Anasayfa / Basın Açıklamaları / ANTALYA EĞİTİM İŞ EĞİTİM SEKRETERLİĞİ’NİN 2009-2010 ÖĞRETİM YILI SONU EĞİTİM-ÖĞRETİMİNDE SORUNLAR VE VERİMLİLİĞE ESAS RAPORU

ANTALYA EĞİTİM İŞ EĞİTİM SEKRETERLİĞİ’NİN 2009-2010 ÖĞRETİM YILI SONU EĞİTİM-ÖĞRETİMİNDE SORUNLAR VE VERİMLİLİĞE ESAS RAPORU

Bildiğimiz üzere, 18 Haziran 2010 itibariyle 2009-2010 Öğretim Yılının ilk ve orta öğretim kurumlarında Örgün Eğitim- Öğretimin fiili ders etkinliği tamamlanmıştır. Ülkemiz genelinde yaşadığımız eğitim-öğretim sorunlarından, -pek çok ilimize göre daha gelişmiş görüntü vermesine rağmen- ANTALYA’mızın da bazı sorunları yaşadığı bir gerçektir.
2010-2011 Öğretim Yılının daha başarılı bir dönem olması, genel dileğimizdir. Ancak yaşanan bazı olumsuz gerçekler ve bunlara karşı alınmasında fayda olan kararlar- önlemlerdir ki, yeni öğretim yılından umutlu olmamıza katkı yapacaktır.
Eğitim İş Sendikası Antalya Şubemiz ; 4688 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 19./c maddesinin kapsamı dahilinde yaşanan sorunları, önemsiz gibi görünse de doğrudan eğitim-öğretim ortamını olumsuz etkileyen durum ve uygulamaları somut örneklerle ortaya koymayı ve bunlarla ilgili önerilerimizi konuya ilgi duyan yetkililer ve kamuoyu ile paylaşmayı uygun bulmuştur.
Eğitimde sorunlar:
1- İl içi nakiller ve idareci atamalarında – ilsis ortamında- öğretmen ve idarecilerin hizmet puanı, sınav başarısı gibi kriterlerin esas alınması, bu konuda yasa ve mevzuat dahilinde hareket edilmesi durumu bilinen gerçektir. Ancak bu gerçeklik kadar açık olan durum; uygulamada yaşanmaktadır.
Personel Atama’nın bazı idari birimlerinde bazı sendika mensuplarına müracaatların durumu, puan sırası gibi gizlilik gerektiren hususlarda bilgi sızdırıldığı, sık yönetmelik değişiklikleriyle eşitliğin bozulduğu, fiili ‘ kollanma ve mağduriyet’ durumlarının yaratıldığı yakınmaları vardır. Yapılan idari itiraz ve şikayetler, mağduriyetler için dava açılması yoğun şekilde gündem oluşturmaktadır.
Öğretmenler arasında güven ve verimliliği olumsuz etkileyen bu uygulamalar daha titiz ve eşitliği gözeten, dedikodulara mahal vermeyen duyarlı uygulamalar ile yeni öğretim yılında telafi edilmelidir.
2- Tüm resmi kurumlar gibi okullarımızda da tütün mamullerini (sigara) içme yasağı uygulanmaktadır. Ancak bu yasanın uygulanması sonuçları itibariyle yasanın çıkarılma amacı yönünden beklenen faydaları sağlamaktan çok uzaktır.
Sigara tiryakisi olan öğretmen(ler) (ve diğer personel) okul bahçe duvarının hemen dışında veya varsa yakın kahve-çay ocağının açık ortamında sigarasını içmektedir. Örnek olunması gereken öğrenci ve diğer kişilere karşı daha görünür -açık hale gelinmesi yasanın beklenen faydasına ters bir durumdur. Şeklen okul içinde içilmiyor olması durumu, uygulamada -ama yolda içilir- fiili durumunu yaratmıştır. Teneffüs aralarında hemen pek çok okulun yanında bu manzaraların yaşanması eğitimcilere görüntü olarak yakışmamaktadır. Yaşanan bu sorun, üzerinde durulmayı ve sosyal açıdan da başka çözümlerin bulunmasını, idari ve yasal boyutta yeni kararlar alınmasını gerektiren durumdur! Sorun Türkiye geneli boyutludur.
3- Her öğretim yılı başında ilk ve orta öğretim öğrencilerimize ders kitapları ücretsiz olarak dağıtılmaktadır. Her öğretim yılı sonunda bu ders kitaplarının yeni öğretim yılı için toplanması ve 3 – 4 yıl gibi süreyle okutulması en mantıklı-gerçekçi uygulama olacak iken; maalesef kaynak savurganlığı devam etmektedir.
Elbette ki, bilgi içeriği değiştikçe ders kitapları yenilenmelidir. Yine elbette ki; yıpranan, iç sayfaları doldurulmuş, kullanılamayacak hale gelenleri değiştirilmelidir.
Mevcut uygulama ile , her yıl her öğrenciye sil baştan yeni ders kitabı basarak vermek, sonra ‘kullan, at’ dercesine bir uygulama asla savunulamaz. Sanki dünyanın en borçlu ülkelerinden biri değilmişiz gibi, sanki orman varlığımız böyle lükslere çok elverişliymiş gibi hareket etmek çok acıdır! Mantığın ,ülke gerçeklerinin kabul edeceği durum olsa, olsa ‘Kitabını koru, ülke ekonomisini esirge’ gibi sorumluluk kazandıracak kampanyaları başlatmak ve destek olmayı gerektirir. Bugün okullarımızın, sokaklarımızın çöp kutularında ‘işi bitmiş’ konumuyla bu ders kitaplarını görmek mümkündür.
En doğru olacak uygulama, ( ders kitaplarının 3 – 4 yıl kullanılması) sağlanamamış iken; kötünün iyisi olabilecek uygulama ise, bu kitapların ‘geri dönüşüm’ e kazandırılmasıdır. Hiç yoktan daha faydalı olacaktır. Milyonlarca öğrencimize sorumluluk bilinci kazandırabilme, ülke kaynaklarını ekonomik kullanabilme alışkanlığını kazandırma şansını kaybetmekteyiz. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin bile yapmadığı savurganlığın uygulanmasına örnek oluşturmak hem acı hem de üzücüdür.
Antalya olarak bu konuda en yararlı olan uygulamaların kamuoyunda oluşumuna öncülük yapabilmeli, destek olmalıyız.
4- Okullarımızda Tarih, T.C. İnk.Tarihi ve ATATÜRKÇÜLÜK derslerinde ‘Ermeni Sorunu’ konusunda bilgilendirme yapılırken, bu konuda ‘etkin bilinçlendirme’nin de gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır.
Şöyle ki; Yurt dışına her öğretim yılında yüzlerce- binlerce öğrencimiz gezi, öğrenim amacıyla gitmekte, yurt dışından da ülkemize gelmektedir. Bu gelen ve giden öğrencilere Antalya’mızın tarihi, turistik yönünü tanıtan broşürlerin içinde bu soruna çok detaylı olmasa bile birkaç sayfada değinen bilgiler olabilmelidir. (Türk Tarih Kurumu’nun www.ttk.gov.tr sitesi, ayrıca www.ermenisorunu.gen.tr sitesinin Türkçe dışında İng, Fr, Alm dillerinde bilgi veren içeriği objektifliği yönünden yararlıdır.) ‘Dünya bizim haklılığımızı anlamıyor’ noktasından , ‘Dünyaya haklılığımızı anlatamıyoruz’ gerçeğine artık gelebilmeliyiz.
Bir örnek olması yönünden; Eurovision Şarkı Yarışmasında her yıl mayıs ayında Ermenistan adına yarışan sanatçıların yarışma şarkısının sözlerinde bile ‘sözde soykırım’ konusunu işlemesi, bunu ülkemiz aleyhinde propaganda aracı olarak kullanması karşısında, durumdan habersiz ve reflekssiz kalmamız ‘Milli Eğitim’ uygulamamız açısından boşluk yaratmaktadır. Gençlerimizin duyarlılığının artmasında ulusal sorunlarımıza ilgiyi arttırıcı benzer uygulamalar olmalıdır.
5- Okul kantinleri öğrencilerimizin simit, çay, tost,şişe su ,.. gibi ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Ancak öğrenci mevcudu kalabalık okullarda hijyen ve fiyat denetimi konularına daha fazla önem verilmelidir.
Her okulun kendi bünyesi içinde denetim yapması uygulaması çok sağlıklı değildir. Okulun personeli ile kantin işletmecileri arasındaki insani- sosyal ilişkiler denetimde zaaf yaratabilmektedir. Okul müdürlerini bile her 5 yılda rotasyona tabi tutan irade aynı okulun kantinini yıllardır aynı işletmecinin çalıştırmasını önleyecek mevzuat değişikliğini gerçekleştirmelidir. Antalya’nın sıcak olması kullanılan tost malzemelerinin hijyeninde sorunlar yaratabilmektedir. Öğrencilerin en çok tükettiği küçük pet şişe su fiyatının bile okuldan okula farklılık göstermesi ‘rant’ sağlamanın örneğidir.
Bu sebeplerle, kantinlerin denetimi Milli Eğitim Müdürlüklerinin kendi bünyesinde oluşturacağı ekiplerle , kantin personeliyle yüz-göz olunmadan ve fiyatların tek merkezli olmasına da olanak sağlayacak şekilde denetlenmelidir. Öğrencilerin rahatça görebileceği şekil ve punto büyüklüğünde gerektiğinde başvurulacak şikayet telefon numarası ilan edilmelidir.
6-Okullarımızın öğrenci sayıları dahilinde tek ve çiftli öğretimin yapıldığı, mümkün olabildiği ölçüde tekli öğretime ağırlık verildiği bilinmektedir. Öğrencilerin bir günde verimli şekilde etkili öğrenme kapasitesi de pedagojik olarak sınırsız değildir .
Ekte haftalık ders programı verilen bir okulumuzda sabah 07.30 da başlayan ve aralıksız şekilde 5’er ve 10’ar dakikalık teneffüslerle devam eden dersler saat 18.30 da sona eren şekliyle 14 ders saati sürmektedir. Bir Lise öğrencisinin bir günde bu kadar uzun ders süresini hem verimlilik , hem de fiziki şekilde tamamlaması mümkün değildir. Ama maalesef bu uygulama 2009-2010 öğretim yılının somut ve acı örneğidir. Önümüzdeki öğretim yılında da -onay görür ise- muhtemelen devam edecektir. Öğrencilerin ve velilerinin sesini duyurabilmedeki zaafiyet durumları sonuçta öğrenciler açısından mağduriyet yaratmıştır. Haftanın o ders günlerinde devamsızlıklar da artmaktadır. Bu tür uygulamalara yeni öğretim yılında son verilmelidir.
7- 2009-2010 Öğretim Yılında (hemen eylül ayında) Liselere yeni seçmeli dersler konulmuştur. Ders kitap sayı talepleri haziran ayında yapılmış olduğundan , eylül ayında konulan derslerin ders kitapları gelmemiş ve bu durum öğrencileri ve ders öğretmenlerini başarı yönünden olumsuz etkilemiştir.
8-Özel dersaneler, mevcut haliyle -öğrenciler ve anne-babalarca girilecek sınavların başarısına katkı yapacağı inancıyla – fazlaca önemsenen bir realite olmuştur. Tekli (tam gün) öğretim yapan bir okul(Lise) öğrencisi, hafta içi günlerde okul çıkışı dersaneye devam ederken, dersaneden saat 20 gibi çıkmakta, bir saat de şehir içi trafiği yaşamakta, eve geldiğinde dinlenme, yemek ve ertesi gün dersine hazırlanmak zorluğunu yaşamaktadır. Okul servislerinin bazılarının sabah öğrencileri evlerinden alırken ‘rant’ anlayışı ile bir okulun servisini tamamlayıp hemen diğer okulun servisini de aradan çıkarması, öğrencinin sabah evinden çok erken ve dinlenemeden-uykusunu alamadan çıkmasına sebeptir. Bu şartlar altında yapılan bir eğitim – öğretim çok sağlıklı olamaz.
Bu sebeplerle, okulların ders saatleri özellikle kış mevsiminde günlerin kısalığı dikkate alınarak düzenlenmelidir. Dersanelere ders başlangıç saati için standart getirilmelidir. Okul servislerinin çalışma şekli daha sıkı denetlenmeli, öğrencilerimiz bazı serviscilerin rant hırsının mağduru olmamalıdır.
9-Antalya’mızın yaz mevsiminde sıcak olması, ilk öğretimde SBS, orta öğretimde LGS ve LYS ‘ye hazırlanma, Lise son sınıf öğrencilerine 25 gün mazeret izni kolaylığının sağlanması gibi durumlar sebebiyle özellikle 19 Mayıs sonrası okullarımızdaki fiili ders etkinliği ciddi şekilde olumsuz etkilenmektedir. M.Eğitim Bakanlığı’nın Avrupa Birliği standartlarını emsal alarak belli iş günü sayısını tamamlamak uygulaması sebebiyle (Örnek, bu yıl 18 Haziran 2010 da okulların kapanması) bir çelişki yaşanmaktadır. Şekil olarak iş günü sayısını tamamlamış olma şartı gerçekleşmektedir. Ancak yaşanan gerçekte ise; devamsızlığın arttığı, motivasyonun azaldığı bir çelişki ortamı yaşamaktayız.
Bu durumu verimlilik yönünden hiç kimse savunamayacağından, iklim koşullarını ve sınavlar ortamını dikkate alan gerçekçi bir iş takvimi ile yaşanan bu çelişki ortadan kaldırılmalıdır.
10- Öğretmenevlerinden öğretmenlerin yeterince yararlanamadıkları, Antalya, Alanya gibi turistik yerlerde kurum dışından bürokrat kişilerden öğretmenlere konaklama, lokanta gibi hizmetlerde çok yer kalmadığı yaygın ve genel bir şikayettir. Öğretmenevleri öncelikle öğretmenlere hizmet vermeli, hizmet kalitesi, standardı yükseltilmelidir.
11- Okullarımızda özellikle son birkaç yıldır uyuşturucu türü madde kullanımının daha da arttığı üyelerimizin ortak gözlemleridir. Konu ‘sorun’ olarak kendini daha çok hissettiren, sayısı –oranı giderek artan şekilde gençlerimizi etkisi altına alan ciddi tehlikedir.
Yeni öğretim yılında gençlerimizi bilgilendirici, ailelerin de konuya daha duyarlı şekilde ilgilenmesini sağlayacak seminerler, konferanslar verilmelidir. Antalya Emniyet Müdürlüğü ile koordineli bir etkinliğin başlatılması ve sürekliliği yararlı olacaktır. 06.07.2010
EK: 1 adet 6. Maddeye esas haftalık ders programı örneği

EĞİTİM İŞ ANTALYA İL YÖNETİMi
Mehmet BALIK A.Hilmi KANCI
Başkan Eğitim Sekreteri

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir