07 Şubat 2012 – 23:29 |

Madde 7- (1) Görevi başında iken şehit edilen üyelerin kanuni varislerine yapılacak şehit yardımı miktarı, her yıl Yönetim Kurulu’nca tespit edilir.
(2) (Değişik ikinci fıkra: Şubat 2010/2629) Şehit yardımının yapılabilmesi için;
a) Veraset ilâmı aslı veya Mahkemece …

Haberin tümü »
Basın Açıklamaları

Sendikal Haberler ve basın açıklamaları…

Davalar ve Sonuçları

Sendikal davalar ve dava sonuçları …

Kamu Sendikaları

Kamu sendikaları, basın açıklamaları…

Key Haberleri

Key ödemeleri, keylerde son durum…

Seçime Doğru

Seçim arefesinde Antalya ve Türkiye…

Anasayfa » Basın Açıklamaları

KADINI SAÇI UZUN, AKLI KISA VE EKSİK ETEK OLARAK GÖRMEKTEN VAZGEÇİLSİN!

Ekleyen senDİKalı / 26 Haziran 2009 – 16:25

Kadınlarımız toplumsal bir grup olarak gerek sosyal gerekse siyasi bir mücadele veriyorlar. Ancak feodal, ataerkil kuralların süregeldiği bir düzen içinde bu mücadele oldukça zor koşullarda sürdürülmektedir. İşte Açık Öğretim Fakültesi Jandarma ve Polis Önlisans Meslek Eğitimi Programı’nda çıkan final sorusu bunun toplumumuzda ne kadar zor olduğunu kanıtlamaktadır. Soruda: “Aşağıdakilerden hangisi kadına özgü bir davranış olarak kabul edilir?” diyor. Yanıt seçenekleri: a-) Çokbilmişlik’; ‘b-) Baskıcılık’; ‘c-) Konuşkanlık’; d-) Mantıksal düşünme’; e-) Kendine güvenme’ şıkları olarak veriliyor. Yanıt anahtarında doğru yanıt (c) şıkkı yani ‘konuşkanlık olarak gösteriliyor. Yani kadın mantıksal düşünebilme yetisine sahip değildir bu yanıta göre. Ya da kendine güvenme kadına özgü bir davranış biçimi değildir. Kadına tüm dünya ülkelerinden daha önce Atatürk’ün önderliği ve devrimleri sayesinde haklarını vermiş olan Türkiye Cumhuriyeti’nde bugün çağdaş normlara asla uymayan bir yaklaşım hem de devlet eliyle yapılmaktadır.

Diğer bir soruda da : “Evli erkeğe boynuzlu denmesi durumunda eşine karşı ne tür bir suç işlenmiş olur?” sorusu sorularak yanıtlar arasında a) Gıyapta hakaret; b) Sövme; c) Huzurda hakaret; d) Geçitli hakaret; e) Dolayısıyla hakaret” şıklarına yer verilmiş ve yanıt anahtarında doğru yanıt (e) şıkkı, yani ‘dolayısıyla hakaret’ olarak gösterilmiştir. Bu soruyu hazırlayanları ve sorulmasına onay verenleri tüm halkımızla beraber merak etmekteyiz. Bu kişilerin ruhsal bir sorunu var mıdır, yaşamlarında düşünsel bir travma geçirmişler midir, kendilerine bu yönde bir tedavi uygulanmış mıdır? Eğitim-İş Sendikası olarak bu soruyla ne tür bir bilginin ölçülmek istendiğini gerçekten öğrenmek istiyor, bütün bunların temsilen yetkilisi sayın bakandan bu merakımızı acilen gidermesini bekliyoruz.

Biz, çağdaşlaşmadan ve modern bir toplumda yaşadığımızdan dem vuraduralım; daha toplumsal bölünmüşlüğümüzü ortadan kaldırmak yönünde attığımız adımları sonuçlandıramamışız. Kadınların siyasal, sosyal ve eğitsel yaşama katılımlarını sağlamak, yaşamın her alanında var olma ve kendilerini ifade edebilme haklarını onlara teslim etmek yerine, hala kadına yönelik cinsiyetçi yaklaşımların yaygınlaştırılması karşısında direnç göstermek durumunda kalıyoruz. Aile yaşamının içine sürülerek ‘güvenli ev ortamı’ içinde kontrol altında tutulmaya çalışılan kadın, kişisel haklarından mahrum bırakılmaya ve otorite tarafından daha en başından bir cinsiyet ayrımcılığını kabul etmek yoluyla öz benliğinden koparılmaya çalışılmaktadır. Namus olgusu tamamen kadınlar üzerinden biçimlendirilmekte, erkeğe hakaret edilirken bile, karısı-kızı üzerinden edilmektedir. Otorite ve din arasında baskılanan, dış dünyaya karşı körleştirilen ve köleleştirilen kadın, erkek egemenliği altında akılsızlıkla, mantıksızlıkla suçlanmakta, bu da yetmiyormuş gibi kendine edilen hakaretlerle kimliğinden utandırılmaya çalışılmaktadır.

Sömürü sistemini bu defa cinsiyetçi bir söylemle eğitim sistemi üzerinden hortlatmaya çalışanlar, devletin asayiş ve güvenliğinden sorumlu çalışanlarını, kendi ideolojileri yoluyla önyargıyla donatıp, kadına uygulanan hoşgörüsüzlük ve psikolojik şiddetin dozunu mu artırmak niyetindedirler?

İran ve benzeri ülkelerde Cumhuriyet devrimlerimiz örnek alınıp gerici yönetimlere karşı mücadele edilirken, bizim ülkemizi yöneten siyasi iktidar, toplumu bulunduğu noktadan geriye götürmeye çalışan bir yönetim anlayışı sergilemektedir. Kadınları dışlayarak, türbanla, peçeyle, çarşafla kapatıp güçsüz ve aciz kılmaya, toplumsal sorunların altında ezmeye çalışan AKP zihniyeti, erkek egemen iktidar ve ideolojisini cinsiyet ayrımcılığı kisvesinde yeni kılıfına sokmaya çalışmaktadır. Bir taraftan AB’ye girmeye çalışırken diğer taraftan da İran’daki dinci ve gerici mollalar rejimini çağrıştıran uygulamalarıyla siyasi iktidar, var olan kadın haklarını da yok etmek için elinden geleni yapmaktadır. Bu çelişki de AKP iktidarının çağdaşlaşma ve insan hakları konusunda ne kadar samimiyetsiz olduğunu göstermektedir.

Cumhuriyet devrimlerinin ışığında, eğitim ve bilimle aydınlanması gereken bir sistemde, toplumsal bir tıkanmada her türlü ayrımcılığı yıkmak yerine, “ötekileştirme” çabasına giriliyorsa, kadının toplumsal rolü bir yana, belki de öncelikli olarak eğitimin rolünü tartışmalıyız. Yaşadığımız süreçte toplumun kadına kurban, mağdur, töre ve namus simgesi olarak biçtiği geleneksel roller çerçevesinde, kadının erkeklere bağımlı olarak sunulmasının bir an önce önüne geçilmesi gerekmektedir. Bu bir insan hakları sorunu olup kadın-erkek ikileminde değil, insan boyutunda ele alınıp değerlendirilmelidir. Ümmet yerine birey ve yurttaş olabilmenin yolu buradan geçmektedir.

Eğitim-İş olarak, kadınların temsil biçimleri üzerine yeniden düşünmenin gerekliliğinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz. Kadının yaşam hakkını, psikolojik, toplumsal, sosyal ve cinsel açıdan zayıflığa, zekadan ve özgüvenden yoksunluğa, sadakatsizliğe indirgeyen bu söylemin; eğitim sistemi içinde dinsel kökenli tartışmalar başlatmak niyetinde olanların, fırsat eşitliğine sahip, özgürlükçü, laik ve demokratik bir ülke yaratma idealine darbe vurmak gayesinde oldukları ortadadır.

Çağdaş, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, sosyal yaşamın içinde yer alan, eğitimli, ekonomik özgürlüğünü kazanmış, özgüveni olan kadınlarıyla hedefine emin adımlarla ilerleyecektir. Aksi halde hep aksayarak yola devam etmek zorunda kalacaktır.

Yüksel ADIBELLİ
Genel Başkan

İlginizi çekebilecek benzer haberler...

Yorum Yapın!

Yorum ekleyebilir veya sitenizden GERİ İZLEME yapabilirsiniz. Yorumlardan haberdar olmak için RSS sistemine kayıt olabilirsiniz.

Lütfen spam yorum yapmayınız!

Yorumlarda resminizin görünmesi için GRAVATAR sistemine kayıt olmalısınız. .