14.KURULUŞ YILIMIZI 25 KASIM GREVİNİN COŞKUSUYLA KUTLUYORUZ!
Konfederasyonumuz, 11–12 Kasım 1995’te Ankara’da 28 sendikadan 500 delegenin katıldığı “Konfederasyonlaşma Tüzük ve Kuruluş Kurultayı” ardından, 8 Aralık 1995 tarihinde kurulsa da KESK’in tarihi elbette 14 yıldan ibaret değildir. Emekçilerin Türkiye’de hak ve özgürlükler mücadele tarihi çok gerilere gitmektedir. Çünkü KESK’in tarihi bir anlamda ülkemizde demokrasinin de tarihidir.
Kuruluşundan bu yana önümüze çıkartılan tüm engellemelere, baskı ve zorlamalara, binlerce üyesinin ve yöneticisinin sürgüne gönderilmesine, en son iki sendika genel başkanının görevden atılmasına, MYK üyelerinin tutuklanmasına, işyerlerinden uzaklaştırılmalarına, örgütlenme alanlarımızın neredeyse kuşatma altına alınmasına rağmen ilkelerinden taviz vermeyen KESK, bugün artık bir kısmı aramızda olmayan binlerce arkadaşımızın emekleriyle, ödedikleri bedellerle bugüne gelmiştir.
Değerli Dostlar, Kriz bahane edilerek yeni bir saldırı dalgası geliştiriliyor. Yüz binlerce emekçi işten atıldı, işten atılmalar devam ediyor. AKP, bırakalım yeni istihdam alanları açmayı, işsizlik fonunda biriken paralarımıza bile göz dikiyor. Doğalgaz, elektrik, ulaşım, su, temel gıda maddeleri, haberleşme gibi neredeyse her şeye zam üstüne zam yapılıyor. 1994, 1999, 2001 krizlerinin faturasını emekçilere çıkaran sermaye, yeni krizin faturasını da kendisi ödemek istemiyor. AKP iktidarı sermayeyi rahatlatmaya, vergi yükünü azaltmaya, borçlarını silmeye, sıfır faizlerle kredi açmaya gayret ediyor. Bunun adını da “Kriz Reçetesi” koyuyor! 2/B ile ormanlık alanları ve yeşil alanlarımız talan edilmeye çalışılıyor. Ülkemiz betondan bir yığın haline getiriliyor. Sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamusal hizmetler tek tek ticarileştiriliyor. Saldırı toplumun geniş bir kesimini hedef alıyor. Geçen ay yürürlüğe giren SSGSS yasası sosyal devleti tasfiye etmenin yeni bir aracı olarak işlev görüyor. Sermaye için sınırsız, denetimsiz dolaşım ve yatırım isteniyor. Sağlığımız, bedenimiz, kimliğimiz şirketlerin rekabet alanı haline getiriliyor. Üretmeyen, iş alanları yaratmayan, sınırsız kâr etme özgürlüğüne kavuşan spekülatif sermaye dünya çapında bir krize neden olmasına rağmen, vergilerimiz hala buralara aktarılıyor.
Böylesi bir dönemde sadece emek örgütlerinin değil, küresel sermayenin mağduru olan tüm kesimlerle ortak bir zeminde hareket etmenin yollarını ve olanaklarını yaratma her zamankinden daha önemli bir görev olarak önümüzde durmaktadır. Bu anlamda 29 Kasım Mitingi önemli bir kazanım olmuştur. Ancak kapitalizmin pervasız saldırısına karşı daha güçlü, diri ve kesintisiz bir mücadele anlayışına ihtiyaç var. Krizi biz yaratmadık, faturasını da ödemeyeceğiz.
KESK olarak “Başka bir Türkiye, başka bir yaşam, başka bir dünya mümkün” şiarıyla neo liberal saldırıya karşı emeğin ve ezilenlerin direnişini, dayanışmasını ve mücadelesini örgütleme kararlığı ve inadını sürdüreceğiz. Farklılıkların bir arada kardeşçe yaşadığı, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin yeşerdiği, barışçıl ortamların hâkim olduğu bir Türkiye mücadelemiz; bizi var eden ilkelerimizdendir.
Değerli emekçiler, Sermayenin görülmedik bir açgözlülük ve kuralsızlıkla, krizin faturasını emekçilere ödetmek istediği, başta IMF ve Dünya Bankası olmak üzere birçok uluslar arası kuruluşun baskı ve tehdit uyguladığı günümüzde, KESK’in önüne koyduğu ve bugüne kadar asla taviz vermeden taşıdığı amaçlar, onun emekten yana ve ilkeli yapısını herkese kabul ettirmiştir.
KESK üyeleri, yıllardır sürdürülen sendikal haklar ve demokrasi mücadelesinin onurlu, kararlı ve inatçı neferleridir. KESK’in başarısı emekçilerinin başarısıdır. Kamu emekçilerinin umudunun KESK olduğunu unutmadan, bu umudu daha da büyütme göreviyle karşı karşıyayız.
Meşru ve fiili mücadele ile elde ettiğimiz sendikal hak ve özgürlükler mücadelemiz; kararlılığımızın en önemli göstergesidir. Bu nedenledir ki, KESK, kamu emekçilerinin kitlesel ve emeğin evrensel normları üzerinde şekillenen bir örgüttür.
1- KESK, gücünü fiili ve meşru mücadeleden alır. Baskılara, zorlamalara, yasaklara bu zeminden karşılık verir.
2- Sermayeden ve devletten bağımsız duran KESK, emekçilerin birliğini ve ortak mücadelesini savunur.
3- KESK, demokratik işleyişini temel ilkelerinden olarak kabul eder, uygular.
4-KESK, uluslararası düzeyde temsil edilen tek kamu emekçileri konfederasyonudur.
5-KESK, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesini demokrasi ve barış mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görür.
6-KESK tarihi, sendikal hak ve özgürlükler ve demokrasi mücadelesi tarihidir.
7-KESK tarihi, baskılara boyun eğmeyenlerin tarihidir.
8- KESK’in tarihi barışa ve kardeşliğe kararlı yürüyüşün tarihidir.
9- KESK’in tarihi kadınların örgütlendiği ve özgürleşmeye yakınlaştığı tarihtir.
Kamu emekçileri, iş yerlerinde, sokaklarda, kısacası yaşamın her alanında neo liberalizme, yarattığı tahribata, savaşa, kapitalizme, ırkçılığa ve şovenizme, her türlü ayrımcılığa karşı mücadelesini kararlılıkla yürütecektir.
Değerli Emekçiler,25 Kasım’da yüz binlerce emekçinin, katıldığı “Toplu Sözleşme yoksa Grev var”şiarıyla gerçekleştirdiğimiz “Uyarı Grevimizin” verdiği coşku, moral ve heyecanla 14. kuruluş yıldönümümüzü kutluyoruz.
Bu vesileyle, emek ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren emekçileri saygıyla anıyor, mücadele gerekçelerini ve özlemlerini yerine getirme sözümüzü tekrar ediyoruz.
KESK’in kuruluşunun 14. yıldönümü tüm emekçilere kutlu olsun!
Göksel Rıza ÖZKAN
KESK Niğde Dönem Sözcüsü
Popülerite: 1% [?]
