Anasayfa / Basın Açıklamaları / Engelliler Gününde Engellilerin Eğitim Hakkını Engelleyenler!

Engelliler Gününde Engellilerin Eğitim Hakkını Engelleyenler!

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Türkiye, bir 3 Aralık, Dünya Engelliler gününü daha BM Engelli Hakları Sözleşmesi’ni onaylamadan karşılıyor. Ülkemizde hayat, bedensel ya da zihinsel engeli bulunmayan yurttaşlar için bile çok zor iken engelli yurttaşlar, başta eğitim ve istihdam hakları

olmak üzere pek çok haklarından mahrum durumdalar.
Dünya’da 600 milyonun, ülkemizde ise 8 milyonun üzerinde engelli var. BM Engelli Hakları
Sözleşmesi, engellilere “sosyal” yaklaşımı öngörmektedir. “Sosyal” yaklaşım, engellileri toplumun
çeşitliliğinin bir parçası ve kendi kararlarını verebilecek bağımsız insanlar olarak ele alır ve sorunun
merkezine engelliyi değil, engellinin yaşamına normal bir şekilde devam etmesine engel olan çevresel
etkenleri koyar. Bu yaklaşım devlete engellinin, yaşamına normal bir şekilde devam edebilmesi için
çevresel güçlükleri ortadan kaldırma, onun toplumsal yaşama rahatlıkla katılabilmesi için gerekli her
türlü düzenlemeyi yapma yükümlülüğü verir.
Ülkemizde engelli mevzuatına damgasını vuran yaklaşım ise “tedavi edici” yaklaşımdır.
Bu yaklaşım engelliliği daha çok engelliden kaynaklı ve tedavi merkezli bir sorun olarak görür;
engellileri “normal” yurttaşlardan farklı ve “korunmaya muhtaç” eksik kişiler olarak algılar. Bu
yaklaşım devletin yükümlülüklerinin önemli bir kısmını görünmez kıldığı gibi engelliler açısından
ayrımcılığın çeşitli biçimlerine de yol açar.
Engelliler Eğitim Hakkından Yoksun!
Bugün ülkemizde engellilerin normal hayatlarına devam edebilmelerinin en önemli ön koşulu
olan eğitim hakkına erişimde ciddi güçlüklerle karşı karşıya bulunmaktadır. Engellilerin eğitim hakkı
konusunda ciddi bir devlet ve hükümet politikası bulunmamaktadır. Ayrıca eğitimde ticarileştirme ve
piyasalaştırma uygulamaları, engellilerin eğitim hakkına erişimini daha da güçleştirmektedir.
Özel eğitim için gerekli bilgi, hizmet ve fiziksel çevre koşullarının özel eğitim kapsamında olan
çocuklar için henüz yeterince ulaşılabilir hale getirilmemiştir. Eğitimde fırsat eşitliği gerçekten
sağlanmak isteniyorsa öncelikle ilk, orta ve yükseköğretimden yararlanmalarının kolaylaştırılması
gerekir.
Özel eğitime uygun nitelikte okul ve kurumlar yetersizdir. Bu alana yönelik ciddi bir planlama
yoktur. Özürlülerin sorunları önemsenmemektedir. Eğitime ayrılan payın geneline bakıldığında, bu
gerçeği görmek mümkündür.
İller ve bölgelerde ayrımcılığa dayalı uygulamalar vardır. Yatırımlar eşitsiz ve dengesizdir. Var olan
okul ve kurumların belli illerde yoğunlaşması, diğer iller ve bölgelerde yaşayan engelliler ve ailelerini
umutsuzluk ve çaresizliğe mahkûm etmiştir.
Eğitimde özelleştirmeden vazgeçilmelidir!
Bütün hizmet alanlarında olduğu gibi, toplumun duyarlı olduğu özel eğitim alanında yaşanan
sorunların temel nedeni, sistemli bir şekilde uygulamaya konulan eğitimde özelleştirme politikalarıdır.
Bu durum, bir taraftan devletin eğitime ayırdığı bütçeyi kısıtlarken, diğer taraftan özel okullar ve vakıf
üniversitelerinin teşvik edilmesi ve eğitim alanında yatırım yapmamasından açıkça anlaşılmaktadır.
Engellilerin eğitimi için toplumsal yaşam alanları yeniden düzenlenmelidir. Bunun için öncelikle;
·
Yollar, binalar, toplumsal yaşam alanları engellilerin ihtiyaçlarına uygun bir düzenlemeye
kavuşturulmalı, toplum engellilere nasıl davranacağı ile ilgili bilinçlendirilmelidir.
· Engellilerin lehine, onların talepleri doğrultusunda bir yasal düzenleme yapılmalıdır.
·
Genelde eğitime, özelde özel eğitime bütçeden yeterli kaynak sağlanmalı, özel eğitim kurumları
ve okullarının sayısı artırılmalıdır.
·
Çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına bağlı olarak çalışanların ve sosyal güvenceden yoksun olan
ailelerin çocuklarının kullandıkları bütün cihazlar devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanmalıdır.
· Çocukların sosyal aktivitelerini geliştirecek etkinliklere öncelik verilmelidir.
·
Yeterli sayıda öğretmen, rehberlik uzmanı, psikolojik danışman ve yardımcı hizmet personeli
kadrosu açılmalı, bu personel her yıl hizmet içi eğitimden geçirilmelidir.
·
Bilimsel olarak oluşturulmuş plan ve programlar eşliğinde engelliliğe yol açan etmenler ortadan
kaldırılmalıdır.
·
Sorun sadece eğitim boyutuyla sınırlandırılmamalı, engelliler için yeni istihdam alanları
yaratılmasına özen gösterilmelidir. Hiçbir koşul aranmaksızın yeni istihdam alanları açılmalı, ysal
olarak özürlü çalıştırmak zorunluluğu bulunan işyerlerinin denetimleri yapılarak, kurallara uymayanlar
hakkında gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.
·
BM Engelli Hakları Sözleşmesi vakit geçirilmeksizin onaylanmalı ve iç mevzuat sözleşmeye

uygun hale getirilmelidir.

Göksel Rıza ÖZKAN
Niğde Eğitim Sen Başkanı
KESK Niğde Dönem Sözcüsü

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir