Anasayfa / Basın Açıklamaları / Öğretmenlerin En Büyük Sorunu; Ekonomik Sefalet ve Siyasi Kadrolaşma

Öğretmenlerin En Büyük Sorunu; Ekonomik Sefalet ve Siyasi Kadrolaşma

24 Kasım 2010 Çarşamba günü ülke genelinde öğretmenler günü kutlanacak. Bu günden dolayı sevinç, övünç ve kıvanç duyuyoruz. Ancak sevincimiz, övüncümüz ve kıvancımız da buruk. Çünkü sekiz yıldan beri öğretmenlerin özlük hakları gasp edilmekte ve Afrika standartlarında bir ücretle çalıştırılmakta ve dahası köle muamelesine tabi tutulmaktadır.

Hâlbuki biz eğitim çalışanları, öğretmenler gününü, yalnız kutlanan bir gün değil, aynı zamanda eğitim çalışanlarının sorunlarının gündeme taşındığı ve köklü çözümlerin bulunduğu bir gün olarak görmek istiyoruz. Çünkü 2010 yılını geride bırakmaya çok az bir zamanın kaldığı bu günlerde; eğitim çalışanlarının ekonomik, sosyal, özlük ve mesleki sorunları giderek büyümekte ve içinden çıkılmaz bir girdaba dönüşmeye başlamış bulunmaktadır.
Eğitim çalışanlarının en büyük sorunu; ekonomik sefalet ve siyasi kadrolaşma sorunudur. Nitekim 8 yıllık bu iktidar döneminde öğretmenlerin kazanılmış bütün hakları yok sayılmış, hiçbir deneyimi ve tecrübesi olmayan ve hiçbir sınavı kazanamamış kişiler okul müdürü, okul müdür yardımcısı, il veya ilçe milli eğitim müdürü ve şube müdürü olarak atanmışlardır. Mahkemeler bu uygulamaların tamamına yakınını bozmakla birlikte, Milli Eğitim Bakanı ısrarla ve inatla hak gaspını gerçekleştirmek için yoğun bir gayret sarf etmekte ve dahası mahkeme kararlarını uygulamayarak resmen hak ve hukukun ayaklar altına alınmasına seyirci kalmaktadır.
Ülke genelinde MEB bağlı okul ve kurumlarda 20 bine yaklaşan sayıda geçici yönetici bulunmaktadır. Türkiye bu anlamda vekâletler cennetine dönüşmüş bulunmaktadır. Bu durum eğitimin başarısını düşürdü, çalışanların huzurunu kaçırdı, iş barışını bozdu ve çalışanların yöneticilere güvenini azalttı. Hâlbuki eğitimin amacı İnsanların mutluluğunu sağlamaktır.
Bu iktidar döneminde öğretmenler ve üniversite akademik personeli yoksulluk sınırının altında, Üniversite ve Milli Eğitimdeki idari personel de açlık sınırının altında maaş almaya devam etmektedir.
Nitekim 2010 Ekim ayı sonu itibariyle ülkemizde 4 kişilik bir ailenin Yoksulluk Sınırı (Asgari Geçim Haddi) 3.012,21 TL, tek kişinin Açlık Sınırı da 1.500,36 TL’dir. Buna karşılık eğitim çalışanlarının aldığı maaş da şöyledir:
ÖĞRETMENLERİN MAAŞI EK DERS ÜCRETİ İLE BİRLİKTE ORTALAMA 1400-1700 YTL arasında değişmektedir. Üniversitelerde çalışan öğretim elemanlarına gelince; Beş yıllık profesörlerin dışındaki bütün öğretim elemanlarının maaşı yoksulluk sınırının altındadır. MEB VE Üniversitelerdeki memurların tamamı da açlık sınırının altında bir maaşa mahkum edilmiştir.
Ülkemizdeki eğitim çalışanları, OECD ( Ekonomik ve Kalkınma İşbirliği Teşkilatı) üyesi ülkelerdeki meslektaşlarıyla mukayese edildiğinde, onlardan daha fazla çalışmakta, daha çok öğrenci okutmakta, ancak onlardan 3 ila 10 kat daha az maaş almaktadır

Sözleşmeli ve Ücretli Öğretmen Köleliği
Ülkemizde dört farklı statüde öğretmen istihdam edilmektedir ki, bunlar kadrolu, sözleşmeli, vekil ve ücretli öğretmenlerdir. Sözleşmeli, vekil ve ücretli öğretmenlerin iş güvencesi bulunmamakta ve bunlar köle gibi çalıştırılmaktadır. Nitekim 100 binin üzerindeki ücretli öğretmenler ayda 400-700 YTL arasındaki bir ücretle karın dokluğuna çalıştırılmaktadır. Bu durum kölelikten başka ne anlama gelmektedir?

Öğretmen Açığı
Bugün ülkemiz gerçekleri göz önüne alınarak değerlendirildiğinde en az 150 bin öğretmen açığı olduğu görülecektir. Nitekim sadece İstanbul’da 35 bin ila 40 bin arasında acilen öğretmene ihtiyaç bulunmaktadır. MEB’in yılsonuna doğru almayı planladığı 30 bin öğretmen, İstanbul’un öğretmen ihtiyacını karşılamaktan bile uzaktır. OECD ülkeleriyle kıyaslandığında, ideal sınıf sayısı ve sınıf başına düşmesi gereken öğrenci sayısı bakımından değerlendirdiğimizde öğretmen açığının ilköğretim ve ortaöğretimde toplam 250 binden daha fazla olduğu ortaya çıkmaktadır.
Sonuç Yerine…
Ülkemizde ne yazık ki bu yıl da öğretmenler günü buruk kutlanmaktadır. Çünkü öğretmenlerimiz gerek maddi ve özlük, gerekse sosyal açısından hak ettikleri konumda değildir. Öğretmen atamaları, öğretmen açığını kapatmaktan uzaktır, atama bekleyen öğretmen adayları büyük bir hüsran içindedir.

Görüldüğü üzere, Öğretmenler Gününde bile, öğretmenlere reva görülen ücretle işkence yapılmakta ve özlük hakları gasp edilerek zulme maruz bırakılmaktadır. Kanunlarımıza ve insan haklarına aykırı olan bu insanlık dışı uygulamaların bir an önce sona erdirilmesi dileğiyle bütün eğitim çalışanlarının öğretmenler günü kutlu olsun.

Türk Eğitim-Sen
İstanbul Bölge Başkanı
Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir