“Öğretmen Atamalarında MEB “Yalan Rüzgarı” Devam Ediyor
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ağustos ayı içinde 31 bin öğretmen ataması yapılacağı ilan edilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi verilerine göre 142 bin öğretmen açığı bulunmasına, çoğu okullarda sınıflar öğretmensiz olmasına karşın, açıklanan rakamlarla eğitimde yaşanan kadro açıklarının kapatılabilmesi mümkün değildir.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 29 Temmuz Perşembe günü yapmış olduğu ve basına da yansıyan açıklamasında “Bugün mezun olan tüm öğretmenlerin, devlet tarafından atanması mümkün değil. Eğitim fakülteleri yılda 40 bin mezun veriyor ve biz de o oranda atama yapıyoruz. Bu yığılmalar bizim dönemimizde değil. Bir yığılma var ve öğretmenlerimiz taleplerinde haklı olabilir. Ama bizim de elimizdeki imkânlar bu çerçevede. Bu ihtiyacımız olan öğretmene baktığımız zaman, bu kadar çok atamayı yapmamız mümkün değil” diyerek, soruna nasıl yaklaştığını göstermiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı bugüne kadar benimsediği yanlış atama politikasını ısrarla sürdürmektedir. Açıklanan rakamların eğitim sisteminin ihtiyaçlarını gözetmeden uzak olduğu açıktır. Ataması yapılması düşünülen öğretmen sayısı yeterli olmamakla birlikte özellikle resim, müzik ve beden eğitimi branşlarında ve kimi mesleki alanlarda yeterince atama yapılmayarak bu alanlardan mezun olan öğretmenler mağdur edilmiştir. Atama yapılması planlanan alanlarla ilgili olarak açıklanan kontenjanların dağılımında görülen dengesizlik dikkat çekicidir. Hükümet bir taraftan mesleki eğitimi özendireceğini açıklarken, meslek dersleri ile ilgili alanlarda atanması planlanan öğretmen sayılarının son derece az olması başlı başına bir çelişki olarak dikkat çekmektedir.
Öğretmen atamaları konusunda şimdiden gerekli önlemler alınmazsa yarın hem eğitim sistemimiz, hem de öğretmen adayları açısından çok geç olacaktır. Öğretmen açığını kapatacak yeterli atamanın yapılmaması eğitimin niteliğini düşürürken aynı zamanda sayıları 350 bini geçen işsiz öğretmenleri işsizliğe, umutsuzluğa ya da düşük ücretle, iş güvencesinden yoksun olarak, sözleşmeli ya da ücretli olarak çalışmaya itmektedir.
Sözleşmelilerin kadroya alınacağı sözü verilmesine karşın, sözleşmeli istihdam devam etmekte, bu konuda tam bir “yalan rüzgârı” yaşanmaktadır. 2 Temmuz 2009 tarihinde Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçişini sağlayacak tasarının Kasım 2009’a kadar yetiştirileceğine söz vermiş, ancak 24 Kasım 2009 tarihinde TBMM’de yaptığı konuşmada böyle bir tarih vermediğini belirtmesiyle birlikte sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi resmen yılan hikâyesine dönmüştür.
Sözleşmeli, ücretli vb adlar altında gerçekleştirilen öğretmenlik uygulamaları öğretmenlerin iş güvencesinden yoksun, düşük ücretlerle çalışması anlamına gelmekte ve bu durum eğitimin niteliğinin daha da kötüleşmesine neden olmaktadır. Öğretmenlik mesleği düzenlilik, süreklilik ve belli bir uzmanlık gerektirir. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin mevcut çalışma koşulları ile öğrencilere ve genel olarak eğitim sistemine faydalı olabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle sadece sözleşmeli öğretmenler değil, güvencesiz çalıştırılan bütün öğretmenler ve diğer eğitim emekçileri kadrolu ve iş güvencesine sahip olarak çalıştırılmak zorundadır.
Bir yandan ilk defa atanacak öğretmenlerin kadro beklentisi devam ederken, diğer yandan iller arası ve il içinde yer değiştirme talebinde bulunan öğretmenlerin yaşadığı sorunlar sürmektedir. MEB’in 2003 yılı ve sonrası atama takvimleri ve bu takvimlere bağlı olarak bir sonraki yıl için yayınlanmış olan yer değiştirme kılavuzlarında öğretmenlerin adaylıklarının hangi tarih esas alınarak kaldırılacağı ve başvuru tarihleri açıklanmaktadır. Fakat MEB, 2009–2 atama döneminde süreci yavaşlatmış ve ilk atamaları 14 Eylül itibariyle gerçekleştirmiştir. Bu nedenle 2009–2 atama döneminde 15 bin öğretmen görevlerine 14 Eylül 2009’da başlamıştır. Bakanlıktan kaynaklı böylesi bir gecikme yaşanmış olmasına karşın, 15 Temmuz 2010 tarihli, yaz tatili dönemi öğretmenlerin özür durumuna bağlı yer değiştirme kılavuzunda 31 Ağustos 2010 tarihi itibariyle adaylıkları kaldırılmış/kaldırılacak olanların başvurularının kabul edileceği belirtilmiştir. Önceki yıllarda özür durumuna bağlı yer değiştirme kılavuzlarında 30 Eylül tarihi esas alınmasına karşın, 2009 yılında bakanlığın atama takvimine uymayarak atamaları geç yapması nedeniyle bu öğretmenlerimize özür kılavuzunda tayin hakkı verilmeyerek, binlerce öğretmen ailesi bu nedenle farklı illerde görev yapmak zorunda bırakılmıştır. Bu durumda, Anayasanın “Ailenin Korunması” ilgili 41. maddesine ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin yine aile bütünlüğü ile ilgili 16. maddesine aykırı hareket edilmiş, binlerce öğretmen ve ailesi mağdur edilmiştir. Yine sözleşmeli öğretmenlere illerde yeterince pozisyon açılmadığından 2-3 yıldır eş durumu mağduriyetleri kangren haline dönüştürülmüştür, hala bu sorun çözülememiştir.
Gerek öğretmen atamalarında yaşanan sorunlar, gerekse yapılan atamalar sonrasında yaşanan mağduriyetler eğitim sisteminin içinde bulunduğu durumu yoruma gerek bırakmayacak şekilde gözler önüne sermektedir. Bütün bunları Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun “yığılmalar bizim dönemimizde değil, bu kadar atamayı yapamayız” sözleriyle birlikte değerlendirdiğimizde eğitim sistemindeki içler acısı durum net ortaya çıkmaktadır.
Sendikamız Eğitim Sen, yıllardır kadrolu atanmayı bekleyen, ataması yapılmadığı için okullarda hademelik, inşaatlarda işçilik ve güvenlik görevlisi gibi geçici işlerde çalışmaya mahkûm edilen işsiz öğretmenlerimizin mücadelesini kendi mücadelesi olarak görmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nı bir kez daha uyarıyoruz. Türkiye’nin öğretmen ihtiyacı, atama yapılması planlanan öğretmen sayısının çok üzerindedir. Eğitim sisteminin daha fazla yara almaması için ihtiyaç kadar öğretmen ataması yapılmalıdır. İşsiz öğretmenlerin ve dersleri boş geçen öğrencilerimizin daha fazla mağdur edilmesine izin verilmemeli, yıllardır yaşanan “yalan rüzgârı”na artık son verilmelidir.
Göksel Rıza Özkan
Niğde Eğitim Sen Başkanı
KESK Niğde Dönem Sözcüsü
