Anasayfa / Basın Açıklamaları / MEB Halk Eğitimi Yöneticilerine Suç İşletiyor!

MEB Halk Eğitimi Yöneticilerine Suç İşletiyor!

İstanbul İl Mili Eğitim Müdürlüğü “İl Halk Eğitimi Planlama Toplantısı” yaptı. Güngören ilçesinde yapılan toplantı iki aşamalı olarak gerçekleştirildi. Halk Eğitimi Merkezlerinin yöneticileri ve İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin bir arada olduğu toplantının planlanış şekli zaman yönetimi konusunda İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız’ın vizyonuna uygundu. Avrupa ve Anadolu diye iki kısımdan oluşan mega metropolde toplantı için hangi yakaya geçerseniz geçin o günü bitmiş saymanız gerekir. Zaman yönetiminin anlam kazandığı yerdir İstanbul. Tabir caiz ise ikide bir “İl Milli Eğitim Müdürlüğünde toplantı var” denilmemesi gereken yerin adıdır İstanbul…

İstanbul’un trafik sorunu konusunda yeteri kadar konuşuluyor. Onun için trafik bu yazının konusu değildir. Atalarımızın “bir taşla iki kuş” sözüne uygun bir toplantı planlaması için İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Necati Özçolak ve Dr. Muammer Yıldız teşekkürü hak ediyor. Teşekkür edilmesi gereken bir diğer konu ise Halk Eğitimi Merkezi yöneticiliğinden en son yapılan müdür atamalarında İlköğretim ve Ortaöğretime geçen, ya da emekli olanlara teşekkür plaketi sunmayı düşünecek kadar ince ruhlu yaklaşımdır. Toplantıya dönecek olursak; açılış ve genel konular birlikte değerlendirildi. İkinci kısımda Halk Eğitimi Müdürleri Güngören Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğüne geçerken, İlçe Milli Eğitim Müdürleri otelde toplantıya devam ettiler.

Toplantının dilek ve temenniler kısmında ifade edilmeyen, önceki toplantılarda dikkat çektiğim fakat İl Mili Eğitim Müdürlüğü’nü aşan Bakanlığı, Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğünü, belki Talim Terbiye’yi ilgilendiren hususu gündeme getirmekte fayda var.

Okul Aile Birliği Formatı Halk Eğitimi Merkezlerine uymuyor!

Konunun ilgilisi olanların bileceği gibi eğitim kurumlarında mali kaynakların temini ve tasarrufu Okul Aile Birliği teşekkülü marifetiyle yapılmaktadır. Birliklerin “Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu” gibi üç organı vardır. Bu organlara katılım sağlamanın temel şartı “onur üyeliği” hariç veli ya da okul personeli olmaktan geçiyor.

Yönetmelik 7. Madde’de “okulda başarılı olarak görev yapmış okul müdürü, müdür yardımcısı, öğretmenler ile okula katkı sağlayan hayırsever ve mezunlara birlik yönetim kurulu kararı ile birlik onur üyeliği verilebilir. Onur üyesi genel kurula katılabilir, ancak birlik organlarında görev alamaz ve oy kullanamaz” demekte ve onur üyeliğini açıklamaktadır.

Okul Aile Birliği Yönetmeliği Madde 7: “Okul yöneticileri, öğretmenler ve veliler birliğin tabii üyesidir. Yönetici ve öğretmenin üyeliği, okulla ilişiğinin kesilmesi durumunda, velinin üyeliği ise öğrencinin okulla ilişiğinin kesilmesi hâlinde sona erer” der.

Örgün eğitim kurumlarında öğrenci velisi anlaşılabilir ve eğitim süresi günlük, haftalık, aylık, gibi zaman dilimleri ile değil öğretim yılı ile ifade edilebilir fakat; yaygın eğitimi yapılan kurumlarda kursiyer bazen günlük, bazen haftalık, bazen dönemlik, gibi kursun saatinin kapsadığı zaman diliminde gelmektedir. Yönetmelikte “velinin üyeliği ise öğrencinin okulla ilişiğinin kesilmesi hâlinde sona erer” ifadesinin yerine oturup oturmadığını ortadadır. Kaldı ki, yaygın eğitime devam edenlerin velisi çoğunlukla ya “Nine” ya da “Dede” dediğimiz aile büyüklerimizdir. Yaygın eğitim hizmeti alan kişinin kendisi yetişkindir ve yönetmelik göz önüne alındığında “kursiyer/öğrenci” birliğin üyesi değildir. Öyleyse ortada bir boşluk var ve herkes kendi ezberi üzerinden bir birlik teşekkül ettirerek yasal olarak uymasa da şekil olarak uydurmaya çalışmaktadır.

Yasal mevzuata oturmayan fakat şekil olarak kılıfına uydurmak için kullanılan yöntemler:

I.

Öğrencileri veli sayıp dönem başında birlik oluşturarak yıl sonuna kadar devam eden Aile Birliği yönetimi uygulaması… Bu uygulamada yük bir Öğretmen/ Usta Öğretici ve İlgili Müdür Yardımcısı tarafından çekilmektedir. Yapılan iş Aile Birliği’nde hedeflenen yükü ve riski yayma mantığına uymakta fakat yönetmeliğe aykırıdır.

II.

Öğrenci değişkenliği göz önüne alınarak devamlılık açısından Öğretmenler/ Usta Öğreticilerden müteşekkil bir Aile Birliği oluşturmak. Öğrencileri Genel Kurulda veli saymak ve şekli olarak hedeflenen amaca yaklaşmak.

III.

Aile Birliğine seçmek istenilen kişinin velisi olan birini her hangi bir kursa yazıp seçim yaptıktan sonra eğer düzen oturursa her yıl aynı kişiyi seçip işi bir şekilde formülüne uydurmak için ya kursa kursiyer yazmak ya da ne yapalım bu yönetmelik bize uymuyor bizde böyle yapıyoruz demek. Yoksa yaygın eğitimde üç dönemdir aynı kişi nasıl Aile Birliği Başkanı olur ki?

IV.

Aile Birliği olarak kursiyer, öğretmen, usta öğretici haricinde ilgili mahalde ikamet eden kişilerden Aile Birliği Yönetimi teşekkül ettirmek ve yönetmelik bizi kapsayamıyor. Ne yapalım maksat hâsıl oluyor işte şeklinde yaklaşanlar.

V.

Önceden Halk eğitimi Merkezleri dahil bütün kamu kurum ve kuruluşları içerisinde/bünyesinde bulunan dernekler hükümet tarafından kaldırıldı. Bu dernekler isim değiştirerek ……..Merkezini Koruma Kollama ve Yaşatma Derneği gibi isimlerle işlevselliğini koruyor. Eski mal varlıkları yeni derneklere kaydırılmış durumda. Dernekler Yasası’na tabii olan ve denetimi Milli Eğitim Müdürlüklerinin dışında olan bu kurumlara yapılan gayri resmi aktarmalar esnek hareket alanı oluşturuyor. Araçların/arabaların çoğunluğu bu kanalla legalleşiyor. Bu geçmişten kalan bir bakiye ve zamanla işlevselliği azalmıştır ama uygulamaları hala vardır.

Bu yazıya konu olan uygulamalar kesinlikle Halk Eğitimi Yöneticilerini zan altında bırakmak için yapılmamıştır. Böyle bir şeyi şahsımı tanıyanlar zaten bana yakıştırmazlar. Ben bu yapının yöneticileri zor durumda bıraktığını ifade ediyorum. Açık Öğretim için kayıt işlemlerinde kişi başına 5 TL alınıyor olması art niyetli bazı insanlara 10 bin öğrenci sirkülâsyonu olan yerlerle parmak hesabı yaptırıyor. Konuya vakıf insanların şikâyetleri yöneticilerimizin canını yakabilir demek istiyorum. Bakanlık kendi görevini tam olarak yapmazsa bu boşluğu fark etmezse kendi eliyle insanları zor duruma sokabiliyor demektir. Buna işaret etmek ve meşru uygulamaların aynı zamanda yasal olmasına katkı sunmak için konuyu önceki planlama toplantısında gündeme taşımıştım. Fakat mesafe alınmamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı Yönetmelikte revizyon yapmayarak Halk Eğitimi Merkezi yöneticilerini zora sokmakta ve adeta suç işletmektedir. Bu yazıda muhatap Milli Eğitim Bakanlığı merkez yöneticileridir. İlgilisine duyurulur.

01.03.2010

Ali YALÇIN / Sendikacı-Yönetici

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir