Anasayfa / Basın Açıklamaları / Laik Eğitimden Bunu mu Anlıyorsunuz?

Laik Eğitimden Bunu mu Anlıyorsunuz?

 2009-04-02

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç’ın “Laik Eğitimden Bunu mu Anlıyorsunuz?” başlıklı basın açıklaması metnidir.

Bilindiği üzere AKP iktidarıyla birlikte Türkiye’de her alanda dinselleştirme faaliyetleri gözle görünür hale gelmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı bu faaliyetlerde merkezi bir üsse dönüştürülmeye çalışılmıştır. Türkiye’nin içinden geçtiği dönemi “dindarlaşma” olarak tanımlayan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in yaklaşımının da gözler önüne serdiği gibi, eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar da bu dinselleştirme projesinin dışında tutulmamış, aksine merkezi hale getirilmek istenmiştir.

Bu sürecin son yıllarda önemli uzantılarından birisi de, Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı yaygın-örgün eğitim öğretim kurumlarının da yer alması ve okullarda bu etkinliklerin gerçekleştirilmesinin merkezi olarak teşvik edilmesidir.

Bu durumun son örneği, Tokat’ın Zile ilçesinde Zile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen “2009 Yılı Kutlu Doğum Haftası” başlıklı resmi yazıdır. Yazıda “Hz. Peygamberin Hayatı” konulu bilgi yarışmasının 16.04.2009 tarihinde ilçe kapalı spor salonunda yapılacağı belirtilmektedir. Ancak temel sorunun yazının bu bilgiyi takip eden kısmında olduğu gözlerden kaçmamaktadır. İfade şöyledir: “Her okul üç öğrenci ile mutlaka katılacaktır.”

Son yıllarda ilçe milli eğitim müdürlüklerinden gelen yazılı izinlerle bilimsel ünvanı olmayan kişilere Yaratılışçılık konusunda okullarda ders saatlerinde konferanslar verdirildiği; öte yandan TÜBİTAK’ın Evrim ve Darwin konulu Bilim ve Teknik dergisini sansürlendiğinin açığa çıktığı, yine beşi profesör olmak üzere 6 TÜBİTAK bilimsel yayın editörünü görevden alan yetkilinin Akademik Yayınlar Müdürü İlahiyatçı bir araştırma görevlisi olduğunun görüldüğü bir ortamda, yukarıda ifade edilen dayatma daha da anlam kazanmaktadır. Her okulu en az üç öğrencinin katılımını sağlayacak şekilde bu yarışmaya katılmaya zorlamak, eğitim sisteminde gelinen noktayı bir kere daha gözler önüne seren baskıcı ve dayatmacı bir yaklaşımdır. Öte yandan ilgili yazının devamında, yarışmaya katılacak okulların Din Kültürü dersi öğretmenlerinin müdürlüğün toplantısına katılacakları ifade edilmektedir. Din Kültürü dersi öğretmenlerinin hangi nedenlere dayanarak bu toplantıya katılmalarının istendiği konusunda hiçbir açıklamanın olmamasının ise gerekçesi yoktur. Bilimsel, demokratik ve laik eğitimden yana olan Eğitim Sen olarak uyarıyoruz: Bakanlık olanaklarını siyasal projelerinizi gerçekleştirme yolunda seferber etmekten vazgeçiniz. Çocuklarımızdan ellerinizi çekiniz.
Kaynak:Eğitim-Sen

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

1 Yorum

  1. Dr. Ahmet AKMAZ

    Türkiye’de maalesef ezbere konuşma hat safhada bulunmaktadır. Bu yazı da onlardan biridir.
    Bunları teker teker ele almak istiyorum.
    1)
    “Bilindiği üzere AKP iktidarıyla birlikte Türkiye’de her alanda dinselleştirme faaliyetleri gözle görünür hale gelmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı bu faaliyetlerde merkezi bir üsse dönüştürülmeye çalışılmıştır.”
    Ben şahsen Türkiye’de bırakın “her alanda dinselleştirme faaliyetlerini” olan dinî anlayışın da AKP döneminde kaybolmakta olduğunu görüyorum.
    2)
    Okullarda “KUTLU DOĞUM HAFTASI KUTLAMASI” yapılması kadar tabii ne olabilir ki?! %99’u Müslüman olan bir ülkede yaşayan insanlar, inançlarının gereği peygamber olarak kabul ettikleri bir şahsın doğum haftasını neden kutlamasınlar ki?! Ancak AKP “KUTLU DOĞUM DOĞUM HAFTASI” kutlaması yapmamış; seçimler öncesinde seçim malzemesi yapmak için bu yola gitmiştir. Bazı kurumlar da AKP kazansın diye feryad u figan etmişlerdir.
    3)
    Evrim ve Darwin meselesi biz de maalesef, ilmî bir mesele değil de Yüce Türk Milleti’nin itikadına, örfüne, ananesine karşı durmanın bir simgesi olarak görülmekte ve de savunulmaktadır. Bu mesele ilim dünyasında terk edileli çok oldu ancak biz de hâlâ savunucularının bulunması biraz tuhaf.
    4)
    Artık şu “Bilimsel, demokratik, laik eğitim” diyerek insanları hayvanlaştırma inadından da vazgeçilmelidir. Hemen herkes biliyor ki hayvanlar şuurlu bir canlı olmadığı için inanç sahibi de değildirler. Adına ne derse desin dünya üzerinde bulunan hatta daha önce yaşamış olan insanların hepsinin şu veya bu şekilde bir inançları bulunmaktadır. Yazıda bahsedilen “Bilimsel, demokratik, laik eğitim” de bir inancın ürünüdür. Bazılarının zannettiği gibi inançsız insan bulunmaz. Mesela bir ateist ile beni kıyaslayalım.

    Ben, “Ben, Allah’ın varlığına inanıyorum.” derken bir ateist de “Ben, Allah’ın yokluğuna inanıyorum.” der. Yani onun da kendine göre bir inancı vardır. Artık hiç kimse kimseyi kandırmaya kalkışmasın. İnançlarda farklılıklar olabilir ancak dürüstlükte farklılık olamaz. Sadece ve sadece dürüst olmak ülkemizdeki birçok meseleyi kökünden halledecektir.

    Sevgi ve saygılarımla…03.04.2009

    Dr. Ahmet AKMAZ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir