07 Şubat 2012 – 23:29 |

Madde 7- (1) Görevi başında iken şehit edilen üyelerin kanuni varislerine yapılacak şehit yardımı miktarı, her yıl Yönetim Kurulu’nca tespit edilir.
(2) (Değişik ikinci fıkra: Şubat 2010/2629) Şehit yardımının yapılabilmesi için;
a) Veraset ilâmı aslı veya Mahkemece …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Seçime Doğru

Seçim arefesinde Antalya ve Türkiye…

Anasayfa » Sendikal Makaleler

Şimdi sınıf sendikacılığı zamanıdır!

Ekleyen senDİKalı / 25 Mart 2010 – 18:31
Şimdi sınıf sendikacılığı zamanıdır!

Tekel direniş çadırları ve Tekel İşçisinin onurlu direnişi mücadelenin yönünü gösterdi. Artık ne tekel işçisi eski tekel işçisidir, ne de emekçiler Ocak Şubat direnişin eylemliliğinin gerisine düşe bilirler. Çadırlarla tam gün tam zamanlı örülen direniş artık grevlerin ve eylemlerin sembolü oldu. Elbette bu yıllardır yürütülen mücadelenin bir sonucu. Ve tabi, yine tekel işçileri henüz işin başındalar. 25 Kasım bir günlük uyarı grevinin ardından tekelle dayanışma için örülen 4 Şubat iş bırakma eylemi ve 19–20 Şubat Ankara alan dayanışması. çok şeyin değiştiğini anlatıyor.
Sınıf mücadelesinin temel bir yasasıdır. Keskinleşen sınıf mücadelesi safları netleştirir, öğretir ve birleştirir. Herkes dolaysız biçimde kendi bayrağı altında toplanır; her şey kendi rengine, gerçekliğine ve sınıf kimliğine bürünür. Ya işçi sınıfının yanındasındır, ya da zengin kapitalistler sınıfının.
Ocak, Şubat 2010 süreci bu yalın gerçeği bir kez daha gösterdi. Örneğin, Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in yalan maskeleri düştü, yalın sınıf tavrı açığa çıktı. Başbakan, alelade bir demagojik söylemle direnişe önderlik eden Tek Gıda İş Sendikası’na saldırdı; “ideolojik davranmakla”, “başka hesaplar peşinde olmakla” suçladı!
İdeolojik davranmayı Başbakan, bir suçlama olarak kullanıyor. Ortaya ideolojik bir sis bombası atıyor. Emekçilerin zihninde kuşku ve şüphe yaratmaya, geri bilincini örgütlemeye çalışıyor. Sendikayı ve direnişi gayri meşru göstererek, işçilerle sendika arasına ideolojik ve psikolojik bariyerler kurmak istiyor.
Başbakan Erdoğan ın açıklaması net bir sınıf tavrını yansıtmıyor mu? Başbakan, sendikayı ideolojik davranmakla suçlarken, ideolojik bir tavır almış olmuyor mu? İdeolojisi olmayan sendika ve sendikacılık var mı? Nasıl ki Türk İş Genel Merkezi çoğu zaman, patronların yanında yer alarak, birlikte açıklama yaparak ideolojik davranmıyor mu? Kimi “sınıf dostları” hükümetten önce, direnişin 1 Mart ta bitirilmesini yoksa “yasadışı” ilan edileceğini etrafa yayarak itfaiyeciliğe soyunmaları ideolojik tavır ve sendikacılık örneği değil mi?
Hükümetin diğer iş kollarında geçmişte “milli güvenlik” gerekçesiyle ve başka gerekçelerle, grevleri durdurması “kabloları kestiler” iddiasıyla Haber-İş yöneticilerinin tutuklanması, ideolojik tavır değil mi? TÜSİAD, hükümetten “dikensiz gül bahçesi ” isterken, yalınkat bir sınıf tavrı takınmıyor muydu? Maliye Bakanı Unakıtan, “babalar gibi satıyorum” derken, sermayeden yana ideolojik, politik bir tavır almıyor mu?
Öyle! Başbakan da öyle yapıyor, ideolojik bir tutum alarak işçilerin ve sendikanın sınıf tavrı takınmasına karşı çıkıyor. Başbakanın karşı çıktığı, özelleştirmelere karşı birleşerek sendikalarının önderliğinde sınıf mücadelesi yürütmeleridir. Tek Gıda İş in sınıf sendikacılığı doğrultusunda attığı adım ve tutarlı meşru mücadelesidir.
Emekçilerde, tıpkı zenginler ve patronlar gibi onların hükümetleri gibi ideolojik davranmalıdır. Yani, sınıf çıkarları neyi gerektiriyor ise öyle yapmalıdır. Düşüncelerini, duygularını, ilişkilerini, eylemlerini sınıf çıkarları yönlendirmelidir.
Yıllardır işçi ve emekçilere ideolojisizleştirme saldırısı yürütülüyor. İdeoloji, politika lanetli bir şey olarak sunuluyor. Uzak durmaları telkin edilerek sınıf bilinci ve aidiyeti örselenmeye çalışılıyor. Ekmek ve ideoloji, politika birbirine karşıt gösteriliyor. Apolitik işçi kuşakları, sermaye yanlısı bürokratik sendikacılık geliştiriliyor, örgütleniyor. Sınıf sendikacılığı çizgisi ve pratiği hafızalardan silinmek isteniyor.
İşten atılmalar yılardır sürüyordu, güvencesiz çalıştırma, esnek istihdam taşeronluk sistemi de yeni değil. Demek ki, işçiler ideolojik sınıf tavrı takındıklarında sonuç alabiliyorlar. Sınıf sendikacılığı çizgisi kazandırıyor. İşçilerle, emekçilerle buluşuyor, bilinçlendiriyor, direnişe, greve dönüşüyor. Tekel Direnişinin kazanımı, bu gerçeğin doğrulanmasıdır.
İşçilerin, emekçilerin çıkarı sermaye sınıfının saldırılarına karşı, sömürüye karşı mücadeleyi yükseltmekten geçer. İşçi sendikaları, işçilerin bu mücadeleyi yürütmeleri için vardır. Bu mücadeleyi ancak sınıf bilinciyle, emek ideolojisiyle yürüttüklerinde kararlıca sürdürebilirler. Emeğin ideolojisi sosyalizmdir; sınıfsız, sömürüsüz bir dünyadır. İşçi sendikaları da, Emekçi Memur Sendikaları da sınıf sendikacılığını kararlıca sürdürebilirler.
Sermaye sınıfı, patronlar ve hükümetleri her zaman olduğundan daha fazla ideolojik sınıf tavrı takınıyorlar. Fakat, işçiler de kendi sınıf deneyimlerinden, pratiklerinden öğreniyorlar. Tekel işçilerinin çadırlı direnişinde, İzmir Tariş de Telekom’da yeni bir sınıf bilinci mayalanıyor. Mücadelenin yol ve yöntemleri berraklaşıyor. Patronları ve Başbakanı korkutan budur.
Öyleyse; daha fazla Tekel, daha fazla grev, daha fazla ideolojik sendikacılık. Öyleyse, tam da şimdi sınıf sendikacılığı zamanıdır!
Göksel Rıza Özkan
Niğde Eğitim Sen Başkanı
Niğde KESK dönem Sözcüsü

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .