Anasayfa / Basın Açıklamaları / Eğitimde Değişen Bir Şey Yok

Eğitimde Değişen Bir Şey Yok

2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk yarıyılı sorunlarla sona eriyor. Bilindiği gibi eğitim camiası 2009-2010 eğitim-öğretim yılına Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU ile başladı. Görevini ÇUBUKÇU’ya devreden Hüseyin ÇELİK ardında usulsüz atamalar, kadrolaşmalar, vekâleten yönetilen kurumlar, kölelik sistemini andıran öğretmen istihdamı, eğitim çalışanları ile kötü ilişkiler ve daha sayamadığımız birçok olumsuzluk bıraktı. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU’nun işi gerçekten çok zordu. Üstelik Hüseyin ÇELİK, milli eğitimin otomatik pilota bağlandığını söyleyerek, eğitimde işlerin yine aynı şekilde yürüyeceğinin sinyalini vermişti.

Türk Eğitim-Sen olarak her şeye rağmen, Sayın Nimet ÇUBUKÇU’dan umutluyduk. ÇUBUKÇU’nun eğitimde yaşanan yanlışlıklara karşı gerekeni yapacağını düşünüyorduk. Ancak yanıldığımızı bugün çok daha iyi anlıyoruz.

40 BİN ÖĞRETMEN ATAMASIYLA EĞİTİM SAĞLIKLI YÜRÜTÜLEMEZ

Türkiye’de milli eğitim sistemi ne yazık ki dünya yarışında çok geridedir. Okullarımız gerek fiziki mekân, gerekse ders araç-gereçleri açısından yeterli donanıma sahip değildir. Okullar, domuz gribinde de görüldüğü üzere salgın hastalıklara karşı hazırlıksızdır; öğrenciler, öğretmenler ve eğitim çalışanları sağlıksız ortamlarda eğitim-öğretim yapmaktadır. Derslik sayısı ihtiyacı karşılamazken, öğretmen açığı OECD ülkeleri temel alındığında ilköğretim ve ortaöğretimde toplam 314 bin 505’tir. Bugün atama bekleyen öğretmen sayısı 310 bin iken, yeni mezunlarla birlikte bu rakam 360 bin’e çıkacaktır.

Tüm bu gerçeklere karşın, Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU, Şubat ayında öğretmen ataması yapılmayacağını, 2010 yılında Ağustos ayında sadece 40 bin öğretmen alınacağını açıklamıştır. Bu, iyi niyetli bir yaklaşım değildir. Yılda bir kez ve sadece 40 bin düzeyinde yapılacak öğretmen ataması hangi ihtiyacı karşılayacak, hangi beklentilere cevap verecektir? Şubat ayında atama yapılmadığı takdirde, Aralık döneminde atama başvurusunda bulunmayan öğretmen adayları için süreç sıkıntılı olacaktır. Çünkü KPSS puanının geçerlilik süresi dolacak birçok öğretmen adayı bulunmaktadır. Bu öğretmen adayları, Şubat’ta da atama yapılacağı düşüncesiyle hareket ederek, Aralık ayında yapılan atamalara başvurmamıştır. Ayrıca 10 bin kadrolu öğretmen alımında binlerce sözleşmeli öğretmen kadroya geçmiştir. Dolayısıyla sözleşmeli öğretmenlerin eğitim verdiği okullarda bugün öğretmen sıkıntısı yaşanmaktadır. Bu da öğrencilerin eğitiminin aksamasına yol açmaktadır. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Şubat’ta öğretmen ataması mutlaka yapılmalıdır. Şubat ayında öğretmen ataması yapılmaması öğretmen adaylarını mağdur etmekten ve öğretmen açığı sorununu çözümsüzlük olarak bırakmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERE KADRO SÖZÜ BAKANA HATIRLATILACAKTIR

Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU, sözleşmeli öğretmenlere kadro sözü vermiş, ancak aylar geçmesine rağmen bu söz yerine getirilmemiştir. Üstelik ÇUBUKÇU, her soru yöneltildiğinde sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesiyle ilgili Maliye Bakanlığı ile çalışmaların sürdüğünü söylemiştir. Öte yandan Maliye Bakanlığı, Bakan ÇUBUKÇU’yu yalanlarcasına bu yönde bir çalışma olmadığını açıklamıştır. Kime inanacağını şaşıran sözleşmeli öğretmenlerin umutları giderek tükenmektedir.

Eğitim camiası Milli Eğitim Bakanı’ndan artık konuyla ilgili net bir açıklama beklemektedir. Şayet sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınması yönünde çalışma yoksa Bakan ÇUBUKÇU, “görevimi yerine getiremedim” diyerek, istifa etmelidir.

Konunun en başından beri takipçisi olan Türk Eğitim-Sen, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınması ve eğitim çalışanlarının sorunlarını haykırmak için 13 Mart tarihinde büyük bir miting yapacaktır. Sözleşmeli öğretmenlerle birlikte Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nın kapısında hak arayacak olan sendikamız, Bakan ÇUBUKÇU’ya, verdiği sözü hatırlatacaktır. 800 bin civarında eğitim çalışanının liderliğine soyunan ÇUBUKÇU’nun bulunduğu makamın hakkını vermesi ve sözleşmeli öğretmenlerin kadro sorununu çözmesi gerekmektedir.

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERE DE İL EMRİNE ATANMA HAKKI GETİRİLMELİDİR

Öğretmenlerin eş durumundan tayin hakkı yani il emri uygulaması, ne yazık ki sadece kadrolu öğretmenler için getirilmiş, sözleşmeli öğretmenlere üvey evlat muamelesi yapılmıştır. Ailelerin parçalanmasına, eşlerin boşanmasına neden olan bu durum, binlerce sözleşmeli öğretmeni olumsuz etkilemektedir. Sendikamız, sözleşmeli öğretmenlere de il emrine atanma hakkı getirilmesi için dilekçe kampanyası başlatmıştır. Sözleşmeli öğretmenler, il emri uygulamasının kendileri için de getirilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na iletilmek üzere İl Milli Eğitim Müdürlüklerine dilekçe yazmıştır. Umuyoruz ki, Bakanlık daha fazla zaman kaybetmeden sözleşmeli öğretmenleri eşleriyle, aileleriyle birleştirir. Çünkü eşinden, çocuklarından ayrı görev yapmak zorunda kalan öğretmenlerle başarının yakalanması, sağlıklı bir eğitim-öğretim yapılması mümkün değildir.

ÇUBUKÇU, USULSÜZ ATAMALARLA MÜCADELEDE SINIFTA KALDI

Türk Milli Eğitimi Hüseyin ÇELİK döneminde usulsüz atamalarla tanıştı. Adam kayırma, kadrolaşma en çok Hüseyin ÇELİK döneminde yaşandı. Hatta ÇELİK, giderayak 1000 kişiyi usulsüz olarak atadı. Bu atamalar sendikamız tarafından birer birer yargıya taşındı. Yargı bu atamaları iptal ederken, Türk Eğitim-Sen olarak Nimet ÇUBUKÇU’dan usulsüz atamaların tamamını iptal etmesini istemiştik. Ancak Bakanlık, sadece yargının onay vermediği atamaları iptal edeceğini açıkladı. Durum böyle olunca, eğitim çalışanlarının Bakan ÇUBUKÇU’ya olan güveni zedelendi. Son olarak sendikamız, Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU döneminde de usulsüz atama yapıldığını belgeledi. Türk Eğitim-Sen, bazı sözleşmeli öğretmenlerin atama takvimi dışında eş durumundan atamasının yapıldığını ortaya çıkardı. İşte tüm bu gelişmeler, Bakan değişse dahi, AKP’nin eğitim politikalarının değişmediğini, eğitimde ciddi bir kadrolaşmanın yaşandığını, yozlaşmanın olduğunu ve usulsüz atamalar nedeniyle eğitim çalışanları arasında çalışma barışının bozulduğunu ortaya koymaktadır.

BAKAN ÇUBUKÇU EĞİTİMİ OTOMATİK PİLOTTAN ÇIKARAMADI

Göreve gelmesinin üzerinden yaklaşık 9 ay geçmesine karşın, Bakan ÇUBUKÇU, eğitimi otomatik pilottan çıkaramamıştır. Hüseyin ÇELİK döneminde süren yanlış düzen bugün de aynen devam etmektedir. Bu durum eğitimcileri kaygılandırmaktadır. ÇUBUKÇU verdiği sözleri yerine getirmemiş, eğitimin sorunlarını çözmede kararlı davranamamıştır. Bu dönemde eğitim çalışanlarının gerek özlük, gerekse maddi haklarında herhangi bir iyileştirme yapılamamıştır. Öğretmen, memur, hizmetli, daktilograf, teknisyen v.b. eğitim çalışanları bugün hak ettikleri konumda değildir. OECD 2009 eğitim raporuna göre; OECD ülkelerinde ilköğretimde göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda 28 bin 687 dolar, en üst derecedeki bir öğretmen ise 47 bin 747 dolar kazanmaktadır.

Lüksemburg’da göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda 49 bin 902 dolar, en üst derecede görev yapan bir öğretmen 101 bin 707 dolar; Almanya’da göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda 43 bin 387 dolar, en üst derecedeki öğretmen 57 bin 630 dolar; Kore’de göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda 31 bin 717 dolar, en üst derecedeki öğretmen 87 bin 745 dolar; İngiltere’de göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda 30 bin 172 dolar; en üst derecedeki öğretmen 44 bin 507 dolar kazanmaktadır. OECD 2009 yılı eğitim raporuna göre Türkiye’de en düşük derecede görev yapan öğretmen yılda 14 bin 63 dolar, en yüksek derecedeki öğretmen ise 17 bin 515 dolar kazanmaktadır.

Yönetici atamaları konusunda Milli Eğitim Bakanlığı geç de olsa kılavuz yayımlamış ve atama takvimi belirlemiştir. Bu, Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU’nun ilk ve tek başarılı icraatıdır. Yönetici atama kılavuzuna göre, müdürlük, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığı ile ilgili tüm iş ve işlemler, 17 Mart 2010 tarihine kadar tamamlanmış olacaktır. Ancak Bakanlık, yönetici atamaları konusunda çok yavaş davranmıştır. Bakanlık, kendi yandaşlarını görevde tutma uğruna, kariyer ve liyakat ilkelerini göz ardı etmiştir. Bugün Türkiye’de 25 bin eğitim kurumunun vekâleten yönetilmesi çok acı bir durumdur. Eğitim kurumlarının bunca zaman ehil olmayan kişilerin eline bırakılmış olması Milli Eğitim Bakanlığı’nın ayıbıdır. Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı’nın il ve ilçe şube müdürleri atamalarına da harekete geçmesi gerekmektedir. Çünkü il ve ilçe şube müdürleri atamalarında Bakanlık, çözüm merci gibi değil, sorun merci gibi davranmaktadır. Danıştay 2. Dairesinin 12.05.2009 tarihli ve Esas 2009/602 sayılı kararı ile görevler arası geçişi düzenleyen Milli Eğitim Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 25’inci Maddesinin 1/c bendinde yer alan “şube müdürlüğü” ibaresinin yürütmesi durdurulduğundan, 2006 yılından sonra söz konusu maddeye göre ataması yapılan tüm şube müdürlerinin ataması iptal edilmeli, görevde yükselme eğitimi ve sınavı ile ilgili takvim bir an önce başlatılmalıdır. Artık Bakanlık keyfi uygulamaları bir kenara bırakarak, vekâleten yönetici dönemini tamamen kapatmalıdır.

Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı’nın 5 yıllık hedefleri arasında dershaneleri özel okullara dönüştürmek bulunmaktadır. Bu, eğitim-öğretimi ticarileştirmek anlamına gelecektir. Dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi konusunda atılacak en küçük bir adım, milli eğitimde özelleştirmenin önünü açacaktır. Türk Eğitim-Sen olarak eğitimin ticaretleştirilmesine ve bu yönde yapılacak çalışmalara tamamen karşıyız. Milli Eğitim Bakanlığı, mevcut kaynaklarını özel okullar ya da dershaneler yerine, devlet okullarına aktarmalı ve eğitimin asli sorunlarını çözmek için kullanmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığını, amacı belli olmayan bu uygulamadan bir an önce vazgeçmeye çağırıyoruz.

Bizler eğitimci olarak; eğitimin sorunlarını çözmekten aciz, eğitim çalışanlarıyla sorunlu, kavgalı bir Bakan görmek istemiyoruz. Bizler, eğitimin yıllarca kanayan yaralarını tedavi eden, eğitimcilere kucak açan, kendini onlardan biri olarak görüp, onların sorunlarına kendi sorunuymuş gibi yaklaşan bir Bakan görmek istiyoruz. Nimet ÇUBUKÇU’nun tüm bu söz ettiğimiz olumsuzluklardan bir ders çıkaracağını ve eğitimin asıl meselelerine eğileceğine inanmak istiyoruz. Bilinmelidir ki; eğitim camiası artık laf değil, icraat beklemektedir.

Türk Eğitim-Sen

İstanbul Bölge Başkanı

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir