Anasayfa / Basın Açıklamaları / Çocuğum Rehber Öğretmeni Olmayan Okula Gidiyor

Çocuğum Rehber Öğretmeni Olmayan Okula Gidiyor

Milli Eğitim Bakanlığı, yakın zamanda öğrenci velilerine yönelik ”Çocuğum Okula Gidiyor” başlıklı bir rehber hazırladı. Akademisyenlerce hazırlanan rehberde “Okulda Şiddet” konusuna özel bir bölüm ayrılmış. Bu rehber sayesinde velilerin çocuklarının okulda şiddet görüp görmediğini anlamaları amaçlanmakta, çocukları şiddet görmüşse neler yapılabileceği konusunda öneri ve uyarılarda bulunulmaktadır. Yapılan bu çalışma gayet olumludur fakat meseleye biraz da farklı bir pencereden bakarsak aslında bakanlığımızın bu rehberi hazırlamadan önce acilen yapması gereken birçok şey olduğu ortaya çıkacaktır. Bakanlığımızın bu hamlesi tam da bizdeki bir deyimde anlamını bulmakta: “Altmış altıya bağlamak”. Bu deyimin ne anlama geldiğine daha sonra bakacağız.

Basına da yansıdığı üzere, Hayat Boyu Eğitim ve Gelişim Derneği (HEGEM), suç ve şiddet ile ilgili uzun süren bir araştırmadan sonra çok ilginç sonuçlara ulaşmış. Sonuçlara kısaca bakarsak:

1-2009-2010 öğretim yılında disiplin ve devamsızlık nedeniyle 404 bin 383 çocuğun okulla ilişiği kesilmiş ve bunların en az yarısı suça bulaşmıştır.

2-Çocukların suça bulaşmasının nedenlerinden biri okulla ilişiklerinin kesilmesidir.

3-Suça bulaşan çocukların önemli bir kısmının okulla ve ailesiyle sorunlar yaşadığı ortaya çıkmıştır.

Hayat Boyu Eğitim ve Gelişim Derneği’nin ulaştığı bir diğer önemli sonuç da okullarda “Rehber Öğretmen” eksikliğidir. Araştırma sonucuna göre Şırnak’ta bir rehber öğretmene 3 bin 240 öğrenci, Urfa’da 2 bin 934 öğrenci, Ağrı’da 2 bin 574 öğrenci, Batman’da bin 925 öğrenci, Muş’ta bin 905 öğrenci düşmektedir. Bu sonuçlar durumun ne kadar vahim olduğunun göstergesidir. Tunceli’de ise diğer illerimize nazaran daha iyimser bir tablo var ve 443 öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor. Araştırma sonucuna göre, Türkiye genelini aynı orana getirmek için 36 bin 117 rehber öğretmene ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu sayısal verilerden sonra Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nimet Çubukçu’nun öğretmen eksikliği ile ilgili söylediklerine bakalım. Sayın Çubukçu, Mayıs ayı itibarıyla en fazla öğretmen ihtiyacının rehber öğretmenlik alanında bulunduğunu, bu alanda 24 bin 331 öğretmene ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Rehber öğretmen açığını İngilizce, sınıf öğretmeni, din kültürü ve ahlak bilgisi, bilişim teknolojileri öğretmeni açığı izliyor. İngilizce alanında 11 bin 874, sınıf öğretmenliğinde 11 bin 221, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliğinde 11 bin 101, bilişim teknolojileri alanında ise 10 bin 100 öğretmen açığı bulunuyor. Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın yapılacağı bir dönemde işte tablo bu…

Bakanlığımızın hazırladığı şiddet ile ilgili rehber gayet olumlu bir çabadır ancak eksiktir. Halen ülkemizde TÜİK’in son verilerine göre 4.645.638 okumaz yazmaz yetişkinin olduğu düşünülürse bazı velilere öncelikle bu rehberi okuyabilmeleri, uygulayabilmeleri için okuma yazma öğretilmesi gerekmektedir. Bütün sorumluluk velilerin sırtına bindirilmiştir. Çocuğun yaşamının büyük bir çoğunluğunu geçirdiği mekan olan okulda da bu işi veliyle beraber yürütecek, bu işin eğitimini almış, çocuğa okuldaki yaşamında karşılaşabileceği sorunları aşmasında destek olabilecek, veliyle iletişimi daha iyi kurabilecek uzman birileri olmalıdır. Bu projede eksik olan, olması gerekenler öğretmenlerdir, özelde de “rehber öğretmenlerdir”. Yalnızca dernekler ve yetkili devlet kurularının değil bizzat MEB’nın da itiraf ederek ortaya koyduğu gibi de işin içine rehber öğretmen açığı had safhadır. Hal böyleyken bakanlığın ev ve okuldaki şiddeti çözme girişimi kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda belirtilen amaçlara uygun bireyler yetiştirmek isteniyorsa, okullarda ve diğer sosyal ortamlarda suç ve şiddet önlenmek isteniyorsa bunun yolu açıktır. Şiddetin bu kadar olağan hale geldiği bir dünyada herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Ülkemiz özelinde asıl yapılması gereken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önce her okula yeterince Rehber Öğretmen ataması ve sonra bu “okulda şiddet” rehberini yayınlamasıydı. Aynı şekilde diğer tüm branşların da “gerçek” ihtiyaçlar göz önüne alınarak acilen atanması gerekmektedir.

Altmış altıya bağlamak deyimine bakalım son olarak, hepimizin bu konuda en sağlam kaynağı Türk Dil Kurumu Atasözler ve Deyimler Sözlüğü’ne göre anlamı şu: “geçici bir çözümle durumu kurtarmış görünmek”. Bizdeki uygulamalara bakınca kurtarılan değil gözden çıkarılanlar söz konusu aslında. Onlar da bizim çocuklarımız…

Sayim Fikret BULUT

Anadolu Eğitim Sendikası

Hukuk ve Toplu Görüşmelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir