“SİSTEM TARAFINDAN BAŞARIYLA ELENDİNİZ!”
Öğrenci Seçme Sınavı dün açıklandı. Ancak sonuçları itibariyle sevinç, mutluluk ve başarıdan çok başarısızlıkların açıklandığı bir sınav oldu. 722 bin civarında adayın açıkta kalacağı, 32 bin 135 adayın puanının hesaplanamadığı, başarıyı arttırmak için taban puanın aşağı çekildiği, kontenjanların arttırıldığı sınav, toplumun geleceği açısından bir başarıyı ölçme sınavı olmadığı gibi, aksine gençlerimizin önünde aşılmaz bir duvar olmaya devam etmiştir. Sınavda dereceye giren öğrencilerden Berkay Dertsiz’e, sınav sonuçlarıyla ilgili ne düşündüğü sorulduğunda, başarının mutluluğunu yaşamak yerine sistemin bozuk ve ezbere dayalı olduğunu, sadece bilgi ezberlediklerini, düşünmediklerini” belirterek, insan olduğunun fark edilmemesine olan isyanını ortaya koyuyor. Bir diğer şampiyon Mustafa Öztürk ise aslında felsefe okumak istediğini, ancak ailesinin isteği doğrultusunda tıp okuyacağını belirtiyor. Buradan da görülüyor ki, eğitim sistemimiz düşünen, sorgulayan, karar alıp kararlarını uygulayabilen bir gençlik yerine; ne yapacağını bilmeyen, bilgi ezberlemekten düşünemez hale gelmiş ve başkalarının yönlendirmelerine açık bireyler yetiştirmiştir.
Sayıları milyonları aşan öğrencimizin hayatına yön vermesinde en belirleyici rolü oynayan bu sınavda, ÖSYM Başkanı, “Matematik testini biraz kolaylaştırmışız.” derken, sınav sorularının hazırlanmasında, ölçebilirliğin ne kadar tartışmalı olduğunu itiraf etmiştir.
YÖK Başkanvekili İzzet Özgenç ise sınavla ilgili dünkü açıklamalarında, “Yüksek öğrenim görme statüsüne sahip insanlar arasında bir eleme yapmamız gerekiyor. ÖSS bir eleme sınavıdır.“ diyerek, eğitim sistemimizdeki çarpıklığın altını koyultmaktadır bir kez daha. Hiçbir toplum yoktur ki, en verimli çağında öğrencilerinin başarılarını teşvik etmesi gerekirken, onları “eleyip” en temel hak olan eğitim ve öğretim hakkından mahrum bıraksın. Bu söylem, anayasadaki en temel hak olan eğitim ve öğretim hakkının, devlet eliyle ihlal edildiğinin en yetkili ağızlardan itirafıdır.
Sonuç olarak, sınavda en başarısız illere bakıldığında hala bölgeler arası eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamadığı, öğretmen açıklarının kapatılamadığı, akademik mesleki ve teknik eğitime yönlendirilme süreçlerinin doğru planlanamadığı, derslere öğretmen olarak imamların sokulduğu, öğrencilerin sadece bir “rant aracı”, okulların ise “pazar” olarak görüldüğü, dershanelere ve ezbere dayalı eğitim sisteminden acilen vazgeçilmelidir.
Eğitim-İş olarak diyoruz ki, başarısız olan öğrencilerimiz değil, bilimsel ve sorgulayıcı eğitimi terk edip; öğrencilerimizi ezberci bir eğitime mahkum eden, onları bir meta gibi görüp “eleyen” Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendisidir. Başarıyı arttırmanın yolu, rakamsal oyunlara başvurmak değildir; AKP iktidarının Milli Eğitim’deki yanlışlarından vazgeçmesi ile mümkündür.
Bugünden tezi yok Sayın Milli eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU, Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki gerici ve ırkçı kadrolaşmalara son vermeli, Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkan, bilimsel, laik ve demokratik, sorgulayan bir eğitim modelinin önünü açmalı, bu konuyla ilgili sendikalarımıza, akademisyenlere ve konunun uzmanlarına kulaklarını tıkamaktan vazgeçmelidir.
Yüksel ADIBELLİ
Eğitim-İş Genel Merkezi
