01 Mayıs 2012 – 04:36 |

Memur-Sen’den Meclis’te görüşmeleri devam eden Toplu Sözleşme Yasası’yla ilgili açıklama geldi…
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Teşkilatlanma Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ”Kamu görevlileri için toplu sözleşme hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girmesi ve ülkemizde …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Sendikal Haberler

Sendikalarla ilgili güncel haberler…

Anasayfa » Basın Açıklamaları

Eğitime Gerekli Kaynak Ayrılmadıkça Eğitimin Sorunları Çözülemez

Ekleyen / 08 Kasım 2009 – 02:46
Eğitime Gerekli Kaynak Ayrılmadıkça Eğitimin Sorunları Çözülemez

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen 2010 mali yılı bütçesi 286 milyar 928 milyon TL olarak belirlendi. Merkezi yönetim bütçesinden eğitime ayrılacak bütçe ise 28 milyar 237 milyon 412 bin TL’dir. Bunun 19 milyar 984 milyon TL’si personel giderlerine ayrılmaktadır. Bu da eğitim bütçesinin yüzde 70’inin personel giderlerine ayrılacağı anlamına gelmektedir. 2010 Mali yılı Bütçe Yasa Tasarısı’nda yükseköğretim kurumlarına 9 milyar 355.5 milyon TL ayrılması öngörülmektedir. 2010 mali yılı genel bütçe ödeneklerinden üniversitelere ayrılan kaynak geçen yıla göre yüzde 7.6 artırılmıştır. Ancak geçen yıla oranla yeni, kurulan üniversitelerin sayısı yaklaşık %50 oranında çoğalmıştır. Buna göre üniversitelere ayrılan pay da geçen yıla nispetle azaldığı ortaya çıkmaktadır.

Eğitime ayrılan kaynak yeterli olmadığı gibi, zorunlu ihtiyaçları bile karşılamaktan uzaktır. Öğrenci sayısının artmasına karşın, eğitim bütçesinin yerinde sayması eğitimi olumsuz etkilemektedir. Üstelik eğitim bütçesinin büyük kısmını personel giderleri oluşturmaktadır. Bilindiği gibi önümüzdeki yıllarda okul öncesi eğitim 81 ile yaygınlaştırılacaktır. Ortaöğretimde hedef ise, okullaşma oranını yüzde 100 seviyesine çıkarmaktır. Durum böyleyken, 2010 yılı için ayrılan bu bütçe ile hedeflere ulaşmak oldukça zordur.

Ülkemizde, eğitime yeterli düzeyde kaynak ayrılmadığı sürece eğitim-öğretimin en temel sorunları ortadan kaldırılamayacaktır. Okullar, yeterli ödenek ayrılmadığı için okul masraflarını velinin ve öğrencinin sırtına yüklemek zorunda kalmaktadır. Bu da veli ve okul idaresini karşı karşıya getirmektedir. Oysa okullar ticarethane, öğretmenler ve idareciler de tahsildar değildir.

OECD ülkeleri ile Türkiye’yi karşılaştırdığımızda; OECD ülkelerinde sınıf başına düşen öğrenci sayısının daha az olduğu, öğrenciye daha fazla harcama yapıldığı, eğitime daha çok kaynak ayrıldığı görülecektir. Türkiye’de MEB verilerine göre 2008–2009 eğitim-öğretim yılında derslik başına düşen öğrenci sayısı okul öncesinde 20.3, ilköğretimde 33.4, ortaöğretimde ise 35.1’dir. OECD ülkelerinde ise derslik başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 21.4, ortaöğretimde 23.9’dur. Derslik başına düşen öğrenci sayısı Fransa’da ilköğretimde 22.6, ortaöğretimde 24.3; Lüksemburg’da ilköğretimde 15.8, ortaöğretimde 20, Almanya’da ilköğretimde 22.1, ortaöğretimde 24.7’dir.

İstanbul’da ilköğretim öğrencilerinin % 73’ü ikili eğitim (yarım gün), % 27’si tam gün eğitim görmektedir. Orta öğretimde ise öğrencilerin % 45’i ikili eğitim, % 55’i tam gün eğitim gördükleri 2008–2009 öğrenim dönemi istatistiklerinden ortaya çıkmaktadır. 2009–2010 eğitim – öğretim döneminin başladığı bugünlerde ikili eğitim gören öğrencilerin oranı yükselecektir. Çünkü İstanbul’da yeteri sayıda yeni okul ve derslik yapılmadı. Hatta geçen yıllarda tekli eğitim yapılan meslek liselerinde bu yıl tamamında ikili eğitime geçilmiştir. Tam gün eğitime geçmek için orta öğretimde 17500, ilköğretimde de 48000 olmak üzere toplam 65500 dersliğe ihtiyaç bulunmaktadır. Sağlıklı bir eğitim için bu sayı yeterli değildir. Nitekim İstanbul’da ilköğretimde derslik başına ortalama 55 öğrenci, orta öğretimde de derslik başına 50 öğrenci düşmektedir. Bu oran bazı ilçelerde ortalamanın çok üzerindedir. Mesela ilköğretimde Esenler ilçesinde derslik başına 90–95, Bahçelievler, Bağcılar ve Gaziosmanpaşa’da 75–80, Sultanbeyli ve Sultangazi’de 80–85, Zeytinburnu ve Güngören’de 65–70 öğrenci düşmektedir. Ortaöğretimde de derslik başına Çatalca ve Bağcılarda 80–85, Silivri, , Eyüp, Çekmeköy ve Başakşehir’de 70–75, Beykoz, Bahçelievler, Avcılar, Şile ve Esenyurtta 60–65 öğrenci düştüğü ortaya çıkmaktadır. MEB Ortaöğretim Genel Müdürü, Liselerde sınıf mevcutlarının 36 kişiyi geçmeyeceğini söylese de İstanbul’da bunun mümkün olmadığı öğretmensizlikten ve dersliklerin azlığından anlaşılmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi 2010 yılında da OECD ülkelerini yakalayamamıştır. MEB bütçesinin konsolide bütçeye oranı ise; 2003 yılında yüzde 6,91, 2004 yılında yüzde 8,53, 2005 yılında yüzde 9,53, 2006 yılında yüzde 9,47, 2007 yılında yüzde 10,42, 2008 yılında yüzde 10,30, 2009 yılında yüzde 10,64, 2010 yılında ise yüzde 9,85’tir. Buna göre eğitime ayrılan pay geçen yıla göre düşüş göstermektedir. Eğitime ayrılan bütçe ABD’de yüzde 14,8, Yeni Zellanda’da yüzde 18,9, Meksika’da yüzde 22, Kore’de yüzde 15, Avustralya’da yüzde 13.9’dur.

OECD verilerine göre; Türkiye’de öğrenci başına düşen harcama miktarı ilköğretimde 1,130 dolar, ortaöğretimde 1,834 dolardır. OECD ülkelerinde ise öğrenci başına harcama miktarı ilköğretimde 6,437 dolar, ortaöğretimde 8,006 dolar, yükseköğretimde 12,336 dolardır. Öğrenci başına düşen harcama miktarı Avusturya’da ilköğretimde 8,516 dolar, ortaöğretimde 10,577 dolar, yükseköğretimde 15,148 dolar; Hollanda’da da ilköğretimde 6,425 dolar, ortaöğretimde 9,516 dolar, yükseköğretimde 15,196 dolar; İtalya’da ilköğretimde 7,716 dolar, ortaöğretimde 8,495 dolar, yükseköğretimde ise 8,725 dolar’dır.

Görüldüğü üzere milli eğitim bütçesi bu yıl da ihtiyacı karşılamaktan uzak olacaktır. Okullar ve üniversiteler kıt kaynaklarla bir yıl daha eğitim-öğretim yapacaklardır. Birçok okulun bilgisayar, laboratuar odası, spor salonu yoktur, ders araç-gereç sayısı kısıtlıdır. Derslik ve öğretmen ve öğretim üyesi sayısı ihtiyaca cevap verememektedir. Ancak buna karşılık YÖK DOKTORASINI BİTİRMİŞ 50/D KADROSUNDAKİ ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNİN GÖREVİNE SON VERMEKTEDİR.

Okullar harcamalarını karşılamak için öğrencilerden para toplamaktadır. Hijyenik yapı sağlanamadığından okullarımız adeta salgın yuvası haline gelmiştir. 220 bin öğretmen adayı atama beklemektedir. Acilen Türkiye genelinde 150 bin, İstanbul’da da 35 bin öğretmene ihtiyacımız bulunmaktadır. İşte tüm bu sorunların yeterli kaynak ayrılmadığı müddetçe çözülmesi mümkün değildir. Bu nedenle eğitime ayrılan bütçenin OECD ülkelerinin seviyesine çıkarılması ve eğitime harcama yapmaktan siyasi erk’in çekinmemesi gerekmektedir.

Türk Eğitim–Sen

İstanbul Bölge Başkanı

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .