Anasayfa / Basın Açıklamaları / 12 EYLÜL REFERANDUMU NEDİR? NEDEN HAYIR OYU VERİLMELİDİR!

12 EYLÜL REFERANDUMU NEDİR? NEDEN HAYIR OYU VERİLMELİDİR!

Referandumlar halk iradesinin ortaya çıktığı, her fikrin kendini rahatça ifade edebildiği, her zeminde sağlıklı tartışmaların yürütüldüğü bir süreci ifade ederler.Geleceğimizi ilgilendiren kararların genellikle siyasi parti liderlerin iki dudağı arasına sıkıştığı ülkemizde referandumlar daha da anlamlı ve önemlidir. Ancak uzun süredir devam eden kutuplaşmalara yeni birisinin eklenmesi nedeniyle referandumların amaç ve özünden daha baştan itibaren uzaklaşıldığını BİLİNMELİDİR.
Gerek antidemokratik, dayatmacı yasalaşma süreci gerekse sonraki yargısal süreç ve bu sürece ilişkin tartışmalara bakıldığında 12 Eylül günü halkın görüşünü özgürce açıklayabileceği bir referandum yerine, çoğunluk partisinin kararını halka onaylatması şekline dönüşen bu referanduma HAYIR denilmelidir.
AKP hükümeti tarafından dayatmacı bir yaklaşımla yapılan son anayasa değişiklikleri, ülke sorunlarına çözüm üretmekten uzak olup, tam tersine, çatışmaları derinleştiren ve yeni çatışma alanları üreten niteliktedir.
Bugüne kadar 81 maddede yapılan değişiklikler, darbe ürünü olan 1982 Anayasasının antidemokratik ruhunu ortadan kaldırmayıp siyasi ve toplumsal sorunlara çözüm üretmediği gibi bu değişiklikler de sorunlarımızı çözmeyecektir.
Yapılan değişiklikler hem temel hak ve özgürlüklere ilişkindir hem de devletlin yapısına ilişkindir.
Bu nedenle değişikliklerin toptan oylatılması doğru değildir. Üstelik İsviçre’de cami meselesi ile ilgili konuşmasında Başbakan’ın da altını ısrarla çizdiği üzere temel hak ve özgürlükler referanduma sunulamaz.
Toplu sözleşme hakkı, kadınlara ilişkin pozitif ayırımcılık, adil yargılanma hakkı vb. düzenlemeler temel hak ve özgürlükler kapsamındadır. Bu nedenle referanduma götürülmemelidir.
KAMU EMEKÇİLERİNİN KAZANIMLARI AÇISINDAN DA HAYIR DENMELİDİR.
Öncelikle kamu emekçilerinin grev hakkına yer vermediğinden çalışma hukukunun genel ilkeleri ve uluslar arası hukuka aykırı olarak düzenlenmiştir. Değişiklikle kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkına yer verilmiş gibi görünse de bu gerçekliği yansıtmamaktadır. Bilindiği üzere grev hakkı, toplu sözleşme hakkının ayrılmaz bir unsurudur. Bu gerçeklik gerek AİHM kararları gerek Avrupa Sosyal Haklar Komitesi ve ILO komite kararlarında da sıkça dile getirilmektedir. Buna karşın, grev hakkımız anayasal güvenceye kavuşturulmadığı gibi; barışçıl bir çözüm yolu olan Uzlaştırma Kurulu kararlarına kesinlik kazandırılarak bu aşamada grev hakkımız fiilen ve hukuken yeni bir engelle karşı karşıya bırakılmak istenmiştir. Toplu sözleşme hakkı da fiilen kullanılamaz hale getirilmiştir. Bu bilinçle hayır denilmelidir.
Devletin yapısına ilişkin yapılan değişiklikler ise yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ayrılığı yeniden düzenlemektedir. Bu bakımdan yapılan düzenlemeler ile yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamaya yönelik yeterli güvence getirilmediği gibi Anayasasının en çok eleştirilen cumhurbaşkanının yetkileri daha da arttırılarak antidemokratik sistem derinleştirilmektedir. AKP’nin yargının anti demokratik ve haklar aleyhine olan yapısının değiştirildiği şeklindeki propagandası da gerçeği ifade etmemektedir. Bu açıdan da Hayır denilmelidir.
Bu değişiklik paketinde demokratikleşme önündeki temel sorunlarımızın çözümünü önceleyen bir içerik yoktur.
Bu pakette çalışma yaşamının demokratikleştirilmesini sağlamaya yönelik bir düzenleme yoktur.
Daha da önemlisi toplumun tüm kesimlerinin ortak talebi haline gelen yeni, eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik anayasa ihtiyacı ötelenmektedir. Bu yüzdende hayır denilmelidir.
Oysa konfederasyonumuz KESK başından beri, yenilenen, ama ruhunu tamamen koruyan 82 Anayasasının tümden yürürlükten kalkmasını, barışa dayalı, eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik yeni bir anayasanın gerekliliğini savunmaktadır. Savunmakla kalmamış, yeni anayasanın nasıl olması gerektiğine ilişkin temel ilkeleri kamuoyu ile paylaşmıştır. Yine bir dizi toplantı, çalış tay, forum gibi etkinlikler ardından 10 Nisan 2010 tarihinde İstanbul’da “Demokratik Anayasa” Mitingi düzenlemiştir.
* Türkiye’nin yeni bir anayasa gereksiniminin olduğu açıktır. Karşı karşıya bulunduğumuz acil sorunların çözümü demokratik bir anayasadan geçmektedir.
* Meşruiyeti tartışmalı mevcut 82 anayasanın toptan yürürlükten kaldırılması ve toplumun barış içinde bir arada yaşamasının temelini oluşturacak yeni, demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasa yapılmalıdır.
* Yeni anayasa, yapılış biçimiyle de çoğulcu demokratik bir süreçte hazırlanmalıdır. Mecliste çoğunluğu bulunan partinin tek başına hazırlayacağı yeni bir anayasa ya da değişiklik paketinin daha baştan ölü doğacağı ortadadır.
Genel yaklaşımımız ve değerlendirmemizi yukarıda ifade ettik. Üyelerimiz bu doğrultuda doğru tavrı sergileyecek siyasi bilince ve mücadele deneyimine sahiptir ve net bir biçimde hayır diyecektir.
Somut olarak diyoruz ki, toplumsal sorunları çözmekten uzak AKP zihniyetini teşhir eden ve bunun üzerinden gerçek demokrasiyi savunan argümanlarımızı güçlendireceğiz ve HAYIR diyeceğiz. Aynı zamanda Ergenekoncu, darbeci, statükocu güçlerin egemenliğini artıracak siyasal zeminlere düşmeden bu kesimlere tereddütsüz tutum almak dün olduğu gibi bugün de görevimizdir. Bu ikili mücadeleyi gözeten eksen KESK’in yıllardır sürdürdüğü mücadele birikimidir.
Böylesi karmaşık bir süreçte mücadelenin iç içe geçginligi ortadadır. Şunu çok iyi bilmekteyiz ki ne AKP iktidarı bu ülkenin demokratikleşmesinin önünü açabilir ne de 80 yıldır statükoyu koruyan güçler. Bu nedenle örgütümüz üçüncü bir cephenin emek cephesinin oluşmasını gerçek demokrasi mücadelesinin ortaya çıkarılmasını kendine ana eksen olarak almıştır.
Görüşlerimizin, önerilerimizin ve beklentilerimizin dikkate alınmadığı bu anayasa değişiklik paketine HAYIR diyerek, BARIŞA DAYALI, EŞİTLİKÇİ, ÖZGÜRLÜKÇÜ, HALKÇI VE DEMOKRATİK YENİ BİR ANAYASA TALEBİMİZ GERÇEKLEŞİNCEYE KADAR MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ.

Göksel Rıza ÖZKAN
Niğde Eğitim Sen Başkanı
KESK Dönem Sözcüsü

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

1 Yorum

  1. Bu ülkede kendi çıkarına hareket eden topluluklar her zaman zarar verdiler şimdide sendikacılar mı öyle yapacaklar? Hayır yapmıycaklar sizin sözünüzle yürümeyecek o kadar madde içinden sendikacılar kendi çıkarını düşünerek buraya hayır deyip kestirip atmayacaklar… tabi kendi çıkarlarına bu madde ters diye düşünürlerse bu bize ikilik yapar diye düşünürlerse AKPnin yaptığı herşey bize karşıdır diye düşünürlerse…niye bir işiçiye bi hak tanınınca o hakkı kabul etmiyor… sonrada hak istiyoruz diye bağırıyolar.. madem size bi hak tanınıyo kullanmayın o hakkı o da sizin elinizde ama belkide o hakkı kullanacak insanlarımızda var. bir sendika oraya üye bir işçinin bütün özelliklerine hitap etmeyebilir. eğer ediyorsa başka sendikaya üye olmayın eğer etmiyorsa artık böyle bi hakkınız olacak..bunda hayır denecek ne var.. 12 eylül darbecilerine yani ülkeyi 30 yıl geriye götürenlere yani koskoca TCnin bir kuşağını silip atanlara yargılama kararı gelirken.. işçilein bi sendikaya daha üye olabilecekler diye referanduma hayır demesi bi gerekçe değildir .. buna aklı yetmeyen saten referanduma hayır desin lütfen!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir