Anasayfa / Basın Açıklamaları / BARIŞ, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK İÇİN 12 EYLÜL DARBE ANAYASASINA VE AKP ANAYASASINA HAYIR DİYORUZ.

BARIŞ, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK İÇİN 12 EYLÜL DARBE ANAYASASINA VE AKP ANAYASASINA HAYIR DİYORUZ.

Toplumsal acıların, öfke ve nefrete dönüştürülmesi tehlikesi karşısında, ülkemizi ve toplumumuzu nereye varacağını öngöremediğimiz karanlık mecralara sürükleyen bu şiddet sarmalındaki tırmanışa karşı başta hükümet, muhalefet partileri ve medya olmak üzere herkesi tutum ve söylemlerinde daha sorumlu ve özenli olmaya çağırıyoruz. Aksi takdirde geniş toplumsal kesimlerin giderek daha çok uyguladığı ayrımcı ve nefret içerikli yok edici şiddet eylemlerinin önü alınamayacak toplumsal yarılma daha da derinleşecektir. Barış ortamının daha fazla zedelenmemesi, yeni saldırıların olmaması için yetkilileri gittikçe yayılan linç girişimlerinin sorumlularını bulmaya, mazur göstermeden adil biçimde yargılamalarını sağlamaya çağırıyoruz.

Özellikle yazılı ve görsel medya haberleri tarafsız ve gerçek içerikleri ile vermeye özen göstermeli, savaş kışkırtıcılığından vazgeçmeli, bozulmaya başlayan toplumsal barışın tesisi yönünde yayınlara ağırlık vermelidir.

Emek örgütleri olarak bizler, sorunun tek çözümünün, tanımı gereği şiddeti dışlayan siyasal alanda olduğunu vurguluyoruz.

Ve ülkemizin her yerinde sadece ve sadece barış ve kardeşlik içinde birlikte yaşama arzusunda olan büyük çoğunluğun, her şeye karşın, bu arzularını gerçekleştireceğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Bunu gerçekleştirmek çok zor olmadığı gibi, imkansız da değildir. Yeter ki barışı ve huzuru isteyelim. Zira hiçbirimizin gidebileceği bir başka Türkiye yok.

DİSK ADANA BÖLGE / KESK ADANA ŞUBELER PLATFORMU /

TMMOB ADANA İKK/ADANA TABİP ODASI / ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ

TARAFINDAN “ 12 EYLÜL DARBE ANAYASASINA VE AKP ANAYASASINA HAYIR” KONULU MİTİNG, YÜKSEK SEÇİM KURULUNUN İTİRAZI ÜZERİNE 01 EYLÜL 2010 ÇARŞAMBA GÜNÜ SAAT:17.00’E ALINMIŞTIR.

Sevgili Arkadaşlar,

Ülkemizde yıllardır bir ‘değişimden‘ söz ediliyor. ‘Normalleşiyoruz‘ derken görülüyor ki her gün yeni ‘olağanüstülük‘ ve ‘şok‘ içerisinde yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Oysa mesele değişimin kendisinden çok muhtevasında aranmalıdır. Muhtevasından bağımsız her değişimin peşinden koşmanın kişilik bozukluğuna yol açtığını gördük.

AKP‘nin bugün ‘değişim‘ dediği ‘yeniden yapılanmanın‘ miladı 12 Eylül darbesidir. O zaman da ‘huzur ve mutluluk‘ adına toplumu zor yoluyla ‘değiştirmeye‘ giriştiler. Özünde 24 Ocak kararlarında ifade edilen piyasacılıkla, gerici akımların güçlendirilmesi olan bu ‘değişimin‘, gelinen noktada AKP iktidarı ile temsil edilen bir piyasacı ve gerici diktatörlüğe doğru geliştiğini görüyoruz.

Yaşanan tüm hengâmenin içerisinde yaşadığımız her şey ülkemizin emperyalizmin ihtiyaçlarına uygun olarak yukarıdan aşağıya yeniden yapılandırılmasından başka bir şey değildir. Soğuk Savaş politikalarına uygun olarak düzenlenmiş ‘eski devletin‘ yerini ABD‘nin Ortadoğu politikalarına ve sermayenin küresel ihtiyaçlarına uygun olarak yeniden yapılandırılan ‘yeni devlet‘ alıyor.

AKP iktidarında ‘milli irade‘ adı altında demokratik bütün kanallar kapatılarak tekelci bir iktidar yapılanması kuruluyor. İktidarın Anayasa değişikliği de bunun bir parçası olarak gündeme getirildi. Güya demokratikleşme adına yapılan bu değişikliklerde ne halk ne emek ve meslek örgütleri hazırlanma sürecine dahil edilmedi. “Kendi pişir kendin ye” anlayışından demokrasi ve özgürlük adına bir şeyin çıkması zaten mümkün değildir. Değişiklikler de halkın, emekçilerin yani bizim değil, AKP ihtiyaçlarının ürünüdür.

Emekçilerin ve ezilenlerin yeni bir anayasa ihtiyacı vardır. Yıllardır 12 Eylül faşist darbesinin ürünü anayasaya karşı mücadele yürütüyoruz. Ama şimdi kalkıp kimse bize “12 Eylül anayasası ile hesaplaşmanın yolu olarak onun devamından başka bir şey olmayan AKP anayasasına evet” demeyi göstermesin.

12 Eylül Anayasasına da, onun bir devamı olan AKP anayasasına da “hayır” diyoruz. Eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa ancak demokratik katılımın bütün kanalları açılarak yapılabilir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bunun için mücadele edeceğiz. Ve ancak bu mücadelemizin sonucunda gerçekten demokratik ve özgürlükçü bir anayasayı emekçiler kendi elleriyle yazacaktır. İşte TEKEL işçileri güvenceli çalışma ve insanca yaşamın anayasasını sokakta yazdılar. AKP iktidarı ise buna karşı güvencesizliğin ve sömürünün önündeki engelleri kaldırmak, hastaneleri, okulları, fabrikaları rahat satabilmek için yargıyı kendi denetimi ve kontrolüne almaya çalışıyor.

İhtiyacımız olan parasız eğitim ve sağlık, güvenceli çalışma ve insanca yaşam hakkının, her kültür ve kimliğin özgürce ifade edilmesinin güvence altına alındığı, “bir arada yaşamın anayasası” için mücadele edeceğiz.

Referandum günü olan 12 Eylül‘ü faşist darbeyle ve onun izinde gelişen bugünkü sömürüye ve gericiliğe karşı bir hesaplaşma gününe çevirmek bizler için çok anlamlı olacaktır.

Sevgili Arkadaşlar,

Ülkemiz, yukarıdan aşağıya bürokratik dönüşümler, aşağıdan yukarıya cemaat-tarikat ağlarıyla kuşatılmaktadır. Siyasi iktidar, her geçen gün anti demokratik öğeleri biraz daha kökleştirmektedir. Bu kapsamda son yıllarda siyasal gündemlerin önemli bir başlığı, yapılmak istenen anayasa değişiklikleri olmuştur. Süreç içerisinde anayasada birçok değişiklik yapılmıştır. Ancak bu değişiklikler de 12 Eylül hukukunun ve karanlılığının ülkemiz üzerinden kalkmasına olanak sağlamamıştır. Yapılacak değişiklikler de 12 Eylül Anayasasının gerici faşist niteliğini değiştirmeyecektir.

Anayasa değişiklikleri AKP iktidarının mutlaklaştırılması ve kamu varlıkları ve ülke kaynaklarının pazarlanması ve satışının önündeki hukuki engellerin kaldırılmasını amaçlamaktadır. Öncelikli olarak biz, “12 Eylül Anayasasına hayır” derken, tuzağa düşmeksizin “Siyasal iktidarın çıkar ve hedefleri doğrultusunda hazırlanan anayasa değişikliklerine de hayır” diyoruz.

Ülkemizde darbe-demokrasi ikilemi yaratılarak neo-liberal değişim sürecinin üstü örtülmektedir. Sistemin yeni düzene uyum sağlayamayan eski kalıntılarının tasfiye operasyonu, derin devlete, darbecilere karşı demokrasi zaferi gibi gösterilmektedir. Oysa darbecilikle mücadele 12 Eylül sistemi ile mücadeledir. Gericileşme, neo-liberal politikalar, küresel kapitalizmin güç merkezlerinin güdümünde bir Türkiye, 12 Eylül düzeninin bir sonucudur. Bu düzenle hesaplaşmadan darbecilikle, darbecilerle hesaplaşılamaz.

12 Eylül Anayasasına da, onun bir devamı olan AKP anayasasına da “hayır” diyoruz. Eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa ancak demokratik katılımın bütün kanalları açılarak yapılabilir. Demokratik katılım olanaklarının önünü açmak üzere başta yüzde onluk seçim barajı, siyasi partiler ve seçim yasaları olmak üzere toplumun siyaset yapma olanaklarını engelleyen tüm yasaların değiştirilmesi için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadele edeceğiz.

Sevgili Arkadaşlar,

Şimdi “12 Eylül düzeni ile gerçekten hesaplaşmayan hiçbir anayasa değişikliği ile uzlaşmayacağız” deme zamanıdır.

Şimdi “AKP‘nin anayasa değişikliğine hayır” deme zamanıdır. 1 Eylül 2010 Çarşamba günü, Saat:17.00’de Tüm Adana Halkını Güçlü Hayır sesini haykırmak üzere mitingimize davet ediyoruz. Saygılarımızla. 29.07.2010

DİSK ADANA BÖLGE / KESK ADANA ŞUBELER PLATFORMU /

TMMOB ADANA İKK/ADANA TABİP ODASI / ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ adına

Güven BOĞA

KESK Dönem Sözcüsü / Eğitim Sen Adana Şube Başkanı

Tertip Komitesi Başkanı

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir