07 Şubat 2012 – 23:29 |

Madde 7- (1) Görevi başında iken şehit edilen üyelerin kanuni varislerine yapılacak şehit yardımı miktarı, her yıl Yönetim Kurulu’nca tespit edilir.
(2) (Değişik ikinci fıkra: Şubat 2010/2629) Şehit yardımının yapılabilmesi için;
a) Veraset ilâmı aslı veya Mahkemece …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Seçime Doğru

Seçim arefesinde Antalya ve Türkiye…

Anasayfa » Basın Açıklamaları

Cumhuriyet, Bölücülüğün Meşrulaştırıldığı Bir Rejim Değildir

Ekleyen senDİKalı / 29 Ekim 2009 – 11:14
Cumhuriyet, Bölücülüğün Meşrulaştırıldığı Bir Rejim Değildir

Cumhuriyetimizin 86. yılı bütün milletimize kutlu olsun. Türk Eğitim-Sen olarak en içten, en halisane dileğimiz, ömrü bir yüzyıla yaklaşan ve kökleri her yıl biraz daha derinlere inerek daha da sağlamlaşan ve daha da güçlenen Cumhuriyetimizin özgür ve bağımsız yurdumuzda ebediyen payidar olmasıdır. Siyasî bir sistem olan “Cumhuriyet”in meşrûiyet senedi “Cumhur” olup bir ülkenin özgür vatandaşlarının bütünlüğünü ifâde eder. ‘Cumhuriyet’ ise bir terim olarak, Cumhur’un kendi irâdesiyle kendisini idâre etmesi demektir ve açık anlamı şudur: Meşrûiyetini başka hiçbir yerden, kişiden veya mercîden değil doğrudan doğruya Cumhur’dan alan toplum yönetimi sistemine “Cumhuriyet” denir.

Burada asıl önemli olan “meşrûiyet” kavramıdır ve o da, Devlet’in Cumhur’a, diğer bir ifâdeyle Millî İrâde’ye kayıtsız şartsız itâatidir ve bu takdirde, böyle bir sistem tam ve gerçek anlamıyla Cumhuriyet adını taşımaya hak kazanır. Bu noktada sistemin ‘ismen’ değil de ‘hakîkaten’ bir ‘cumhuriyet’ olup-olmadığına dikkat edilmesi gerektiğini ve sistemin gerçek anlamda bir cumhuriyet olmasının biricik kriterinin “Demokrasi” olduğunu vurgulayarak belirtmek gereklidir. Yâni, Cumhuriyet, tam ve hakikî mânâsına ancak Demokrasi’de ulaşabilmektedir; yoksa, isim olarak ‘cumhuriyet’ etiketini taşımakta olmasının hiçbir kıymeti ve hükmü olmayacaktır. Cumhuriyet, demokrasi maskesi altında bölücülüğün meşrulaştırıldığı ve bu ülkede yaşayan insanlara kurşun sıkan, yabancılarla işbirliği içinde olanların baş tacı edildiği bir rejim hiç değildir.

Türk Eğitim-Sen olarak en içten, en halisane dileğimizin Cumhuriyetimizin özgür ve bağımsız yurdumuzda ebediyen payidar olması olduğunu bir kere daha vurgu ile belirttikten sonra, şunları da eklemeyi bir görev saymaktayız:

Bütün toplumumuz tarafından da aynı içten duygularla paylaşıldığından zerrece kuşkumuz olmayan ve hiçbir kişiye, hiçbir sınıfa, hiçbir zümreye farklı ve imtiyazlı bir statü tanımamayı, Cumhur’un tamamını en ufak bir fark gözetmeden sadece ve yalnız “yurttaş” kimliği ile kucaklamayı bir numaralı prensip olarak kabul eden Cumhuriyet felsefesi bugün ciddî bir biçimde bu temelinden saptırılma tehdidi ile karşı karşıya bulunmaktadır.

Bugün gelinen süreçte; Atamızın mirası olan Cumhuriyet’e, vatan, millet, bayrak gibi değerlere yeteri kadar sahip çıkılmadığını üzülerek görmekteyiz. Vatanını seven, ülkesine sahip çıkan, bayrağını yücelten, Atamızın ilke ve inkılâplarını kılavuz edinenlerin ayrımcılığa tabi tutulduğu; çeşitli sıfatlarla yaftalandığı, buna karşın teröristlerin ve teröristlere sempatiyle bakanların adeta el üstünde tutulduğu bir dönemden geçiyoruz.

Açılım adı altına ülkemizin temellerinin dinamitlendiği, bir yerlerden alınan talimatlarla hareket edildiği, teröristlerin “beyefendi” muamelesi gördüğü, hiçbir ceza almadan elini kolunu sallaya sallaya gezdiği, insanların ayrışmaya tabi tutulduğu bir ortamda, huzurlu olmak ve “Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti işte budur” demek mümkün görünmemektedir.

Dışarıdan alınan direktiflerde açılım safsatasını ortaya atmak, bölücü başını referans almak ve terör örgütünü ortadan kaldırmak yerine, teröristlerle pazarlığa oturmak onur kırıcıdır. Bu noktada sormak istiyoruz: “Sizler teröristlerle işbirliği yapın diye mi binlerce evladımız şehit oldu? Ulu Önder Atatürk sizler teröristleri affedin, AB’ye, ABD’ye biat edin diye mi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurdu?

Artık açılım adı altında insanlar ayrıştırılıyor, Türk’üm demekten korkan insanlar yaratılıyor, ülkenin bağımsızlığını ve bütünlüğünü savunanlar dışlanıyor. Öte yandan terörist muhatap alınıyor, bölücübaşı için “sayın” ya da “önderlik” kelimelerinin kullanılması yadırganmıyor, hatta görmezden geliniyor. Eli silahlı teröristler konvoylar eşliğinde alkışlarla, sevgi gösterileriyle karşılanıyor. İşte tüm bunlar Cumhuriyetin 86’ıncı kuruluş yıldönümünde alenen yapılıyor. Kimin sayesinde? Ülkeyi sevk ve idare edenler sayesinde.

İktidar tüm bunları; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerinden zayıflatılması ve bağımsızlığımıza, bütünlüğümüze yönelik tehditlerin etkisini artırması pahasına yapmaktadır. Ancak bilinmelidir ki, bölücülüğe karşı tek ses, tek yürek olan Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmesine yönelik hiçbir girişime müsaade etmeyecek, bayrağımız bu ülkenin her karış toprağında hür olarak dalgalanmaya devam edecektir. Sözde devlet kurmak için işbirlikçilerle hareket eden bölücüler, amaçlarına ulaşamayacak, hiçbir bölücü güç, ayrılıkçı unsur devletimizin dirliğine, bütünlüğüne gölge düşüremeyecek, Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet olarak bağımsızlığını sonsuza dek sürdürecektir.

İrfanla kurulmuş bir erdem rejimi olan Cumhuriyetimizin 80. yılında hiç görmek istemediğimiz, ona hiç yakışmayan kötü manzaralardan birisi de; daha mutlu ve daha müreffeh bir toplum sahibi olmak yerine, küçük bir mutlu azınlık dışında, işsizliğin düzenli olarak katlandığı; büyük çoğunluğu gelirleri daralmış ve geçim sıkıntısı içerisinde kıvranan milyonlardan oluşan; gelir dağılımındaki dengesizliğin fırsat ve imkân eşitsizliğinin günden güne büyüdüğü bir toplum olmaktan kurtulamayışımız olduğu kadar, belki bundan da daha fazla elem ve üzüntü verici olanı, bu toplumsal gerçeklerle uğraşmak ve yerine sonu gelmez ideolojik tartışmalar ve kamplaşmalarla yıllarımızın heder edilmesidir.

Türk Eğitim-Sen olarak, Cumhuriyetimize, tek bir ferdini bile ayırt etmeden Cumhur’un tamamını temsil eden demokratik hakikî bir cumhuriyet olarak bölücülüğün meşrulaştırılmadığı ve bebek katillerinin baştacı edilmediği, ebediyete akıp giden zaman çizgisi üzerinde daha nice binlerce kere seksen altı yıllar dileriz.

Yrd. Doç. Dr. M Hanefi BOSTAN

Türk Eğitim -Sen

İstanbul Bölge Başkanı

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .