Anasayfa / Basın Açıklamaları / EĞİTİM SEN KIRŞEHİR ŞUBE BAŞKANI FEVZİ KILINÇ YÖK’ÜN KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNDE BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

EĞİTİM SEN KIRŞEHİR ŞUBE BAŞKANI FEVZİ KILINÇ YÖK’ÜN KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNDE BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteler üzerinde bir baskı aracı olarak kurulmuştur. Bu özelliğinden hiçbir şey kaybetmeden ve siyasi iktidarların üniversiteler üzerindeki denetimini 29 yıl boyunca yeniden üreterek bu işlevini kesintisiz olarak sürdürmektedir.

Bugün Türkiye üniversiteleri 12 Eylül askeri darbesinin etkisini, hukuksal düzenlemelerde, YÖK ve üniversite yönetimleri anlayışında büyük ölçüde taşımaktadır. Korku üreten “kışla üniversitesi” hiyerarşik yapılanması ile sürerken, devlet ve piyasaya bağımlı “güdümlü üniversite” neo-liberal renklerini üniversiteye hızla yaymaktadır.

Bugün üniversite içinde üretilen hizmetlerin pek çoğu özelleştirilmektedir. Örneğin öğrenim harçları birinci öğretimde alınmaya devam ederken, özellikle ikinci öğretim hızla ticarileşmektedir. İkinci öğretim veren üniversitelerde ortalama öğrenci maliyetinin yarısı düzeyinde fiyatlandırma yapılmaktadır. Üniversitelerde araştırma faaliyetleri özel–ticari proje anlayışıyla fiyatlandırılarak üretilmeye başlanmıştır. Üniversitelere kamu bütçesinden ayrılan fonlar azaltılmaktadır. Bu kapsamda üniversiteler bir yandan ikinci öğretim ve yaz okulları gibi süreklilik taşıyan gelir yaratma yollarına hızla başvurmaya zorlanırken, bir yandan da farklı kanallarla kaynak çeşitlemesine gitmektedir. Çeşitlenen gelir kaynakları, sürekli eğitim, uzaktan eğitim, yaşam boyu eğitim merkezleri ve teknoparklar gibi piyasa benzeri yapılar yoluyla artırılmak istenmektedir. Son dönemde öğretmen eğitimi, paralı sertifika programlarıyla üniversite içinde pazarlanmaya başlamıştır. Ayrıca üniversitede yemek, ulaşım, barınma, temizlik, spor gibi pek çok kolektif hizmet, belli anlaşmalarla taşerona devredilmektedir. Böylece üniversitelerde her şeyin değişim değeri üzerinden alınıp satılır hale getirilmesi yönünde faaliyetler hızlanmaktadır. Bu durum piyasanın ve sermayenin üniversiteyi ilgilendiren kararlarda etkili olmasının yollarını da açmıştır.

Üniversitelerde akademik kadroların dağıtımında, keyfi ve ayrımcılık içeren uygulamalar giderek yaygınlaşmaktadır. Kadroların sağlanmasında, her türden ayrımcılığı engelleyen, liyakate dayalı sistemler geliştirilmelidir; haksızlıklar karşısında öğretim elemanlarının haklarını arayabileceği etik kurullar ve diğer yapılar oluşturulmalıdır. Akademik özgürlükler bakımından iş güvencesi son derece önemlidir. Örneğin yardımcı doçentlerin, doçentler ve profesörler gibi daimi kadroda görev yapmaları sağlanmalıdır. İş güvencesinin akademik özgürlüklerin önemli bir koşulu olduğu ve tüm statüleri kapsaması gerektiği gerçeği asla göz ardı edilmemelidir.

Yükseköğretim kurumlarında genel idari hizmetler, yardımcı hizmetler ve teknik hizmetler gibi kadrolarda çalışan personelin özlük hakları konusunda önemli sorunlar yaşanmaktadır. Gerçekleştirilen uygulamalar ve önümüzdeki dönem için yapılan hazırlıklar dikkate alındığında, akademik olmayan personelin daha yoğun hak kaybı yaşayacağı görülmektedir. Genel idari hizmetlerde kadrolu personel uygulamasından vazgeçilerek hizmetlerin taşeron firmalara devredilmesi, kısmi zamanlı öğrenci çalıştırılması, 4/b ve 4/c uygulamaları güvencesiz istihdam biçimleri olarak yaygınlaştırılmaktadır. Bu durum kamu görevlisi istihdamı açısından bir tehdit oluşturmaktadır. Üniversitelerin çoğunda terfiler ve yükselme kriterlerine uyulmamakta, görevde yükselme sınavları yapılmamaktadır. Yoğun hak kayıplarına neden olan bu durumun görevde yükselme yönetmeliğinin açıklarından yararlanılarak yapıldığı gözlenmektedir. Yönetmelik yeniden düzenlenerek rektörlüklerin keyfi uygulamaları ve kadrolaşmanın önüne geçilmelidir. Bu kapsamda hak eden tüm emekçilerin kadrolarının verilmesi mücadelesi ve sözleşmeli personelin görevde yükselme sınavına girmelerinin sağlanması önemini artırmaktadır. Eski adıyla Kurum İdari Kurulları etkin çalıştırılarak servis, yemek, yol ücreti, promosyon ve diğer sosyal haklar kapsamındaki sorunların çözümü konusunda çalışanın söz sahibi olması gerekmektedir. Performansa dayalı ücretlendirme çalışmalarına karşı etkin mücadele giderek önemini artırmıştır. Değişen YÖK ve üniversite yönetim kadrolarıyla birlikte yaygınlaşan mobbing uygulamalarını önleyecek izleme kurulları oluşturulmalı ve etik kurullar amacına uygun olarak etkin çalıştırılmalıdır. Üniversite idari personelinin üniversite yönetim kurullarında temsilinin sağlanması demokratik bir üniversitenin oluşmasına katkı sağlayacaktır.

Üniversitelerde sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yaşanan dönüşüme paralel olarak araştırma görevlilerinin istihdam edilme biçimleri çeşitlenmiş giderek yaygınlaşan asistan öğrencilik, kısmi zamanlı öğrenci çalıştırılması gibi uygulamaların yerine, karşılıksız burslarla öğrenciye destek sağlanması amaçlanmalıdır.

Üniversitelerde türban sorununun çözümü konusunda, siyasal iktidarın muktedir ve güçlü olmasına karşın konuyu sürüncemede bırakması ve mağdur rolü oynaması dikkat çekicidir. Yükseköğretimde türban konusu, yasakçı bir zihniyete teslim olmadan, eğitim hakkı ve üniversitedeki diğer özgürlük sorunlarıyla bütünlük içinde ele alınmalıdır. Aksi takdirde yaşanan kutuplaşmalar yeniden üretilecek ve sorunlar çözülemeyecektir. Bu süreç içerisinde türban sorununun çözümünde gerekli yasal düzenlemenin yapılmaması nedeniyle, rektör ve dekanların sorumluluğundaki konularda öğrenci ve öğretim elemanlarının karşı karşıya getirilmesi, üniversite eğitimine zarar vereceğinden asla kabul edilemez bir durumdur.

Eğitim Sen YÖK’ün kaldırılarak Üniversiteler Arası Kurul türü eşgüdüm işlevi yerine getirecek yeni bir örgütlenme gerçekleştirilmesini, tüm kurul ve organların, üniversite bileşenlerinin demokratik katılımıyla oluşturulmasını, dışsal değerlendirme yerine içsel katılımı ve denetimi savunmaktadır. Bunun yolu “bilimsel, özgür, demokratik üniversite ve parasız eğitim”dir. Eğitim Sen olarak 12 Eylül ürünü YÖK kaldırılmalıdır diyoruz.

Fevzi KILINÇ

Eğitim Sen Kırşehir Şube Başkanı

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir