07 Şubat 2012 – 23:29 |

Madde 7- (1) Görevi başında iken şehit edilen üyelerin kanuni varislerine yapılacak şehit yardımı miktarı, her yıl Yönetim Kurulu’nca tespit edilir.
(2) (Değişik ikinci fıkra: Şubat 2010/2629) Şehit yardımının yapılabilmesi için;
a) Veraset ilâmı aslı veya Mahkemece …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Seçime Doğru

Seçim arefesinde Antalya ve Türkiye…

Anasayfa » Basın Açıklamaları

Deniz Baykal ve Zenginlerin Siyaseti‏

Ekleyen senDİKalı / 13 Mayıs 2010 – 17:44
Deniz Baykal ve Zenginlerin Siyaseti‏

Yozlaşmanın, Yabancılaşmanın Sonu Yok! 
Zenginlerin siyaset sahnesindeki politikalarının hangi rezil yöntemlerle yapıldığını yurt dışı örneklerli Fransa, İtalya Yurt içi örnekleri Adnan Menderes, Hasan Fehmi Gümeş gibi örneklerden yakından biliyor idik. Şimdiyse yeni örneklerine tanık oluyoruz. Düzen partilerinin Üslubuna yansıyan aşağılamalar, hakaretler ve karalamalar yerini bel altı vuruşlara bıraktı
Sermayenin farklı kesimlerinin temsilcileri arasındaki iktidar savaşları bağlamında referandum ve seçimlere doğru bakalım daha hangi yozlaşmalara tanık olacağız…
Her sınıf kendi doğasına uygun yöntemlerle savaşır. Çürüyen bir sınıf olarak zenginler ve onun uşaklarının yöntemleri de konumlarına ve karakterlerine uygun. Birbirlerinin açığını aramak, yoksa bile üretmek, sahte tanıklar ve iftira üretmek, kapitalist siyaset sahnesinde doğallaşmış ve neredeyse meşruiyet kazanmış “eylemler” gibi servis edilmektedir
Politik mücadelede her sınıf kendi yöntemleriyle savaşır! Bu açıdan son yaşanan olaylarda şaşılacak bir şey yoktur; “dosyalar savaşı” adı verilen “birbirinin kirli çarşafını açma” rezilliği, dünyanın her yanında işçi ve emekçiler arasında bile kanıksanır hale getirilmiş, onlara da benimsetilmiş durumdadır. Teknolojik destekteki yardım ellerinin bu pislik yarışını ve paylaşımını hayli kolaylaştırdığı ise ortadadır.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ın malum kasetinin piyasaya düşmesinin ardından üç buçuk gün boyunca susması! CHP kurmaylarının bütün özverili çırpınmalarına rağmen ortalık çalkalanmaya devam etmesi, yıllara ve iktidarlara “meydan okuyan” Deniz Baykal ise yeterince “beklediğini” düşünmüş olmalı ki, dün (Pazartesi) basının karşısına geçerek “……Bu kara kampanyaya teslim olmayacağım. Bu hukuksuz ve ahlaksız komplo nedeniyle kimsenin beni sorgulamasına izin vermeyeceğim. Eğer bunun bir bedeli varsa ve bu bedel, CHP Genel Başkanlığı’ndan ayrılmaksa, o bedeli de ödemeye hazırım. Benim CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmem, hiçbir şekilde bu komploya teslim olmak ya da kaçmak anlamına gelmez. Tam tersine bu bir meydan okumadır. Bu anlayışla bugün CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa ediyorum” diye kendince dik durmaya çalıştı.
3,5 gün bekledikten sonra nihayet basının karşısına çıkıyorsun… Olayın varlığını yalanlayamıyorsun! “Yok böyle bir şey!..” diyemiyorsun. “Bu tümüyle aşağılık bir iftira…” diyemiyorsun! Hala zevahiri kurtarmaya çalışıyorsun, “Bu komploya boyun eğmeyeceğim!” diyerek efeleniyorsun. Oysa günlerdir, “önümüzdeki günler açısından, kurultayımız açısından en hayırlısı nasıl olur” hesabı içinde olduğun, anında tepki vermeyişinizle ortada değil mi Sayın Baykal!
Deniz Baykal, kendine, ailesine ve partisine yabancılaşmasının bedelini “koltuktan feragat” ederek ödeyebileceğini sanıyor. Evliliği sürerken “eşini sekreterinle aldattığın” iddiası ortada duruyor. Üstelik bu sekreter, paraşütle listelere sokulup milletvekili yapılmış “özel yetenekli” sekreter. Sayın Baykal en başta sana yıllarca omuz vermiş eşini ve çocuklarını aldattın!.. Sana inanıp güvenen, seninle aynı dünya görüşünü ve ortak etik değerleri samimiyetle savunan kitleni, partililerini aldattın. Onlar sorguluyorlar en başta seni! Onlara tek söyleyeceğin, onlara vermen gereken hesabın tek bedeli koltuğundan vazgeçmek mi?
Ondan bile ne kadar vazgeçtiğin, ne zamana kadar vazgeçtiğin belirsiz. Hele karşılıklı çıkarların bir “gereği” ve sonucu olarak yıllar içinde oluşturduğun(uz) CHP kastının daha şimdiden ortalığı kaplayan mağduriyet gözyaşlarına ve yalvarmalarına bakacak olursak; çoktan tarihe geçmiş bu “istifa abidesi” -kendisine “sadece partisinin değil tüm Türkiye’nin” ihtiyacı olduğu bu “zor günlerde”- ısrarlara daha fazla dayanamayarak bu “onurlu” kararından cayabilir! Yani her an her şey olabilir!

Olayın Diğer bir boyutu cemaat in “samimi” bulunması
Sahi bu arada cemaat ne yapıyor? Olay medyanın diline döküldüğünde, “CHP kurmayları” denilen taşlaşmış bürokrasinin ilk refleksi -yalanlayamayacakları için olacak- olayı daha skandal bir başkasıyla karartmaya çalışmak oldu: “Baykal’a suikast yapılacaktı!” iddiası “samimi” cemaat basınında yer aldı. Ne talihsiz bir açıklamaydı! Umutsuzluğun beslediği çaresizlikle böyle önünü arkasını düşünmeden attıkları “elim sende” refleksi, suikast e ilişkin verilerin bir süredir “ellerinde” olduğunu açıklamalarıyla birlikte boşa düştü. Böyle bir bilgi bu kadar süredir neden saklanırdı… Aptal zannettikleri herkes bu soruyu sordu ve kolayca yanıtlandı!
İstifanın ardından kulislerde, parti meclisinde gözyaşlarını tutamayan ya da sinir krizleri geçiren sadık partili görüntülerine tanık olduk. Bu sahneler insani bir duyarlılığın ürettiği tepkiler duygusu uyandırmıyor! Etik değerler ve ilkelerden nasibini almamış bir topluluğu göstermenin yanında birbirleri ve birileri olmadan ayakta duramayacaklarını bilenlerin zavallılığını sergiliyor sadece. Bu taşlaşmış kast, varlıkları karşılıklı olarak birbirine bağımlı sabık genel başkanlarını şimdi de yalvar yakar geri dönmeye çağırıyorlar.
İnsan “hak ve özgürlükleri
Yaşananların bir cephesinde “kişisel Özgürlükler in sınırlarının” nerede başlayıp nerede bittiği, “kişisel mahremiyet” ya da “insani tutkular ve zaaflar” gibi değerlerin de bir yeri var ve olmalı. Yalnız özellikle kimi köşe yazarları ve liberal aydınlar tarafından gündeme getirildiği biçimiyle değil, tam aksi yönden… “Ahlak”, “etik”, “onur”, “aşk”, “kadın erkek ilişkisi” gibi her biri post modern bozunuma uğratılmış ilke ve değerlerden söz edilecekse, Sayın Baykal’ın bunlardan da sınıfta kaldığı teslim edilmelidir.
Toplumsal hayatın etik ve moral değerleri söz konusu olduğunda siyasi parti liderleri bundan muaf değildir. Aksine, ideolojik olarak sosyal demokrat dünya görüşünün savunucusu olduğunu, emekten ve insan haklarından, kadın haklarından, doğruluktan ve dürüstlükten yana olduğunu söyleyen bir siyasinin toplumsal hayattaki varlığı ve duruşu da buna uygun olmalıdır.
Evliysen evli olmanın gerektirdiği görev ve sorumluluklara uygun bir yaşam sürersin; başka hevesler ve birliktelikler peşindeysen evli olmaktan vazgeçersin. Söz konusu olayda onurları hiçe sayılan her iki kadının duygu ve düşünce bütünlüklerine yapılan saldırıdan ise nedense kimse söz etmiyor. O görüntüler gerçekse -anında yalanlanmadığına, hatta hala yalanlanmamış olduğuna bakılırsa bence gerçektir- orada her iki taraf açısından da en yakınlarını ve sevdiklerini hiçe sayarak aldatan bir umursamazlık sırıtmaktadır. Verilerin komplocu yöntemlerle ele geçirilmiş olması bu gerçeği ortadan kaldırmaz. Her şey ayan beyan ortadadır ve bunun “kişi hak ve özgürlükleri”yle değil, yozlaşma ve yabancılaşmanın artık düpedüz meşrulaştırılmaya çalışılmasıyla direk ilgisi vardır.
Kimileri Sayın Deniz Baykal’ın yaptığını “özgür bir ruhun kaçamak kanat çırpışı” olarak gösterip “insanileştirmeye” çalışıyor. Siyasi çizgisi başta olmak üzere tutuculuğun ve statükonun sembolü haline gelmiş Baykal, sadece bu konuda mı “özgürleşip” sınır tanımaz bir anarşizme kayıyor? Bunu anlamamız ve içimize sindirmemiz neden bu kadar çok isteniyor? Yapmayın! Ortadaki gerçeği eğip bükerek ondan işimize gelen yanları cımbızlayarak bu yozlaşmayı meşrulaştırabilme imkânı yok! O zaman Hüseyin Üzmezlere ya da AKP’nin gırtlağına kadar rüşvete ve yolsuzluğa batmış yiyicilerine söyleyeceğimiz söz olamaz!

Göksel Rıza Özkan
Niğde Eğitim Sen Başkanı

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .