Anasayfa / Basın Açıklamaları / 13 Martta Ankara’da Eğitim Çalışanlarının Sorunları İçin Yürüyoruz

13 Martta Ankara’da Eğitim Çalışanlarının Sorunları İçin Yürüyoruz

Eğitim camiasına büyük bir huzursuzluk hâkimdir. Bunun nedeni okul müdüründen, öğretmenine, akademisyeninden, memuruna, hizmetlisine kadar bütün eğitim çalışanlarının yalnız bırakılmasıdır. Yığınla sorunu olan eğitim çalışanları, muhatap bulamamakta, çaresizlik içinde, umutsuzca dikkate alınmayı beklemektedir. Artık eğitim çalışanları bu yükleri taşıyamaz hale gelmiştir. İşlevini yerine getiremeyen Milli Eğitim Bakanlığı da, sorun çözmekten uzaktır.

Bütün Sözleşmelilerin Kadroya Geçirilmesi İstenecek

Sözleşmeli öğretmenlere verilen sözler yerine getirilmemiştir. Bugün 70 bin sözleşmeli öğretmen, Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU’nun kadro sözünü yerine getirmemesinin öfkesi içerisindedir.

Milli Eğitim Bakanlığı, sözleşmeli öğretmenleri sürekli oyalamaktadır. Son olarak Bakan Çubukçu, 70 bin civarındaki öğretmenin kadroya geçirilmesi için taslağın Maliye Bakanlığı’na gönderildiğini söyleyerek, yine sözleşmeli öğretmenlerin ağzına bir parmak bal çalmıştır. Bundan aylar önce de sözleşmeli öğretmelerin kadroya alınmasına ilişkin çalışma yapıldığını söyleyen Bakan Çubukçu’nun, açıklamaları nedense bir türlü hayata geçirilememektedir.Hatta hatırlanacağı üzere Bakan Çubukçu, “Maliye ile görüşmelerin olumlu olacağını düşünüyorum” demiş, ancak bütçe görüşmelerinde Maliye Bakanlığı’na vekâlet eden Egemen Bağış, böyle bir çalışmanın olmadığını söylemişti.

Bu nedenle “sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilecek”, “sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesiyle ilgili taslak hazırlandı”, “taslak, Maliye Bakanlığı’na gönderildi” gibi açıklamalar, artık sözleşmeli öğretmenleri ve kamuoyunu tatmin etmemektedir. Bakan Çubukçu’nun, inandırıcı olması için sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınmasıyla ilgili çalışma takvimini derhal ilan etmesi gerekmektedir.

Bakan Çubukçu’nun bu açıklamayı Türk Eğitim-Sen’in 13 Mart mitingini baltalamaya yönelik yaptığı çok açıktır. Asıl tartışılması gereken, verdiği sözleri yerine getirmemekle meşhur Bakan Çubukçu’nun, ağırlığını koyarak, Maliye Bakanlığı’na, bu taslağı kabul ettirip, ettiremeyeceğidir. Türk Eğitim-Sen olarak, 70 bin sözleşmeli öğretmenin tamamının süre ve bölge ayrımı yapılmaksızın en kısa sürede kadroya alınmasını talep ediyoruz. Ayrıca Sözleşmelilere kadro sözünü yerine getiremeyen ve bugüne kadar hiçbir icraatta bulunmayan Bakan ÇUBUKÇU’nun da bulunduğu makamda daha fazla oturmaması ve istifa etmesi doğru olandır. Eğitim camiasının, çalışanlarının özlük, ekonomik, sosyal haklarını koruyan, verdiği sözü yerine getiren, eğitimin sorunlarını çözen bir Bakan’a ihtiyacı vardır.

Türk Eğitim Sen olarak, yalnız Milli Eğitimdeki öğretmenlerin değil aynı zamanda Üniversitelerde çalışan sözleşmeli personelin de kadroya geçirilmesini istiyoruz, Sözleşmeli personel istihdamını modern kölelik olarak görüyoruz.

Öğretmenlerin Farklı İstihdam Ayıbından Kurtarılması İstenecek

Kadrolu, sözleşmeli, ücretli, vekil adı altında kategorize edilen öğretmenlik mesleği, ayaklar altına alınmıştır. Bu uygulama öğretmenlik mesleğinin saygınlığını azaltmış, eğitimcilerin barış içinde çalışmasına engel olmuş, iş güvencesini ortadan kaldırmış ve birçok hak kaybına yol açmıştır.

Aynı okullardan mezun olup, aynı işi yapan öğretmenlerin farklı şekilde istihdam edilmeleri Türkiye’nin utanç fotoğrafıdır.

Bu uygulamaya AKP iktidarıyla geçen Türkiye, eğitimde 7 yılda çok şey kaybetmiştir. Üstelik çocuklarımız bu tür istihdam modelleri nedeniyle ciddi bir tehdit altındadır.

Hatta Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin ve kamuoyunun tepkisinden çekinmese, daha önce uygulamaya koyduğu, ancak yargıdan dönen 4/C uygulamasını öğretmenlik mesleğinde yeniden hayata geçirecektir. Türk Eğitim-Sen olarak, 4/B, 4/C gibi istihdam modellerine tamamen karşıyız. Sözleşmeli, ücretli, vekil öğretmenlik uygulamalarının kaldırılması ve tüm öğretmenlerin kadrolu olarak atanmasını istiyoruz.

327 Bin Öğretmenin Atamasının Yapılması İstenecek

Türkiye’de ekonomik sorunlar gün geçtikçe artmaktadır. Küresel ekonomik kriz nedeniyle işsizlerin sayısı 8 milyona ulaşmıştır. 550 bin üniversite mezunu işsiz sokaklarda boş gezmektedir. 327 bin öğretmen atama beklemektedir. Atanamayan öğretmenler, itfaiyecilik sınavlarında şansını denemekte, belediyelere temizlik işçisi olarak başvurmakta, hatta seyyar satıcılık yapmaktadır. Ülkemizde işsiz öğretmen sayısında rekora doğru koşulmaktadır. Haziran ayında işsiz öğretmen sayısı 360 bini bulacaktır. Ülkemizde Eğitim ve Fen-Edebiyat fakültelerinden mezun olup, 8-10 yıldır atanmayı bekleyen işsiz öğretmenlerin olması tam bir trajedidir.

Buna rağmen, ekonomik sorunlar gündemde kendisine üst sıralarda yer bulamamakta, siyasi erk ülkemizde işsizlik, aşsızlık sanki hiç yokmuş gibi hareket etmektedir.

Böylesine zor bir dönemden geçtiğimiz bugünlerde, 8 milyon kişinin işsiz olması, 327 bin atanamayan öğretmenin umutsuz bırakılması, 550 bin üniversite mezununun ekmeğini eline alamaması Türkiye için acı bir tablodur.

BİRİ VAN’DA DİĞERİ İSTANBUL’DA GÖREV YAPAN EŞLER, ÇOCUKLARIYLA ALANLARDA OLACAK

Milli Eğitim Bakanlığı ve Üniversiteler marifetiyle öğretmen ve Üniversitelerdeki idari personellerin aileleri parçalanmaktadır. Sözleşmeli öğretmenlere il emrine atanma hakkı verilmediği için, öğretmenler eşlerinden, çocuklarından ayrı görev yapmak zorunda bırakılmaktadır. Kadrolu öğretmenler de eş durumundan atamalarda sorunlar yaşamaktadır. Bu nedenle çocuklar anne, babalarından uzak büyümekte, anayasal bir hak olan aile bütünlüğü ortadan kaldırılmaktadır. Eşlerin boşanmasına kadar giden bu uygulamanın bizzat Milli Eğitim Bakanlığı eliyle yapılması trajik bir durumdur. Bakanlığın, büyük bir özlemle yıllarca ailelerine kavuşacakları günü bekleyen öğretmenleri birleştirmemekte niçin ısrar ettiğini anlamak mümkün değildir. Bu nedenle ailesi parçalanan eşler de çocuklarıyla birlikte alanlarda olacak ve seslerini Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU’ya duyuracaktır.

ÜNİVERSİTELER VE YURT-KUR ÇALIŞANLARI EKONOMİK VE SOSYAL HAKLARI İÇİN YÜRÜYECEK, EĞİTİM ÇALIŞANLARINA KAYBOLAN İTİBARININ GERİ VERİLMESİNİ İSTEYECEK

Milli Eğitim Bakanlığı, Üniversiteler ve Yurt-Kur çalışanları da ekonomik ve sosyal yönden sıkıntılar içerisindedir. Akademisyenler, üniversitelerde çalışan idari personel, Yurt-Kur çalışanları, memurlar, hizmetliler, teknisyenler, kısacası tüm eğitim çalışanları hak için, adalet için tek ses, tek yürek olacaktır.

Ülkemizin geleceği oldukları her fırsat söylenen ancak bir sürü sorunla iç içe yaşamak zorunda bırakılan Üniversitelerimizin akademik ve idari personelinin başta 2547 sayılı YÖK kanununun Üniversite Rektörlerine adeta krallık yetkisi veren 13/b maddesi ( Gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek) olmak üzere tüm antidemokratik uygulamalarla ilgili sorunlarını,bir türlü standart bir takvime bağlanmayarak tamamen Üniversite yönetimlerinin keyfine bırakılan görevde yükselme sınavları konusunun,Özellikle araştırma görevlilerinin 50/d maddesine göre yaşadıkları mağduriyetleri,Maaş promosyonları ile ilgili sıkıntıların ,İdari personelin Kuruluş Geliştirme ödeneğinden yararlandırılmaması ve daha pek çok sorunları bu mitingle gündeme bir kez daha getirilecek.

Yine Eğitim sistemimizin ve eğitim çalışanlarının ayrılmaz bir parçası olan Yurt-Kur çalışanlarının başta görevde yükselme olmak üzere ,nöbet ve mesai problemleri,çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi pek çok talebinin gündeme getirileceği bu toplantı aynı zaman da Türk Eğitim Sen tarafından tek başına düzenlenmiş ilk eylem olma niteliği de taşıyor.Bu nedenle hem mitingin başarısı hem de sonrasında sorunların çözümüne sunacağı katkı açısından çok önemlidir.Bu konuda ,bu güne kadar sendikamızın başarısı için hiçbir fedakarlıktan kaçmamış olan şubelerimize ve üyelerimize büyük görev düşmektedir.Sendikamız hiçbir güç odağına yaslanmadan sadece eğitim çalışanlarından aldığı güçle sendikacılık yapmaktadır.Bunun bilinciyle mitinge katılınmalı ve katılım sağlanmalıdır.

BİNLERCE EĞİTİMCİ 13 MART’TA ANKARA’DA OLACAK VE ABDİ İPEKÇİ’DE YER YERİNDEN OYNAYACAK

İşte tüm bu nedenlerle Türk Eğitim-Sen, 13 Mart tarihinde Ankara’da “Haklarımız ve Geleceğimiz İçin Büyük Ankara Yürüyüşü ve Mitingi” yapacaktır. Türkiye’nin 81 ilinden Ankara’ya gelecek olan binlerce eğitimci, hakları için yeri göğü inletecektir.

Siyasi partilerin, Milli Eğitim Komisyonu üyelerinin, işçi ve memur konfederasyonlarının, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de hazır bulunacağı dev miting, üç maymunu oynayanlara ciddi bir ders olacaktır. 13 Mart tarihinde saat 10:00’da Hipodrom’da toplanacak olan eğitim çalışanları, Sıhhiye meydanına yürüyecek ve saat 12:00’de Abdi İpekçi Parkı’nda seslerini duyuracaktır. Eğitimin tüm aktörleri 13 Mart’ta hakları ve kaybolan itibarlarını geri kazanmak için iktidara, Milli Eğitim Bakanlığı’na, ve YÖK’e çağrıda bulunacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Türk Eğitim-Sen

İstanbul Bölge Başkanı

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir