Anasayfa / Basın Açıklamaları / 15 TEMMUZ “kırıntı” ARTIŞLARA ve “anayasaya” HAYIR

15 TEMMUZ “kırıntı” ARTIŞLARA ve “anayasaya” HAYIR

Niğde KESK bileşenleri Eğitim Sen Niğde Şubesinin çağrısına uyarak “Hükümet zam ını da, Referandumunu da al başına çal” başlıklı kitlesel basın açıklamasını Niğde Hükümet meydanın da saat 12.45’te gerçekleştirdiler.Saat 12.30 da Niğde Eğitim Sen Binası önünde toplanan kitle sloganlar eşliğinde yürüyerek basın açıklamasının yapılacağı Hükümet Meydanına vardı. KESK Niğde dönem sözcüsü ve Niğde Eğitim Sen Başkanı Göksel Rıza Özkan aşağıdaki basın metnini okudu.
Yağan sağanak yağmura rağmen basın açıklamasına katılan kitle sık, sık atılan sloganlarla kamu emekçisinin öfkesini gür bir biçimde haykırdı. Atılan sloganlar:
Kırıntı değil toplu sözleşme-hükümet referandumunu al başına çal-insanca bir yaşam istiyoruz-kahrolsun ücretli kölelik düzeni-devlet güdümlü sendikaya hayır-AKP anayasanı zammını al başına çal-kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz-susma haktır toplu sözleşme haktır.
Basın açıklamasının ardından kısa bir değerlendirme toplantısı için Niğde Eğitim Sen toplantı salonuna geçen kamu emekçileri yaz dönemi boyunca duyarlı olmak için her on beş günde bir KESK şubeler Platformunun yönetici ve üyeleriyle bir araya gelmesi doğrultusunda çağrıda bulundu.
Eylem olaysız bir şekilde sona erdi.

Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Mücadele Arkadaşlarım!

Ekonominin iyiye gittiği, krizden çıkmakta olduğumuz, işsizliğin düşüş eğilimine girdiği gibi pembe tabloların çizildiği ve emeğin ve emekçinin gerçek gündeminin unutturulmak istendiği kısır anayasa ve referandum tartışmalarıyla gerçek ile yalanın birbirine karıştırılmak istendiği günlerden geçiyoruz. Oysa sadece Temmuz ayı itibariyle kamu emekçilerine reva görülen 1.06’lık enflasyon farkının günlük yaşamdaki karşılığına baktığımızda dahi, varsa bir iyileşmenin, bunun emekçiler lehine olmadığını görürüz.
1.06’lık fark 13,3 TL ile 49,5 TL arasında değişen oranlara denk gelmektedir. 49.5 lira ise Başbakan müsteşarının maaşına yansıyacak orandır. İki milyon kamu emekçisinin maaşına yansıyacak ortalama oran ise 15–20 lira dolayındadır. Yani günlük harcamalarımız her gün artarken, bu fark ile günlük maaşlarımızda 1 TL’lik artış bile olmayacak. Oysa sadece toplu taşıma ücretlerine baktığımızda; İstanbul’da 1,5 TL, Ankara’da 1.85 TL, Adana’da 1.40 TL, İzmir’de 1.55 TL, Diyarbakır’da 1.50 TL’dir. Bu fark ile bırakalım gidiş-gelişi, günde bir kere bile otobüslere binemeyeceğiz! Bırakın büyük şehirleri Bor Niğde arası ulaşımın bile 1 lira 80 Krş. Olduğu gerçekliği günlük 1 TL yi bile bulmayan zammın yetersizliğini göstermeye yeterde artar bile.
Daha %2,5’luk zam ve 1,06’lık farktan oluşan %3,59’luk oran ceplerimize girmeden, bordrolarımıza yansımadan Maliye Bakanı kamu emekçilerinin sosyal tesislerinin satışa çıkarılacağını açıkladı! Kamu emekçilerine ait 779 adet sosyal tesis, sahil kesimlerinde olanlarından başlanarak satışa sunulacak. Özelleştirmeler sonucunda elde bir şey kalmayınca bu kez sosyal tesislerimize göz koydular. Bütçe açıklarını ve krizin faturasını emekçilerden karşılıyorlar. Oysa askeri harcamalara, bazı ülkelerin gayri safi milli hâsılasına denk gelecek oranlarda paralar aktarmaya devam ediyorlar. Maaşlarımızın günden güne erimesi ve tesislerimizin satışa çıkarılması da göstermektedir ki, AKP emekçilere sosyal aktiviteleri çok görmekte, “bu maaşla zaten gidemeyecekler” diye düşünmektedir.
Her iki olaya baktığımızda AKP’nin 8 yıllık icraatının özetini görmemiz mümkündür. AKP, kaşıkla verirken kepçeyle ceplerimizden almaktadır. Bunun sonucu olarak reel kayıplarımız günden güne artmaktadır.
Kısa süre önce TÜİK, ekonominin 2010 yılı ilk çeyrek büyümesini açıkladı. Buna göre; takvim etkisinden arındırılmış sabit fiyatlarla GSYH bu yılın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,7’lik artış göstermiş! Ekonominin en temel kurallarına göre bu büyümenin tüm toplumsal kesimlere yansıması gerekir. Ancak istihdamsız büyümeye, faiz ödemelerine dayalı, IMF’nin ve sermayenin ihtiyaçlarına göre öncelikleri belirlenmiş ekonomi anlayışı nedeniyle büyümeden emekçiler, yoksullar, emekliler, kadınlar ve gençler payını almamaktadır. Eğer ortada bir büyüme ve iyileşme varsa, gündelik yaşamımızda da iyileşme olması, yaşam standartlarımızın yükselmesi gerekir. O halde ya rakamlar yanlıştır ya da emekçilere refahtan pay verilmemektedir.
Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Mücadele Arkadaşlarım!
Kamu emekçilerinin günlük giderlerini ve temel ihtiyaç kalemlerini esas almayan bir enflasyon sepeti üzerinden yapılan enflasyon hesaplamasının gerçekliğimizi ifade etmediğini yıllardır ifade ediyoruz. Ancak Hükümet işine geldiği ve bir yanılsama yarattığı için yaklaşımını değiştirmemiştir. Arkasına 4688 sayılı yasayı ve yandaş konfederasyonları da alarak her yıl toplu görüşme oyunu ile enflasyon oranlarına dayalı yüzdelik oranlarla kamu emekçilerinin maaşlarını belirlemektedir.

Konfederasyonumuzun toplu görüşme masasını deşifre ettiği ve oyunu bozduğu için AKP yeni arayışlara girdi. Anayasa değişikliği ile Türkiye’ye özgü bir toplu sözleşme sistemi getirmektedirler. Bu sistem, gerçek anlamda bir toplu sözleşme düzenini ifade etmemektedir. Çünkü toplu sözleşme ve grev hakkı birbirini tamamlayan, birbirini gerektiren haklardandır. İkisini birbirinden ayıramazsınız. Bu düzenlemeden de anlaşılmaktadır ki, AKP kamu emekçilerinin önüne yine enflasyon oranlarına ve yüzdelik artışlara dayalı bir artışı getirecek. Kanunla çerçevesi belirlenecek ve hükümete yakın kişilerden seçilecek olan Uzlaştırma Kurulu’ndan çıkacak kararların objektif olacağından şüpheliyiz. AKP’nin her alanda kadrolaşma isteği ve dayatması bu kaygımızda haklı olduğumuzu göstermektedir.
AKP bir yandan maaşlarımıza ve sosyal haklarımıza göz dikerken bir yandan 657 sayılı yasada yapacağı değişikliklerle iş güvencemizi de elimizden almak istemektedir. Bu değişiklik paketinde her zamanki taktiğini uygulayarak, bazı olumlu düzenlemelerle asıl niyetini gizlemek istiyor. AKP “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” zihniyetiyle hareket ederek, verdiğimiz mücadele sonucu engellediğimiz kamu personel rejimini hayata geçirmek istemektedir. Ancak yandaş konfederasyonların sessizliğine ve desteğine rağmen bir kez daha, AKP’nin hevesi kursağında kalacak.
Değerli Basın Emekçileri; Sevgili Mücadele Arkadaşlarım!
Bu vesileyle bir kez daha altını çizmek isteriz ki, bizler enflasyon hedefine dayalı ücret zammı anlayışını reddediyoruz.
Bizler insanca yaşayacak bir ücret istiyoruz. Temel ücret üzerinden kamu emekçilerinin mali, sosyal ve demokratik tüm taleplerinin ele alındığı toplu sözleşme masasının derhal kurulmasını istiyoruz.
Yapılacak tüm artışlar taban ücreti üzerinden hesaplanmalı emekliliğimize yansıtılmalıdır. Artık daha fazla oyalanmaya izin vermeyeceğiz. 2010 yılı kamu emekçilerinin toplu sözleşmelerini imzaladığı yıl olmalıdır. Hükümet bu hakkımızı kullanmamızı daha fazla engellememelidir.
Reel kayıplarımızın zaman geçirilmeden karşılanmasını talep ediyor ve iktidarı toplu sözleşme masasına davet ediyoruz.
Göksel Rıza ÖZKAN
Niğde Eğitim Sen Başkanı
KESK Niğde Dönem Sözcüsü

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir