Anasayfa / Basın Açıklamaları / ADANA VALİLİĞİ BAŞBAKANLIĞA TAVSİYEDE BULUNUYOR

ADANA VALİLİĞİ BAŞBAKANLIĞA TAVSİYEDE BULUNUYOR

“KABAHATLER (SIKIYÖNETİM) KANUNU TÜM ÜLKEDE UYGULANSIN” ADANA VALİLİĞİNİN UYGULAMALARI AİHM YOLUNDA 6 Kasım 2009 tarihinde Adana valisinin yayımladığı bir genelgenin ardından sesini çıkaran herkese, Kabahatler Kanunu’na dayanarak 140 TL’den başlayan para cezaları veriliyor.

İşçi ve memur eylemlerinden, öğrenci eylemlerine, kitle örgütlerinin açıklamalarından, futbol maçında açılan pankarta, sendika üyesi öğretmenlerin grev amacıyla işyerine astıkları “Bu işyerinde grev vardır” pankartına, afiş asmaktan, bildiri dağıtmaya Adanalılar ne yapsa Valiliğe göre kabahat sayılıyor.

Belirlenen yerler dışında basın açıklaması düzenleyenler ve basın açıklaması adı altında bir yerde toplanarak basın açıklaması yapılacak yere gitme ve basın açıklaması sonrası dağılım esnasında pankart, döviz açarak, slogan atarak yürüyüş yapanlar hakkında, Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi ve genel hükümler doğrultusunda adli ve idari işlemler hız kesmeden devam ediyor.

Bugüne kadar konuyla ilgili Adana Valisi Sayın İlhan Atış ile görüşmeler yapılmış, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Başbakanlık, TBMM başkanlığı, içişleri bakanı ve Adana milletvekilleri bilgilendirilmiş, dosyalar sunulmuştur. Bunların yanı sıra bu uygulamaları protesto niteliğinde onlarca basın açıklaması bizzat bu cezalara maruz kalan sendika ve kitle örgütü temsilcilerince yapılmıştır.

Fakat ilginç olan bir gelişmeyi sizlerle paylaşmamız gerekiyor. Adana Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü 23.06.2010 tarihli 4555 sayılı ve bizzat başbakanlığın konuyla ilgili bilgi istemine verdiği yanıtı görünce şaşırdık. Yazıda Adana Valiliği bu uygulamanın kaldırılması yerine tüm ülke geneline yaygınlaştırılması gerektiğini ileri sürerek bir biçimde ülke genelinde sıkıyönetim tavsiyesinde bulunuyor, ikincisi para cezasına maruz kalanların itiraz dilekçelerinin tamamının red edildiğini yazıda belirtiyor. Verdiği bu bilgiyle de başbakanlığı yanıltıyor.

Değerli basın;

Şu anda elimizde Sulh ceza mahkemelerinin onayladığı cezalarla birlikte, yapılan eylem ve etkinliklerden dolayı herhangi bir ceza verilemeyeceğini belirten beş mahkeme kararı var. Hatta aynı eylemden dolayı iki ayrı sulh ceza mahkemelerinin vermiş olduğu kararlarda ilginçtir. Aynı eylemi mahkemeler farklı yorumlayarak biri verilen cezayı onaylarken bir başka mahkeme verilen cezayı bozmuştur. Lehimize karar veren mahkemelerin gerekçelerini dikkate alması gereken Adana Valiliği bu uygulamanın ısrarlı savunucusu olması bizleri ürkütmektedir.

AİHM’le yapılan sözleşmenin 10/1. maddesiyle korunan haklarımız Adana Valiliğinin bu uygulamaları ile İhlal edilmiştir.

Bu yürüyüşler esnasında ulusal güvenlik, ülke bütünlüğü veya kamu güvenliği açısından herhangi bir taşkın hareket söz konusu olmamıştır. Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi “İfade özgürlüğü” başlığını taşıyor olup “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Gerçekleştirilen tüm eylemlerimiz bu kapsam ve sınırlar içerisinde kalmaktadır.”

Yine Avrupa Konseyi’nin temel değerlerinden biri olan siyasal demokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alan toplanma ve örgütlenme özgürlüğü İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 11. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ancak Sözleşme’nin 11/2. fıkrasında gösterilen ulusal güvenlik, kamu güvenliği, suçun ve düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması meşru amaçlarından en az birini gerçekleştirmek için müdahale edilebileceği, sınırlı sayıda olan bu istisnaların dar yorumlanmasının gerektiği ve bunların dışında yapılacak herhangi bir müdahalenin keyfi bir müdahale olarak değerlendirileceği, sözleşmenin 11/2. maddesine göre, toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne bir müdahalenin haklı görülebilmesi için, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olması şartının olayda gerçekleşmiş olması gerektiği açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarında demokratik toplum teriminin “Çoğulculuk olmadan demokrasi de olmaz. İşte bu nedenle, 10. maddede düzenlenen ifade özgürlüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki sınırlara tabi olarak, sadece lehde olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen ‘haber ve düşünceler’ için değil, aleyhte olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haber ve düşüncelere de uygulanır.” denilmek suretiyle Adana Valiliği tarafından uygulanan idari para cezasının demokratik bir toplumda olmaması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Hem Adana Valiliğine, hem de aleyhte karar veren Sulh Ceza mahkemelerine yanıtı lehte karar veren 6.Sulh Ceza mahkemesi vermektedir. Kararı kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum;

“ Yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen nedenlerle, Adana Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünce verilen cevap ve ekindeki belgelerden yaya ve araç trafiğinin kısmen veya tamamen engellendiği, kamu huzur ve esenliğinin tehlikeye düşürüldüğü, toplumu provoke edecek davranışların sergilenebildiği gerekçesi ile valilik tarafından ilan edilen emir üzerine bu eylemlere katılanlar hakkında idari para cezası düzenlendiği belirtilmiş ise de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Oya Ataman-Türkiye davasındaki kararında ayrıntılı olarak açıkladığı üzere, “gösterilerin en iyi şekilde yapılması ve bütün vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla makamların yasal gösteriler için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünün bulunduğu, devletlerin, sadece toplantı yapma hakkını korumakla kalmayıp, bu hakkı dolaylı yoldan usulsüz bir şekilde sınırlandırmaktan da kaçınmalarının gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu ilkelerin kamu alanlarında düzenlenen gösteri ve yürüyüşleri için de uygulanabileceği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından korunduğu şekliyle toplantı yapma özgürlüğüne gizli bir engelin oluşturulamayacağı, kamu alanlarındaki her türlü gösterinin günlük yaşamın devamı için bir takım düzensizliklere neden olabileceği, sonuç olarak dernek ve diğer gösteri organizatörlerinin, yürürlükteki düzenlemelere riayet ederek demokrasinin aktörleri olarak oyunun kurallarına katılmasının önemli olduğu, kaldı ki başvuranların da içinde yer aldığı yürüyüş ve basın açıklamasına katılan göstericilerin şiddet içeren faaliyetlerde bulunduğuna ilişkinde herhangi bir durum bildirilmediği, gösteri yapanların kamu düzenine ya da kamu emniyetine teşkil ettiğini ortaya koymak amacıyla, herhangi bir gerekçe sunulmadığı anlaşılmakla göstericilerin şiddet olaylarına girişmedikleri durumlarda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesiyle teminat altına alınmış olan toplantı yapma özgürlüğü amacından yoksun bırakılmayacaksa, yetkililerin, toplantılara belirli bir ölçüde tolerans göstermelerinin önemli olduğu, verilecek idari para cezaları ile bu haklarının kullanmalarının dolaylı olarak engellenemeyeceğinden başvurunuz haklıdır.” denilmektedir.

Valiliğin emri yasal sınırları da aşan ve bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (AİHS) de aykırı bir düzenlemedir. Bu durum Adana Sulh Ceza Mahkemelerinin vermiş olduğu kararlarla da sabitlenmiştir.

Aleyhimize verilen altı para cezası kararıyla ilgili Türkiye’de iç hukuk yolları tükenmiş olduğundan Türkiye’yi ve bu uygulamanın şiddetli savunucusu olan Adana Valiliğini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 30.06.2006 tarihli oluşturduğumuz dosyayla şikayet ettik. Ve buradan bu cezalara maruz kalanlara sesleniyoruz. Kabahatler kanunu çerçevesinde cezalarınız onaylandıysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru dilekçelerinizi Eğitim Sen’den temin edebilirsiniz.

Değerli basın;

Türkiye’yi uluslar arası hukuk çerçevesinde zor duruma sokacak olan bu uygulamanın devamını savunmak, Türkiye’yi maddi ve manevi zararlara sokmak anlamına gelecektir. Adana valiliğini bu uygulamayı bir an önce geri çekmeye çağırıyoruz. Demokratik sınırlar içerisinde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamaları ve yürüyüşleri para cezalarıyla engelleyemeyeceğini bir kez daha buradan ilan ediyoruz. Saygılarımızla. 1.07.2010

Güven BOĞA

KESK Dönem Sözcüsü

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir