Anasayfa / Sendikal Makaleler / SONBAHAR VE SINIF SENDİKAL MÜCDELENİN GEREKLERİ!

SONBAHAR VE SINIF SENDİKAL MÜCDELENİN GEREKLERİ!

İçinden geçtiğimiz sonbahar, mücadelenin farklı yönlerden ısınmakta olduğu bir döneme işaret ediyor. Isınma, toplumsal gerilimlerin yeni boyutlar kazanmasından ve ileri temas noktalarında giderek çatışmaya dönüşmesinden ileri geliyor.

Elbette bu yeni bir olgu değildir, genel olarak işçi sınıfı ve emekçi yığınlarının düzene karşı alttan alta biriken öfke ve hoşnutsuzluğunun ileri bir düzeye geçmesi birikimidir. Düzenin iç sıkıntıları ve arayışlarıyla birlikte bu gerilim bir yandan istismar edilmekte, fakat genel olarak egemen güçler payına hep bir korku ve kaygı nedeni olmayı sürdürmektedir. Uzun dönemdir böyle seyreden toplumsal-siyasal atmosfer bugün bu yönde bir ısınmanın eşiğindedir. Uç çatışma noktalarında çıkan kıvılcımlar ve alttan alta biriken dinamikler, ısınmanın büyük bir sosyal enerjiye dönüşme ihtimalini güçlendirmektedir. Halihazırda bu açıdan bir ayrışma ve saflaşma süreci henüz belirgin bir tablo ortaya çıkarmasa da, gelişmelerin bu yönde olduğu söylenebilir. Mevcut siyasal-toplumsal manzaraya daha yakından bakarak bu gelişmeleri ortaya koymaya çalış ayım.

Öncelikle, bir süredir gündemin baş sırasında bulunan Kürt sorunu cephesinden yaşanan gelişmeler dikkat çekmektedir.Ama hızla gündem değiştirilerek “türban,baş örtüsü” eksenine getirilerek ekmek derdi unutturulmak istenmiştir. Zira düzenin “Kürt açılımı”nın BDP nin tasfiye süreci olduğu artık daha net biçimde görülmeye başlanmıştır. Doğal olarak bu durum Kürt insanı içerisinde büyük bir hayal kırıklığına yol açmış, Aynı zamanda derin bir sosyal hoşnutsuzluk zemini üzerinde de yaşanan bu hayal kırıklığı emekçiler nazlın de Kürt olsun Türk olsun ekonomik yaşamlarında bir değişiklik getirmeyeceği, sömürünün emekleri üzerinde daha da arsızca devam edeceğini göstermiştir.

Bu, AKP iktidarının ülkemiz emekçi yığınlarını düzene bağlama hesaplarını boşa çıkaracak bir dinamiktir. Bunun için de hükümet çevrelerinde büyük bir panik gözlenmektedir. (Kızılcahamam toplantısı ardından parlamento da ki siyasi partilerle gurup başkanlığı düzeyinde temas kurma vb.).

Bir diğer önemli gelişme ise Aleviler cephesinde yaşanmaktadır. Birkaç yıldır kendisini kitlesel eylemlerle gösteren örgütlü demokratik Alevi inisiyatifi “din dersleri zorunlu olmaktan çıkartılsın” eylem ve etkinlikleriyle öne çıkıp AKP hükümetinin sözde “alevi” açılım siyasetini boşa çıkartmış olması egemenlerin siyaset kulvarını daraltmıştır.
Diğer bir dikkat çekici gelişme ise kamu emekçileri alanında yaşandı.Kırıntı artışlar “gözü tok” olan milyonlarca kamu emekçisi KESK dahil tüm memur konfederasyonlarını içerden sorgulamaya başladı!

Emekçi sınıf cephesindeki bu yoğun sosyal öfkenin boyutları ise, tüm örgütsüzlüğüne ve en ilerici görünen sendikalarda dahi yaşanan çürümeye karşın sürekliliğini koruyan yerel direnişlerden görülebilir.(Tek Gıda İş İstanbul direnişinde olduğu gibi)

Sınıf sendikacılığı cephesinden önemli olan, bu öfkeyi toparlayacak mücadele merkezlerini örebilmektir. Gelişmekte olan toplumsal mücadele dinamiklerinin geleceği de bu görevin başarıyla yerine getirilmesine bağlıdır.Sınıf sendikal kadroların son dönemde bu doğrultuda attıkları adımlar önemli olmakla birlikte kuşkusuz tek başına yetersizdir. Sınıf hareketindeki ileri ve öncü birikimlerin ileriye dönük atacakları adımlarla birlikte sınıf hareketinde önümüzdeki dönem yaşanacak ileri çıkışlar, bu alanda bir sınıf sendikal bir çıkışa zemin hazırlayabilir. Bu konuyu yeniden irdelemek üzere, güncel gelişmelerin siyasal alandaki yansımalarına değinmek istiyorum.

Tüm bu gelişmeler, siyasal planda bir takım liberal sol girişimleri de cesaretlendirmiş görünüyordu. AKP nin YÖK başkanı ve HSYK seçimleri üzerinden yürüttüğü ve referandum sonuçlarından aldığı psikolojik cesaret üzerinden verdiği net mesajlar bu çevreleri basiretsizliğe veya “öldük bittik,tükendik” pozisyonuna itelemiştir. Zira bu yeni dalga, esas olarak liberal solu tıkanma ve hızla kendine yedeklemeyi olgunlaştırılmaya çalışılan yeni bir taktiksel güç odağıdır. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemin liberal sol hareketinin şekillenmesinde önemli bir etkendir.
Bu noktada sınıf sendikal güçlere önemli görevler düşmektedir. Kitlelerin sosyal-siyasal mücadele dinamizmini artırıcı bir temelde örgütlemek bu görevin ana eksenidir. Bu, yüzünü emekçi kitlelerin demokratik ve sosyal mücadelelerine çevirerek etkili ve güçlü müdahaleleri gerektirmektedir.

Son olarak belirtmem gerekir ki, ezilen yığınların giderek kendisini daha da artan oranda ortaya koyan mücadele dinamiklerini sınıf sendikal bilincimiz doğrultusunda geliştirmek ve siyasal planda çekim gücü oluşturacak bir çıkışı yakalamak açısından da atılması gereken en kritik adımlardır. Emekçi sınıfının kendi sınıf çizgisine yönelmesi ve iktidarı hedeflemesi açısından da bu hayati önemdedir. Diğer toplumsal mücadele dinamiklerinin ilerici bir yoldan gelişmesini de güvenceleyecek olan bu adımlar, değişimci bir çıkışa sağlam bir temel olacaktır.

Sınıf sendikal kadrolar bir yandan demokratik hak ve özgürlükler alanında sendikal dayanışma ruhuyla kararlı bir mücadele yürütürken, öte yandan emekçi sınıfını sosyal-siyasal mücadele alanına taşıyacak etkili bir önderlik pratiğini sergilemeye yoğunlaşmalıdır.Egemenlerin gündemine takılmadan kendi gündemini oluşturmalıdır.

Göksel Rıza Özkan
Niğde Eğitim Sen Başkanı
KESK Niğde Dönem Sözcüsü

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

“Gelecek, Eğitimle Gelecek”

  Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 2023 Dergisi ile röportaj yaptı. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir