Anasayfa / Basın Açıklamaları / “Türkiye Demokrasi Mücadelesi Tarihi, Cinayetler, Öldürülen Aydınlar, Gazeteciler, Bedel Ödeyen Emekçilerin Tarihidir”

“Türkiye Demokrasi Mücadelesi Tarihi, Cinayetler, Öldürülen Aydınlar, Gazeteciler, Bedel Ödeyen Emekçilerin Tarihidir”

Bugün Uğur MUMCU’nun ölüdürlüşünün yıldönümü, daha kaç ölümü yaşayacağız, daha kaç ölüm için alanlara çıkacağız, bizleri bekleyen, karanlık pusularda gizlenmiş daha kaç ölüm için lanetler okuyacağız. Karanlık odakların kirli namlularından kurşunlar sıkıldıkça, bombalar patlatıldıkça susacak mıyız? Bu ölümler artık son bulmalı. Aydın cinayetlerinde ve genel olarak kontrgerilla saldırılarında devletin açıklamaları yıllardır, neredeyse birbirinin tıpatıp aynısı. Her cinayetten sonra, söz üstüne söz veriliyor, ama olaylar nedense bir türlü aydınlatılamıyor.

Musa Anter. 21 Eylül 1992’de Diyarbakır’da kontrgerilla tarafından katledildi. Cinayetin ardından dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’in basına yaptığı açıklama, neredeyse tıpatıp, Hrant Dink cinayetinin ardından yapılan açıklamalarla örtüşüyor:

Gazetecilerin Sezgin’e cinayetteki kontrgerilla bağlantılarını sormaları üzerine, Bakan Sezgin: “Kontrgerillaya atfetmenin bir anlamı yok. Esasen kontrgerilla diye bir örgüt yoktur. Eğer böyle bir örgütün mevcudiyetini ve onun eylemlerini bilen ve onu kanıtlayan kimse varsa, lütfen bize bildirsinler. Biz devletin yasaları neyi gerektiriyorsa, hiç çekinmeden açık ve seçik bir şekilde üzerlerine gideriz.” Demiştir.

Değerli basın;

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 Pazar günü arabasına yerleştirilen bomba ile öldürüldü. Uğur Mumcu, yürekli, düşündüğünün arkasından giden, asla yılmayan bir savaşçı, bir aydın ve “gazeteci” kelimesinin içini dolduran özgür bir kalem idi.

İğrenç, planlı düzenlenmiş (organize) bir suikast ile aramızdan ayrılan Uğur Mumcu ‘nun katledilmesinin üzerinden bugün tam 17 yıl geçti. Zamanın yetkilileri bu menfur cinayetin kısa zamanda aydınlatılacağına ilişkin namus sözü vermişlerdi. Ne var ki şu ana kadar bu cinayeti planlayanlar ve bizzat işleyenler hakkında en ufak bir ipucu elde edilmiş değildir.

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ile İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, “faillerin bulunmasının onur sorunu, cinayeti aydınlatmanın namus borcu” olduğunu söylemişti. Ancak sonradan Mehmet Ağar’ın Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’ya itiraf ettiği gibi, “o taş çekilirse hepimiz altında kalırız” kaygısı onur-namustan baskın geldi! Soruşturmayı ilk aşamada savcı olarak yürüten Ülkü Coşkun, “Bu olayı devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse iş çözülür” yolundaki sözleri soruşturmaya uğradı.

Türkiye’de “düşünce ve ifade özgürlüğü tarihi” ya da “basın tarihi” deyince öne çıkan nedir? Araştırmalarda öne çıkan somut olgu şu; ülkemizde basın tarihi “öldürülen gazetecilerin tarihidir.” Osmanlının çöküş sürecinden başlayarak öldürülen gazetecilerin listesine bir göz atınca ürkütücü bir manzara ile karşılaşıyoruz.

Faili meçhul veya değil öldürülen gazeteciler listesinde 1905 yılında Hikmet Gazetesi’nden Tevfik Nevzat var. l909’da Hasan Fehmi Bey (Serbesti), l910’da Ahmet Samim (Seda-i Millet), yine aynı yıl Hüseyin Hilmi (Sosyalist Hilmi), (İştirak) öldürülüyor.

Öldürülen başka gazeteciler var ama biraz yılları atlayayım, 1920 yılında Hasan Tahsin (Hukuk-u Beşer), 1948’de Sebahattin Ali (Marko Paşa), 1979’da Abdi İpekçi (Milliyet), 1980 yılında İlhan Erdost, Ümit Kaftancıoğlu (TRT) ve Recai Ünal (Demokrat) katlediliyorlar. 1990’da Çetin Emeç (Hürriyet) ve Turan Dursun (Yüzyıl-2000) öldürülüyorlar. 1992’de kurşunlanma sırası İzzet Kezer (Sabah) ve Musa Anter’de (Ö.Gündem). Ardından l993’te Uğur Mumcu (Cumhuriyet), 1996 yılında Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe. Geçtiğimiz yıl Hrant Dink.

Sözünü ettiğimiz tarihten, yani l905’ten bu yana, yani son 105 yılda öldürülen gazeteci sayısı 63. Yani ortalama olarak 2 yıl dolmadan bir gazeteci öldürülen, yok edilen bir ülkede yaşıyoruz. Tablo böyle olunca, “Türkiye’de basın tarihi, öldürülen gazeteciler tarihidir” demek abartı olmaz.

Öldürülen gazetecilerin pek çoğunun faili meçhul. Resmi açıklamalara göre meçhul. Ama kamuoyu vicdanında hiçbiri meçhul değil. Yakalandığı belirtilen faillerin çoğu da sadece tetikçi. Gerçek failler gizlendi. Öldürenleri gizlemek için 40 dereden su getirildi ama mızrak çuvala sığmadı.

Yetkililer, bu ülkenin daha kaç evladını bu şekilde yitirmesine seyirci kalacaklardır? Onlarca aydının öldürülmesinin ardından ortaya konulan tepkilerin bir kısmı ise sahtekârların ve ikiyüzlülerin timsah gözyaşlarıdır.

Sevgili Uğur, seni aramızdan genç yaşında alan sürüngenlerin bir gün yakayı ele vereceklerine inanmak istiyoruz. Senin ve senden önce ve sonra faili meçhul suikastlara kurban giden dostların dosyalarının faili meçhuller arasında durmasına gönlümüz razı olmuyor. Bu dosyaları bir gün tek tek açacağız ve ülkemizdeki karanlık tüm kirli ilişkileri teşhir edeceğiz. Bu bizim tüm demokrasi şehitlerine vefa borcumuzdur. 24.01.2010

Saygılarımızla.

VURULDUK EY HALKIM UNUTMA BİZİ

Güven BOĞA

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir