KESK KARAMAN ŞUBELER PLATFORMU
Bizler, daha dün Zonguldak’ta toprağın altında kalan maden işçileri için; iş için; ekmek için; güvenceli çalışma koşulları için; özgürlük için; demokrasi için; baskısız, insan onuruna yaraşır bir yaşam için birlikteyiz. Haklarımız ve özgürlüklerimiz için dayanışma içindeyiz. Adalet, eşitlik, demokrasi ve sendikal haklarımız için omuz omuzayız. Türkiye’de emeğin kuşatılmışlığını kırmak için Grevdeyiz.
Bugün ülkemizde emekçilerin yarısı kayıt dışında, kuralsız, güvencesiz çalışıyor. Esnek çalışma biçimleri kural haline geliyor, 4-B, 4-C, 50-D uygulamalarına, kölelik düzenine mahkum ediliyor. Sendikasızlaştırma yaygınlaşıyor, sendikal örgütlenmenin önüne engel üzerine engel çıkarılıyor. Örgütlenen emekçiler işten atılıyor. Kendilerine sendika diyen; devlet güdümlü, işbirlikçi, artık sarı değil, sapsarı oldukları bugün kesinleşen kuruluşlar neredeler. Efendilerinden izin mi alamadılar? Neden emekçinin yanında olmak varken sokaktan, meydandan kaçıyorlar? Emekçiyi satan, verdikleri sözü yerine getirmeyenler, bunun hesabını emekçiye nasıl verecekler? Hangi yüzle hala sendikayız diyebilecekler? KESK burada, EĞİTİM SEN burada, SES burada, BES burada, TEKEL İŞÇİSİ burada.
Biz özgürlük, eşitlik, barış ve demokrasi istiyoruz. Başta madenler ve tersaneler olmak üzere, iş kazası adı verilen cinayetler önlenmiyor, önlenemiyor.
Maden kazalarının “kader” olarak görülmediği bir ülke istiyoruz. Yarınlarımıza güvenle bakmak için işsizliğin ve yoksulluğun kökünün kazınmasını istiyoruz. Tüm emekçilerin grevli toplu sözleşmeli sendikal haklarının anayasal güvenceye kavuşturulduğu bir ülke için sesimizi yükseltiyor, özgürlükten, eşitlikten, barış ve demokrasi taleplerimizden geri adım atmayacağımızı haykırıyoruz.
Değerli basın emekçileri,
Biz, sokaklarında linç çetelerinin hüküm sürdüğü bir ülke, ırkçı, ayrımcı, şoven, cinsiyetçi ideolojilerin kuşattığı bir devlet istemiyoruz.
Biz, üretenlerin, emekçilerin açlığa, işsizliğe, sefalete itildiği, örgütlenmeye çalışanların baskı gördüğü, hak arayanların şiddete maruz kaldığı bir ülke istemiyoruz.
Biz, emekçilerin % 41’inin güvencesiz, kayıtdışı çalıştırıldığı, özelleştimelere maruz bırakıldığı, taşeron sistemi adı altında kölelik ücretlerine zorlandığı, 10-12 saat çalışma saatlerinin normal görüldüğü bir ülke istemiyoruz.
Biz, milyonlarca emekçinin insanlık dışı bir asgari ücret dayatması altında yaşadığı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin paralı hale getirildiği, emeklilerin geçim sıkıntısından bezdirildiği bir ülke istemiyoruz.
Biz, tüm yasa ve uygulamaların sermayenin talepleri etrafında şekillendiği, her şeyin para ve piyasa mekanizmalarına terk edildiği bir ülkede yaşamak istemiyoruz.
Biz; Bu ülkenin emekçileri olarak sözümüz var, TEKEL direnişçilerine sözümüz var, işsizliğe, güvencesizliğe, örgütsüzlüğe boyun eğmeyeceğiz…
Değerli basın emekçileri,
1. Başta 4-B, 4-C, 50-D olmak üzere güvencesiz, kuralsız, esnek tüm istihdam uygulamalarından vazgeçilmesini ve bu alandaki yasal düzenlemelerin değiştirilmesini; İş güvencesinin çalışma yaşamında temel bir hak olarak uygulanmasını, Taşeronlaşma girişimlerine son verilmesini istiyoruz.
2. Çalışma hayatını düzenleyen yasaların ILO normlarına uyarlanmasını; Çalışanların örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılmasını; Kamu çalışanlarının grevli, toplu iş sözleşmeli sendika hakkının güvence altına alınmasını istiyoruz.
3. Avrupa Sosyal Şartı’nın örgütlenme ve toplu pazarlık hakkını düzenleyen 5. ve 6. maddelerine konulan çekincenin kaldırılmasını istiyoruz.
4. Kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldıracak her türlü yaklaşımdan vaz geçilmesini istiyoruz.
5. Parasız eğitim, parasız sağlık hizmeti istiyoruz.
6. Asgari ücretin “insanca yaşamaya yeterli ücret” olarak belirlenmesini istiyoruz.
7. Çalışma hayatının sözleşme biçimleri, çalışma süreleri ve ücret yönünden insan onuruna yakışır iş temelinde düzenlenmesi için gerekenlerin yapılmasını istiyoruz.
8. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin iş cinayetlerini de önleyecek şekilde yasal güvenceye kavuşturulmasını istiyoruz.
9. Sağlık hakkının temel insan hakkı kapsamında değerlendirilerek uygulamadaki katılım ve katkı payından vazgeçilmesini istiyoruz.
10. Hükümetin çalışma hayatıyla ilgili tüm konularda sendikaların görüş ve önerilerini dikkate almasını ve bu doğrultuda etkin girişimde bulunmasını istiyoruz.
11. Uygulanacak ekonomik politikaların sermayeye kaynak aktarımı yerine emekçiler için istihdam yaratacak yatırımlara yönlendirilmesini istiyoruz.
12. Herkese güvenceli iş, güvenli bir gelecek istiyoruz.
İşte bu yüzden bugün GREV’deyiz.
Özgür, eşitlikçi, barışçı demokratik bir ülkede yaşamak, çocuklarımıza onurlu bir gelecek sunmak için bugün GREV’deyiz!
Yaşasın 26 Mayıs Grevimiz
Yaşasın Emek ve Demokrasi Mücadelemiz!
Yaşasın KESK
KESK KARAMAN ŞUBELERİ ADINA
NAZİF ŞANLITÜRK
EĞİTİM SEN ŞUBE BAŞKANI
