01 Mayıs 2012 – 04:36 |

Memur-Sen’den Meclis’te görüşmeleri devam eden Toplu Sözleşme Yasası’yla ilgili açıklama geldi…
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Teşkilatlanma Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ”Kamu görevlileri için toplu sözleşme hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girmesi ve ülkemizde …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Sendikal Haberler

Sendikalarla ilgili güncel haberler…

Anasayfa » Basın Açıklamaları

Aradan Geçen 29 Yıla Rağmen 12 Eylül’ün Yarattığı İzler Sürüyor!

Ekleyen / 13 Eylül 2009 – 12:102 Yorum

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden, 29 yıl geçti. 12 Eylül’ün tarifi zor acıları, o yılları yaşamış milyonlarca insanın hafızalarında uzun yıllar silinemeyecek izler bırakmıştır. 12 Eylül’ü hazırlayan ve gerçekleşmesine neden olan koşullar, toplumun büyük bölümü açısından uzun yıllar sürecek karanlık dönemin haberciliğini yapmış ve dünyanın en kanlı darbelerinden birisi 12 Eylül 1980’de Türkiye’de yaşanmıştır. Türkiye’deki sermaye sınıfı, o günlerde IMF ve Dünya Bankası ile birlikte hazırladığı ve aslında yabancı sermayenin ülkeyi dizginsizce talanı anlamına gelen 24 Ocak kararlarını hayata geçirebilmesi, sermayenin bir askeri baskı rejimine ihtiyaç duymasını beraberinde getirmiştir. 12 Eylül askeri darbesini izleyen günlerde sendikal haklar büyük ölçüde kısıtlanmış, tüm toplu sözleşmeler “askıya” alınırken bir çok sendikaları da kapatılmıştır.

12 Eylül, her konuda olduğu gibi eğitim emekçileri hareketini de derinden etkilemiştir. Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER), 12 Eylül ile birlikte kapatılmıştır. Kapatılan ilk büyük örgütün, öğretmenlerin örgütü olması anlamlıdır. Sıkıyönetim mahkemeleri, 200 bin üyeli örgütü yasaları hiçe sayıp “gizli örgüt” sayıp kapatmıştır. 7-8 ay içerisinde temyiz süreci de tamamlanmak üzere TÖB-DER yok edilmiş, öğretmenlerin, bin bir zorlukla ve yetmiş yılda alın terleriyle biriktirip aldıkları malları ellerinden alınmıştır.

12 Eylül 1980 darbesiyle başlayan baskıcı süreçte, bütün demokratik kitle örgütleriyle birlikte, 200 bin üyesi bulunan TÖB-DER’in kapatılması, tüm malvarlığına devlet tarafından el konulması, 64 yöneticisi ve binlerce üyesinin tutuklanmasıyla eğitim emekçileri hareketi de karanlık bir döneme girmiştir. 12 Eylül’de yaklaşık 25 bin üye ve temsilci de çeşitli nedenlerden dolayı mesleklerini kaybetmiştir. Çok sayıda TÖB-DER üye ve yöneticisi 12 Eylül yasaları ile sürgün edilmiş, görevlerinden olmuşlardır. 3.854 öğretmen,120 öğretim üyesinin görevine 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanununa dayanılarak son verilmiştir. Bu dönemde toplam 4891 kamu personelinin işten atıldığı bilinmektedir. Ayrıca 7.200 devlet memuru hakkında 1402 sayılı yasa gereğince işlem yapılmıştır.

12 Eylül’ün üzerinden 29. yıl geçmiş olmasına rağmen Türkiye hâlâ darbe yasalarıyla yönetilen, düşünceyi ifade ve örgütlenme özgürlüğünün olmadığı, karakolda ve sokakta işkencenin, gözaltında ölümlerin devam ettiği bir ülke olmanın utancını yaşamaktadır. 12 Eylül darbesinin yasal ve fiili bütün uygulamaları ve sonuçlarının ortadan kaldırılması uzun yıllardır Türkiye’de demokrasi mücadelesinin en önemli unsurlarından birisi olmuştur. Ancak Anayasa’dan çalışma yasalarına kadar birçok alanda 12 Eylül’ün antidemokratik hükümleri bugün de varlığını ve etkisini sürdürmektedir. Temel hak ve özgürlüklerden, düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne kadar 12 Eylül zihniyeti, 29. yılında da egemenliğini her alanda sürdürmektedir.

Türkiye’de, çalışma yaşamı başta olma üzere pek çok alanda örgütlenme hakkına yönelik yasal ve fiili uygulamalardan kaynaklı engeller hala varlığını sürdürmektedir. 12 Eylül Anayasasının özünü oluşturan yasakçı, statükocu ve dışlayıcı yaklaşımlar, örgütlü ve bilinçli bir toplum yaratma çabalarının önünde ciddi birer engel olarak varlığını sürdürmektedir. Örgütlü toplum hareketinin oluşumunu tamamen reddeden 12 Eylül anlayışı, toplumun ve bireylerin örgütlü mücadelesinin önüne yeni engeller çıkararak devam etmektedir.

29. yılında Türkiye’nin en karanlık dönemini ifade eden 12 Eylül ve onun yarattıkları ile hesaplaşmak, 12 Eylül düzeni karşısında gerçek anlamda bağımsız, demokratik bir Türkiye’yi savunmak, onun için mücadele etmek anlamına gelmektedir.
12 Eylül ile hesaplaşmak, her türden gericiliğe, ırkçılığa ve emperyalizme karşı eşitliğin, özgürlüğün, barış ve kardeşlik düşüncelerinin toplumda yaygınlaştırılmasından geçmektedir.

FEVZİ KILINÇ
Eğitim SenKırşehir Şube Başkanı
Ve Kesk Dönem Sözcüsü

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

2 Yorum »

  • sercan Yayla diyor ki:

    12 Eylül Tüm toplumu etkiledi. İç Anadoluda sanki kimse etkilenmemiş gibi birkaç il dışında açıklama ya da protesto yok. Kırşehiri kutlarım.

  • ali elvan diyor ki:

    helal sana kırşehirlim.

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .