24 OCAK DERİN İZLER BIRAKTI
24 Ocak belleklerimizden asla silinmemesi gereken önemli bir gündür. Uğur Mumcu’nun katledildiği gündür.24 ocak kararlarının alındığı gündür. Ülkemizin bugün içine sürüklendiği tüm olumsuz koşulları yaratan sürecin başlangıcıdır.
Şimdi yeniden uluslararası bir koalisyonunun saldırısı ile karşı karşıyayız. Küresel örgütlenmesini, uluslar üstü şirket evlilikleri ile tamamlayan emperyalist sermaye, dünya emekçilerinin elinde, kursağında ne var ne yoksa çekip almanın hoyrat girişimi içindedir.
Küresel sermaye, ulaştığı refahın yaratıcısı emekçileri paylaşımın dışında tutmanın peşindedir. Kartellerin ve tröstlerin karşısında ulusal varlıklarıyla direnmeye çalışan emekçilerin bu direniş noktasını da yok etmek istiyorlar. Ulus devletleri düşman bellediler.
Topraklarında zenginlikler barındıran ulusların başlarına olmadık işler geliyor. İktidara getirilen kukla yöneticilerle yaşamları zehir ediliyor.
Dünya, emek ve sermaye cephelerinin kavgasının en sıcak dönemlerinden birini daha yaşıyor:
Ülkemiz, bu kavganın merkezi durumundadır. Peş peşe sahnelenen olayları anlayabilmek için küresel planları yerli yerine koyarak daha yakından bakmalıyız.
Türkiye Cumhuriyeti hedeftir.
Çünkü 20.Yüzyılın başında emperyalizmin karşısındaki direnişimiz belleklerden silinememiştir.
Bu nedenle “ezberimizi bozmak için” koro halinde üstümüze geliyorlar. Halkımızı yoksullaştırıp onurunu kırmak, bilincini bulandırmak; bağımsız karar alabilen bir ülke olmaktan uzaklaştırmak için uğraşıyorlar.
Bunun için özellikle din teması ve eğitim kurumları kullanıldı. Çünkü sömürülmeye yatkın bir ulus yaratmanın yolu ancak böyle açılabilirdi.
Eğitimde ulusallıktan, çağdaş ve bilimsel yapıdan, laik bilgiden hızla uzaklaştırıldık. İddiası olmayan bir gençlik, iddiası olmayan bir toplum, iddiası olmayan bir devlet yönetimi yaratıldı.
Boşuna değildir kazanımlarımızın, ulusal varlıklarımızın haraç mezat satılması karşısında geniş kitlelerin sessiz kalması.
Boşuna değildir sorunlarımızı gidermesi gereken sağlık, tarım, ulaşım, güvenlik hizmetlerinin başlı başına birer sorun haline getirilmesi.
İçinde kuruşu bulunmayan emekçi, emekli, esnaf, çiftçi ücretli borsanın iniş çıkışı ile korkutuluyor.
İnsanlar, telefonla birbirlerine hal hatır sormaktan korkuyor.
Sosyal devlet yerine, sadaka, kültürümüzün parçası yapılarak insanların yoksulluk ve yoksunluklarından yararlanma yöntemi geliştirildi.
Bir yanda haram lokmalarla döşeli sofralar, hemen yanı başında semt pazarlarından artık toplayanlar. Yapılacak bir iki kilo yiyecek yardımı için kuyruklarda kriz geçirenler, yaşamını yitirenler.
Kurumlarımız hızla aşındırılıyor. Adları değiştiriliyor. Topluma, yurttaşının haklarını koruyamayan işlevsiz bir Cumhuriyet algısı benimsetilmeye çalışıyor.
Yüksek yargı organları birbirine düşürülüyor. Kendi içinde karşıt görüşler açıklanıyor.
Evet, Türkiye Cumhuriyeti hedeftir.
Bu aşamaya gelebilmek için toplumsal bilinci, ulusal uyanışı diri tutmaya çalışan aydınların ortadan kaldırılması gerekiyordu. Uğur Mumcu bu nedenle susturuldu 17 yıldır cinayetin aydınlatılamamış olmasının ayıbını yaşıyoruz. Uğur Mumcuyu Katledenler Muammer Aksoy, Bedri Karafakioğlu, Ümit Yaşar Doğanay, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, İlhan Ümit Kaftancıoğlu, Kemal Türkler, Doğan Öz, Orhan Yavuz, Cevat Yurdakuler, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, ve diğerleri susturuldu.
Kötürüm bir Cumhuriyet yaratmak için bu insanlar yok edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin yaprakları koparıldı, dalları kırıldı.
Dosta ve dost olamayanlara buradan duyuruyoruz: Bu Cumhuriyet’in dalları tümden budansa da kökleri sökülemeyecektir.
Türkiye Cumhuriyeti diz çökmeyecek, teslim olmayacaktır
İsmail TUTOĞLU
Birleşik Kamu İş Dönem Sözcüsü ve
Eğitim İş Samsun Şube Bşk.
