86. YILINDA CUMHURİYETİMİZE SARSILMAZ İNANÇLA BAĞLIYIZ
28 Ekim 1923’le 29 Ekim 1923 tarihleri arasında takvimlere göre bir gün vardır. Oysa bu bir günde yaşananlar ve bu tarihler arasındaki anlam farkı, Türk Ulusu için çok özel şeyler ifade eder. Türk Halkı söz konusu bir gün içinde asırlardır süren bir imparatorluğu tarihin sayfalarına bırakmış, CUMHURİYET’E geçmiştir. İnsanlarımız padişahın tebası olmaktan çıkıp, Cumhuriyetin vatandaşı olmuştur. Adına karar verilen bir ümmet olmaktan kurtulup kendi kararlarını kendisi veren bir ulus haline gelmiştir.
Türk ulusunun alın terinin, emeğinin ve gözyaşının en görkemli ürünü olan Türkiye Cumhuriyeti, Ulusal Egemenliği ve Tam Bağımsızlığı amaçlayarak emperyalizme karşı yapılmış bir ulusal kurtuluş savaşı sonucu işte bu anlamlı tarihte kurulmuştur -29 Ekim 1923-. Ve bu savaşı ufkuyla sonuçlandıranda Gazi Mustafa Kemal ve onun arkadaşlarının inançlı ve dirençli çabalarıdır.
Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet’in ilanından sonra asıl büyük savaşına başlamış, siyasal kurumlardan yasalara, eğitimden ekonomiye kadar her alana el atmış, devrimleriyle ilkeleriyle aydınlık Türkiye’yi yaratma yolunda devasa mücadeleler vermiştir.
Cumhuriyet en çağdaş, en katılımcı ve halk egemenliğini en üstün tutan bir yönetim biçimidir. Cumhuriyet Fazilettir. Ve Cumhuriyet’in 3 temel unsuru vardır. 1- Laik Devlet anlayışı, 2- Hukuk Devleti, 3-Ulus Devlet Anlayışı.
Günümüzde mevcut iktidardan sonra bu üç temel sarsılmıştır. Yargıya müdahale edilerek, yargı bağımsız olmaktan çıkarılmış, bağımsız olamayan yargıda siyasallaşmıştır. Cumhuriyetin üniter yapısını ulusun bölünmez bütünlüğünü kendisine tehlike gören terör örgütleri sınır kapılarında karşılanıp seyyar mahkemelerle serbest bırakılmışlardır. Yargı kararlarıyla irtica odaklı olduğu tescil edilmiş iktidar partisinin yönetimindeyken, Türkiye’de nasıl bir laik devlet anlayışından söz edebilir?
Cumhuriyette, Meclis, Cumhurbaşkanı ve Hükümet, halkın özgürlüğünü, güvenliğini ve huzurunu sağlamaya çalışmaktan başka bir şey yapamazlar. Çünkü bunlar bilirler ki, kendilerini iktidar ve yetki mevkiine belirli bir süre için getiren irade ve egemenliğin sahibi ulustur. Ulus tarafından, ulus adına devleti yönetmeye görevlendirilenlerin gerektiğinde ulusa hesap verme zorunluluğu, laubali ve keyfi davranışla bağdaştırılamaz.
Her şeye rağmen Atatürk Türkiye’si laik demokratik sosyal hukuk devleti anlayışını hiçbir zaman kaybetmeyecektir.
Atatürk Cumhuriyeti’nin üniter ve bölünmez yapısını çeşitli odaklar ne yaparlarsa yapsınlar, ulusumuzu bölemeyeceklerdir. Ve en güçlü olan yurttaştır, yurttaşa inancımız tam olmalıdır.
Ulusun geleceğini yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır. Atatürk Cumhuriyetine olan inancımızı hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Bu vesileyle ulusumuzun en büyük bayramını saygı, sevgi ve coşkuyla kutluyoruz. 100 yılda daha güçlü bir Türkiye olarak gireceğimizin umudunu tüm içtenliğimizle yüreğimizde taşıyoruz.
Basına ve kamuoyuna saygılarımızla.
İsa KAYADAN
Eğitim-İş Adana
Şube Başkanı
