Anasayfa / Sendikal Makaleler / Soyuluyorsun Öğretmenim!

Soyuluyorsun Öğretmenim!

“Cesaretin azı korkaklık fakat çoğu çılgınlıktır” denir. Hakikaten de öyle…Önceden bir postacıyı birde her ay mutemedi beklerdi memurlar. İkisi de sevinçli haber getirirlerdi. Artık ikisi de işlevini yitirdi. Postacılar eskisi gibi sevinçli haberler değil, telefon faturaları ve haciz evrakları getiriyorlar. Kim bilir, öğretmenler belki de bu yüzden “Bak postacı geliyor” şarkısını eskisi gibi iştiyakla öğretmiyorlar.

Her aybaşında yolunu gözlediğimiz mutemetlere gelince teknolojinin hayatımıza balıklama dalması ile onlarda eski işlevlerini yitirdi. Artık siyah kolluk takmış aybaşında para sayan, kuyruğa girip imza karşılığı paramızı aldığımız mutemetlerimiz yok. Artık bankalar evlere taşındı ve neredeyse bir tuş ile yapılamayacak iş kalmadı. Bankalara talimat vermek için kuyrukta bekleyen memurların siyah beyaz fotoğrafları anı olarak kaldı. Sadece emekli olanlar kuyrukta beklemeye ve maziyi yaşamaya(!) devam ediyorlar. Hayatta çok şey değişti. Her ay çarşaf bordro kâğıdını masanın üstüne yayan, kulağının arkasında kurşun kalem takılı, hesap makinesi ile saatlerce hesap yapan düşünceli ve endişeli mutemetler de demode oldu. Önce mutemetliği klavyelere taşıyan bilgisayar programları yapıldı. Ha! bazı programcı firmalar güzel ekmek yediler Allah var. Sadece programcılar mı? Hayır tabiî ki… Birkaç okulun mutemetliğini birden yapan teknoloji ile arası barışık bazı mutemetler ikinci bir maaş gibi ek gelir elde ettiler. Sonra e-devlet’e geçiş ile birlikte otomasyon programları paket programların pabucunu dama attı. Mal Müdürlükleri SAY 2000’e geçti ve aynı özlük haklarına sahip iki farklı okulda görev yapan fakat iki farklı maaş alan komiklikleri ortadan kaldırdı. Öğretmenler için maaşları bırak ek dersler bile artık uzun zamandır KBS’den yapılıyor. Yani anlayacağınız köprünün altından çok sular aktı ve her şey değişti. Mesela “mutemet” ismi bile değişti. Artık onun adı mutemet değil, “Gerçekleştirme Görevlisi” oldu. Biz ağız alışkanlığından olsa gerek mutemet demeye devam ediyoruz. Değişmeyen tek şey değişimin kendisi diyeceğim ama bazı mutemetlere haksızlık olacak diye korkuyorum! Çünkü can çıkar huy çıkmaz derler ya bazı mutemetler direniyorlar. Kesinti yapılmayacak diye ne kadar yazı gelirse gelsin onları etkilemiyor. Yazının başında dediğim gibi onların ki adeta çılgınlık…

657 Sayılı Devlet memurları Kanununun 146. Maddesinin 2. Fırkası: “Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanun’la sağlanan haklar dışında ücret ödenmez, hiçbir yarar sağlanamaz…” denilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda defaten genelge yayınladı ve alt birimleri uyardı. “Bundan böyle, gerek Bakanlığımıza gerekse valiliklere bu konuda intikal edecek her türlü şikâyetler titizlikle incelenerek emre uygun hareket etmeyenler (Mutemet, Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilisi) hakkında yasal işlem yapılacağının ilgililere duyurulması hususunda…” diye devam eden Bakanlığın tehdit içerikli yazıları sendikalar tarafından kurum panolarına asıldı. Süreci bazı şikâyetler ve soruşturmalar takip etti. Anadolu da “alışmış kudurmuştan beterdir” derler. Hayretle ifade etmeliyim ki; direnenlerin varlığına ilişkin şikâyetler gelmeye devam ediyor. Mutemet olarak çalışan memur bulunmayan kurumlarda bu görev İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde olduğu gibi Müdür Yardımcılarından birisine verilmektedir. İ.K.Yönetmeliği “…okulun her türlü eğitim –öğretim, yönetim, öğrenci, personel, tahakkuk, ayniyat, yazışma, sosyal etkinlikler, yatılılık, bursluluk, güvenlik, beslenme, bakım, nöbet, koruma, temizlik, düzen, halkla ilişkiler gib işleriyle ilgili olarak okul müdürü tarafından verilen görevleri yapar. Müdür Yardımcıları bu görevlerin yapılmasından ve okulun amaçlarına uygun olarak işleyişinden müdüre karşı sorumludurlar” der. Yani ilgili Müdür Yardımcısı için idareci olarak aldığı maaşı bunları yapmanın karşılığında hak eder demek istemektedir. Neyse mevzuata derinlemesine girmeye gerek yok. Bu konu insanların zihninde zaten çözülmüş bir konudur.

Bazı personel bu görevi ekstra olarak yapıyormuş gibi izlenim vererek ve adeta ajite ederek ısrarla çeşitli yöntemlerle mutemediye ücreti almaya devam ediyor. Almayanları tenzih ediyorum. Benim için üzerinde yazı yazılacak en son konu budur fakat gelen şikayetlerin doğruluğunu görünce yazmak zorunda kaldım. Benim üyelerimden olan ve kesinti yaptığı tarafıma ifade edilen de var. Onun için bu konunun sendika ile ilgisi falan yok. Bu bir alışkanlık…

Mutemetlik kesintisi ile ilgili geçmişte sendika olarak iki okul hakkında soruşturma açtırdım. Şu an bu okullarda kesinti yapılmıyor. “Mutemetler Genelge Takmıyor” diye yazı yazan Sendika Eski Yönetim Kurulu Üyemiz Aydın Kaya’nın başına gelenleri Pendik’te çalışanlar bilir. Aydın Kaya’nın sicil notları düşürülmüş ve açtığımız dava da İdare Mahkemesi yanlışa dur demişti. Aydın Kaya’nın kararlı mücadelesi sadece kendi okulunda değil bir yığın yerde mutemetlik kesintisinde ısrar edenleri yoldan döndürmüştü. Bazı münferit yerlerde kesinti yapılmaya ne yazık ki devam ediliyor. Gelen şikâyetleri araştırdığımızda aynı yöntemlerin kullanıldığını görüyoruz.

Nasıl mı? İşte o yöntemler:

I.

Eğitim Öğretim yılı başında yapılan Öğretmenler Kurul Toplantısında mutemediye kesintisi kendi istedikleri çerçeveden kurulun gündemine sunulur; ajite edilerek ortak karar çıkartılır, herkesten kesinti yapılmayı sağlayacak dilekçeler alınır. Bu konuda en güçlü argüman bu iş için günde birkaç kez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gitmek gerekiyor. Bazen bir iki defa Mal Müdürlüğüne gitmek gerekiyor bunun yol masrafı, taksi parası nereden çıkacak sorusu ile başlayan ikna sürecidir. Bu yöntem de kesinti genelde elden alınır. Örneğin İstanbul’da bir ilçede 100’den fazla personeli bulunan bir okulda yıllık kişi başına 60 TL toplanmıştır. 60X100=6000 TL iyi para…

II.

Okulda çay ve benzeri giderler için ortak bir havuz yapılır ve mutemediye parası da çaktırmadan bu havuza dahil edilir. Argüman güçlüdür. Ne yani bizim çay paramızı başkası mı verecek sorusu haklı bir sorudur ama giydirilmiş mutemediye arada kaynar gider. Çok tercih edilen bir yöntem değildir. Nadiren görülür.

III.

Mutemetlik parası elden toplanır. Çok görülen bir yöntem değildir. Onur kıran bir tarafı mevcuttur. Herkesten aylık para istemek insanı zor durumda bırakır. Bazen vermek istemeyenler olur. Benden mutemetlik parası kesemezsin ben hakkımı aramasını biliyorum diyenler çıkar. Bu yöntem etüt ve kurs yapılan okullarda etüt ve kurs parası elden teslim edilirken kesinti yapılarak yapılır ki en şık olanı da budur! Zaten verilen ücret karşılığı imza alınmışta olduğu için kesintinin olası bir durumda fark edilmemesinin, kayda girmemesinin en pratik yöntemidir.

IV.

Okuldaki Gerçekleştirme Görevlisi bazen sene başı kurulda alınan karar gereği aldığı dilekçeleri kendine olası bir durumda dayanak göstermeyi planlayarak direk maaştan keser. Burada uygulanan yöntem şudur. Mal Müdürlüğüne gönderilen maaş banka listesi ile bankaya giden maaş banka listesi farklı düzenlenir. Kişi başına eğer aylık 5 TL kesilecekse ve 100 personel varsa herkesin bankaya giden listesinde kişi başına 5 TL eksik yapılır ve arada oluşan 100X5=500 TL ilgili mutemedin banka listesindeki kendi maaşına eklenerek tahsil edilir. En yaygın yöntem budur ve aslında en riskli yöntem de budur. Bu direk zimmete para geçirmektir ki kesintiler ile ilgili şikâyet söz konusu olduğunda adamın burnundan fitil fitil getirilir. Faizi ile birlikte geri alınabilir.

Yazının başında “Cesaretin azı korkaklık fakat çoğu çılgınlıktır” dedik. Mutemetlik ücretinde ısrar etmek gerçekten çılgınlıktır. Genellikle uygulanan 4. Yöntem maaş bordrosunu düzenli olarak asmayanları kamufle edebiliyordu. Fakat artık her çalışan aylık maaş bordrosunu elektronik ortamda görebiliyor ve herkes bankaya yatan ile bordroda gözükeni çok rahat fark edebiliyor. Biliyoruz alışkanlıkları terk etmek zordur. Can çıkar huy çıkmaz derler. Mutemetliği ekstra görev sanıyorlar ve vicdani kılıfı bu noktadan hareketle uyduruyorlar. Mutemetlik ekstra bir görev değil, ilgili personele yönetmelik çerçevesinde verilen görevin gereğidir. Eskisi gibi elde hesaplama, tomarla para sayıp özel program satın alma devri kapandığından, ek ders dahil ücretler Mal Müdürlükleri tarafından interaktif ortamda yapıldığından dolayı bu konu tedavülden kalmıştır. Şimdi sıra münferiden olan yerlerde de fiilen kalkmasındadır.

Bu yazı kesinti yapmayanları tenzih, ısrarla çeşitli yöntemlerle alışkanlığını sürdürenleri tenkit içeriklidir. Unutulmasın ki cesaretin çoğu çılgınlıktır…

19.01.2010

Ali YALÇIN

EĞİTİM-BİR-SEN

İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

SONBAHAR VE SINIF SENDİKAL MÜCDELENİN GEREKLERİ!

İçinden geçtiğimiz sonbahar, mücadelenin farklı yönlerden ısınmakta olduğu bir döneme işaret ediyor. Isınma, toplumsal gerilimlerin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir