01 Mayıs 2012 – 04:36 |

Memur-Sen’den Meclis’te görüşmeleri devam eden Toplu Sözleşme Yasası’yla ilgili açıklama geldi…
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Teşkilatlanma Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ”Kamu görevlileri için toplu sözleşme hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girmesi ve ülkemizde …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Sendikal Haberler

Sendikalarla ilgili güncel haberler…

Anasayfa » Basın Açıklamaları

Eğitim Çalışanları 25 Kasımda İş Bırakıyor

Ekleyen / 23 Kasım 2009 – 21:55
Eğitim Çalışanları 25 Kasımda İş Bırakıyor

Türkiye çok sıkıntılı günler geçirmektedir. Ekonomik dar boğaza sürüklenen ülkemiz, krizden ciddi anlamda etkilenmektedir. Türkiye’de Ağustos ayında işsizlik oranı yüzde 13.4’e yükselmiş, Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 927 bin kişi artarak, 3 milyon 429 bin kişiye ulaşmış, toplam işsiz sayısı, ücretsiz aile işçileriyle, iş bulmaktan ümidini kesenler dâhil edildiğinde 8 milyon olmuştur.

Öte yandan zam sağanağı dinmek bilmemiş, memur ve işçinin aldığı para günden güne erimiştir. Esnaf kan ağlamakta, kepenkler ardı ardına kapanmaktadır. Ay sonunu zor getiren dar ve sabit gelirli kesim, artan enflasyon altında ezilmektedir. Memura alay eder gibi yüzde 2.5 + 2.5 zam veren hükümet, rant çevrelerine, sanayici ve işadamlarına bonkör davranarak, onlara tam 54,3 milyar TL ek kaynak ayırmıştır. Türkiye’de memur, işçi, emekli maaşları yerinde saymaktadır. Hükümet açılımlarla milleti oyalanmakta, bu süreçte ekonomik krizin gündemde yer almasına engel olmaktadır. Hâlbuki şu anda Türkiye’nin en büyük sorunu ekonomik krizdir. Ancak hükümet büyük bir ustalıkla gündem saptırmaktadır. Siyasi erk; konu ekonomik krize gelince, üç maymunu oynamakta, kamu çalışanlarının, işçinin, emeklinin açlık sınırının altında maaş almasına göz yummaktadır.

Hükümet toplu görüşmelerde memur maaş zammını tek taraflı belirlemiş, Uzlaştırma Kurulu Kararlarını dikkate almamış, memura toplu sözleşme ve grev hakkı tanımamış, adeta memuru yok saymıştır. Oysa Türkiye’nin imzasının bulunduğu ve Anayasa’nın 90. Maddesi ile güvence altına alınan, uluslararası sözleşmeler kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkı tanımaktadır. Memurun toplu sözleşme ve grev hakkı olduğu, ülkemizdeki mahkemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından tescillemiştir.

Danıştay, grev yapan kamu görevlileri hakkında herhangi bir yasal işlem yapılamayacağına hükmetmiştir. Buna karşın hükümet, tüm bu sözleşmeleri, kararları yok sayarcasına gerekli iç hukuk düzenlemelerini yapmamakta ısrar etmekte ve memurun toplu sözleşme ve grev hakkının sürüncemede kalmasına neden olmaktadır. Toplu sözleşme ve grev, memurların en doğal hakkıdır. Hukukun tanıdığı hakkı, hükümetin yok sayması, memura tanımaması manidardır. Bu haklara sahip olmadan hükümetle masaya oturmak, pazarlık yapmak, memurların insanca yaşamasını sağlamak, yokluğa, yoksulluğa karşı mücadele etmek mümkün değildir. Bu hakları memurdan esirgeyen siyasi erk, kendisine sorgusuz, sualsiz biat eden, eleştirmeyen, hakkını aramayan memur ordusu yaratmak istemektedir.

Türkiye’de kadrolaşma büyük bir sorundur. Siyasi erk devlet kadrolarını yandaşlarıyla doldurmuştur. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nda Hüseyin ÇELİK döneminde makam onayıyla yapılan usulsüz atamalar çalışma barışını bozmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı’nda ve okullarda 76. maddeyle usulsüz olarak atanan 1100 kişi bulunmaktadır. Sendikamız usulsüz atamaları yargıya taşımıştır. Yargı 76. madde atamalarını birer birer iptal etmektedir. Şimdiye kadar bu usulsüz atamaların 78 tanesi mahkemeler tarafından haksız ve hukuksuz bulunarak iptal edilmiştir. Ancak Bakanlık ısrarla bu atamaları savunmakta ve iptal etmemektedir. 657 Sayılı kanunun 4/B ve 4/C Maddesi kapsamında çalışan personel kadroya alınmamakta, sözleşmeli kölelik uygulaması ısrarla sürdürülmektedir. Kadrolu istihdam edilmeyen personel, hiçbir hakka sahip değildir ve kaderleri amirlerine bağlıdır.

Aynı durum öğretmenlik mesleği için de geçerlidir. Kadrolu, sözleşmeli, ücretli ve vekil olmak üzere 4 farklı türde istihdam edilen öğretmenler, hukuka ve insan haklarına aykırı olan bu uygulamaya şiddetle karşı çıkmaktadır. Çünkü iş güvencesi olmayan, geleceğe güvenle bakamayan, ayrımcılığa tabi tutulan, üvey evlat muamelesi gören bu insanlardan verim beklemek mümkün değildir. Üstelik Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU, sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verileceğinin ve tüm sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirileceğinin sözünü vermişti. Ancak görünen o ki, Bakan dün verdiği sözü, bugün unutmuştur. Sözleşmeli öğretmenlerin umutlarıyla oynayan Bakan ÇUBUKÇU, sözleşmeli öğretmenleri siyasi yatırımlarına kurban etmiştir.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı Türk Eğitim-Sen olarak konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen ile birlikte 25 Kasım’da tüm Türkiye genelinde iş bırakacağız.

Türk Eğitim-Sen’e üye öğretmenler, akademisyenler haklarını aramak için grev yapacak ve 25 Kasım’da derslere girmeyecektir. Öğretmenlerin yanı sıra diğer eğitim çalışanları da hizmet üretmeyecek, maddi, özlük ve sosyal hakları için alanlara inecektir. Bu nedenle velilerin 25 Kasım tarihinde çocuklarını okula göndermeyerek hem kamu çalışanlarına hem de işsiz, aşsız kalan tüm dar ve sabit gelirlilere destek vermesini istiyoruz.

UYARI GREVİNE KATILAN EĞİTİMCİLERE CEZA VERİLEMEZ

Bu noktada sendikal faaliyetlere katılmalarından dolayı hiçbir öğretmene ya da eğitim çalışanına ceza verilemeyeceğini de tüm kamuoyunun bilmesi gerekmektedir. Sendikamız konuyla ilgili valiliklere yazı göndererek, uyarıda bulunmuştur. Türk Eğitim-Sen’in Valiliklere gönderdiği yazıda iş bırakma eylemine katılan memura soruşturma açmanın ve ceza vermenin TCK’nın 118/1 ve 2 maddesi gereği suç unsuru oluşturduğu belirtilmiştir.

Grevli, toplu sözleşmeli sendikal haklar için, ezilen, sömürülen, açlığa mahkûm edilen insanlarımız için, rantiyecilerin kasasına dolduran, ancak kendi çalışanını hor gören, yok sayan zihniyete karşı durmak için 25 Kasım’da alanlarda olacağız. 25 Kasım’da memuruyla, işçisiyle, işsiziyle, emeklisiyle herkes birlik olmalı ve gücünü iktidara göstermelidir. Çünkü ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği buna bağlıdır.

Yrd. Doç. Dr. M Hanefi BOSTAN

Türk Eğitim -Sen

İstanbul Bölge Başkanı

Şu haberler ilginizi çekebilir...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .