Anasayfa / Basın Açıklamaları / Konfederasyonumuz KESK!‏

Konfederasyonumuz KESK!‏

Emekçi Memurların ilerici , antifaşist, yurtsever ve devrimci kesimleriyle birlikte iki yüz bini aşan (219,195 üye Temmuz 2010 ) kamu emekçisinin örgütlü olduğu konfederasyonumuz KESK, fiili ve meşru mücadele hattında gücünü seferber etmek yerine etkisiz protestolara, idare-i maslahatçı bir çizgiye saplanarak “Grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı” talebi için kazanma inanç ve kararlılığının açıkça görüldüğü bir süreç geliştirememesi, “ortak çalışanlar yasası” istemi gibi tüm emekçi bölüklerin istemini olan taleplerin adeta rafa kaldırıldığı bir sürece evirildi
Ücretlerle ilgili “görüşmeler” sorununda protestocu, biçimsel tepkilerle yetinerek sahip olduğu gücü ölü bir ağırlık haline getirdi. Örgütlenme enerjisi zayıfladı. Bir dönem “genel grev” çağrılarına üyelerinden üç kat fazla emekçi memurun cevap verdiği Konfederasyonumuzun yerini kendi üyelerini bile harekete geçirmede zorlanmaya başlayan, biri hariç (Kültür Sanat Sen) tüm iş kollarında yetkisini devlet güdümlü Türk Kamu-Sen’e ve Hükümet destekli Memur –Sen e kaptıran bir KESK aldı.
Aynı dönemde (son sekiz yıl) Türk Kamu-Sen ve hükümet destekli Memur-Sen ise örgütlülüklerini yaydılar. Üye sayılarını gözle görülür biçimde arttırdılar. Yapıları itibariyle her iki konfederasyon da emekçi memur hareketinin prangası oldular. Bu prangayı tespitle yemeyen KESK üst düzey yöneticileri “ortak eylem yapma”, “birliktelik oluşturma” adına işyeri örgütlemesindeki sevk ve idare kaybının yanı sıra, emekçi memur talepleri temelindeki kararlı mücadelesiyle üyeleri dışındaki emekçi memur kitlelerinde yarattığı ideolojik etkiyi de çar-çur etti, hatta bir noktada tüketti.
Bu durum, başta ilerici bölükleri olmak üzere emekçi memurların KESK’i geri çekmesinde değil, bizatihi KESK yönetiminin zihniyetinin ve çizgisinin ürünüdür. Hareketi ileriye doğru iten sınıf sendikacısı emekçi memurların temsilcilerini sendika ve konfederasyon yönetimlerinden dışlama ittifaklarında buluşan küçük burjuva reformistleri ve yurtseverler, sonunda birbiriyle dar grupçu rekabete vardılar. Demokratik emekçi memur hareketinin temel taleplerinin kazanılmasına dönük bir mücadele hattını değil de, yönetimleri paylaşmayı esas alan anlaşmalar yaparak KESK’İN tabandan gelen damarlarını tıkadılar.
Aynı dönemde,(2002-2010) Konfederasyonumuz her şeye rağmen toplumsal ve politik mücadelelere ilgisi taban basıncından kaynaklı sürdüre gelmiştir.. DİSK’le, demokratik kitle örgütleriyle, devrimci ve antifaşist gruplarla ortak platformlar oluşturarak, bazı süreçlerde özel bir politik ve moral değerler kazanan Ankara ve İstanbul mitinglerine, “herkese sağlıklı gelecek platformu” eylemlerine kitle seferberliği sağlayarak, emekçiler ve ezilenler cephesine kan taşımıştır. Bu pratik özgüven işlevi dışında, Konfederasyonumuzun üye ve kadrolarını kısmen de olsa diri tutmaya yaradığının dışında, toplumsal saygınlığımızda katkıda bulundu. Konfederasyonumuzun bu doğru mevzilenmeyi daha ileri hatlara taşıması, hem emekçi memur mücadelesi, hem de özgürlük, adalet, halklara eşitlik mücadelesi bakımından önemlidir.
Özellikle Konfederasyonumuzun toplumsal uyanışın zayıf olduğu pek çok taşra il ve ilçesinde 8 Mart, 1 Mayıs gibi enternasyonal mücadele günlerinin kutlanmasındaki katkısı, o il ve ilçelerdeki muhalefeti örme ve alan tutma pratikleri göz ardı edilemez.
Emekçi memur hareketinin yeni bir yükselişi ve atılım için, Konfederasyonumuzun, hareketi bir adım ileri götürmeyen protestoculuğu bir yana bırakan, “grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı” başta olmak üzere, temel ekonomik-demokratik talepleri meşru mücadeleyle ve ezilenlerin desteğiyle kazanma hattında mevzilenmesi gerekmektedir. Geride kalan yıllarda bu konuda sergilenen geriliklerin emekçi memur hareketini ve KESK’i hükümet ve devlet karşısında nasıl güçten düşürdüğü gözler önündedir. KESK’in üyelerinden daha büyük bir emekçi memur kitlesinin enerjisini işlevli ve verimli kılacak böyle bir mücadele, yalnızca demokratik emekçi memur hareketinin engeline dönüşen Türk Kamu-Sen ve Memur-Sen’in etkisini sınırlamak ve kırmakla kalmayacak, işçi sınıfı ve ezilenlerin zulme, inkâra, şovenizme ve emperyalizme karşı savaşımının emekçi memurlar içindeki kitle tabanını da genişletecektir.
Emekçi memur kitlesi içinde böyle bir mücadele için güçlü bir potansiyel enerji ve bunu açığa çıkarıp harekete geçirecek hazır güçler mevcuttur. Yan, yana gelerek, güç birliği yaparak Konfederasyonumuzun geleceğine de emekçi memurlarında geleceğine sahip çıkıp çıkamayacaklarını 2011 genel kurul süreçlerini izleyerek göreceğiz.
Göksel Rıza Özkan
Niğde Eğitim Sen Başkanı
KESK Niğde Sözcüsü

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir