01 Mayıs 2012 – 04:36 |

Memur-Sen’den Meclis’te görüşmeleri devam eden Toplu Sözleşme Yasası’yla ilgili açıklama geldi…
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Teşkilatlanma Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ”Kamu görevlileri için toplu sözleşme hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girmesi ve ülkemizde …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Sendikal Haberler

Sendikalarla ilgili güncel haberler…

Anasayfa » Basın Açıklamaları

AYÖP GERÇEĞİ VE SENDİKALAR!

Ekleyen / 15 Eylül 2010 – 00:45
AYÖP GERÇEĞİ VE SENDİKALAR!

Eğitimdeki özelleştirme saldırısı sadece öğrencileri değil, bu alanda çalışan eğitim emekçileri de derinden etkiliyor. Neoliberal politikaların eğitim hizmetini kârlı bir sektör haline dönüştürmek istemesi öğrencilerin “müşteri” yerine konmasına, eğitim emekçilerinin de “ücretli köleler” olarak görülmesine yol açıyor.
Eğitim hizmetinin piyasacı bir anlayışla yeniden düzenlenmesinin sonuçlarından biri eğitim emekçilerinin çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin bir dizi saldırının hayat bulması oluyor. Eğitim emekçilerine her geçen yıl biraz daha fazla “iş güvencesinden yoksun”, “örgütsüz” ve “vahşi bir rekabetin” hâkim olduğu çalışma koşulları dayatılıyor.
Sermaye devleti bu hedefler doğrultusunda pratiğe geçirdiği “ücretli”, “vekil” ve “sözleşmeli öğretmen” uygulamalarıyla hem eğitim emekçilerini kendi içinde ayrıştırarak bölmeyi hem de aynı işin daha ucuza yapılmasının koşullarını yaratarak “eğitim hizmetini” sermaye için hayli kârlı ve cazip bir “sektör” haline getirmeyi amaçlıyor.
İşte bu bilinçli politikalar doğrultusunda öğretmen açığına rağmen öğretmen atamaları Kamu Personel Seçme Sınavı’na (KPSS) tabi tutularak sınırlanıyor. Yani sermaye devleti üniversiteden mezun olan yüz binlerce öğretmen adayının kadroya alınmasını bilinçli bir tarzda engelleyerek onları “ücretli”, “vekil”, “sözleşmeli” öğretmen olmaya itiyor.
Bu gün Milli Eğitim Bakanlığı yaşanan sınav rezaletini bile “fırsata” dönüştürme sevdasıyla kurumdaki öğretmen açığını ki kendi ifadeleri 150 binden fazla öğretmene ihtiyaçları var.(sendikamıza göre bu ihtiyaç 300 bin den fazladır.) ihtiyacı olan personeli ücretli vekil ve sözleşmeli olarak almak için çalışmalara başladığını çekinmeden kamuoyuna açıklaya biliyor.
Üniversiteden mezun olup da diplomalarını aldıkları halde öğretmenlik ataması için yıllardır bekleyen “işsiz öğretmenler”, mağduriyetlerini defalarca gerçekleştirdikleri eylemlerle kamuoyuna duyurmaya çalıştılar. Hatta bu yüzden psikolojisi bozulan sekiz öğretmen adayı intihar etti. Zenginlerin sadık hizmetkârı Başbakan Recep Tayip Erdoğan bile bu sorunu bir seçim yatırımı olarak kullanmayı ihmal etmeyerek 2002’de KPSS’ yi kaldıracağını vaat etmişti. Oysaki aradan geçen yıllarda ne KPSS kaldırıldı, ne de öğretmen adaylarının mağduriyetini gidermeye dönük adımlar atıldı.
Yine devlet tarafından KPSS’ DE taban puanı tutturamayan öğretmenlerin yetersizliği öne sürülürken, bu kesime “ücretli öğretmen” sıfatıyla kadrolu öğretmenlerle aynı işin yaptırılmasının gerçekte niyetlerin daha farklı olduğunu ortaya koyduğunu belirttiler. Bu durumun aynı fakülteden mezun olan bir kadrolu öğretmenin 1500 TL ücret alırken sözleşmeli öğretmen sıfatıyla çalışan öğretmenlerin 600–700 TL’ye çalıştırılması örnekleri üzerinden de görülüp, anlaşılabileceği ifade edildi.
Hükümetin bir yandan KPSS ile öğretmen istihdamını bu kadar düşük tutarken diğer yandan Açık öğretim fakültelerine edebiyat, felsefe ve sosyoloji bölümleri açarak gençleri öğretmenliğe yönlendirmesini “umut tacirliği” olarak değerlendiren eğitimciler, iş bulamadıklarından, buldukları takdirde de iş güvencesinde yoksun, hiçbir sosyal hakkı olmadan düşük ücretler karşılığında ve de kendi branşları dışında çalışmaya zorlandıklarını belirttiler.
Eğitim hizmetinin “maliyet ve kâr” hesabı üzerinden ele alındığı bir yerde bu alana dönük izlenen politikalar da bu temel denklem üzerinden belirlenecektir. Yoksa sayıları yüz binlerle ifade edilen öğretmen açığının olduğu ve yine yüz binlerce öğretmenin atama beklediği bir yerde sadece 30 bin öğretmenin atamasının yapılması saçmalığının ve çelişkisinin mantıklı hiçbir izahı yapılamaz.
Zenginlerin devletinin sadece maliyet unsuru olarak gördüğü eğitim emekçilerinin, maliyetlerini düşürmek için izlediği bu politikanın son derece bilinçlice ve akıllıca uygulanan bir taktik olduğu ortadadır. Bu, “kadrolu” olarak bilinen öğretmenlerin var olan haklarının gasp edilmesini hedef alan ve orta vadede sonuç almaya kilitlenen “sinsi” bir planın parçasıdır. Eğitim emekçileri arasında “kadrolu” öğretmenlere nazaran dengenin her geçen yıl “ücretli”, “vekil” vb. adlarla “sözleşmeli” öğretmenler lehine bozulduğu görülmektedir. Sermaye devleti 1500 TL’ye bir “kadrolu” öğretmen çalıştırmak yerine 600–700 TL’ye aynı vasfa sahip ama adı “sözleşmeli” olan 2-3 öğretmeni çalıştırmayı daha kârlı bulmaktadır. Hem bu sayede öğretmenleri kendi içinde bir rekabet ortamına sokarak ortak çıkarları doğrultusunda birlikte hareket etmelerinin önüne de geçmeyi amaçlamaktadır.
Bu, özel okullar, dershaneler vb. aracılığıyla “eğitim sektöründe” faaliyet gösteren sermaye kesimini palazlandırmak, dahası bu “sektöre” daha fazla sermayenin çekilmesi gibi birden fazla amaca hizmet ediyor. Zira “devlet kapısından” umduğunu bulamayan yüz binlerce öğretmenin ilk elden iş başvurusu yaptıkları yerler buralardır. Özel okul ve dershane patronlarının ise kendilerine sunulan bu imkândan nasıl faydalandıklarını atama bekleyen öğretmenler örneklerle açıklamaktadırlar.
Özel sektörde çalışan eğitimciler, hiçbir iş güvencesi ve sosyal hakkı bulunmadan, çok daha ağır koşullar altında, çok düşük ücretler karşılığında ve genellikle kendi branşları dışında çalıştırılmaktadırlar. Öyle ki birçok öğretmenin sigortası dahi yapılmamaktadır. Kimi dershane patronu ise “stajyer öğretmen” adı altında bu kuralsız ve keyfi sömürüyü had safhaya çıkarmaktadır. Buralarda çalışan eğitim emekçilerine, kendi vasıfları dışında birçok angarya işin yaptırıldığı da biliniyor. Sayıları yüz binlerle ifade edilen işsiz öğretmenlerin bulunduğu bir yerde, özel okul ve dershane patronları belirledikleri koşulları hiçbir güçlük çekmeden dayatıyorlar.
Buradan bakıldığında sermaye devletinin bir yandan öğretmen atamalarını gerçekleştirmezken, diğer yandan öğrencileri öğretmen olmaya yönlendirmesinin mantığı daha rahat anlaşılabilir. Nasıl ki bu gün üniversitelerin tek yaptığı şey sermayenin ihtiyaç duyduğu “kalifiye işsizleri” piyasaya sürmek oluyor ise, öğretmenlik mesleği için de aynı kural işlemektedir. Piyasada ne kadar çok işsiz öğretmen bulunursa, öğretmenlerin maliyeti de doğacak olan rekabet koşulları altında düşecektir. Bu sayede eğitim olağanüstü kazançlar sağlanan bir sektör haline gelecektir.
Elbette bu durum, sadece eğitim emekçilerini değil, eğitim hizmetinden faydalanan milyonlarca öğrencinin yetersiz, kalitesiz eğitim almasına yol açması gibi toplumun genelini etkileyen sonuçlar doğuruyor. Zira ücretli köleler haline dönüştürülmek istenen öğretmenler bireysel olarak karşı çıkamadıkları bu koşullara razı geldikçe, kendi branşları dışında eğitim vermeye ve son derece ağır koşullarda çalışmaya zorlanıyorlar. Bu durum dolayısıyla eğitimin kalitesine de yansıyor.
Bu yüzden de “Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu”nun çeşitli eylemlerle dile getirdiği sorunları sadece öğretmenlerin bir sorunu olarak ele almamalı bunu eğitimin ticarileştirilmesi saldırısının bir parçası olarak görerek toplam bir mücadeleye konu edilmelidir. Bu çerçevede de öncelikli sorumluluk eğitim emekçileri içerisinde örgütlü, ileri unsurlara ve sendikalara düşmektedir. Yazık ki bu dayanışma şimdilik gerçekleşen eylemlere destek sunulmasından öteye taşınamamaktadır.
Göksel Rıza ÖZKAN
Niğde Eğitim Sen Başkanı
KESK Niğde Dönem Sözcüsü

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .