktora Bölümlerinde ise alet ilimleri sisteminin devam etmesi seçilen alana göre hazırlık sisteminin uygulanması bilim dünyamız adına çok faydalı olacaktır. Selçuklu Tarihi üzerine çalışan kişiye Farsça ve Latince hazırlık uygulanması gibi, Yakınçağ Osmanlı Tarihi Fransızca, Arapça gibi… Bunlar alanlara göre ve lisans düzeyinde aldığı derslere göre farklı şekilde seçilebilir. Bu teklif diğer alanlarda da uygulanabilir.

    İki:
    Lisans eğitimi belki daha çok lisans eğitimi sonrası eğitimde köklü bir değişikliğe gidilmesi ki günümüzde iletişimde hızlanma ve karmalık öalışma hayatı bunu zorunlu kılmakta ve ek getiri olarak daha özgürlükçü ve objektif bilim yapma imkanı sağlamaktadır.
    Sistem TOEFL sınav sisteminin bu eğitimlerde kullanılmasını esas alıyor. Ders bazında eğitimler TOEFL sınavında olduğu gibi değerlendirilip belli dersleri bitirenlerin lisans/yüksek lisans derecesi almasını ve alan sınırlamasının kalkmasını esas alan bir sistem yani istenen düzeye ulaşan kişilerin bu dereceyi sadece örgün değil yaygın hatta bireysel eğitimle de almasını esas alan bir sistem. Master için belki gerekli olmayabilir ama Doktora derecesi için bu kriter yeterli olmayacaktır. Burada ise hakemli dergilerde yapılan yayın sayısı belirleyici olabilir. Mesala 3 makalesi hakemli dergide yayınlanan bir kişi doktora, 10 makalesi yayınlanan doçent, 20 makalesi yayınlanan profesör ünvanını alabilir. Rakamlar ve dergilerin ulusal veya uluslararası olması kriterleri değiştirebilir. Bu aynı zamanda bilimsel yayın yapmada da büyük patlama yapmamızı sağlayacaktır. Çalışma şartları ve siyasi nedenlerden dolayı örgün eğitimden faydalanamayan kişilere de bilim yapma imkanı sunacaktır.

    Üç:
    Mevcut şartlar için yorumdur:
    Çalışanların yüksek lisans/doktora eğitim alma imkanı artırılmalı. Genelde 2 gün olan bu eğitimleri alabilecek çalışma şartları oluşturulmalı. Öğretmenlerden misal verecek olursak; maaş karşılığı ders zorunluluğu 15 saattir. Zorunlu derse girme şartı ise 21 saattir. Öğrenim özrü olan öğretmenler için isteği halinde maaş karşılığı esas alınmalı ve derslerine devamı sağlanmalıdır. İl dışında eğitimlerini devam ettirenler için bu bir zarurettir. İstismarı önlemek için sadece kandi alanları ile ilgili ölümler kısıtlaması kurumların hak kaybı olmaması için şart koşulabilir ki; bu alanları MEB ve YÖK belirleyebilir. Zaten gerek yol parası gerek barınma giderleri gerek harç ücreleri gerekse ek ders alamama durumu istismarı baştan önlemektedir.Yaklaşık olarak aylık 600 ile 1000 TL ücret masraf+gelir kaybı olmaktadır. İl içinde ise akşam dersleri soruna çözüm olacaktır.

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .