25 OCAK “İL EMRİ EYLEMİ” BASIN AÇIKLAMASI
Ailesine kavuşma kaygısıyla yurdun dört köşesinden başkente, MEB önüne koşup gelen fedakâr öğretmenlerim ve değerli basın çalışanları; Buraya evrensel ve Anayasal hakkımızı almak için geldik. Her fırsatta mesleğinin kutsallığı vurgulanan öğretmenlerden sözleşmeli olanlar daha az kutsal, daha mı az değerlidir? Tayin hakkı, yönetici olma şansı, maaşı, hatta hastalık koşulları bile kadrolulardan aşağıda olan sözleşmeli öğretmenler üniversite sınavlarında üst dilimde fakülte kazandılar. Diploma başarılarına rağmen KPSS zulmüne uğratıldılar. Bin badire atlattıktan sonra sözleşmeli de olsa öğretmen olmak uğruna dayatılan belgelere imza attılar. Onlar sözleşme imzaladığında tıpkı şimdiki gibi AKP tek başına iktidardaydı. Bir yıl kadar ailelerinden ayrı kalacaklarını, birkaç yıl içerisinde de kadroya alınacaklarını sanıyorlardı. Dönemin uzun soluklu bakanı Sayın Hüseyin Çelik tarafından defalarca verilen sözler devlet ciddiyeti içinde birer sözlü akittir. Eski Kadın Ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı, yeni Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu da sözleşmelilerin tıpkı sözleşmeliler gibi il emrine atanacakları sözünü verdi.
Ocak 2009’a kadar hem sözleşmeli hem de kadrolu öğretmenlerin eş, sağlık ve eğitim özrü ile yer değiştirmesi mümkündü. Yönetmelik değiştiğinde onbinlerce öğretmen mağdur edildi. Zincir eylemlerimizden üçüncüsünde 30.000 kadrolu öğretmen yönetmelikte yeri olmamasına rağmen özür tayini yaptırabildi. Ağustos 2009 atama ve yer değiştirmelerinde yönetmeliğin 3.3 maddesine takılan kadrolu öğretmenler ve sözleşmeli meslektaşlarımız mağdur edildi. İl içi tayin hakkının verilmemesi de binlerce öğretmenimizin ailesinden yüzlerce kilometre uzakta kalmasına, ayrı evlerde yaşamasına neden oldu. Temel insan hakları söz konusu olduğunda kadro ya da olanaklar tartışılmamalıdır. Devletin asli görevi aile bütünlüğünü sağlamaktır.
15 ay askerlik yapacağınızı bilerek silah altına alınsanız ve askerliğinizin süresiz uzatıldığını öğrenseydiniz ne hissederdiniz? Binlerce sözleşmeli öğretmen kendilerini aldatılmış sayıyor. Kurallar maç başladıktan sonra değişmez, devlet de yalan söylemez. Devleti temsil eden kurumların güvenilir ve adil olmak gibi sorumlulukları vardır. Bu yer değiştirmelere Maliye Bakanlığının izin vermediği iddiası kabul edilemez. Bir öğretmenin maaşını aldığı il değişince devlete olan maliyeti değişmez. Aynı şekilde herkesin büyük şehirlere yığılacağı iddiası da doğru değildir. Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerden Anadolu’ya, ilçe ve beldelere gitmek isteyen çok sayıda öğretmenimiz bulunmaktadır. Sözleşmelilik ücretiyle büyük şehirde yaşamak çoğu öğretmen için eziyettir. Aynı şekilde bu büyük illerimizde çok sayıda ücretli öğretmen çalışmaktadır.
Biz devlet kurumlarının yıpratılmasını dileyen, bağcı döverek üzüm yemek isteyenlerden değiliz. Sözleşmeli de olsa T.C. Devletinin memurları olarak, mahkemelik olmadan, insani ve makul olanı istiyoruz. Bu alanda toplanan öğretmenlerimiz akşam yemeklerinde ailesiyle sofrada olmak, çocuklarının büyüdüğüne şahit olmak istiyor. Sınıfları dolduran evlatlara hayırlı öğretmenler olmak, fiziksel ve ruhsal sağlıklarını korumak için buna ihtiyaçları var. Vatanın her köşesini kutsal sayıp 5 yıla varan sürelerle adeta askerlik yapan öğretmenlerimiz meslekleri ve aileleri arasında tercih yapmak zorunda bırakılmasınlar.
Bakanlığımızın bu hukuksal garabeti sonlandırmak için mahkemelerde hüküm giymesi gerekmemelidir. Allahın emriyle evlenenler il emriyle ayrı düşmesinler. Bakanlığı, iktidarı ve ilgili tüm kurumları göreve çağırıyoruz!
