01 Mayıs 2012 – 04:36 |

Memur-Sen’den Meclis’te görüşmeleri devam eden Toplu Sözleşme Yasası’yla ilgili açıklama geldi…
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Teşkilatlanma Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, ”Kamu görevlileri için toplu sözleşme hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girmesi ve ülkemizde …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Sendikal Haberler

Sendikalarla ilgili güncel haberler…

Anasayfa » Basın Açıklamaları

İŞ GÜVENLİĞİ VE ÇALIŞNLARIN ÖZLÜK HAKLARI KİMLERE EMANET!

Ekleyen / 28 Eylül 2010 – 14:51
İŞ GÜVENLİĞİ VE ÇALIŞNLARIN ÖZLÜK HAKLARI KİMLERE EMANET!

Madenlerde, fabrikalarda, tersanelerde ve ücretli kölelik düzeninin hüküm sürdüğü birçok alanda iş cinayetleri devam ederken zenginlerin ve uluslar arası sermayenin sözcüsü AKP hükümeti emekçi katliamlarının ve güvencesizliğin önünü açacak yeni uygulamaları hayata geçirmeye çalışıyor.
Geçtiğimiz aylarda TOBB ve TÜSİAD’ın da direktifleriyle uzman işyeri hekimi ve iş güvenliği mühendislerinin eğitiminin ve istihdamının tamamen piyasaya sunulmasının önünü açacak yasal bir düzenlemeye girişen sermaye hükümeti bunu sessiz sedasız uygulamaya sokmayı hedefliyor.
Taşeronlaştırma ve piyasalaşma tam gaz…
Taşeronlaştırmanın yeni işçi katliamlarına kapı araladığı bir dönemde gemi azıya alan sermaye hükümeti “iş sağlığı ve güvenliği” adı altında hazırlanan yeni yasa tasarısı ile taşeronlaşmanın ve piyasalaşmanın önünü açıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 23 Ağustos 2010 tarihli, taraflara gönderdiği değişiklikle, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin “Tanımlar” başlığında düzenlenen alt-işverenlik (taşeronluk) ilişkisinin tanımına yeni bir düzenleme getirilmesi hedefleniyor.
Esneklik ve güvencesizlik artıyor
Taslağın içeriği ‘iş sağlığı ve güvenliği’ olmasına rağmen, taslağın 28. Maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile 4857 Sayılı İş Kanunu’nun alt işverenlik ilişkisini düzenleyen 2. maddesinin altıncı fıkrası değiştiriliyor. Yasa tasarısının içeriği ile uzaktan yakından ilgisi olmayan böyle bir düzenlemeye taslakta yer veren zenginlerin hükümetinin gerçek niyeti de böylelikle açığa çıkıyor. Mevcut uygulamada, “asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesi” için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirme” koşulları birlikte aranırken yeni düzenleme için iki koşuldan herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda, işin taşerona verilebilmesi esnekliği getiriliyor.
Zenginler dikensiz gül bahçesi yaratmayı amaçlayan yeni yasal düzenleme ile taşeronluk ilişkisinin önündeki yasal engeller de bir, bir kaldırılmak isteniyor.
Sermaye hükümetinin şeflerinin hayata geçirmeye çalıştığı yeni düzenleme, sadece işçi sağlığı ve güvenliği açısından değil iş güvencesinin de önünde de büyük bir tehdit olarak duruyor.
Büyük oranda zenginlerin iki dudağı arasında olan iş güvencesi yeni yasal düzenlemeyle birlikte tümden ortadan kaldırılmak isteniyor. Sendikal örgütlülüğe büyük bir darbe vuruluyor.
Zenginler esneklik istiyor , Hükümet yasasını çıkarıyor!
Hemen her dönem esnek ve güvencesiz çalışma uygulamalarını hayata geçirmeye dönük açıklamalarıyla dikkat çeken metal patronlarının örgütü MESS ise yayımladığı bir araştırmayla sermaye cephesinin işçi sağlığı ve güvenliği alanına bakışını özetliyor.
İş kazalarının yüzde 80’inin güvensiz hareketlerden kaynaklandığını ileri süren MESS, dikkatsiz çalışmanın güvensiz hareketler arasında yüzde 65 ile ilk sırayı aldığını söyleme ikiyüzlülüğünde bulunuyor. Böylelikle iş kazaları ve cinayetlerinin faturası bir kez daha biz emekçilere yükleniyor.
“Emekçinin güvenliği, celladına mı emanet?”
İş Sağlığı ve Güvenliği Yeni Yasa Tasarısı ile taşeronlaşmanın önünün açıldığı bilinmelidir. 2006 yılından bu yana tartışılan ve tarafların üzerinde uzlaşamadıkları yasa tasarısının, yangından mal kaçırırcasına hazırlanan değişiklikle yeni yasama döneminin ilk sırasına yerleştirilmesi dikkat çekicidir.
“İşçinin güvenliği, celladına mı emanet?” diye sormamız bundandır. AKP Hükümeti tamamen tek yanlı olarak “patronları” hoşnut edecek şekilde düzenlenmiş yasası ile taşeronlaşmanın önünün açılmasından tutunda, işyerlerinde iş güvencesine ve sendikal örgütlülüğe engel olmaya değin, yeni bir saldırı dalgası ile biz emekçiler karşı karşıya geleceğiz.
Kamu emekçileri ve işçiler olarak:
1- İş Sağlığı ve Güvenliği alanında en önemli sorun alanı olarak görülen taşeron uygulamalarının önünün açılmasının sorunu çözmekten çok derinleştireceği bilinmelidir.
2- İş cinayetlerinin birbiri ardına gündeme geldiği bu süreçte taşeronlaşmanın önüne geçilmesini bir zorluluk olduğundan hareketle, taşeronlaşmanın siyasal iktidar eli ile güçlendirmeye çalışılmasının hangi Saikler e dayandığını gayet iyi biliyoruz.
3- İş sağlığı ve güvenliği alanının piyasa konusu edilmesinin tehlikelerine dikkat çekiyor ve sorunun çözümünün kurallı bir çalışma yaşamının inşa edilmesinde, yasal yaptırımların ve denetimlerin artırılmasında olduğunu bir kez daha belirtiyoruz.
4- Grevli toplu iş sözleşmeli sendikalaşmanın kurallı bir çalışma yaşamı için olmazsa olmazlardan olmasından hareketle, sendikalaşma önündeki engellerin bir an önce kaldırılmasını talep ediyor, bunun AKP hükümetinin samimiyet testi olacağının bilinmesini istiyoruz.
Göksel Rıza ÖZKAN
Niğde Eğitim Sen Başkanı
KESK Niğde Dönem Sözcüsü

Şu haberler ilginizi çekebilir...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .