Anasayfa / Basın Açıklamaları / Mustafa Necati’nin Kemiklerini Sızlatan Şura

Mustafa Necati’nin Kemiklerini Sızlatan Şura

Kızılcahamam’da gerçekleştirilen 18. Milli Eğitim Şurasında kararlaştırılan 13 yıllık kesintisiz eğitim modeli Sayın Ahmet Gündoğdu’nun da konuşmalarınki satır aralarından anlaşıldığı gibi 28 Şubat kararlarının rövanş kararı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Şurada alınan bu kararın “devrimci şura” anlayışıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Futbol oyunu mantalitesiyle, ortaya tez atıp sonra uygulama zemini aramak, bu ülkenin geleceğine, çocuklarına yapılacak en büyük haksızlıktır. Bu güzel ülkemizin eğitim modeli; kulağı zil sesi işitmemiş, tebeşir tozu solumamış kimi eğitimciler ve programcılar tarafından yapılmamalıdır.

Öte yandan Alevi vatandaşlarımızın demokratik beklentileri göz önüne alınmadan, zorunlu olan “din kültürü ve ahlak bilgisi” dersinin daha yangın hale getirilmesi özellikle birinci, ikinci, üçüncü sınıfları kapsayacak kadar genişletilmesi, ana sınıflarına kadar inme olasılığını da ortaya koymaktadır. Bununla beraber İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ortaya konulan karma eğitimin delinmesi fikrine, Sayın Bakan Çubukçu’nun sempatiyle bakması, temelini 1926’larda Bakan Mustafa Necati’lerin koyduğu karara muhalefet edilmesi kaygı verici ve üzücüdür. 84 yıl önce bu konuda alınan kararın daha çağdaş, daha devrimci olduğu gün ışığı kadar bellidir.

Bu şura; dar mekân, dar zaman, darlaştırılmış katılım mantığıyla, Cumhuriyet’in Başkenti bir kenara bırakılarak gerçekleştirilmiştir. Çıkan kararlar Cumhuriyet kazanımları konusunda kaygı vericidir. Her ne kadar bu kararlar tavsiye niteliğinde olsa da, mevcut iktidar ve Eğitim Bir Sen’in ortak servisi olduğu anlaşılmaktadır. 2023 vizyonu 1926 yılında alınan devrimci kararların gerisinde kalmıştır.

Eğitim İş; Demokratik, çağdaş, laik, bilimsel eğitimden yana taraf olduğundan, gelişmeleri yakından takip edecek ve Milli Eğitimin temel unsurlarını ortadan kaldıracak her türlü hareketin karşısında demokratik ve hukuksal hakkını kullanacaktır.

Basına ve kamuoyuna saygılarımızla…

Eğitim İş Adana Şube Yönetim Kurulu Adına

İsa KAYADAN

Şube Başkanı

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

1 Yorum

  1. Eğitim meselesinde Yüce Atatürk’ün “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” düsturunu kendime temel ittihaz etmiş bir kişi olarak şartlanmalara yönelik her türlü değerlendirmeyi Yüce Türk milletinin âli menfaatlerine ters bulmuşumdur. Hâdiseleri tetkik ederken hemen bir ön kabulü öne sürer bütün tetkikatı buna göre yaparız. Ülke bütünlüğü açısından çok tehlikeli olan bu tavrımızdan vazgeçmek bir yana aklımıza bile getirmeyiz. Maalesef bu yazı da ön şartlanmalarla kaleme alınmış gibi gözükmektedir.

    Daha ilk paragrafta ilmîlikten hiç dem vurulmayıp mesele hemen “28 Şubat’ın rövanşı” olarak alınmış “devrimci şura anlayışından uzak” olduğu ile devam edilmiş. Acaba “28 Şubat’ın rövanşı” ve “devrimci şura anlayışından uzak” ile ne kastedilmiştir?

    İkinci paragrafta Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi’nin yaygınlaştırılacağından bahsedilmektedir ki maalesef koparılan bunca gürültüye rağmen okullarda dinin ya da ahlakın öğretildiğini söylemenin pek imkanı bulunmamaktadır. Zaten adından da bu anlaşılmaktadır. Aslında bu dersin adını, “Ayet ve Hadîslerle Süslenmiş Global Din Anlayışı” olarak değiştirsek muhtevası daha iyi anlaşılacaktır. Burada yapılan itiraz da zaten dersin adında geçen “din” terimine yapılmaktadır. Dersin muhtevası hakkında en ufak bir mütalaa yapılmayıp itiraz gerekçesi olarak 1926’da Bakan Mustafa Necati’nin koyduğu prensiplerle uyuşmaması ileri sürülmektedir.

    Bu paragrafta söz konusu edilen karma eğitimin de ilmî dayanağından hiç mi hiç söz edilmediğini görmekteyiz. Yapılan itiraz da bir üst paragrafta açıklamaya çalıştığımız gerekçelerden farklı değildir.

    Son paragrafta da Eğitim İş’in “Demokratik, çağdaş, laik, bilimsel eğitimden yana taraf olduğundan” dem vurulmaktadır ancak bu kelimelere ne gibi mânâ yüklendiğinin izah edilmesi gerekmektedir. Yoksa bu kelimeler, ön şartlanmamızı ortaya koymaktan başka bir işe yaramayacaktır. “Milli Eğitimin temel unsurlarını ortadan kaldıracak her türlü hareketin karşısında demokratik ve hukuksal hakkını kullanacaktır.” cümlesinin ne mânâyı havi olduğu ise tam anlamıyla bir muammadır.

    Türkçemizde asıl niyeti gizlemek maksadını anlatmak için “TAKIYYE” tabiri kullanılmaktadır. Bu yazıyı bir cümle ile ifade edecek olursak; baştan sona takıyye koktuğunu söylemek mümkündür.

    Dr. Ahmet AKMAZ
    Türk Eğitim-Sen
    Antalya/Döşemealtı İlçe Temsilcisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir