Anasayfa / Sendikal Makaleler / SENDİKACIYIM DİYENLER KENDİNİ TANIMAK ZORUNDADIR!

SENDİKACIYIM DİYENLER KENDİNİ TANIMAK ZORUNDADIR!

Sınıf Sendikacısı kendini tanımak zorundadır. Kendimizi tanıdığımızda, zaaflarımız, geriliklerimiz ya da yapamadıklarımız bizi korkutamaz. Orada korku değil, kendine güven vardır. Açık sözlülük ve cesaret vardır. Orada güçsüzlük değil, güç vardır. Çaresizlik değil, çare vardır.
Sınıf Sendikacısı kendini tanıdıkça değişecek ve değiştirecektir. Kendini tanıdıkça çözecek ve çözümleyecektir. Kendini tanıdıkça neyi niçin yaptığını bilecektir. Hissedecektir, hissettirecektir. Öğrenecektir, öğretecektir. Kavrayacaktır, kavratacaktır.
Ancak tüm bu gelişim Sınıf Sendikacısının kendisiyle kavgasıyla mümkündür. Zaaflarla kavganın durduğu yerde, ertelendiği yerde, ikili kişilik ortaya çıkar. İkili kişilik, İki karakterlilik Sınıf Sendikacısı kimliği ve karakterliliği olamaz.
Dengeci, uzlaşmacı, korumacı kafa düşünemez, üretemez, çözümlemez, değiştirip dönüştüremez.
Sınıf Sendikacısının kendisiyle kavgası inanç ve cesaret ister.İnanç ve cesareti olmayanlar, kavga edemezler, kavga veremezler, kavgayı yönetemezler.Emeği, zoru sevmezler.Bencildirler. Bu bencil baylar:
Kavga etmeyerek, emeği sevmeyerek Sınıf Sendikacısı olamazlar. Çünkü gerçekçi değillerdir, gerçeği sevmezler, geçeklerden “öcü” gibi korkup kaçarlar, mazeretlerin arkasına sığınırlar, kendini ve çevresini geriden ama daima geriden örerek düzene hizmet veren bir yaşamı tercih ederler.
Kendini tanıyan Sınıf Sendikacısı iyi ve kötü özelliklerini bilir.Kötü onu korkutmaz, çünkü iyi ona güç verir.Olumsuz özellikleri onu korkutmaz, çünkü olumlu özellikleri ona güç verir.Cesaret sahibi olur ve zaaflarıyla sürekli kavga içerisinde olur.İyiyi, olumluluğu,dayanışmayı büyütür. Çünkü büyümenin ve gelişememenin önündeki düşmanı, yani kendini tanımama duvarını yıkmıştır.
Kendini tanımama kendine yabancılaşmadır. Kendini tanımayan emekçiyi tanımaz, sınıfını sevmez sevemez, emekçiler için hiçbir şey yapmaz, yapamaz. Küçük burjuva bir yaşam için ömrünü çürütür.
Oysa Sınıf Sendikacısı değişen ve değiştirendir. Kendini tanımayan Sınıf Sendikacısı, neyin değişeceğini, değiştirileceğini bilmez. Bilemez. Neyi istediğini dahi bilmez.
O zaman bir Sınıf Sendikacısı kendini tanımakla işe başlamalıdır. Sınıf savaşımında ve yaşamda kendisine karşı gerçekçi olmayanlar hiçbir köke tutunamazlar. Bu baylar olsa, olsa düzen içi “solculuk” yapabilir. Bu bayların çok şey bilmesi önemli değildir. Temelde değildir. Çok şey bilinebilir, ama nasıl, neden, niçin, kim için ne zaman kullanılması gerektiğini bilmezler. Bilgiyi doğru kullanamazlar. Yılların birikimi, deneyimi, tecrübesi olabilir. Bu birikim tecrübe vb. Tek başına önemli değildir. Bilgi ve tecrübe birikimini doğru kullanmasını bilmiyorsa yanlış kullanıyordur ve fakat kullanmayarak da düzene hizmet ettiği gerçekliliği göz ardı edilemez.
Elbette doğru, doğru kullanıldığı yerde doğrudur. Yanlış doğru kullanılmadığı için yanlıştır. Doğruyu ve yanlışı belirleyen nerede, nasıl niçin kullanıldığıdır. Doğru, mücadelenin ihtiyacına cevap verecek tarzda kendi doğallığında büyümüyorsa, gelişmiyorsa o doğru, doğru değildir. O, doğru Sınıf Sendikal bir doğru değildir. Oysa Sınıf Sendikacısı kendisiyle, hayatla kavgayı süreklileştirerek duyguda, düşüncede, pratikte doğru çizgiyi yakalayabilendir.
Aksi takdirde ne olur? Doğrular yanlışlar birbirine karışır. “At izi, it izine” karışır. Çatışmasız, doğruların ve yanlışların bir arada olduğu, birlikte yaşadığı bir “Sınıf Sendikacısı” ne zaman neye doğru yaklaşır, ne zaman neye yanlış yaklaşır, ne zaman küser, alınır, ne zaman güler, sevinir anlaşılmaz. Kahvehane köşelerinden, çalı çırpı diplerinden “dedi kodu” üreterek kendini aştığını zanneder:
Doğruların ve yanlışların birbirine karıştığı noktada, beyin ve düşünce yoktur.
Beyin ve düşüncenin olmadığı yerde bilimsellik de, gerçeklikte yoktur. Sadelik yoktur.
Yani emekçi sınıf için mücadele yoktur, yani sınıf sendikal kadro yoktur. Nemi vardır, hemen belirteyim kapitalist sistemin tüm iğrenç, kokuşmuş, yoz ve çıkarcı görünümleri vardır.Yani DEVRİMCİ olmayan her şey vardır.
Göksel Rıza Özkan
Niğde Eğitim Sen Başkanı
KESK Niğde Sözcüsü

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

SONBAHAR VE SINIF SENDİKAL MÜCDELENİN GEREKLERİ!

İçinden geçtiğimiz sonbahar, mücadelenin farklı yönlerden ısınmakta olduğu bir döneme işaret ediyor. Isınma, toplumsal gerilimlerin …

1 Yorum

  1. Hasan Karakuyu

    Etnik anlayışa dayalı olarak da sendikacılık yapılamaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir